<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Forum Bizde Blog - Dini Genel Bilgiler]]></title>
		<link>https://forum.bizdeblog.com/</link>
		<description><![CDATA[Forum Bizde Blog - https://forum.bizdeblog.com]]></description>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 03:08:41 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Terviye günü yapılanlar]]></title>
			<link>https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=34260</link>
			<pubDate>Thu, 05 Jun 2025 10:40:18 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.bizdeblog.com/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=34260</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sual: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Terviye günü diye ne zamana denir ve bu günde neler yapılmaktadır?</span></span><br />
 <br />
Cevap: Zilhicce ayının sekizinci gününe, Terviye günü denir. Arefe günündenden önceki gündür. Hacıların sabah namazını kıldıktan sonra, topluca Mekke'den Minâ'ya doğru hareket ettikleri gündür.<br />
 <br />
Bu güne Terviye denmesinin sebebi, hacca gidenler umumiyetle bu günde susuz bir sahayı geçmeye hazırlık olmak üzere hayvanlarını bol bol suladıkları ve zemzem suyundan çokça içip kandıkları ve yanlarına gerektiği kadar su aldıkları ve böylece Minâ'ya hareket ettikleri veya Terviye diye adlandırılmasının sebebi, hacılar o günde develeri suya kandırdıkları yani suladıkları içindir. Hadis-i şerifte; (Bir Müslüman, Terviye günü oruç tutarsa ve günah söz söylemezse, Allahü teâlâ, onu elbette Cennete sokar) buyuruldu.<br />
 <br />
Terviye günü sabah namazından sonra, hacıların, Arafat'a gitmek için Mekke'den çıkmalarının haccın sünnetlerinden olduğu, İbn-i Âbidînde yazılıdır.<br />
 <br />
Sual: Ramazan ayında olduğu gibi, hac ve kurban ibadetlerini yerine getirirken de Zilhicce ayının hilalini görmek gerekir mi?<br />
 <br />
Cevap: Konu ile alakalı olarak İbni Âbidînde deniyor ki:<br />
 <br />
“Ramazan ayının birinci gününü anlamakta takvimlere güvenilmemelidir, buyurdular. Çünkü oruç, gökte yeni ayı görmekle farz olur. Peygamber efendimiz; (Hilali görünce oruca başlayınız!) buyurdu. Hâlbuki hilalin doğması, görmekle değil, hesapladır ve hesap sahih olup, hilal, hesabın bildirdiği gecede doğar. Fakat, o gece görülmeyip, bir gece sonra görülebilir ve oruca, hilalin doğduğu gece değil, görüldüğü gece başlamak lazımdır. Çünkü İslamiyet böyle emir buyurmuştur.”<br />
 <br />
Gökte, ramazan hilalini aramak, bir ibadettir. Görülüyor ki, ramazanın başlangıcını önceden haber vermek, İslamiyeti bilmemek alametidir. Kurban Bayramı'nın birinci günü de, Zilhicce ayının hilalini görmekle anlaşılır. Zilhicce ayının dokuzuncu Arefe günü, hesapla, takvimle anlaşılan gün veya bundan bir gün sonra olur. Bundan bir gün önce Arafât'a çıkanların hacları sahih olmuyor.<br />
 <br />
Sual: Namaz kılmakta olana, Kur’ân-ı kerim okuyana ve Cuma günü camide hutbe okuyan hocaya selam verilebilir mi?<br />
 <br />
Cevap: Namaz kılmakta olana, Kur’ân-ı kerim okuyana ve Cuma günü hatip efendiye hutbe okurken, bunlar bu hâlde iken selam verilmez.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Osman Ünlü</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sual: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Terviye günü diye ne zamana denir ve bu günde neler yapılmaktadır?</span></span><br />
 <br />
Cevap: Zilhicce ayının sekizinci gününe, Terviye günü denir. Arefe günündenden önceki gündür. Hacıların sabah namazını kıldıktan sonra, topluca Mekke'den Minâ'ya doğru hareket ettikleri gündür.<br />
 <br />
Bu güne Terviye denmesinin sebebi, hacca gidenler umumiyetle bu günde susuz bir sahayı geçmeye hazırlık olmak üzere hayvanlarını bol bol suladıkları ve zemzem suyundan çokça içip kandıkları ve yanlarına gerektiği kadar su aldıkları ve böylece Minâ'ya hareket ettikleri veya Terviye diye adlandırılmasının sebebi, hacılar o günde develeri suya kandırdıkları yani suladıkları içindir. Hadis-i şerifte; (Bir Müslüman, Terviye günü oruç tutarsa ve günah söz söylemezse, Allahü teâlâ, onu elbette Cennete sokar) buyuruldu.<br />
 <br />
Terviye günü sabah namazından sonra, hacıların, Arafat'a gitmek için Mekke'den çıkmalarının haccın sünnetlerinden olduğu, İbn-i Âbidînde yazılıdır.<br />
 <br />
Sual: Ramazan ayında olduğu gibi, hac ve kurban ibadetlerini yerine getirirken de Zilhicce ayının hilalini görmek gerekir mi?<br />
 <br />
Cevap: Konu ile alakalı olarak İbni Âbidînde deniyor ki:<br />
 <br />
“Ramazan ayının birinci gününü anlamakta takvimlere güvenilmemelidir, buyurdular. Çünkü oruç, gökte yeni ayı görmekle farz olur. Peygamber efendimiz; (Hilali görünce oruca başlayınız!) buyurdu. Hâlbuki hilalin doğması, görmekle değil, hesapladır ve hesap sahih olup, hilal, hesabın bildirdiği gecede doğar. Fakat, o gece görülmeyip, bir gece sonra görülebilir ve oruca, hilalin doğduğu gece değil, görüldüğü gece başlamak lazımdır. Çünkü İslamiyet böyle emir buyurmuştur.”<br />
 <br />
Gökte, ramazan hilalini aramak, bir ibadettir. Görülüyor ki, ramazanın başlangıcını önceden haber vermek, İslamiyeti bilmemek alametidir. Kurban Bayramı'nın birinci günü de, Zilhicce ayının hilalini görmekle anlaşılır. Zilhicce ayının dokuzuncu Arefe günü, hesapla, takvimle anlaşılan gün veya bundan bir gün sonra olur. Bundan bir gün önce Arafât'a çıkanların hacları sahih olmuyor.<br />
 <br />
Sual: Namaz kılmakta olana, Kur’ân-ı kerim okuyana ve Cuma günü camide hutbe okuyan hocaya selam verilebilir mi?<br />
 <br />
Cevap: Namaz kılmakta olana, Kur’ân-ı kerim okuyana ve Cuma günü hatip efendiye hutbe okurken, bunlar bu hâlde iken selam verilmez.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Osman Ünlü</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Arefe günü ve teşrik tekbirleri]]></title>
			<link>https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=34259</link>
			<pubDate>Thu, 05 Jun 2025 10:35:49 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.bizdeblog.com/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=34259</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arefe günü ve teşrik tekbirleri</span></span><br />
<br />
Arefe; Zilhicce ayının dokuzuncu günü, Kurban Bayramı'ndan önceki güne verilen isimdir.<br />
 <br />
Sual: Arefe diye hangi güne denir ve bu günün önemi, özelliği, fazileti nedir?<br />
 <br />
Cevap: Arefe; Zilhicce ayının dokuzuncu günü, Kurban Bayramı'ndan önceki güne verilen isimdir. Başka günlere Arefe denmez. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<br />
(Arefe gününe hürmet ediniz! Çünkü Arefe, Allahü teâlânın kıymet verdiği bir gündür.)<br />
 <br />
(Arefe günü bin İhlas okuyanın bütün günahları affolur ve her duası kabul olur. Hepsini Besmele ile okumalıdır.)<br />
<br />
(Arefe gecesi ibadet edenler, Cehennemden azad olur.)<br />
<br />
(Arefe günü oruç tutanların, iki senelik günahları affolur. Biri, geçmiş senenin, diğeri, gelecek senenin günahıdır.)<br />
 <br />
Arefe günü Allahü teâlâ, Arafât'ta vakfe yapan hacılardan razı olur ve meleklere karşı övünerek;<br />
<br />
(Bunlar ne isterler ki işlerini bırakıp burada toplandılar) buyurduğu, İmam-ı Müslimin naklettiği hadis-i şerifte bildirilmektedir.<br />
 <br />
Haccın farzlarından biri de Arefe günü Arafât'ta öğle ve ikindi namazlarından sonra bir miktar vakfeye durmaktır. Arefe günü veya gecesi Arafât'ta bulunmayanın veya Arafât'tan geçmeyen hacı olamayacağı, İbn-i Âbidîn ve Mevkûfât kitaplarında bildirilmektedir.<br />
 <br />
Peygamber Efendimiz, meşhur 'Veda Hutbesi'ni Arafat'ta okudu. Âdem aleyhisselam ile Havva validemiz yeryüzüne indirilince Arafat'ta buluştular. Bir rivayette buraya bu yüzden buluşup, tanışmak manasına Arafat denmiştir.<br />
 <br />
Sual: Teşrik tekbirleri ne zaman başlamakta ve hangi vakte kadar devam etmektedir?<br />
 <br />
Cevap: İmâmeyne göre, Arefe günü, yani Kurban Bayramından önceki gün sabah namazından, dördüncü günü ikindi namazına kadar, yirmiüç vakitte hacıların ve hacca gitmeyenlerin, erkek kadın herkesin, cemaat ile kılsın, yalnız kılsın, farz namazda veya bu bayramdaki farzlardan birini, yine bu bayram günlerinden birinde kaza edince, selam verir vermez, 'Allahümme entesselam...' demeden, bir kerre Tekbîr-i teşrîk okuması vaciptir.<br />
 <br />
“Allahü ekber, Allahü ekber. Lâ ilâhe illallah. Vallahü ekber, Allahü ekber ve lillahil-hamd” denir.<br />
 <br />
Cuma namazlarından sonra da okunur. Bayram namazından sonra okumak müstehaptır. Cenaze namazından sonra okunmaz. Camiden çıkdıktan veya konuştuktan sonra okumak lazım değildir. İmam, tekbiri unutursa, cemaat terk etmez. Erkekler yüksek sesle okuyabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Osman Ünlü Hoca</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arefe günü ve teşrik tekbirleri</span></span><br />
<br />
Arefe; Zilhicce ayının dokuzuncu günü, Kurban Bayramı'ndan önceki güne verilen isimdir.<br />
 <br />
Sual: Arefe diye hangi güne denir ve bu günün önemi, özelliği, fazileti nedir?<br />
 <br />
Cevap: Arefe; Zilhicce ayının dokuzuncu günü, Kurban Bayramı'ndan önceki güne verilen isimdir. Başka günlere Arefe denmez. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<br />
(Arefe gününe hürmet ediniz! Çünkü Arefe, Allahü teâlânın kıymet verdiği bir gündür.)<br />
 <br />
(Arefe günü bin İhlas okuyanın bütün günahları affolur ve her duası kabul olur. Hepsini Besmele ile okumalıdır.)<br />
<br />
(Arefe gecesi ibadet edenler, Cehennemden azad olur.)<br />
<br />
(Arefe günü oruç tutanların, iki senelik günahları affolur. Biri, geçmiş senenin, diğeri, gelecek senenin günahıdır.)<br />
 <br />
Arefe günü Allahü teâlâ, Arafât'ta vakfe yapan hacılardan razı olur ve meleklere karşı övünerek;<br />
<br />
(Bunlar ne isterler ki işlerini bırakıp burada toplandılar) buyurduğu, İmam-ı Müslimin naklettiği hadis-i şerifte bildirilmektedir.<br />
 <br />
Haccın farzlarından biri de Arefe günü Arafât'ta öğle ve ikindi namazlarından sonra bir miktar vakfeye durmaktır. Arefe günü veya gecesi Arafât'ta bulunmayanın veya Arafât'tan geçmeyen hacı olamayacağı, İbn-i Âbidîn ve Mevkûfât kitaplarında bildirilmektedir.<br />
 <br />
Peygamber Efendimiz, meşhur 'Veda Hutbesi'ni Arafat'ta okudu. Âdem aleyhisselam ile Havva validemiz yeryüzüne indirilince Arafat'ta buluştular. Bir rivayette buraya bu yüzden buluşup, tanışmak manasına Arafat denmiştir.<br />
 <br />
Sual: Teşrik tekbirleri ne zaman başlamakta ve hangi vakte kadar devam etmektedir?<br />
 <br />
Cevap: İmâmeyne göre, Arefe günü, yani Kurban Bayramından önceki gün sabah namazından, dördüncü günü ikindi namazına kadar, yirmiüç vakitte hacıların ve hacca gitmeyenlerin, erkek kadın herkesin, cemaat ile kılsın, yalnız kılsın, farz namazda veya bu bayramdaki farzlardan birini, yine bu bayram günlerinden birinde kaza edince, selam verir vermez, 'Allahümme entesselam...' demeden, bir kerre Tekbîr-i teşrîk okuması vaciptir.<br />
 <br />
“Allahü ekber, Allahü ekber. Lâ ilâhe illallah. Vallahü ekber, Allahü ekber ve lillahil-hamd” denir.<br />
 <br />
Cuma namazlarından sonra da okunur. Bayram namazından sonra okumak müstehaptır. Cenaze namazından sonra okunmaz. Camiden çıkdıktan veya konuştuktan sonra okumak lazım değildir. İmam, tekbiri unutursa, cemaat terk etmez. Erkekler yüksek sesle okuyabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Osman Ünlü Hoca</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Halîlullah Olmanın Sırrı: Fedakârlık ve Kurban Şuuru]]></title>
			<link>https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=34258</link>
			<pubDate>Thu, 05 Jun 2025 10:10:01 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.bizdeblog.com/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=34258</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Halîlullah Olmanın Sırrı: Fedakârlık ve Kurban Şuuru</span></span><br />
<br />
Allah'ın (c.c) halili, dostu olmanın sırrı nedir? Hz. İbrahim'i (a.s) bu müstesnâ mevkie eriştiren 3 husus nedir? Hz. İbrahim'i (a.s) evlât imtihanında nasıl bir duruş sergiledi? Hazret-i İbrahim’in fedâkârlığının bereketi ve İbrahimce kurban şuuru...<br />
<br />
Hazret-i İbrahim, «Halîlullah / Allâh’ın Halîli, dostu» olma şerefine mazhar olan tek peygamberdir. Onu, bu müstesnâ mevkie eriştiren de; gönle taht kuran üç husustan, can, mal ve evlâttan, huzur ve teslîmiyet içinde fedâkârlık edebilmesi olmuştur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İlk imtihan candan oldu.</span></span><br />
<br />
İbrahim -aleyhisselâm-, kavminin şenliğe gittiği bir gün, puthâneye gidip putları kırmıştı. Daha önce de putlar aleyhinde konuştuğu için, kendisini yakalayıp sorgulayacaklarını ve cezalandırmak isteyeceklerini biliyordu. Bu tehlikeli hareketi, her şeyi göze alarak yapmıştı.<br />
<br />
Gerçekten de onu kavmin önüne getirip sorguladılar. O da bunu fırsat bilerek, putların acziyetini, konuşamamalarını, kendilerine zarar veren bir insana mânî olamamalarını onlara itiraf ettirmiş oldu. Canı pahasına muazzam bir tebliğde bulunmuş oldu.<br />
<br />
Bu acziyet itirafına rağmen, İbrahim -aleyhisselâm-’ı yakarak cezalandırmaya karar verdiler. Devâsâ bir ateş yaktılar. Nemrut’un emriyle, onu mancınıkla bu ateşe attılar. Allah yolunda canından geçmiş olan, yanmayı göze almış olan Hazret-i İbrahim, bu esnada meleklerden gelen yardım tekliflerini;<br />
<br />
“Ateşi ancak yakan söndürür!” diyerek reddetti;<br />
<br />
“Allah bana yeter!” dedi. Huzur içinde şehâdete yürüdü.<br />
<br />
Lâkin Allah Teâlâ, ateşi gülzâr eyledi. Böylece putperest kavme bir kere daha, gittikleri yolun bâtıl olduğunu göstermiş oldu.<br />
<br />
Hazret-i Mevlânâ der ki:<br />
<br />
“Sende İbrahimlik varsa korkma. Ateş İbrahimleri tanır, yakmaz…”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sırada mal imtihanı vardı.</span></span><br />
<br />
Hazret-i İbrahim, koyun sürülerine sahip olmuştu. Mal imtihanı için yanına beşer sûretinde Cebrâil -aleyhisselâm- geldi ve ondan bu koyunları istedi. Hazret-i İbrahim, Allâh’ı zikretmesi karşılığında hepsini ona vereceğini söyledi. Yani malı, hakkı tebliğ yolunda bir malzeme olarak değerlendirdi.<br />
<br />
Cebrail -aleyhisselâm-; kendisini tanıtıp bunun bir imtihan olduğunu belirttikten sonra, Hazret-i İbrahim, bu malları yine de geri almadı, Allah yolunda vakfetti.<br />
<br />
Son imtihan evlât imtihanıydı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EVLÂT İMTİHANI</span></span><br />
<br />
Hazret-i İbrahim; hak dîni tebliğ ediyor, ancak ona neredeyse kimse îmân etmiyordu. Sadece yeğeni Lût ve kavminden pek az kişi ona inanmıştı. Nesil endişesiyle Hakk’a ilticâ etti;<br />
<br />
“–Yâ Rabbî, bana sâlih evlâtlar lutfet!” (es-Sâffât, 100) diye yalvardı. Âyet-i kerîmede niyâzının kabulü şöyle ifade edildi:<br />
<br />
“İşte o zaman, Biz ona (İbrahim’e) halîm bir oğul (İsmail’i) müjdeledik.” (es-Sâffât, 101)<br />
<br />
Cenâb-ı Hak, bir rüya ile Hazret-i İbrahim’e evlâdını kurban etmesini işaret etti. Rüyanın üç kere tekrarlanmasıyla, Hazret-i İbrahim bunun bir emr-i ilâhî olduğunu iyice anladı. Zira peygamberlerin rüyaları da vahiydir.<br />
<br />
Bu muazzam kurban emrini oğluna da anlattı. O da büyük bir teslîmiyet içinde kabul etti. Âyet-i kerîmede şöyle beyan buyurulur:<br />
<br />
“(İsmail,) babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince (babası);<br />
<br />
«–Yavrucuğum, rüyada seni kurban ettiğimi görüyorum; bir düşün, (buna) ne dersin?» dedi.<br />
<br />
O da cevâben;<br />
<br />
«–Babacığım, sen emrolunduğun şeyi yap! İnşâallah beni sabredenlerden bulursun!» dedi.” (es-Sâffât, 102)<br />
<br />
Daha önce can ve malını Hak yolunda fedâ eden Hazret-i İbrahim, evlâdını da fedâ etmeye hazırdı. Çünkü Cenâb-ı Hakk’a olan muhabbeti, evlâdına olan muhabbetten öndeydi.<br />
<br />
Lâkin Cenâb-ı Hakk’ın murâdı, onun evlâdını kesmesi değildi, fedâ edebilecek derecede kalbini, «muhabbetullah»tan gayrı sevgilerden tasfiye etmesiydi. Bu sebeple, İsmail -aleyhisselâm- yerine, gökten bir koç indirildi ve kurban edildi.<br />
<br />
Âyet-i kerîmede şöyle anlatılır:<br />
<br />
“Her ikisi de teslim olup, (İbrahim) onu alnı üzerine yatırınca;<br />
<br />
«–Ey İbrahim, rüyayı gerçekleştirdin. Biz muhsinleri böyle mükâfatlandırırız. Bu gerçekten çok ağır (çok zor) bir imtihandır.» diye seslendik.” (es-Sâffât, 103-106)<br />
<br />
“Biz oğluna bedel, ona büyük bir kurban verdik. Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık;<br />
<br />
«–İbrahim’e selâm!» dedik. (İşte) Biz muhsinleri böyle mükâfatlandırırız. Çünkü O, bizim mü’min kullarımızdandı.” (es-Sâffât, 107-111)<br />
<br />
Hazret-i İbrahim; can, mal ve evlât imtihanlarını geçerek Halîlullah oldu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">FEDÂKÂRLIĞIN BEREKETİ</span></span><br />
<br />
Âyet-i kerîmede geçtiği üzere; Hazret-i İbrahim’in âhirzaman ümmeti arasında da nâmı büyük oldu:<br />
<br />
Bugün ümmet-i Muhammed, her namazın sonunda meâli şu ifadeler olan salât ile duâ etmektedir:<br />
<br />
“Allâh’ım! İbrahim’e ve âline rahmet ettiğin gibi Muhammed’e ve âline de rahmet et. Şüphesiz Sen, övülmeye lâyık ve yücesin.<br />
<br />
Allâh’ım! İbrahim’e ve âline hayır ve bereket lutfettiğin gibi Muhammed’e ve âline de hayır ve bereket ihsân et. Şüphesiz Sen, övülmeye lâyık ve yücesin!” (Bkz. Buhârî, Deavât, 32; Tirmizî, Vitir, 20; İbn-i Mâce, İkâme, 25)<br />
<br />
İsmail -aleyhisselâm- da küçük yaşta büyük bir teslîmiyet ve sabır imtihanı verdi. Babasıyla beraber bu iki peygamberin sulbünden, neslinden Hazret-i Fahr-i Âlem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- geldi. Yani Habîbullâh’ın / Allâh’ın sevgilisi olan Âhirzaman Nebî’sinin ataları, bu büyük fedâkârlığı gösteren peygamberler oldu.<br />
<br />
Sırf bu iki husûsa baktığımızda, fedâkârlığın Allah katında ne büyük bir semeresi olduğunu görürüz.<br />
<br />
Hac ve kurban bayramı da bu büyük hâdisenin hâtıralarını kıyâmete kadar taşımaktadır.<br />
<br />
Hacdaki şeytan taşlama ibâdetimiz; Hazret-i İbrahim, Hazret-i İsmail ve Hacer Vâlidemiz’in, Hak yolundaki fedâkârlığı baltalamak isteyen şeytanı taşlamalarını temsil eder. Bizler sadece eûzü çekmekle ve hacdaki temsilî taş atmakla kalmamalı, hayatımızın her safhasında, şeytanın vesveselerini taşlamalıyız. Yani onun vesvese ve iğvâlarına kulak tıkayarak, onu uzaklaştıracak feyiz ve rûhâniyet dolu zikir, ibâdet ve fedâkârlıklara yönelmeliyiz.<br />
<br />
Kurban bayramı da, fedâkârlığın ehemmiyetini ifade eden bir başka hakikattir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dînimizde senede iki bayram lutfedilmiştir:</span></span><br />
<br />
    Ramazan Bayramı, takvâ ile yaşanan bir ayın sonunda ikrâm edilir. Ramazan, bir kulluk tâlîmi, bayram da onun şehâdetnâmesidir. Bunun ömre teşmili, kulluk içinde bir ömrün sonunda, hüsn-i hâtime içinde bir son nefes bayramına erişebilmektir.<br />
<br />
    Kurban Bayramı da, Allah için yapılan fedâkârlıkların kulu Hakk’a yaklaştıracağını, O’na dostlukta mesafe kazandıracağını temsil eder.<br />
<br />
Bayramlar tatil günleri değil; bu hakikatleri tefekkür ederek içtimâîleşmek, başta anne-baba ve akrabalar olmak üzere, komşu, eş ve dostun hatırlarını sormak, serviler âlemini yani kabirleri ziyaret etmek, bilhassa da kimsesizleri, fakirleri ve yoksulları, ikramlarla sevindirmek için bahşedilmiş günlerdir.<br />
<br />
Hakikaten, dünya ve içindekiler değersizdir. Onun yegâne değeri, kulu Allâh’a yaklaştırmada vasıta olabildiği kadardır.<br />
<br />
Hâfız-ı Şîrâzî der ki:<br />
<br />
“Ömrü ve malı dost yolunda fedâ etmedik! Yazıklar olsun! Aşk yolunda bu kadarcık da bir fedâkârlık bizden çıkmıyor!”<br />
<br />
Mevlânâ Hazretleri de benzer şekilde şöyle der:<br />
<br />
“Altın ne oluyor, can ne oluyor… İnci mercan da nedir yüce bir sevgiye harcanmadıktan, yüce sevgiliye fedâ edilmedikten sonra?!.”<br />
<br />
Sahâbî işte bu gerçeği anlamıştı. Can, mal ve evlât, ev-bark, memleket sevgisi, bütün bunlar Allah ve Rasûlü’nün yolunda, Allah Rasûlü ile âhirette beraber olabilmek aşkına fedâ olmalıydı.<br />
<br />
İşte bu şuurla, sahâbî; Afrika’ya, Kayravan’a, Semerkant’a ve Çin’e giderken hiç endişe etmedi. Memleketini, evini-barkını terk etmekten dolayı bir üzüntü duymadı. Yolculuklarında başına gelebilecek tehlikeler için de, korku ve endişeye kapılmadı. Onlar fedâkârlığın lezzeti ile her türlü zorluğu yendiler. İslâm nimeti ve Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e sahâbî olma lutfunun şükrünü edâ etme gayretinde oldular.<br />
<br />
Biz de ancak fedâkârlıkta bulunarak, Allâh’ın rızâsına erişebiliriz, dostluğunda mesafe katedebiliriz. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in şefâatine de ancak, O’nun dîni yolunda fedâkârlık ederek nâil olabiliriz.<br />
<br />
Hadîs-i şerifte buyurulur:<br />
<br />
“Kişi sevdiğiyle beraberdir.” (Buhârî, Edeb, 96)<br />
<br />
Bu müjdeye inşâallah nâil olabilecek bir fedâkârlık yaşamamız lâzımdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İslam ve İhsan</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Halîlullah Olmanın Sırrı: Fedakârlık ve Kurban Şuuru</span></span><br />
<br />
Allah'ın (c.c) halili, dostu olmanın sırrı nedir? Hz. İbrahim'i (a.s) bu müstesnâ mevkie eriştiren 3 husus nedir? Hz. İbrahim'i (a.s) evlât imtihanında nasıl bir duruş sergiledi? Hazret-i İbrahim’in fedâkârlığının bereketi ve İbrahimce kurban şuuru...<br />
<br />
Hazret-i İbrahim, «Halîlullah / Allâh’ın Halîli, dostu» olma şerefine mazhar olan tek peygamberdir. Onu, bu müstesnâ mevkie eriştiren de; gönle taht kuran üç husustan, can, mal ve evlâttan, huzur ve teslîmiyet içinde fedâkârlık edebilmesi olmuştur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İlk imtihan candan oldu.</span></span><br />
<br />
İbrahim -aleyhisselâm-, kavminin şenliğe gittiği bir gün, puthâneye gidip putları kırmıştı. Daha önce de putlar aleyhinde konuştuğu için, kendisini yakalayıp sorgulayacaklarını ve cezalandırmak isteyeceklerini biliyordu. Bu tehlikeli hareketi, her şeyi göze alarak yapmıştı.<br />
<br />
Gerçekten de onu kavmin önüne getirip sorguladılar. O da bunu fırsat bilerek, putların acziyetini, konuşamamalarını, kendilerine zarar veren bir insana mânî olamamalarını onlara itiraf ettirmiş oldu. Canı pahasına muazzam bir tebliğde bulunmuş oldu.<br />
<br />
Bu acziyet itirafına rağmen, İbrahim -aleyhisselâm-’ı yakarak cezalandırmaya karar verdiler. Devâsâ bir ateş yaktılar. Nemrut’un emriyle, onu mancınıkla bu ateşe attılar. Allah yolunda canından geçmiş olan, yanmayı göze almış olan Hazret-i İbrahim, bu esnada meleklerden gelen yardım tekliflerini;<br />
<br />
“Ateşi ancak yakan söndürür!” diyerek reddetti;<br />
<br />
“Allah bana yeter!” dedi. Huzur içinde şehâdete yürüdü.<br />
<br />
Lâkin Allah Teâlâ, ateşi gülzâr eyledi. Böylece putperest kavme bir kere daha, gittikleri yolun bâtıl olduğunu göstermiş oldu.<br />
<br />
Hazret-i Mevlânâ der ki:<br />
<br />
“Sende İbrahimlik varsa korkma. Ateş İbrahimleri tanır, yakmaz…”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sırada mal imtihanı vardı.</span></span><br />
<br />
Hazret-i İbrahim, koyun sürülerine sahip olmuştu. Mal imtihanı için yanına beşer sûretinde Cebrâil -aleyhisselâm- geldi ve ondan bu koyunları istedi. Hazret-i İbrahim, Allâh’ı zikretmesi karşılığında hepsini ona vereceğini söyledi. Yani malı, hakkı tebliğ yolunda bir malzeme olarak değerlendirdi.<br />
<br />
Cebrail -aleyhisselâm-; kendisini tanıtıp bunun bir imtihan olduğunu belirttikten sonra, Hazret-i İbrahim, bu malları yine de geri almadı, Allah yolunda vakfetti.<br />
<br />
Son imtihan evlât imtihanıydı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EVLÂT İMTİHANI</span></span><br />
<br />
Hazret-i İbrahim; hak dîni tebliğ ediyor, ancak ona neredeyse kimse îmân etmiyordu. Sadece yeğeni Lût ve kavminden pek az kişi ona inanmıştı. Nesil endişesiyle Hakk’a ilticâ etti;<br />
<br />
“–Yâ Rabbî, bana sâlih evlâtlar lutfet!” (es-Sâffât, 100) diye yalvardı. Âyet-i kerîmede niyâzının kabulü şöyle ifade edildi:<br />
<br />
“İşte o zaman, Biz ona (İbrahim’e) halîm bir oğul (İsmail’i) müjdeledik.” (es-Sâffât, 101)<br />
<br />
Cenâb-ı Hak, bir rüya ile Hazret-i İbrahim’e evlâdını kurban etmesini işaret etti. Rüyanın üç kere tekrarlanmasıyla, Hazret-i İbrahim bunun bir emr-i ilâhî olduğunu iyice anladı. Zira peygamberlerin rüyaları da vahiydir.<br />
<br />
Bu muazzam kurban emrini oğluna da anlattı. O da büyük bir teslîmiyet içinde kabul etti. Âyet-i kerîmede şöyle beyan buyurulur:<br />
<br />
“(İsmail,) babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince (babası);<br />
<br />
«–Yavrucuğum, rüyada seni kurban ettiğimi görüyorum; bir düşün, (buna) ne dersin?» dedi.<br />
<br />
O da cevâben;<br />
<br />
«–Babacığım, sen emrolunduğun şeyi yap! İnşâallah beni sabredenlerden bulursun!» dedi.” (es-Sâffât, 102)<br />
<br />
Daha önce can ve malını Hak yolunda fedâ eden Hazret-i İbrahim, evlâdını da fedâ etmeye hazırdı. Çünkü Cenâb-ı Hakk’a olan muhabbeti, evlâdına olan muhabbetten öndeydi.<br />
<br />
Lâkin Cenâb-ı Hakk’ın murâdı, onun evlâdını kesmesi değildi, fedâ edebilecek derecede kalbini, «muhabbetullah»tan gayrı sevgilerden tasfiye etmesiydi. Bu sebeple, İsmail -aleyhisselâm- yerine, gökten bir koç indirildi ve kurban edildi.<br />
<br />
Âyet-i kerîmede şöyle anlatılır:<br />
<br />
“Her ikisi de teslim olup, (İbrahim) onu alnı üzerine yatırınca;<br />
<br />
«–Ey İbrahim, rüyayı gerçekleştirdin. Biz muhsinleri böyle mükâfatlandırırız. Bu gerçekten çok ağır (çok zor) bir imtihandır.» diye seslendik.” (es-Sâffât, 103-106)<br />
<br />
“Biz oğluna bedel, ona büyük bir kurban verdik. Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık;<br />
<br />
«–İbrahim’e selâm!» dedik. (İşte) Biz muhsinleri böyle mükâfatlandırırız. Çünkü O, bizim mü’min kullarımızdandı.” (es-Sâffât, 107-111)<br />
<br />
Hazret-i İbrahim; can, mal ve evlât imtihanlarını geçerek Halîlullah oldu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">FEDÂKÂRLIĞIN BEREKETİ</span></span><br />
<br />
Âyet-i kerîmede geçtiği üzere; Hazret-i İbrahim’in âhirzaman ümmeti arasında da nâmı büyük oldu:<br />
<br />
Bugün ümmet-i Muhammed, her namazın sonunda meâli şu ifadeler olan salât ile duâ etmektedir:<br />
<br />
“Allâh’ım! İbrahim’e ve âline rahmet ettiğin gibi Muhammed’e ve âline de rahmet et. Şüphesiz Sen, övülmeye lâyık ve yücesin.<br />
<br />
Allâh’ım! İbrahim’e ve âline hayır ve bereket lutfettiğin gibi Muhammed’e ve âline de hayır ve bereket ihsân et. Şüphesiz Sen, övülmeye lâyık ve yücesin!” (Bkz. Buhârî, Deavât, 32; Tirmizî, Vitir, 20; İbn-i Mâce, İkâme, 25)<br />
<br />
İsmail -aleyhisselâm- da küçük yaşta büyük bir teslîmiyet ve sabır imtihanı verdi. Babasıyla beraber bu iki peygamberin sulbünden, neslinden Hazret-i Fahr-i Âlem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- geldi. Yani Habîbullâh’ın / Allâh’ın sevgilisi olan Âhirzaman Nebî’sinin ataları, bu büyük fedâkârlığı gösteren peygamberler oldu.<br />
<br />
Sırf bu iki husûsa baktığımızda, fedâkârlığın Allah katında ne büyük bir semeresi olduğunu görürüz.<br />
<br />
Hac ve kurban bayramı da bu büyük hâdisenin hâtıralarını kıyâmete kadar taşımaktadır.<br />
<br />
Hacdaki şeytan taşlama ibâdetimiz; Hazret-i İbrahim, Hazret-i İsmail ve Hacer Vâlidemiz’in, Hak yolundaki fedâkârlığı baltalamak isteyen şeytanı taşlamalarını temsil eder. Bizler sadece eûzü çekmekle ve hacdaki temsilî taş atmakla kalmamalı, hayatımızın her safhasında, şeytanın vesveselerini taşlamalıyız. Yani onun vesvese ve iğvâlarına kulak tıkayarak, onu uzaklaştıracak feyiz ve rûhâniyet dolu zikir, ibâdet ve fedâkârlıklara yönelmeliyiz.<br />
<br />
Kurban bayramı da, fedâkârlığın ehemmiyetini ifade eden bir başka hakikattir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dînimizde senede iki bayram lutfedilmiştir:</span></span><br />
<br />
    Ramazan Bayramı, takvâ ile yaşanan bir ayın sonunda ikrâm edilir. Ramazan, bir kulluk tâlîmi, bayram da onun şehâdetnâmesidir. Bunun ömre teşmili, kulluk içinde bir ömrün sonunda, hüsn-i hâtime içinde bir son nefes bayramına erişebilmektir.<br />
<br />
    Kurban Bayramı da, Allah için yapılan fedâkârlıkların kulu Hakk’a yaklaştıracağını, O’na dostlukta mesafe kazandıracağını temsil eder.<br />
<br />
Bayramlar tatil günleri değil; bu hakikatleri tefekkür ederek içtimâîleşmek, başta anne-baba ve akrabalar olmak üzere, komşu, eş ve dostun hatırlarını sormak, serviler âlemini yani kabirleri ziyaret etmek, bilhassa da kimsesizleri, fakirleri ve yoksulları, ikramlarla sevindirmek için bahşedilmiş günlerdir.<br />
<br />
Hakikaten, dünya ve içindekiler değersizdir. Onun yegâne değeri, kulu Allâh’a yaklaştırmada vasıta olabildiği kadardır.<br />
<br />
Hâfız-ı Şîrâzî der ki:<br />
<br />
“Ömrü ve malı dost yolunda fedâ etmedik! Yazıklar olsun! Aşk yolunda bu kadarcık da bir fedâkârlık bizden çıkmıyor!”<br />
<br />
Mevlânâ Hazretleri de benzer şekilde şöyle der:<br />
<br />
“Altın ne oluyor, can ne oluyor… İnci mercan da nedir yüce bir sevgiye harcanmadıktan, yüce sevgiliye fedâ edilmedikten sonra?!.”<br />
<br />
Sahâbî işte bu gerçeği anlamıştı. Can, mal ve evlât, ev-bark, memleket sevgisi, bütün bunlar Allah ve Rasûlü’nün yolunda, Allah Rasûlü ile âhirette beraber olabilmek aşkına fedâ olmalıydı.<br />
<br />
İşte bu şuurla, sahâbî; Afrika’ya, Kayravan’a, Semerkant’a ve Çin’e giderken hiç endişe etmedi. Memleketini, evini-barkını terk etmekten dolayı bir üzüntü duymadı. Yolculuklarında başına gelebilecek tehlikeler için de, korku ve endişeye kapılmadı. Onlar fedâkârlığın lezzeti ile her türlü zorluğu yendiler. İslâm nimeti ve Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e sahâbî olma lutfunun şükrünü edâ etme gayretinde oldular.<br />
<br />
Biz de ancak fedâkârlıkta bulunarak, Allâh’ın rızâsına erişebiliriz, dostluğunda mesafe katedebiliriz. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in şefâatine de ancak, O’nun dîni yolunda fedâkârlık ederek nâil olabiliriz.<br />
<br />
Hadîs-i şerifte buyurulur:<br />
<br />
“Kişi sevdiğiyle beraberdir.” (Buhârî, Edeb, 96)<br />
<br />
Bu müjdeye inşâallah nâil olabilecek bir fedâkârlık yaşamamız lâzımdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İslam ve İhsan</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kurban Nedir? Kurbanın Önemi, Hikmeti ve Faydaları Nelerdir?]]></title>
			<link>https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=34255</link>
			<pubDate>Thu, 05 Jun 2025 09:59:40 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.bizdeblog.com/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=34255</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kurban Nedir? Kurbanın Önemi, Hikmeti ve Faydaları Nelerdir?</span></span><br />
<br />
Kurban nedir, niçin kesilir? Kurban kesmek farz mı? Kurban kesmenin hükmü nedir? Kurban duası nasıl yapılır? Kurbanın İslam’daki yeri ve önemi nedir? Peygamberimiz nasıl kurban keserdi? Kurban ile ilgili ayet ve hadisler nelerdir? Kurban kesmenin önemi, hikmeti ve faydaları...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kurbanla ilgili hadisler ve hadislerin açıklaması...</span></span><br />
<br />
Hz. Âişe vâlidemizden rivâyet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Âdemoğlunun, Kurban Bayramı’nın birinci günü yaptığı işlerin Allah’a en sevimli olanı, (kurban) kanı akıtmaktır, (O gün Allah katında bundan daha sevimli bir amel yoktur.) Kıyâmet günü o kurban, boynuzları, tırnakları ve kıllarıyla gelir. Kurbanın kanı da, henüz yere düşmeden Allah’ın rızâsına nâil olur ve kabul edilir. O hâlde, kurbanlarınızı gönül hoşnutluğu ile kesin!” (İbn-i Mâce, Edâhî, 3; Tirmizî, Edâhî, 1/1493)<br />
<br />
Ebû Hüreyre’den (r.a) rivâyet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
 “Kim imkânı olduğu hâlde kurban kesmezse, bizim mescidimize yaklaşmasın!” (İbn-i Mâce, Edâhî, 2; Ahmed, II, 321)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadislerin Açıklaması</span></span><br />
<br />
Kurbân, yaklaşmak ve Allah’a yakınlık sağlamaya vesîle kılınan şey mânâlarına gelir. Mal ve candan fedâkârlık mânâsı taşıdığından, Allah’a yaklaşmanın en mühim vâsıtalarındandır.<br />
<br />
Hicretin ikinci senesinde emredilmiştir. Ebû Hanîfe’ye göre Kurban günlerinde 20 miskâl (96 gr) altın veya 200 dirhem (640 gr) gümüşe mâlik olan kimselerin kurban kesmeleri, vâciptir. Bu nisabın üzerinden bir sene geç­mesi şart değildir.<br />
<br />
Âlimlerin ekseriyetine göre ise, kurban kesmek, müekked sünnettir. Bir kısım âlimler, şu âyetlerin kurbana delâlet ettiğini bildirirler:<br />
<br />
“Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine O’nun adını anarak kurban kesmeyi meşrû kıldık…” (Hac 22/34, 67)<br />
<br />
“Rabbin için namaz kıl ve (kurban) kes!” (Kevser 108/2)<br />
<br />
“Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik.” (Sâffât 37/107)<br />
<br />
Allah Resûlü, emredildikten sonra kurban kesmeyi hiç terk etmemiş,[1] hatta yolculukta bile kesmiş[2] ve şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Ey insanlar! Her sene her bir ev halkına kurban kesmek vâciptir.” (İbn-i Mâce, Edâhî, 2; Tirmizî, Edâhî, 18/1518)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN GÜNLERİNİN FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Resûlullah kurban günlerinin faziletine dâir şöyle buyurur:<br />
<br />
“Allah indinde günlerin en büyüğü, Kurban Bayramı günüdür, bunu, fazilette yevmü’l-karr (bayramın ikinci günü) takib eder.” (Ebu Davud, Menasık, 18/1765) Yine Efendimiz:<br />
<br />
“Sâlih amellerin Allah’a en ziyade sevimli olduğu günler, Zilhicce’nin ilk on günüdür!” buyurmuştu. Cemaatten bazıları:<br />
<br />
“–Allah yolundaki cihaddan da mı?” diye sordu. Allah Resûlü:<br />
<br />
“–Cihaddan da![3] Ancak canı ve malıyla cihâda çıkıp hiçbir şeyle dönmeyen (yani malı ve canını fedâ ederek şehid düşen) kişi müstesnâ!” karşılığını verdi. (Buhârî, Iydeyn, 11; Ebû Dâvûd, Savm, 61/2438; Tirmizî, Savm, 52/757)<br />
<br />
Böylesine faziletli günlerde, Allah’a yaklaşma gayreti içinde olmak îcâb eder. Birinci hadisimiz, o günlerde yapılacak en sevimli amelin, kurban olduğunu haber vermektedir. Çünkü kurbanın her şeyi, kıyâmet günü sahibi için sevap olarak gelecektir.<br />
<br />
Kurban, maddî fedâkârlığı ve her yönüyle vermeyi gerektiren bir ibadet olduğu için, insan nefsine zor gelir. Bu sebeple Allah Resûlü Müslümanlara, yaptıkları amelin fazilet ve sevabını düşünerek müsterih olmalarını tavsiye etmektedir.<br />
<br />
Hadisimizde “kan akıtmaktan” ve “kanı henüz yere düşmeden” ifadelerine yer verilmek sûretiyle, kurbandan maksadın “kan akıtmak” olduğu gösterilmiştir. Kan akıtmaktan maksat da, mü’minin Allah’a itaat, teslîmiyet ve rağbetini arz etmesidir. Yoksa Allah’ın, ete ve kana ihtiyacı yoktur. Nitekim âyet-i kerimede:<br />
<br />
“Allah’a, kestiğiniz kurbanların ne etleri ne de kanları ulaşır. O’na ancak sizin takvânız ulaşır…” buyrulmaktadır. (Hac 22/37)<br />
<br />
Hz. Âdem’in oğlu Kâbil’in gönülsüz takdim ettiği kurbanı kabul edilmeyince, kıskançlığa kapılarak kardeşine, «Andolsun seni öldüreceğim» demişti. O zaman Hâbil’in ona verdiği cevap çok mânidardır:<br />
<br />
“…Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder.” (Mâide 5/27)<br />
<br />
Demek ki kurban ile takvâ arasında çok sıkı bir bağ bulunmaktadır. Kurbanı ancak, takvâ ehli kimseler gönül huzûru ile kesebilir. Diğer taraftan, kurban keserken takvâ duygularıyla hareket edilmelidir. Bunun yanında kurban, sahibini takvâ duygularıyla tezyîn ederek Allah’a yaklaştırmaktadır. Allah katında en değerli insan da, en fazla takvâ sahibi olan kişidir. (Hucurât 49/13)<br />
<br />
Diğer taraftan Allah, sırf kendi emrine imtisâlen ve rızâsı için kesilen kurbanı kabul etmektedir. Bunun için Resûlullah Efendimiz:<br />
<br />
“Kestiğini Allah’tan başkası adına kesene, Allah lânet etsin” buyurmuştur. (Müslim, Edâhî, 43-45; Nesâî, Dahâyâ, 34)<br />
<br />
İkinci hadisimizde, imkânı olduğu hâlde kurban kesmeyen kimseler, ağır bir dille îkaz edilmiştir. Burada, kurban kesmeden namazın sahih olmayacağı kastedilmiyor. Ancak kurban kesmeyen kişiye bir ceza veriliyor ve onun hayırlı insanlardan uzaklaştığına, böylece büyük bir kayıp içinde olduğuna işaret ediliyor. Efendimiz, bu şekilde ümmetini kurban kesmeye teşvik ederek, hepsinin de sevap kazanıp kurtuluşa nâil olmasını istemektedir. Âyet-i kerimede:<br />
<br />
“Biz, (kurbanlık olarak seçtiğiniz) büyükbaş hayvanları da Allah’ın şeâirinden (O’nu hatırlatan nişânelerden) kıldık...” buyrulmuştur. (Hac 22/36)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN EDİLMELERİ CAİZ OLMAYAN DÖRT HAYVAN</span></span><br />
<br />
Bu sebeple kurbana ve kurbanlık hayvanlara Allah için hürmetkâr olmak îcâb eder. Bütün ibadetlerde olduğu gibi, kurbanda da aslolan, tâzîm ve takvâ hisleridir. Bunun bir gereği olarak, kesilecek hayvanın sağlam ve besili olması lâzımdır. Hadis-i şerifte şöyle buyrulur:<br />
<br />
“Kurban edilmeleri câiz olmayan dört hayvan vardır:<br />
<br />
a) Körlüğü açıkça belli olan tek gözlü,<br />
<br />
b) Hastalığı açıkça belli olan hasta,<br />
<br />
c) Topallığı açık olan topal ve,<br />
<br />
d) İlikleri kurumuş zayıf hayvan.” (Ebû Dâvud, Edâhî, 5-6/2802; Tirmizî, Edâhî, 5/1497)<br />
<br />
Urve (r.a) bir gün evlâtlarına şöyle demiştir:<br />
<br />
“Evlâtlarım! Sakın biriniz, bir büyüğe hediye edince utanacağı bir şeyi Allah için kurban olarak takdim etmesin! Zîra Allah, büyüklerin büyüğüdür ve O, her şeyin en seçkinine ve en kıymetlisine herkesten ziyâde lâyıktır.” (Muvatta’, Hacc, 147)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN NASIL KESİLİR?</span></span><br />
<br />
Kurban keserken çok hassas davranılmalı, hayvanın gözü iyice bağlanmalı ve bir çukura iki kurban kesilmemelidir. Yine bir hayvanı, diğerinin gözü önünde kurban etmemeye îtinâ gösterilmelidir. Hayvanı kesileceği yere itip kakarak sürüklemek, uygun bir davranış değildir. Şayet küçükbaş bir hayvan ise, onu kucağa alıp rıfk ve mülâyemetle götürmek en güzelidir. Büyükbaş hayvanı da yine güzel bir şekilde kesim mahalline götürmelidir. Kurbanın yönü kıbleye döndürülmeli, kesecek olan kişi besmele çekip tekbir getirmeli ve mümkünse bizzat kendi eliyle kesmelidir.[4] Bu mümkün değilse vekâlet vermeli, ancak kesilirken, kurbanın yanında bulunmaya gayret etmelidir.<br />
<br />
Resûlullah Efendimiz, bıçakların bilenerek hayvanlardan gizlenmesini emretmiş ve şu tenbihte bulunmuştur:<br />
<br />
“Biriniz hayvanını keseceği zaman, o işi hızlı yapsın!” (İbn-i Mâce, Zebâih, 3)<br />
<br />
“Allah her şeyi en güzel şekilde yapmayı emretmiştir. Öldürdüğünüzde bile en güzel tarzda öldürünüz! Kestiğiniz zaman da kesmeyi en iyi şekilde yapı­nız! Her biriniz bıçağını bilesin ve hayvanını rahatlatsın!” (Müslim, Sayd, 57; Tirmizî, Diyât, 14/1409; Ebû Dâvud, Edâhî, 11-12/2815)<br />
<br />
Burada hayvanı rahatlatmaktan maksat, bıçağı bileyerek hayvanın boğazına sür’atle sürüp kesimi çabuk yapmak ve hayvanı okşamak gibi şeylerdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN KESME EDEBİ</span></span><br />
<br />
Allah Resûlü, koyun kesen birini görmüştü. Adam, kesmek üzere koyunu yere yatırdıktan sonra bıçağını bilemeye çalışıyordu. Bu katı ve duygusuz davranış karşısında, Resûl-i Ekrem Efendimiz şu îkazda bulundu:<br />
<br />
“–Hayvanı defalarca mı öldürmek istiyorsun? Bıçağını, onu yere yatırmadan önce bilesen olmaz mıydı?” (Hâkim, IV, 257, 260/7570)<br />
<br />
Resûlullah, derisini ve boğazının bir kısmını kesip bırakarak hayvanı ölünceye kadar bu şekilde terk etmeyi yasaklamıştır.[5] Boğazın iki tarafındaki şah damarları ile yemek ve nefes boruları iyice kesilmelidir. Hayvanı kestikten sonra biraz bekleyerek, vücûdundaki kanın iyice boşalması sağlanmalı ve hayvan can çekişirken hemen yüzmeye başlanmamalıdır.<br />
<br />
Kurban kesilirken oturmayıp, kan tamamen akıncaya kadar hürmeten ayakta beklemek de sâlihlerin âdetlerindendir.<br />
<br />
Câbir (r.a), Allah Resûlü’nün kurban kesmesini şöyle anlatır:<br />
<br />
“Resûlullah, kurban günü alacalı ve boynuzlu iki koç kesti. Onları (yatırıp kıbleye) yöneltince:<br />
<br />
«Ben Hanîf olarak (Allah’ı bir tanı(Zeker)), yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim» (En’âm 6/79)<br />
<br />
«De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. O’nun ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben müslümanların ilkiyim»[6] âyetlerini okudu ve:<br />
<br />
«Ey Rabbim! (Bu kurban bize) sendendir ve senin için kesiyoruz. Muhammed (s.a.v.) ve ümmeti adına kesiyorum. Bismillahi vallâhu ekber!» deyip koçu kesti.” (Ebu Dâvud, Edâhî, 3-4/2795; İbn-i Mâce, Edâhî, 1)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN DUASI</span></span><br />
<br />
Yine Câbir (r.a.) şöyle anlatır:<br />
<br />
“Bir Kurban Bayramı’nda, Allah Resûlü ile musallâda/namazgâhta hazır bulundum. Hutbesini tamamlayınca minberinden indi. Kurbanlık bir koç getirildi. Resûlullah onu kendi eliyle kesti. Keserken de şöyle buyurdu:<br />
<br />
«Bismillahi vallâhu ekber. Bu, benim adıma ve ümmetimden kurban kesemeyenler adınadır!»” (Tirmizî, Edâhî, 20/1521)<br />
<br />
Bu hadislerin ifade ettiği hüküm Allah Resûlü’ne hastır. Bizim kestiğimiz bir kurban birden fazla kişinin yerine geçmez. Bu rivâyetlerde aynı zamanda, Fahr-i Kâinât Efendimiz’in ümmetine ne kadar düşkün olduğu da görülmektedir.<br />
<br />
Abdullâh bin Kurt (r.a.) şöyle anlatır:<br />
<br />
Resûlullah, Efendimiz’e beş veya altı tane kurbanlık deve getiril­mişti. Develer, hangimizden başlayacak diye Peygamber Efendimiz’e yaklaşmaya başladılar.[7] Develer kesilip yanları ve başları yere düşünce Rasûlullah Efendimiz hafif sesle bir şey söyledi, ancak anlayamadım. (Önümdeki şahsa):<br />
<br />
“−Ne buyurdu?” diye sordum:<br />
<br />
“−«İsteyen bu kurbandan kesip alabilir» buyuruyor” dedi. (Ebû Dâvûd, Menâsık, 19/1765; Hâkim, IV, 246/7522)<br />
<br />
İhramda bulunan hacılar kurbanlarını kesmedikçe, tıraş olup ihramdan çıkamadıkları gibi, memleketlerinde kurban kesecek müslümanların da Zilhicce ayının hilâli görüldükten sonra kurbanlarını kesinceye kadar saç ve tırnaklarını kestirmemeleri uygun olur.[8]<br />
<br />
Bu davranış, hacılara benzemek ve müslümanlar arasındaki inanç birliğinin, mümkün mertebe cihanşümûl karakterde davranış birliğine dönüşmesine katkıda bulunmak içindir.<br />
<br />
Böyle davranmanın diğer bir hikmeti de, kurban kesen kişinin bütün hücreleriyle birlikte cehennemden âzâd olmasını sağlamaktır. Çünkü Cenâb-ı Hak, kurban edilen hayvanın her bir âzâsına mukabil, kurban kesen kulunun o uzvunu cehennemden âzâd etmektedir.<br />
<br />
Kurban, usûlünce kesilip parçalandıktan sonra etinden yemeli ve başkalarına da ikrâm etmelidir. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:<br />
<br />
“…Artık ondan, hem kendiniz yiyin, hem de yoksula, fakire yedirin!.” (Hac 22/28, 36)<br />
<br />
Müstehap olan, kurbanı üçe taksim edip bir kısmını evde yemek, bir kısmını eşe dosta ikrâm etmek, bir kısmını da fukaraya dağıtmaktır. (Ebû Dâvud, Edâhî, 9-10/2813)<br />
<br />
Cemiyet içinde ihtiyaç olduğunda kurban etlerinin bir an evvel infâk edilmesi teşvik edilmiştir. Bir defâsında Resûlullâh Efendimiz (bayram hutbesinde):<br />
<br />
“‒Sizden kim kurban keserse, bayramın üçüncü gününden sonra evinde kurban etinden bir şey kalmasın!” buyurmuşlardı. Ertesi sene gelince sahâbîler:<br />
<br />
“‒Yâ Resûlallâh! Yine geçen sene yaptığımız gibi mi yapalım?” diye sordular. Resûlullâh Efendimiz şöyle cevap verdiler:<br />
<br />
“‒Bu sene kendiniz yiyiniz, başkalarına yediriniz ve daha sonra yemek için saklayınız! Geçen sene insanlar geçim sıkıntısı çekiyorlardı. Bu sebeble onlara bu hususta yardımcı olmanızı istemiştim.” (Buhârî, Edâhî, 16)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN NASIL DEĞERLENDİRİLMELİDİR?</span></span><br />
<br />
Ashâb-ı Kiram’ın İslâmî hassâsiyetini gösteren şu hâdise de ibretle zikredilmeye şâyândır:<br />
<br />
Ebû Saîd bin Mâlik el-Hudrî (r.a) bir seferden gelmişti. Âilesi kendisine kurban etlerinden takdîm ettiler. Ebû Saîd (r.a):<br />
<br />
“‒Ben bunun hükmünü sormadıkça yemeyeceğim” de­di. Akabinde Bedir’de hazır bulunmuş olan ana-bir kardeşi Katâde bin Numan’a gidip ona bu mes’eleyi sordu. O da:<br />
<br />
“‒Sen gittikten sonra, kurban etlerini üç günden sonra yemeyi yasaklayan hüküm kaldırıldı” dedi. (Buhârî, Meğâzî, 12)<br />
<br />
Kurbanın derisini ve istifâde edilen diğer kısımlarını evde kullanmak câiz ise de, satıp parasını almak câiz değildir. Satıldığı takdirde, kıymetinin tasadduk edilmesi lâzımdır. Yine kurbanlık hayvanın kesilmeden evvel sütünden, yününden istifâde edilmesi hoş görülmemiş, şayet kullanıldıysa bedelinin fakirlere verilmesi istenmiştir.<br />
<br />
Kurbanın kesilip parçalanması esnâsında temizliğe ve sıhhî şartlara âzamî derecede dikkat etmek lâzımdır. Sokakları ve çevreyi kirleterek çirkin koku ve manzaralara meydan verilmemelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBANIN HİKMET VE FAYDALARI</span></span><br />
<br />
Kurbanın bazı fayda ve hikmetlerini kısaca hatırlamak gerekirse şunlar söylenebilir:<br />
<br />
Kurban bize, Hz. İbrahim ve İsmail’in teslimiyetini ve kulluktaki üstün hâllerini hatırlatır. Allah’ın her şeyi insanlara musahhar kıldığını fiilen gösterip bunlardan usûlünce istifâde ve infak etmeyi öğretir. Zira, Allah’ın emrimize verdiği nîmetlerden faydalanmamak doğru olmadığı gibi, onları israf etmek de son derece yanlıştır. Bunun için İslâm kurbanı emretmiş, ancak diğer taraftan da isrâfı ve hayvanlara eziyeti yasaklamış, hatta belli bir yaş sınırı koymuştur.<br />
<br />
Kurban, insanı cimrilik ve mal sevgisinden kurtarır. Toplumdaki kardeşlik, yardımlaşma, paylaşma ve fukarayı sevindirme duygularını geliştirir. İnsanları muhabbet ve merhametle birbirine bağlar. Allah’ın nîmetlerinden bütün kullarının istifâde etmesini sağlar. Toplum hâlinde yerine getirilen ferdî ve ictimâî ibadetlerle Allah’ın rızâsını kazanmaya ve O’na yaklaşmaya vesîle olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dipnotlar:</span></span><br />
<br />
[1] Tirmizî, Edâhî, 11/1507. Hatta Efendimiz vefâtından sonra da kendisi adına kurban kesilmesini istemiştir. Haneş (r.a.), Hz. Ali’yi iki tâne koç kurban ederken görmüş ve niçin böyle yaptığını sormuştu. Hz. Ali şu cevâbı verdi:<br />
<br />
“–Resûlullah, bana (vefâtından sonra) kendisi için de kurban kesmemi vasiyet buyurmuştu. Bunlardan birini onun adına kesiyorum ve bunu da hiçbir zaman terk etmeyeceğim!” dedi. (Ebû Dâvûd, Edâhî, 1-2/2790; Tirmizî, Edâhî, 3/1495; Ahmed, I, 107) [2] Müslim, Hac, 356-7; Ebû Dâvûd, Edâhî, 10-11/2814; Tirmizî, Edâhî, 8/1501. Ancak kesme ve dağıtmanın zorluğu sebebiyle, yolculara bu hususta ruhsat tanınmıştır. Yani seferî/yolcu olan kişi, isterse kurban keser istemezse kesmeyebilir. [3] Buradaki “Cihât”dan maksadın, hac ibadetine mânî olacağı için sadece o günlerde yapılan cihat olması muhtemeldir. Çünkü Allah Resûlü muhtelif hadislerinde, en üstün ibadetin “Allah yolunda cihât” olduğunu haber vermiştir. [4] Müslim, Edâhî, 17-18. [5] Ebû Dâvud, Edâhî, 16-17/2826. [6] En’âm 6/162-163. [7] Develerin, Resûl-i Ek­rem Efendimiz’in mübarek elleriyle kurban edilmek için yarış etmeleri, O’nun mucizelerinden biridir. Karşılığında dünyevî veya uhrevî bir mükâfata erişmeyecekleri halde Resûl-i Ekrem Efendimiz’e itaat ve teslimiyette hayvanlar bile böyle yarışa girerlerken dünyevî ve uhrevî saadetleri O’na itaat etmeye bağlı olan insanların, Allâh Resûlü’ne teslim olmaya bir türlü yanaşmayışları, doğ­rusu akıl sahiplerini fevkalâde hayrete ve dehşete düşürecek bir hâdisedir. [8] Müslim, Edâhî, 39-42; Ebû Dâvûd, Edâhî, 2-3/2791. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak:</span></span> Dr. Murat Kaya, Efendimiz’den Hayat Ölçüleri,<br />
<br />
İslam ve İhsan</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kurban Nedir? Kurbanın Önemi, Hikmeti ve Faydaları Nelerdir?</span></span><br />
<br />
Kurban nedir, niçin kesilir? Kurban kesmek farz mı? Kurban kesmenin hükmü nedir? Kurban duası nasıl yapılır? Kurbanın İslam’daki yeri ve önemi nedir? Peygamberimiz nasıl kurban keserdi? Kurban ile ilgili ayet ve hadisler nelerdir? Kurban kesmenin önemi, hikmeti ve faydaları...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kurbanla ilgili hadisler ve hadislerin açıklaması...</span></span><br />
<br />
Hz. Âişe vâlidemizden rivâyet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Âdemoğlunun, Kurban Bayramı’nın birinci günü yaptığı işlerin Allah’a en sevimli olanı, (kurban) kanı akıtmaktır, (O gün Allah katında bundan daha sevimli bir amel yoktur.) Kıyâmet günü o kurban, boynuzları, tırnakları ve kıllarıyla gelir. Kurbanın kanı da, henüz yere düşmeden Allah’ın rızâsına nâil olur ve kabul edilir. O hâlde, kurbanlarınızı gönül hoşnutluğu ile kesin!” (İbn-i Mâce, Edâhî, 3; Tirmizî, Edâhî, 1/1493)<br />
<br />
Ebû Hüreyre’den (r.a) rivâyet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
 “Kim imkânı olduğu hâlde kurban kesmezse, bizim mescidimize yaklaşmasın!” (İbn-i Mâce, Edâhî, 2; Ahmed, II, 321)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadislerin Açıklaması</span></span><br />
<br />
Kurbân, yaklaşmak ve Allah’a yakınlık sağlamaya vesîle kılınan şey mânâlarına gelir. Mal ve candan fedâkârlık mânâsı taşıdığından, Allah’a yaklaşmanın en mühim vâsıtalarındandır.<br />
<br />
Hicretin ikinci senesinde emredilmiştir. Ebû Hanîfe’ye göre Kurban günlerinde 20 miskâl (96 gr) altın veya 200 dirhem (640 gr) gümüşe mâlik olan kimselerin kurban kesmeleri, vâciptir. Bu nisabın üzerinden bir sene geç­mesi şart değildir.<br />
<br />
Âlimlerin ekseriyetine göre ise, kurban kesmek, müekked sünnettir. Bir kısım âlimler, şu âyetlerin kurbana delâlet ettiğini bildirirler:<br />
<br />
“Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine O’nun adını anarak kurban kesmeyi meşrû kıldık…” (Hac 22/34, 67)<br />
<br />
“Rabbin için namaz kıl ve (kurban) kes!” (Kevser 108/2)<br />
<br />
“Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik.” (Sâffât 37/107)<br />
<br />
Allah Resûlü, emredildikten sonra kurban kesmeyi hiç terk etmemiş,[1] hatta yolculukta bile kesmiş[2] ve şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Ey insanlar! Her sene her bir ev halkına kurban kesmek vâciptir.” (İbn-i Mâce, Edâhî, 2; Tirmizî, Edâhî, 18/1518)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN GÜNLERİNİN FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Resûlullah kurban günlerinin faziletine dâir şöyle buyurur:<br />
<br />
“Allah indinde günlerin en büyüğü, Kurban Bayramı günüdür, bunu, fazilette yevmü’l-karr (bayramın ikinci günü) takib eder.” (Ebu Davud, Menasık, 18/1765) Yine Efendimiz:<br />
<br />
“Sâlih amellerin Allah’a en ziyade sevimli olduğu günler, Zilhicce’nin ilk on günüdür!” buyurmuştu. Cemaatten bazıları:<br />
<br />
“–Allah yolundaki cihaddan da mı?” diye sordu. Allah Resûlü:<br />
<br />
“–Cihaddan da![3] Ancak canı ve malıyla cihâda çıkıp hiçbir şeyle dönmeyen (yani malı ve canını fedâ ederek şehid düşen) kişi müstesnâ!” karşılığını verdi. (Buhârî, Iydeyn, 11; Ebû Dâvûd, Savm, 61/2438; Tirmizî, Savm, 52/757)<br />
<br />
Böylesine faziletli günlerde, Allah’a yaklaşma gayreti içinde olmak îcâb eder. Birinci hadisimiz, o günlerde yapılacak en sevimli amelin, kurban olduğunu haber vermektedir. Çünkü kurbanın her şeyi, kıyâmet günü sahibi için sevap olarak gelecektir.<br />
<br />
Kurban, maddî fedâkârlığı ve her yönüyle vermeyi gerektiren bir ibadet olduğu için, insan nefsine zor gelir. Bu sebeple Allah Resûlü Müslümanlara, yaptıkları amelin fazilet ve sevabını düşünerek müsterih olmalarını tavsiye etmektedir.<br />
<br />
Hadisimizde “kan akıtmaktan” ve “kanı henüz yere düşmeden” ifadelerine yer verilmek sûretiyle, kurbandan maksadın “kan akıtmak” olduğu gösterilmiştir. Kan akıtmaktan maksat da, mü’minin Allah’a itaat, teslîmiyet ve rağbetini arz etmesidir. Yoksa Allah’ın, ete ve kana ihtiyacı yoktur. Nitekim âyet-i kerimede:<br />
<br />
“Allah’a, kestiğiniz kurbanların ne etleri ne de kanları ulaşır. O’na ancak sizin takvânız ulaşır…” buyrulmaktadır. (Hac 22/37)<br />
<br />
Hz. Âdem’in oğlu Kâbil’in gönülsüz takdim ettiği kurbanı kabul edilmeyince, kıskançlığa kapılarak kardeşine, «Andolsun seni öldüreceğim» demişti. O zaman Hâbil’in ona verdiği cevap çok mânidardır:<br />
<br />
“…Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder.” (Mâide 5/27)<br />
<br />
Demek ki kurban ile takvâ arasında çok sıkı bir bağ bulunmaktadır. Kurbanı ancak, takvâ ehli kimseler gönül huzûru ile kesebilir. Diğer taraftan, kurban keserken takvâ duygularıyla hareket edilmelidir. Bunun yanında kurban, sahibini takvâ duygularıyla tezyîn ederek Allah’a yaklaştırmaktadır. Allah katında en değerli insan da, en fazla takvâ sahibi olan kişidir. (Hucurât 49/13)<br />
<br />
Diğer taraftan Allah, sırf kendi emrine imtisâlen ve rızâsı için kesilen kurbanı kabul etmektedir. Bunun için Resûlullah Efendimiz:<br />
<br />
“Kestiğini Allah’tan başkası adına kesene, Allah lânet etsin” buyurmuştur. (Müslim, Edâhî, 43-45; Nesâî, Dahâyâ, 34)<br />
<br />
İkinci hadisimizde, imkânı olduğu hâlde kurban kesmeyen kimseler, ağır bir dille îkaz edilmiştir. Burada, kurban kesmeden namazın sahih olmayacağı kastedilmiyor. Ancak kurban kesmeyen kişiye bir ceza veriliyor ve onun hayırlı insanlardan uzaklaştığına, böylece büyük bir kayıp içinde olduğuna işaret ediliyor. Efendimiz, bu şekilde ümmetini kurban kesmeye teşvik ederek, hepsinin de sevap kazanıp kurtuluşa nâil olmasını istemektedir. Âyet-i kerimede:<br />
<br />
“Biz, (kurbanlık olarak seçtiğiniz) büyükbaş hayvanları da Allah’ın şeâirinden (O’nu hatırlatan nişânelerden) kıldık...” buyrulmuştur. (Hac 22/36)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN EDİLMELERİ CAİZ OLMAYAN DÖRT HAYVAN</span></span><br />
<br />
Bu sebeple kurbana ve kurbanlık hayvanlara Allah için hürmetkâr olmak îcâb eder. Bütün ibadetlerde olduğu gibi, kurbanda da aslolan, tâzîm ve takvâ hisleridir. Bunun bir gereği olarak, kesilecek hayvanın sağlam ve besili olması lâzımdır. Hadis-i şerifte şöyle buyrulur:<br />
<br />
“Kurban edilmeleri câiz olmayan dört hayvan vardır:<br />
<br />
a) Körlüğü açıkça belli olan tek gözlü,<br />
<br />
b) Hastalığı açıkça belli olan hasta,<br />
<br />
c) Topallığı açık olan topal ve,<br />
<br />
d) İlikleri kurumuş zayıf hayvan.” (Ebû Dâvud, Edâhî, 5-6/2802; Tirmizî, Edâhî, 5/1497)<br />
<br />
Urve (r.a) bir gün evlâtlarına şöyle demiştir:<br />
<br />
“Evlâtlarım! Sakın biriniz, bir büyüğe hediye edince utanacağı bir şeyi Allah için kurban olarak takdim etmesin! Zîra Allah, büyüklerin büyüğüdür ve O, her şeyin en seçkinine ve en kıymetlisine herkesten ziyâde lâyıktır.” (Muvatta’, Hacc, 147)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN NASIL KESİLİR?</span></span><br />
<br />
Kurban keserken çok hassas davranılmalı, hayvanın gözü iyice bağlanmalı ve bir çukura iki kurban kesilmemelidir. Yine bir hayvanı, diğerinin gözü önünde kurban etmemeye îtinâ gösterilmelidir. Hayvanı kesileceği yere itip kakarak sürüklemek, uygun bir davranış değildir. Şayet küçükbaş bir hayvan ise, onu kucağa alıp rıfk ve mülâyemetle götürmek en güzelidir. Büyükbaş hayvanı da yine güzel bir şekilde kesim mahalline götürmelidir. Kurbanın yönü kıbleye döndürülmeli, kesecek olan kişi besmele çekip tekbir getirmeli ve mümkünse bizzat kendi eliyle kesmelidir.[4] Bu mümkün değilse vekâlet vermeli, ancak kesilirken, kurbanın yanında bulunmaya gayret etmelidir.<br />
<br />
Resûlullah Efendimiz, bıçakların bilenerek hayvanlardan gizlenmesini emretmiş ve şu tenbihte bulunmuştur:<br />
<br />
“Biriniz hayvanını keseceği zaman, o işi hızlı yapsın!” (İbn-i Mâce, Zebâih, 3)<br />
<br />
“Allah her şeyi en güzel şekilde yapmayı emretmiştir. Öldürdüğünüzde bile en güzel tarzda öldürünüz! Kestiğiniz zaman da kesmeyi en iyi şekilde yapı­nız! Her biriniz bıçağını bilesin ve hayvanını rahatlatsın!” (Müslim, Sayd, 57; Tirmizî, Diyât, 14/1409; Ebû Dâvud, Edâhî, 11-12/2815)<br />
<br />
Burada hayvanı rahatlatmaktan maksat, bıçağı bileyerek hayvanın boğazına sür’atle sürüp kesimi çabuk yapmak ve hayvanı okşamak gibi şeylerdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN KESME EDEBİ</span></span><br />
<br />
Allah Resûlü, koyun kesen birini görmüştü. Adam, kesmek üzere koyunu yere yatırdıktan sonra bıçağını bilemeye çalışıyordu. Bu katı ve duygusuz davranış karşısında, Resûl-i Ekrem Efendimiz şu îkazda bulundu:<br />
<br />
“–Hayvanı defalarca mı öldürmek istiyorsun? Bıçağını, onu yere yatırmadan önce bilesen olmaz mıydı?” (Hâkim, IV, 257, 260/7570)<br />
<br />
Resûlullah, derisini ve boğazının bir kısmını kesip bırakarak hayvanı ölünceye kadar bu şekilde terk etmeyi yasaklamıştır.[5] Boğazın iki tarafındaki şah damarları ile yemek ve nefes boruları iyice kesilmelidir. Hayvanı kestikten sonra biraz bekleyerek, vücûdundaki kanın iyice boşalması sağlanmalı ve hayvan can çekişirken hemen yüzmeye başlanmamalıdır.<br />
<br />
Kurban kesilirken oturmayıp, kan tamamen akıncaya kadar hürmeten ayakta beklemek de sâlihlerin âdetlerindendir.<br />
<br />
Câbir (r.a), Allah Resûlü’nün kurban kesmesini şöyle anlatır:<br />
<br />
“Resûlullah, kurban günü alacalı ve boynuzlu iki koç kesti. Onları (yatırıp kıbleye) yöneltince:<br />
<br />
«Ben Hanîf olarak (Allah’ı bir tanı(Zeker)), yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim» (En’âm 6/79)<br />
<br />
«De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. O’nun ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben müslümanların ilkiyim»[6] âyetlerini okudu ve:<br />
<br />
«Ey Rabbim! (Bu kurban bize) sendendir ve senin için kesiyoruz. Muhammed (s.a.v.) ve ümmeti adına kesiyorum. Bismillahi vallâhu ekber!» deyip koçu kesti.” (Ebu Dâvud, Edâhî, 3-4/2795; İbn-i Mâce, Edâhî, 1)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN DUASI</span></span><br />
<br />
Yine Câbir (r.a.) şöyle anlatır:<br />
<br />
“Bir Kurban Bayramı’nda, Allah Resûlü ile musallâda/namazgâhta hazır bulundum. Hutbesini tamamlayınca minberinden indi. Kurbanlık bir koç getirildi. Resûlullah onu kendi eliyle kesti. Keserken de şöyle buyurdu:<br />
<br />
«Bismillahi vallâhu ekber. Bu, benim adıma ve ümmetimden kurban kesemeyenler adınadır!»” (Tirmizî, Edâhî, 20/1521)<br />
<br />
Bu hadislerin ifade ettiği hüküm Allah Resûlü’ne hastır. Bizim kestiğimiz bir kurban birden fazla kişinin yerine geçmez. Bu rivâyetlerde aynı zamanda, Fahr-i Kâinât Efendimiz’in ümmetine ne kadar düşkün olduğu da görülmektedir.<br />
<br />
Abdullâh bin Kurt (r.a.) şöyle anlatır:<br />
<br />
Resûlullah, Efendimiz’e beş veya altı tane kurbanlık deve getiril­mişti. Develer, hangimizden başlayacak diye Peygamber Efendimiz’e yaklaşmaya başladılar.[7] Develer kesilip yanları ve başları yere düşünce Rasûlullah Efendimiz hafif sesle bir şey söyledi, ancak anlayamadım. (Önümdeki şahsa):<br />
<br />
“−Ne buyurdu?” diye sordum:<br />
<br />
“−«İsteyen bu kurbandan kesip alabilir» buyuruyor” dedi. (Ebû Dâvûd, Menâsık, 19/1765; Hâkim, IV, 246/7522)<br />
<br />
İhramda bulunan hacılar kurbanlarını kesmedikçe, tıraş olup ihramdan çıkamadıkları gibi, memleketlerinde kurban kesecek müslümanların da Zilhicce ayının hilâli görüldükten sonra kurbanlarını kesinceye kadar saç ve tırnaklarını kestirmemeleri uygun olur.[8]<br />
<br />
Bu davranış, hacılara benzemek ve müslümanlar arasındaki inanç birliğinin, mümkün mertebe cihanşümûl karakterde davranış birliğine dönüşmesine katkıda bulunmak içindir.<br />
<br />
Böyle davranmanın diğer bir hikmeti de, kurban kesen kişinin bütün hücreleriyle birlikte cehennemden âzâd olmasını sağlamaktır. Çünkü Cenâb-ı Hak, kurban edilen hayvanın her bir âzâsına mukabil, kurban kesen kulunun o uzvunu cehennemden âzâd etmektedir.<br />
<br />
Kurban, usûlünce kesilip parçalandıktan sonra etinden yemeli ve başkalarına da ikrâm etmelidir. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:<br />
<br />
“…Artık ondan, hem kendiniz yiyin, hem de yoksula, fakire yedirin!.” (Hac 22/28, 36)<br />
<br />
Müstehap olan, kurbanı üçe taksim edip bir kısmını evde yemek, bir kısmını eşe dosta ikrâm etmek, bir kısmını da fukaraya dağıtmaktır. (Ebû Dâvud, Edâhî, 9-10/2813)<br />
<br />
Cemiyet içinde ihtiyaç olduğunda kurban etlerinin bir an evvel infâk edilmesi teşvik edilmiştir. Bir defâsında Resûlullâh Efendimiz (bayram hutbesinde):<br />
<br />
“‒Sizden kim kurban keserse, bayramın üçüncü gününden sonra evinde kurban etinden bir şey kalmasın!” buyurmuşlardı. Ertesi sene gelince sahâbîler:<br />
<br />
“‒Yâ Resûlallâh! Yine geçen sene yaptığımız gibi mi yapalım?” diye sordular. Resûlullâh Efendimiz şöyle cevap verdiler:<br />
<br />
“‒Bu sene kendiniz yiyiniz, başkalarına yediriniz ve daha sonra yemek için saklayınız! Geçen sene insanlar geçim sıkıntısı çekiyorlardı. Bu sebeble onlara bu hususta yardımcı olmanızı istemiştim.” (Buhârî, Edâhî, 16)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN NASIL DEĞERLENDİRİLMELİDİR?</span></span><br />
<br />
Ashâb-ı Kiram’ın İslâmî hassâsiyetini gösteren şu hâdise de ibretle zikredilmeye şâyândır:<br />
<br />
Ebû Saîd bin Mâlik el-Hudrî (r.a) bir seferden gelmişti. Âilesi kendisine kurban etlerinden takdîm ettiler. Ebû Saîd (r.a):<br />
<br />
“‒Ben bunun hükmünü sormadıkça yemeyeceğim” de­di. Akabinde Bedir’de hazır bulunmuş olan ana-bir kardeşi Katâde bin Numan’a gidip ona bu mes’eleyi sordu. O da:<br />
<br />
“‒Sen gittikten sonra, kurban etlerini üç günden sonra yemeyi yasaklayan hüküm kaldırıldı” dedi. (Buhârî, Meğâzî, 12)<br />
<br />
Kurbanın derisini ve istifâde edilen diğer kısımlarını evde kullanmak câiz ise de, satıp parasını almak câiz değildir. Satıldığı takdirde, kıymetinin tasadduk edilmesi lâzımdır. Yine kurbanlık hayvanın kesilmeden evvel sütünden, yününden istifâde edilmesi hoş görülmemiş, şayet kullanıldıysa bedelinin fakirlere verilmesi istenmiştir.<br />
<br />
Kurbanın kesilip parçalanması esnâsında temizliğe ve sıhhî şartlara âzamî derecede dikkat etmek lâzımdır. Sokakları ve çevreyi kirleterek çirkin koku ve manzaralara meydan verilmemelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBANIN HİKMET VE FAYDALARI</span></span><br />
<br />
Kurbanın bazı fayda ve hikmetlerini kısaca hatırlamak gerekirse şunlar söylenebilir:<br />
<br />
Kurban bize, Hz. İbrahim ve İsmail’in teslimiyetini ve kulluktaki üstün hâllerini hatırlatır. Allah’ın her şeyi insanlara musahhar kıldığını fiilen gösterip bunlardan usûlünce istifâde ve infak etmeyi öğretir. Zira, Allah’ın emrimize verdiği nîmetlerden faydalanmamak doğru olmadığı gibi, onları israf etmek de son derece yanlıştır. Bunun için İslâm kurbanı emretmiş, ancak diğer taraftan da isrâfı ve hayvanlara eziyeti yasaklamış, hatta belli bir yaş sınırı koymuştur.<br />
<br />
Kurban, insanı cimrilik ve mal sevgisinden kurtarır. Toplumdaki kardeşlik, yardımlaşma, paylaşma ve fukarayı sevindirme duygularını geliştirir. İnsanları muhabbet ve merhametle birbirine bağlar. Allah’ın nîmetlerinden bütün kullarının istifâde etmesini sağlar. Toplum hâlinde yerine getirilen ferdî ve ictimâî ibadetlerle Allah’ın rızâsını kazanmaya ve O’na yaklaşmaya vesîle olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dipnotlar:</span></span><br />
<br />
[1] Tirmizî, Edâhî, 11/1507. Hatta Efendimiz vefâtından sonra da kendisi adına kurban kesilmesini istemiştir. Haneş (r.a.), Hz. Ali’yi iki tâne koç kurban ederken görmüş ve niçin böyle yaptığını sormuştu. Hz. Ali şu cevâbı verdi:<br />
<br />
“–Resûlullah, bana (vefâtından sonra) kendisi için de kurban kesmemi vasiyet buyurmuştu. Bunlardan birini onun adına kesiyorum ve bunu da hiçbir zaman terk etmeyeceğim!” dedi. (Ebû Dâvûd, Edâhî, 1-2/2790; Tirmizî, Edâhî, 3/1495; Ahmed, I, 107) [2] Müslim, Hac, 356-7; Ebû Dâvûd, Edâhî, 10-11/2814; Tirmizî, Edâhî, 8/1501. Ancak kesme ve dağıtmanın zorluğu sebebiyle, yolculara bu hususta ruhsat tanınmıştır. Yani seferî/yolcu olan kişi, isterse kurban keser istemezse kesmeyebilir. [3] Buradaki “Cihât”dan maksadın, hac ibadetine mânî olacağı için sadece o günlerde yapılan cihat olması muhtemeldir. Çünkü Allah Resûlü muhtelif hadislerinde, en üstün ibadetin “Allah yolunda cihât” olduğunu haber vermiştir. [4] Müslim, Edâhî, 17-18. [5] Ebû Dâvud, Edâhî, 16-17/2826. [6] En’âm 6/162-163. [7] Develerin, Resûl-i Ek­rem Efendimiz’in mübarek elleriyle kurban edilmek için yarış etmeleri, O’nun mucizelerinden biridir. Karşılığında dünyevî veya uhrevî bir mükâfata erişmeyecekleri halde Resûl-i Ekrem Efendimiz’e itaat ve teslimiyette hayvanlar bile böyle yarışa girerlerken dünyevî ve uhrevî saadetleri O’na itaat etmeye bağlı olan insanların, Allâh Resûlü’ne teslim olmaya bir türlü yanaşmayışları, doğ­rusu akıl sahiplerini fevkalâde hayrete ve dehşete düşürecek bir hâdisedir. [8] Müslim, Edâhî, 39-42; Ebû Dâvûd, Edâhî, 2-3/2791. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak:</span></span> Dr. Murat Kaya, Efendimiz’den Hayat Ölçüleri,<br />
<br />
İslam ve İhsan</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Arefe Günü Yapılacak Dua ve İbadetler]]></title>
			<link>https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=34254</link>
			<pubDate>Thu, 05 Jun 2025 09:52:02 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.bizdeblog.com/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=34254</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arefe Günü Yapılacak Dua ve İbadetler</span></span><br />
<br />
Zilhicce'nin en faziletli günlerinden biri olan Arefe günü nasıl değerlendirilir? İşte bu mübarek günde yapılması tavsiye edilen 7 önemli ibadet ve dualarla Arefe'nin manevi bereketinden istifade etmenin yolları…<br />
<br />
Arefe günü, Zilhicce ayının faziletli ilk on günü içerisinde yer alır.<br />
<br />
İbni Abbâs’dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Başka günlerin hiçbirinde, -Zilhicce’nin ilk on gününü kastederek- şu günlerde işlenecek amel-i sâlihten, Allah katında, daha sevimli hiçbir amel yoktur.”<br />
<br />
- Allah uğrunda yapılacak cihad da mı üstün değildir, Yâ Rasûlallah? dediler.<br />
<br />
- “(Evet) Allah yolunda yapılacak cihad da. Ancak malını ve canını tehlikeye atarak cihada çıkan, şehit olup dönmeyen kimsenin cihâdı başka.(O, bundan üstündür),” buyurdu. (Buhârî, Îdeyn 11. Ayrıca bk.  Ebû Dâvûd, Savm 61; Tirmizî, Savm 52; İbni Mâce, Sıyâm 39)<br />
Arefe Günü Nedir?<br />
<br />
Kurban Bayramı’ndan önceki gün olan (Zilhicce ayının 9. günü) güne “Arefe” adı verilmiştir. Hacca giden Müslümanlar, o gün Arafat’ta haccın rükünlerinden biri olan vakfe görevini yerine getirirler. Bu sebeple o güne “Arefe Günü” denilmiştir.<br />
<br />
Arefe günü, tam anlamıyla bir dua ve niyaz zamanıdır. Allah Teâlâ, kendisine dua edilmesini ve bağışlanma dilenmesini sever. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bu gerçeğe işaretle Allah Teâlâ’nın o gün her zamankinden daha fazla Müslümanı cehennemden azat ettiğini, yani kullarını bağışladığını ifade ederek ümmet-i Muhammed’e büyük bir müjde vermektedir.<br />
<br />
Bu müjde, aynı zamanda Arefe gününün faziletini de ortaya koymaktadır. Hatta bazı âlimler, “Günlerin en faziletlisi Arefe günüdür” görüşünü benimsemişlerdir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AREFE GÜNÜ YAPILACAK DUA VE İBADETLER</span></span><br />
<br />
Zilhicce ayının ilk dokuz günü, İslâm’da önemli ve faziletli günler arasında yer alır. Bu günlerde oruç tutmak —Arafat’ta vakfe yapan hacılar dışında— sünnet kabul edilmiştir.<br />
<br />
Zira Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.):<br />
<br />
“Allah katında şu on günde işlenecek sâlih amelden daha değerli bir amel yoktur.” (Ebû Dâvûd, Savm, 61 [2437-2438]) buyurarak, Zilhicce’nin ilk dokuz gününü oruçlu geçirmiştir.<br />
<br />
Zilhicce’nin dokuzuncu günü olan Arefe günü ise ayrı bir öneme sahiptir. Hz. Peygamber (s.a.v.), bu günün orucuna dair şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Arefe günü tutulacak orucun, önceki ve sonraki senenin günahlarına keffâret olacağını Allah’tan ümit ediyorum.” (Müslim, Sıyâm, 196-197 [1162])<br />
<br />
Ayrıca, Kurban Bayramı’nın Arefe günü sabah namazından başlayarak bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar —toplam 23 vakit boyunca— her farz namazın ardından Teşrik tekbiri getirmek, kadın erkek her Müslümana vaciptir.<br />
<br />
Hak dostları, Arefe gününde şu ibadetleri yapmayı tavsiye etmişlerdir:<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Oruç Tutmak</span></span><br />
<br />
Arefe günü oruç tutmak sünnettir. Hacca gitmemiş olanlar, bu mübarek günde oruç tutabilirler. Ancak hac ibadeti için Arafat’ta bulunan kimseler için oruç tutmak, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından uygun görülmemiştir. (Bkz. Nesâî, Hac; İbn Mâce, Savm, 1732)<br />
<br />
Ebû Katâde’den (r.a.) rivayet edildiğine göre, Resûlullah’a (s.a.v.) Arefe günü tutulan orucun fazileti sorulduğunda şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Arefe günü tutulan oruç, geçmiş bir yılın ve gelecek bir yılın günahlarına kefaret olur.” (Müslim, Sıyâm, 196–197)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arefe Duası Yapmak</span></span><br />
Hak dostları, Arefe gününde şu duanın okunmasını tavsiye etmişlerdir:<br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.) Arefe gününde en ziyâde şöyle derlerdi:<br />
<br />
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ. لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
“La ilahe illellahü vahdehü la şerike leh, Lehül mülkü ve lehül hamdü biyedihil hâyrû vehüve alâ külli şey’in kadîr.” şeklinde okunur.<br />
<br />
“Allah’tan başka ilâh yoktur, yalnız O vardır ve hiçbir şerîki yoktur. Mülk O’nundur ve hamd de O’na mahsustur. Bütün hayırlar O’nun elindedir ve O her şeye kâdirdir.” (Mahmud Sami Ramazanoğlu, Dular ve zikirler)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Teşrik Tekbiri Getirmek</span></span><br />
Arefe günü sabah namazından başlayarak, bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar geçen sürede, toplam 23 vakitte; yalnız başına veya cemaatle kılınan farz namazların ardından bir kez şu teşrik tekbiri getirilir:<br />
<br />
اَللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ لۤا اِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ وَاللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ وَلِلّٰهِ الْحَمْدُ<br />
<br />
“Allahu ekber Allahu ekber. Lâ ilâhe İllâllahu vallahu ekber. Allahu ekber ve lillâhil hamd.” Bu tekbir, erkek-kadın, imam-cemaat, mukim veya misafir fark etmeksizin her Müslüman için vaciptir. Bu uygulamaya “Teşrik Tekbirleri” denir. (Bkz. Muvatta, Hac, 205)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tekbirin anlamı ise şöyledir:</span></span><br />
<br />
“Allah her şeyden yücedir, Allah her şeyden yücedir. Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah her şeyden yücedir. Allah her şeyden yücedir, hamd yalnızca Allah’a mahsustur.”<br />
<br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">  Kabir Ziyaretinde Bulunmak</span></span><br />
<br />
Hak dostları, Arefe günü veya Bayram günlerinde kabir ziyaretini ihmal etmemişlerdir.<br />
<br />
Fahr-i Kâinât Efendimiz (s.a.v.) hem bizzat kabir ziyaretlerinde bulunmuş hem de ümmetini bu konuda teşvik etmiştir. Nitekim şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“…Kabirleri ziyâret etmek isteyen ziyâret etsin. Çünkü kabir ziyâreti bize âhireti hatırlatır.” (Tirmizî, Cenâiz, 60)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sadaka Vermek</span></span><br />
<br />
Bu mübarek günlerde muhtaçları gözetmek, onları sevindirmek ve ihmal etmemek gerekir.<br />
<br />
Asr-ı Saâdet’te bayramlar, infak, ikram ve sadakalarla karşılanır; bayram sevinci, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılırdı. Gerçek bayram neşesi, mahzun gönüllere umut verebilmekle mümkün olurdu.<br />
<br />
Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayetle Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Kim, helâl kazancından bir hurma kadar sadaka verirse, - ki Allah, helâlden başkasını kabul etmez - Allah o sadakayı kabul eder. Sonra onu dağ gibi oluncaya kadar, herhangi birinizin tayını büyüttüğü gibi, sahibi adına ihtimamla büyütür.” (Buhârî, Zekât 8; Tevhîd 23; Müslim, Zekât 63, 64)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İstiğfar ve Dua Etmek</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayetle Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Allah’ın, cehennemden en çok kul azat ettiği gün, Arefe günüdür.” (Müslim, Hac 436)<br />
<br />
Amr b. Şuayb’ın (r.a.), babası aracılığıyla dedesinden naklettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Duaların en hayırlısı Arefe günü yapılan duadır.” (Tirmizî, Deavât, 122)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tefekkür Etmek</span></span><br />
<br />
Arefe günü, tefekkürle geçirilmesi gereken faziletli zaman dilimlerindendir. Hac farizasını yerine getiren müminler Arafat’ta vakfeye durur. Arafat, mahşer meydanını ve hesap gününü hatırlatır; insan bu günle birlikte kabirden kalkışı, toplanmayı ve hesaba çekilmeyi düşünmelidir.<br />
<br />
Ayrıca Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail’ın (a.s.) kurbanla imtihanını hatırlamak ve bu teslimiyet iklimine hazırlanmak da Arefe gününün ruhuna uygun davranışlardandır.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arefe Günü Yapılacak Dua ve İbadetler</span></span><br />
<br />
Zilhicce'nin en faziletli günlerinden biri olan Arefe günü nasıl değerlendirilir? İşte bu mübarek günde yapılması tavsiye edilen 7 önemli ibadet ve dualarla Arefe'nin manevi bereketinden istifade etmenin yolları…<br />
<br />
Arefe günü, Zilhicce ayının faziletli ilk on günü içerisinde yer alır.<br />
<br />
İbni Abbâs’dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Başka günlerin hiçbirinde, -Zilhicce’nin ilk on gününü kastederek- şu günlerde işlenecek amel-i sâlihten, Allah katında, daha sevimli hiçbir amel yoktur.”<br />
<br />
- Allah uğrunda yapılacak cihad da mı üstün değildir, Yâ Rasûlallah? dediler.<br />
<br />
- “(Evet) Allah yolunda yapılacak cihad da. Ancak malını ve canını tehlikeye atarak cihada çıkan, şehit olup dönmeyen kimsenin cihâdı başka.(O, bundan üstündür),” buyurdu. (Buhârî, Îdeyn 11. Ayrıca bk.  Ebû Dâvûd, Savm 61; Tirmizî, Savm 52; İbni Mâce, Sıyâm 39)<br />
Arefe Günü Nedir?<br />
<br />
Kurban Bayramı’ndan önceki gün olan (Zilhicce ayının 9. günü) güne “Arefe” adı verilmiştir. Hacca giden Müslümanlar, o gün Arafat’ta haccın rükünlerinden biri olan vakfe görevini yerine getirirler. Bu sebeple o güne “Arefe Günü” denilmiştir.<br />
<br />
Arefe günü, tam anlamıyla bir dua ve niyaz zamanıdır. Allah Teâlâ, kendisine dua edilmesini ve bağışlanma dilenmesini sever. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bu gerçeğe işaretle Allah Teâlâ’nın o gün her zamankinden daha fazla Müslümanı cehennemden azat ettiğini, yani kullarını bağışladığını ifade ederek ümmet-i Muhammed’e büyük bir müjde vermektedir.<br />
<br />
Bu müjde, aynı zamanda Arefe gününün faziletini de ortaya koymaktadır. Hatta bazı âlimler, “Günlerin en faziletlisi Arefe günüdür” görüşünü benimsemişlerdir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AREFE GÜNÜ YAPILACAK DUA VE İBADETLER</span></span><br />
<br />
Zilhicce ayının ilk dokuz günü, İslâm’da önemli ve faziletli günler arasında yer alır. Bu günlerde oruç tutmak —Arafat’ta vakfe yapan hacılar dışında— sünnet kabul edilmiştir.<br />
<br />
Zira Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.):<br />
<br />
“Allah katında şu on günde işlenecek sâlih amelden daha değerli bir amel yoktur.” (Ebû Dâvûd, Savm, 61 [2437-2438]) buyurarak, Zilhicce’nin ilk dokuz gününü oruçlu geçirmiştir.<br />
<br />
Zilhicce’nin dokuzuncu günü olan Arefe günü ise ayrı bir öneme sahiptir. Hz. Peygamber (s.a.v.), bu günün orucuna dair şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Arefe günü tutulacak orucun, önceki ve sonraki senenin günahlarına keffâret olacağını Allah’tan ümit ediyorum.” (Müslim, Sıyâm, 196-197 [1162])<br />
<br />
Ayrıca, Kurban Bayramı’nın Arefe günü sabah namazından başlayarak bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar —toplam 23 vakit boyunca— her farz namazın ardından Teşrik tekbiri getirmek, kadın erkek her Müslümana vaciptir.<br />
<br />
Hak dostları, Arefe gününde şu ibadetleri yapmayı tavsiye etmişlerdir:<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Oruç Tutmak</span></span><br />
<br />
Arefe günü oruç tutmak sünnettir. Hacca gitmemiş olanlar, bu mübarek günde oruç tutabilirler. Ancak hac ibadeti için Arafat’ta bulunan kimseler için oruç tutmak, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından uygun görülmemiştir. (Bkz. Nesâî, Hac; İbn Mâce, Savm, 1732)<br />
<br />
Ebû Katâde’den (r.a.) rivayet edildiğine göre, Resûlullah’a (s.a.v.) Arefe günü tutulan orucun fazileti sorulduğunda şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Arefe günü tutulan oruç, geçmiş bir yılın ve gelecek bir yılın günahlarına kefaret olur.” (Müslim, Sıyâm, 196–197)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arefe Duası Yapmak</span></span><br />
Hak dostları, Arefe gününde şu duanın okunmasını tavsiye etmişlerdir:<br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.) Arefe gününde en ziyâde şöyle derlerdi:<br />
<br />
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ. لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
“La ilahe illellahü vahdehü la şerike leh, Lehül mülkü ve lehül hamdü biyedihil hâyrû vehüve alâ külli şey’in kadîr.” şeklinde okunur.<br />
<br />
“Allah’tan başka ilâh yoktur, yalnız O vardır ve hiçbir şerîki yoktur. Mülk O’nundur ve hamd de O’na mahsustur. Bütün hayırlar O’nun elindedir ve O her şeye kâdirdir.” (Mahmud Sami Ramazanoğlu, Dular ve zikirler)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Teşrik Tekbiri Getirmek</span></span><br />
Arefe günü sabah namazından başlayarak, bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar geçen sürede, toplam 23 vakitte; yalnız başına veya cemaatle kılınan farz namazların ardından bir kez şu teşrik tekbiri getirilir:<br />
<br />
اَللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ لۤا اِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ وَاللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ وَلِلّٰهِ الْحَمْدُ<br />
<br />
“Allahu ekber Allahu ekber. Lâ ilâhe İllâllahu vallahu ekber. Allahu ekber ve lillâhil hamd.” Bu tekbir, erkek-kadın, imam-cemaat, mukim veya misafir fark etmeksizin her Müslüman için vaciptir. Bu uygulamaya “Teşrik Tekbirleri” denir. (Bkz. Muvatta, Hac, 205)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tekbirin anlamı ise şöyledir:</span></span><br />
<br />
“Allah her şeyden yücedir, Allah her şeyden yücedir. Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah her şeyden yücedir. Allah her şeyden yücedir, hamd yalnızca Allah’a mahsustur.”<br />
<br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">  Kabir Ziyaretinde Bulunmak</span></span><br />
<br />
Hak dostları, Arefe günü veya Bayram günlerinde kabir ziyaretini ihmal etmemişlerdir.<br />
<br />
Fahr-i Kâinât Efendimiz (s.a.v.) hem bizzat kabir ziyaretlerinde bulunmuş hem de ümmetini bu konuda teşvik etmiştir. Nitekim şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“…Kabirleri ziyâret etmek isteyen ziyâret etsin. Çünkü kabir ziyâreti bize âhireti hatırlatır.” (Tirmizî, Cenâiz, 60)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sadaka Vermek</span></span><br />
<br />
Bu mübarek günlerde muhtaçları gözetmek, onları sevindirmek ve ihmal etmemek gerekir.<br />
<br />
Asr-ı Saâdet’te bayramlar, infak, ikram ve sadakalarla karşılanır; bayram sevinci, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılırdı. Gerçek bayram neşesi, mahzun gönüllere umut verebilmekle mümkün olurdu.<br />
<br />
Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayetle Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Kim, helâl kazancından bir hurma kadar sadaka verirse, - ki Allah, helâlden başkasını kabul etmez - Allah o sadakayı kabul eder. Sonra onu dağ gibi oluncaya kadar, herhangi birinizin tayını büyüttüğü gibi, sahibi adına ihtimamla büyütür.” (Buhârî, Zekât 8; Tevhîd 23; Müslim, Zekât 63, 64)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İstiğfar ve Dua Etmek</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayetle Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Allah’ın, cehennemden en çok kul azat ettiği gün, Arefe günüdür.” (Müslim, Hac 436)<br />
<br />
Amr b. Şuayb’ın (r.a.), babası aracılığıyla dedesinden naklettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Duaların en hayırlısı Arefe günü yapılan duadır.” (Tirmizî, Deavât, 122)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tefekkür Etmek</span></span><br />
<br />
Arefe günü, tefekkürle geçirilmesi gereken faziletli zaman dilimlerindendir. Hac farizasını yerine getiren müminler Arafat’ta vakfeye durur. Arafat, mahşer meydanını ve hesap gününü hatırlatır; insan bu günle birlikte kabirden kalkışı, toplanmayı ve hesaba çekilmeyi düşünmelidir.<br />
<br />
Ayrıca Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail’ın (a.s.) kurbanla imtihanını hatırlamak ve bu teslimiyet iklimine hazırlanmak da Arefe gününün ruhuna uygun davranışlardandır.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hatim nedir? Cüz dağıtarak yapılan hatim geçerli midir?]]></title>
			<link>https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=33800</link>
			<pubDate>Tue, 17 Dec 2024 20:10:29 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.bizdeblog.com/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=33800</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://forum.bizdeblog.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=184504" target="_blank" title="">Hatim nedir Cüz dağıtarak yapılan hatim geçerli midir.png</a> (Size: 875.29 KB / Downloads: 63)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hatim nedir? Cüz dağıtarak yapılan hatim geçerli midir?</span></span><br />
<br />
Hatim, Kur'an'a bakarak veya ezberden baştan sona okunmasıdır.<br />
<br />
Anlamını bilmese bile İslam dünyasında Kuran'ı küçük yaşta ezberlemek bir peygamber tavsiyesidir. Kur'an'ı ezberleyen kişiye hafız denir. Ramazan ayında hatim indirmek, camide imamı takip ederek hatim indirilir. Buna mukabele adı verilir. Hafızların hatiminden sonra camide hatim duası okunur.[1] <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cüz</span></span><br />
<br />
Kur'an'ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir. Kur'an'daki bütün cüzler 20 sayfadır. Sadece son cüz 23 ya da 24 sayfadır.<br />
<br />
Kuran, "sûre" adı verilen bazı ana bölümden oluşur. Kur'an 114 sûreden müteşekkildir. Bu surelerin 86'sı Mekke'de, 28'i Medine'de gelmiştir. Medine'de gelen sureler Bakara, Ali İmran, Enfal, Ahzab, Maide, Mümtahine, Nisa, Zilzal, Hadid, Muhammed, Rad, Rahman, Dehr, Talak, Beyyine, Haşr, Nasr, Nur, Hac, Münafikun, Mücadele, Hucurat, Tahrim, Cuma, Tegabun, Saf, Feth ve Berae'dir. Hatim etmenin sevabı çok büyüktür. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cüz dağıtarak Kur'an-ı Kerim hatmi yapılabilir mi?</span></span><br />
<br />
Evet, cüz dağıtarak Kur'an-ı Kerim hatmi yapılabilir.<br />
<br />
Hatim, Kur'an-ı Kerim'in baştan sona okunmasıdır. Bunu bir kişi tek başına yapabileceği gibi, birkaç kişi kendi aralarında cüz paylaşıp da Kur'an-ı Kerim'i hatmedebilirler ve vefat edenlerin ruhlarına hediye edebilirler. Bunun aksini söylemek doğru değildir.<br />
<br />
Müslümanların bu özelliği şirket-i maneviyeden gelmektedir. Mesela, dört-beş adam iştirak niyetiyle biri gazyağı, biri fitil, biri lâmba, biri şişe, biri kibrit getirip lâmbayı yaksalar, o lambadan akseden ışıktan hepsi tamamiyle istifade eder. Birisinin istifadesi diğerine mani olmaz. Hepsi sanki kendisi yapmış gibi bu ışıktan istifade eder. Bunun gibi Kur'an-ı Kerim'i birkaç kişi bir araya gelip hatmetmesiyle, hepsi sanki bir hatim indirmiş gibi sevap kazanır. Çünkü manevi şeylerde bölünme olmaz.<br />
<br />
Kuran-ı Kerim, Müslümanlar için en kıymetli kitaptır. Kuran okumak ve hatim indirmek, müminlerin en sevdiği ibadetlerden biridir.<br />
<br />
Ancak, özellikle Ramazan ayında sıkça başvurulan cüz dağıtarak hatim yapma yöntemi, bazı müslümanların kafasında soru işaretleri yaratmaktadır. Din İşleri Yüksek Kurulu, bu konuda net bir açıklama yaparak müslümanları aydınlatmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuran<br />
Kur'an-ı Kerim ile Hatim Nedir?</span></span><br />
<br />
Kur'an-ı Kerim ile hatim, Müslümanların Kur'an'ı baştan sona eksiksiz bir şekilde okumalarına verilen isimdir. Hatim, Kur'an'ın tamamını bir seferde ya da belirli bir süre zarfında okumayı ifade eder. Bu ibadet, Müslümanlar için büyük bir sevap ve manevi bir kazanç olarak kabul edilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hatim Ne Zaman İndirilir?</span></span><br />
<br />
Hatim indirmek için belirli bir zaman kısıtlaması yoktur. Müslümanlar, yılın herhangi bir döneminde hatim indirebilirler. Ancak, Ramazan ayı hatim indirmek için en faziletli zamanlardan biri olarak kabul edilir. Bunun dışında kişinin istediği zaman diliminde hatim okuyup indirebilmesi mümkündür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hatim Tutma Yöntemleri Nelerdir?</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bireysel Hatim:</span></span> Kişi tek başına Kur'an'ı baştan sona okuyarak hatim yapar. Bu yöntem, en yaygın hatim tutma şeklidir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cemaatle Hatim:</span></span> Bir grup insan bir araya gelerek Kur'an'ı belirli parçalara böler ve her biri belirli bir cüz okuyarak hatim yapar. Bu yöntemle, hatim daha kısa sürede tamamlanabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sanal Hatim:</span></span> Özellikle son yıllarda yaygınlaşan bir yöntemdir. Online platformlar veya sosyal medya aracılığıyla insanlar bir araya gelir ve her biri belirli bir cüz okuyarak hatim yapar.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Aylık veya Haftalık Hatim:</span></span> Bazı insanlar, hatmi daha düzenli ve sürekli hale getirmek için günlük belirli bir miktarda Kur'an okurlar ve bu şekilde bir ayda ya da haftada bir hatim tamamlarlar.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hatim Nasıl İndirilir?</span></span><br />
<br />
Hatim indirmek için belirli bir yöntem bulunmasa da genellikle şu adımlar izlenir:<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Niyet etmek:</span></span> Hatme başlamadan önce, Allah rızası için Kuran-ı Kerim'i okuma niyetiyle başlanır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Temizlenmek:</span></span> Abdest alarak temiz bir şekilde hatime başlamak önemlidir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sessiz veya sesli okumak:</span></span> Kuran-ı Kerim'i ezbere veya mushaf üzerinden sessiz veya sesli olarak okuyabilirsiniz.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hata yapıldığında tekrar etmek:</span></span> Okurken hata yapılırsa, hata yapılan yer tekrar edilmelidir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hatim duasını okumak:</span></span> Hatmi tamamladıktan sonra, hatim duası okunur.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kur’ân-ı Kerîm’in okunması sevap kazandıran bir ibadettir</span></span><br />
<br />
Kur’ân-ı Kerîm’in tilaveti İslam'da önemli bir ibadet olarak kabul edilir. Hz. Peygamber (s.a.s.), Kur’ân okuyanların her harfine on sevap verileceğini ve Kur’ân’ın okuyuculara hem dünya hem de ahiret hayatında huzur ve şefaat sağlayacağını bildirmiştir. Bu ibadetin fazileti üzerine birçok sahih hadis bulunmaktadır:<br />
<br />
    “Okunan Kur’ân’ın her harfine karşılık on sevap verilecektir, okuyanlar için Kur’ân dünyada huzur kaynağı, âhirette de şefaatçi olacaktır.” (Buhârî, Müslim, Tirmizî)<br />
<br />
Bu hadisler ve benzerleri, sahabe-i kiramın Kur’ân’a olan ilgisini artırmış, Kur’ân okumaya ve hatim indirmeye yönelik bir gelenek oluşturmuştur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hz. Peygamber hatim geleneğini başlatmıştır</span></span><br />
<br />
Hz. Peygamber (s.a.s.), Kur'ân'ı tertip üzerine okuyarak hatim yapmayı Allah’ın en sevdiği işlerden biri olarak nitelendirmiştir.<br />
<br />
Ayrıca, Ramazan ayında Cebrail (a.s.) ile karşılıklı olarak hatim yapması, bu ibadetin önemini vurgulamaktadır. Peygamberimiz, sadece ramazan ayında değil, normal zamanlarda da ferdi olarak hatim yapmayı adet edinmiştir. Bu sebeple, sahabe döneminden itibaren hatim geleneği İslam ümmetinde yaygınlaşmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cüz dağıtılarak hatim yapılması caiz midir?</span></span><br />
<br />
Kur'ân-ı Kerim’in Arapça metni baştan sona okunarak hatim yapılması esas kabul edilse de, zaman içinde cüz dağıtılarak hatim yapılması da yaygın bir uygulama haline gelmiştir.<br />
<br />
Hz. Peygamber ve sahabe döneminde bireysel olarak hatim yapılmış, fakat sonraki dönemlerde cüz dağıtarak hatim yapmanın hem kolaylık sağladığı hem de teşvik edici olduğu düşünülmüştür. Bu yöntemle herkes okuduğu kısım kadar sevap alır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hatim duasından sonra okunmayan cüzler de tamamlanabilir</span></span><br />
<br />
Cüz dağıtarak yapılan hatimlerde, her bir kişi okuduğu cüz kadar sevap alır. Bu hatmin sonunda, İhlas Suresi'nin üç defa okunması ve toplu hatim duası yapılması da caizdir.<br />
<br />
Ancak, cüzlerin hatim duasından önce okunmasına özen gösterilmelidir. Herhangi bir sebeple hatim duasından önce cüz okunamamışsa, bu durum hatimin geçersiz olduğu anlamına gelmez.<br />
<br />
Dağıtılan cüzler, hatim duasından sonra da tamamlanabilir ve hatim geçerli kabul edilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Din İşleri Yüksek Kurulu'nun cevabı</span></span><br />
<br />
Din İşleri Yüksek Kurulu bu konuda şu açıklamayı yapmıştır: Hatim, Kur’ân-ı Kerîm’in Arapça metninin başından sonuna kadar yüzünden veya ezbere okunmasıdır. Aslolan, Kur’ân hatmini her ferdin kendisinin yapmasıdır. Hz. Peygamber (s.a.s.) ve sahabe de böyle yapmıştır. Sonraki dönemlerde hem daha kolay hem de teşvik edici olması nedeniyle, birden çok kişi arasında cüz dağıtılarak gerçekleştirilen hatim uygulaması ortaya çıkmış, caiz olup olmadığı tartışılmıştır. Cüz dağıtma usulü ile yapılan hatimde herkes tek başına hatim yapmış olmayıp (Şeyhü'l-İslâm Yenişehirli Abdullah Efendi, Behcetü’l-fetâvâ, 571) okuyanlardan her biri okuduğu kadar sevap alır. Yapılan hatmin sonunda üç defa İhlas sûresinin okunması ve toplu hatim duası yapılması câiz görüldüğü gibi (Fetâvâ-yı Kadihan, 1/147) herkesin okuduğu kısmın sevabını diğerlerine ve vefat etmiş olan müminlere bağışlaması da caizdir. Dağıtılan cüzler hatim duasından önce okunmaya gayret edilmelidir. Herhangi bir nedenle okunamamışsa cüzler hatim duasından sonra da okunabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hatim geleneği İslam toplumunda güçlü bir yer tutmaktadır</span></span><br />
<br />
Kur'ân okumanın ve hatim indirmenin, hem ferdî hem de toplu olarak yapılan versiyonları İslam kültüründe önemli bir ibadet olagelmiştir. Cüz dağıtarak hatim yapmak da bu ibadetin kolaylaştırıcı bir uygulaması olarak kabul edilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cüz dağıtarak hatim yapmanın faydaları nelerdir?</span></span><br />
<br />
    Daha kısa sürede hatim indirme imkanı: cüz dağıtarak hatim yapmak, özellikle yoğun bir yaşam temposuna sahip olan kişiler için daha kısa sürede kuranı tamamlama imkanı sunar.<br />
    Toplumsal dayanışmayı güçlendirme: cemaat olarak yapılan hatimler, müminler arasında birlik ve beraberliği pekiştirir.<br />
    Kuran'a olan ilgiyi artırma: cüz dağıtarak yapılan hatimler, kuran'a olan ilgiyi artırır ve daha fazla insanın kuran okumaya teşvik edilmesini sağlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cüz dağıtarak hatim yaparken nelere dikkat edilmelidir?</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Niyet önemlidir:</span></span> hatme başlamadan önce, kuranı anlamak, öğrenmek ve allah'a yaklaşmak niyetiyle niyet edilmelidir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Doğru telaffuz:</span></span> kuranı doğru telaffuz etmek, kurallarına uygun okumak, hatmin kabul olması için önemlidir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hatim duasını yapmak:</span></span> hatim sonunda okunan dua, hatmin kabul olması için önemlidir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okunan cüzlerin sevabını bağışlamak:</span></span> okunan cüzlerin sevabını diğer müminlere ve vefat etmişlere bağışlamak, sevabı artırır.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://forum.bizdeblog.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=184504" target="_blank" title="">Hatim nedir Cüz dağıtarak yapılan hatim geçerli midir.png</a> (Size: 875.29 KB / Downloads: 63)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hatim nedir? Cüz dağıtarak yapılan hatim geçerli midir?</span></span><br />
<br />
Hatim, Kur'an'a bakarak veya ezberden baştan sona okunmasıdır.<br />
<br />
Anlamını bilmese bile İslam dünyasında Kuran'ı küçük yaşta ezberlemek bir peygamber tavsiyesidir. Kur'an'ı ezberleyen kişiye hafız denir. Ramazan ayında hatim indirmek, camide imamı takip ederek hatim indirilir. Buna mukabele adı verilir. Hafızların hatiminden sonra camide hatim duası okunur.[1] <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cüz</span></span><br />
<br />
Kur'an'ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir. Kur'an'daki bütün cüzler 20 sayfadır. Sadece son cüz 23 ya da 24 sayfadır.<br />
<br />
Kuran, "sûre" adı verilen bazı ana bölümden oluşur. Kur'an 114 sûreden müteşekkildir. Bu surelerin 86'sı Mekke'de, 28'i Medine'de gelmiştir. Medine'de gelen sureler Bakara, Ali İmran, Enfal, Ahzab, Maide, Mümtahine, Nisa, Zilzal, Hadid, Muhammed, Rad, Rahman, Dehr, Talak, Beyyine, Haşr, Nasr, Nur, Hac, Münafikun, Mücadele, Hucurat, Tahrim, Cuma, Tegabun, Saf, Feth ve Berae'dir. Hatim etmenin sevabı çok büyüktür. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cüz dağıtarak Kur'an-ı Kerim hatmi yapılabilir mi?</span></span><br />
<br />
Evet, cüz dağıtarak Kur'an-ı Kerim hatmi yapılabilir.<br />
<br />
Hatim, Kur'an-ı Kerim'in baştan sona okunmasıdır. Bunu bir kişi tek başına yapabileceği gibi, birkaç kişi kendi aralarında cüz paylaşıp da Kur'an-ı Kerim'i hatmedebilirler ve vefat edenlerin ruhlarına hediye edebilirler. Bunun aksini söylemek doğru değildir.<br />
<br />
Müslümanların bu özelliği şirket-i maneviyeden gelmektedir. Mesela, dört-beş adam iştirak niyetiyle biri gazyağı, biri fitil, biri lâmba, biri şişe, biri kibrit getirip lâmbayı yaksalar, o lambadan akseden ışıktan hepsi tamamiyle istifade eder. Birisinin istifadesi diğerine mani olmaz. Hepsi sanki kendisi yapmış gibi bu ışıktan istifade eder. Bunun gibi Kur'an-ı Kerim'i birkaç kişi bir araya gelip hatmetmesiyle, hepsi sanki bir hatim indirmiş gibi sevap kazanır. Çünkü manevi şeylerde bölünme olmaz.<br />
<br />
Kuran-ı Kerim, Müslümanlar için en kıymetli kitaptır. Kuran okumak ve hatim indirmek, müminlerin en sevdiği ibadetlerden biridir.<br />
<br />
Ancak, özellikle Ramazan ayında sıkça başvurulan cüz dağıtarak hatim yapma yöntemi, bazı müslümanların kafasında soru işaretleri yaratmaktadır. Din İşleri Yüksek Kurulu, bu konuda net bir açıklama yaparak müslümanları aydınlatmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuran<br />
Kur'an-ı Kerim ile Hatim Nedir?</span></span><br />
<br />
Kur'an-ı Kerim ile hatim, Müslümanların Kur'an'ı baştan sona eksiksiz bir şekilde okumalarına verilen isimdir. Hatim, Kur'an'ın tamamını bir seferde ya da belirli bir süre zarfında okumayı ifade eder. Bu ibadet, Müslümanlar için büyük bir sevap ve manevi bir kazanç olarak kabul edilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hatim Ne Zaman İndirilir?</span></span><br />
<br />
Hatim indirmek için belirli bir zaman kısıtlaması yoktur. Müslümanlar, yılın herhangi bir döneminde hatim indirebilirler. Ancak, Ramazan ayı hatim indirmek için en faziletli zamanlardan biri olarak kabul edilir. Bunun dışında kişinin istediği zaman diliminde hatim okuyup indirebilmesi mümkündür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hatim Tutma Yöntemleri Nelerdir?</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bireysel Hatim:</span></span> Kişi tek başına Kur'an'ı baştan sona okuyarak hatim yapar. Bu yöntem, en yaygın hatim tutma şeklidir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cemaatle Hatim:</span></span> Bir grup insan bir araya gelerek Kur'an'ı belirli parçalara böler ve her biri belirli bir cüz okuyarak hatim yapar. Bu yöntemle, hatim daha kısa sürede tamamlanabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sanal Hatim:</span></span> Özellikle son yıllarda yaygınlaşan bir yöntemdir. Online platformlar veya sosyal medya aracılığıyla insanlar bir araya gelir ve her biri belirli bir cüz okuyarak hatim yapar.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Aylık veya Haftalık Hatim:</span></span> Bazı insanlar, hatmi daha düzenli ve sürekli hale getirmek için günlük belirli bir miktarda Kur'an okurlar ve bu şekilde bir ayda ya da haftada bir hatim tamamlarlar.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hatim Nasıl İndirilir?</span></span><br />
<br />
Hatim indirmek için belirli bir yöntem bulunmasa da genellikle şu adımlar izlenir:<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Niyet etmek:</span></span> Hatme başlamadan önce, Allah rızası için Kuran-ı Kerim'i okuma niyetiyle başlanır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Temizlenmek:</span></span> Abdest alarak temiz bir şekilde hatime başlamak önemlidir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sessiz veya sesli okumak:</span></span> Kuran-ı Kerim'i ezbere veya mushaf üzerinden sessiz veya sesli olarak okuyabilirsiniz.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hata yapıldığında tekrar etmek:</span></span> Okurken hata yapılırsa, hata yapılan yer tekrar edilmelidir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hatim duasını okumak:</span></span> Hatmi tamamladıktan sonra, hatim duası okunur.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kur’ân-ı Kerîm’in okunması sevap kazandıran bir ibadettir</span></span><br />
<br />
Kur’ân-ı Kerîm’in tilaveti İslam'da önemli bir ibadet olarak kabul edilir. Hz. Peygamber (s.a.s.), Kur’ân okuyanların her harfine on sevap verileceğini ve Kur’ân’ın okuyuculara hem dünya hem de ahiret hayatında huzur ve şefaat sağlayacağını bildirmiştir. Bu ibadetin fazileti üzerine birçok sahih hadis bulunmaktadır:<br />
<br />
    “Okunan Kur’ân’ın her harfine karşılık on sevap verilecektir, okuyanlar için Kur’ân dünyada huzur kaynağı, âhirette de şefaatçi olacaktır.” (Buhârî, Müslim, Tirmizî)<br />
<br />
Bu hadisler ve benzerleri, sahabe-i kiramın Kur’ân’a olan ilgisini artırmış, Kur’ân okumaya ve hatim indirmeye yönelik bir gelenek oluşturmuştur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hz. Peygamber hatim geleneğini başlatmıştır</span></span><br />
<br />
Hz. Peygamber (s.a.s.), Kur'ân'ı tertip üzerine okuyarak hatim yapmayı Allah’ın en sevdiği işlerden biri olarak nitelendirmiştir.<br />
<br />
Ayrıca, Ramazan ayında Cebrail (a.s.) ile karşılıklı olarak hatim yapması, bu ibadetin önemini vurgulamaktadır. Peygamberimiz, sadece ramazan ayında değil, normal zamanlarda da ferdi olarak hatim yapmayı adet edinmiştir. Bu sebeple, sahabe döneminden itibaren hatim geleneği İslam ümmetinde yaygınlaşmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cüz dağıtılarak hatim yapılması caiz midir?</span></span><br />
<br />
Kur'ân-ı Kerim’in Arapça metni baştan sona okunarak hatim yapılması esas kabul edilse de, zaman içinde cüz dağıtılarak hatim yapılması da yaygın bir uygulama haline gelmiştir.<br />
<br />
Hz. Peygamber ve sahabe döneminde bireysel olarak hatim yapılmış, fakat sonraki dönemlerde cüz dağıtarak hatim yapmanın hem kolaylık sağladığı hem de teşvik edici olduğu düşünülmüştür. Bu yöntemle herkes okuduğu kısım kadar sevap alır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hatim duasından sonra okunmayan cüzler de tamamlanabilir</span></span><br />
<br />
Cüz dağıtarak yapılan hatimlerde, her bir kişi okuduğu cüz kadar sevap alır. Bu hatmin sonunda, İhlas Suresi'nin üç defa okunması ve toplu hatim duası yapılması da caizdir.<br />
<br />
Ancak, cüzlerin hatim duasından önce okunmasına özen gösterilmelidir. Herhangi bir sebeple hatim duasından önce cüz okunamamışsa, bu durum hatimin geçersiz olduğu anlamına gelmez.<br />
<br />
Dağıtılan cüzler, hatim duasından sonra da tamamlanabilir ve hatim geçerli kabul edilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Din İşleri Yüksek Kurulu'nun cevabı</span></span><br />
<br />
Din İşleri Yüksek Kurulu bu konuda şu açıklamayı yapmıştır: Hatim, Kur’ân-ı Kerîm’in Arapça metninin başından sonuna kadar yüzünden veya ezbere okunmasıdır. Aslolan, Kur’ân hatmini her ferdin kendisinin yapmasıdır. Hz. Peygamber (s.a.s.) ve sahabe de böyle yapmıştır. Sonraki dönemlerde hem daha kolay hem de teşvik edici olması nedeniyle, birden çok kişi arasında cüz dağıtılarak gerçekleştirilen hatim uygulaması ortaya çıkmış, caiz olup olmadığı tartışılmıştır. Cüz dağıtma usulü ile yapılan hatimde herkes tek başına hatim yapmış olmayıp (Şeyhü'l-İslâm Yenişehirli Abdullah Efendi, Behcetü’l-fetâvâ, 571) okuyanlardan her biri okuduğu kadar sevap alır. Yapılan hatmin sonunda üç defa İhlas sûresinin okunması ve toplu hatim duası yapılması câiz görüldüğü gibi (Fetâvâ-yı Kadihan, 1/147) herkesin okuduğu kısmın sevabını diğerlerine ve vefat etmiş olan müminlere bağışlaması da caizdir. Dağıtılan cüzler hatim duasından önce okunmaya gayret edilmelidir. Herhangi bir nedenle okunamamışsa cüzler hatim duasından sonra da okunabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hatim geleneği İslam toplumunda güçlü bir yer tutmaktadır</span></span><br />
<br />
Kur'ân okumanın ve hatim indirmenin, hem ferdî hem de toplu olarak yapılan versiyonları İslam kültüründe önemli bir ibadet olagelmiştir. Cüz dağıtarak hatim yapmak da bu ibadetin kolaylaştırıcı bir uygulaması olarak kabul edilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cüz dağıtarak hatim yapmanın faydaları nelerdir?</span></span><br />
<br />
    Daha kısa sürede hatim indirme imkanı: cüz dağıtarak hatim yapmak, özellikle yoğun bir yaşam temposuna sahip olan kişiler için daha kısa sürede kuranı tamamlama imkanı sunar.<br />
    Toplumsal dayanışmayı güçlendirme: cemaat olarak yapılan hatimler, müminler arasında birlik ve beraberliği pekiştirir.<br />
    Kuran'a olan ilgiyi artırma: cüz dağıtarak yapılan hatimler, kuran'a olan ilgiyi artırır ve daha fazla insanın kuran okumaya teşvik edilmesini sağlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cüz dağıtarak hatim yaparken nelere dikkat edilmelidir?</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Niyet önemlidir:</span></span> hatme başlamadan önce, kuranı anlamak, öğrenmek ve allah'a yaklaşmak niyetiyle niyet edilmelidir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Doğru telaffuz:</span></span> kuranı doğru telaffuz etmek, kurallarına uygun okumak, hatmin kabul olması için önemlidir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hatim duasını yapmak:</span></span> hatim sonunda okunan dua, hatmin kabul olması için önemlidir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okunan cüzlerin sevabını bağışlamak:</span></span> okunan cüzlerin sevabını diğer müminlere ve vefat etmişlere bağışlamak, sevabı artırır.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mukabele ne demektir? Nasıl yapılır? Mukabele geleneğinin dinde önemi nedir?]]></title>
			<link>https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=33799</link>
			<pubDate>Tue, 17 Dec 2024 19:42:47 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.bizdeblog.com/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=33799</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://forum.bizdeblog.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=184505" target="_blank" title="">Mukabele ne demektir Nasıl yapılır Mukabele geleneğinin dinde önemi nedir.png</a> (Size: 969.08 KB / Downloads: 62)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mukabele ne demektir? Nasıl yapılır? Mukabele geleneğinin dinde önemi nedir? </span></span><br />
<br />
Mukabele ile ilgili merak edilenler<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1.    Mukabele ne demektir? Nasıl yapılır?</span></span><br />
<br />
“Mukabele” kelimesinin lügat anlamı “karşılıklı bir iş yapmak” demektir. Mukabele ile kastedilen asıl anlam ise Kur'an-ı Kerim'in karşılıklı okunmasıdır. Kur'an-ı Kerim’in karşılıklı okunması anlamında ilk mukabeleyi vahiy meleği Cebrail ile Peygamber efendimiz (sas) gerçekleştirmiştir. Her Ramazan ayında vahiy meleği Cebrail ile Peygamber efendimiz Kur'an ayetlerini karşılıklı okumuşlardır. Hz. Cebrail okumuş peygamber efendimiz dinlemiş, Peygamber efendimiz okumuş Cebrail aleyhisselam dinlemiş ve her Ramazan ayı içerisinde gelen bütün ayetler karşılıklı okunarak Kur'an-ı Kerim hatmedilmiştir. Yapılan bu uygulamayla Kur'an-ı Kerim’in karşılıklı hatmedilmesine Mukabele denilmektedir. Müslümanlar Peygamber efendimiz ile Cebrail aleyhisselamın bu sünnetinin yaşatılması ve ibadet niyetiyle Mukabele yöntemi veya bireysel olarak Ramazan aylarında Kur'an-ı Kerim okumaya daha çok ehemmiyet göstermektedirler. Bugün ise Kur'an-ı Kerim mukabelesi farklı şekillerde uygulanmaktadır. Genellikle camilerde her gün bir cüz olarak okunan mukabele usulünde hafız bir kişi Kur'an-ı Kerim’i ezberden sesli olarak okumakta ve diğerleri Kur'an-ı Kerim’den veya ezberden takip etmektedir. Cemaate katılıp buna imkan bulamayanlar ise Cebrail aleyhisselam ile Peygamber efendimizin bu mukabele sünnetini yaşatma ve bu sünnetin sevabını kazanma niyetiyle Kur'an-ı Kerim'i kendileri bireysel olarak okumaktadırlar ve buna da mukabele denilmektedir. Ancak bu gün  Mukabelenin yaygın anlamı, sesli olarak Kur'an okuyan birini Kur'an-ı Kerim’den yüzüne veya ezberden takip ederek Kur'an-ı hatmetmektir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2.    Mukabele geleneğinin dinde önemi nedir?</span></span><br />
<br />
Kur'an-ı Kerim kâinatın sahibi olan yüce Rabbimiz’in insanlığa gönderdiği mucizevî ve eşsiz bir rehberdir. Allah Kelamı Kur'an-ı Kerim’i okumak başlı başına bir ibadettir. Öncelikle farkında olmalıyız ki Kur'an-ı okumakla yüce Rabbimiz’in âlemleri şereflendirdiği ve Hz. Peygamberin kalbine inen kelamıyla kendimizi şereflendirmiş olmaktayız. Ayrıca bu kitabın ilk muhatabı olan vahiy meleği Cebrail aleyhisselam başta olmak üzere âlemlere rahmet Hz. Peygamber efendimiz aleyhissalatu vesselam ve O’nun aziz dostları olan Ashâb’ı Kirâm ile Kur'an-ı Kerim'i okuma ve onu tilâvet etme anlamında ortak bir noktada buluşmanın ulvî duygusunu yaşarken, onlarla aynı iklim ve atmosferi teneffüs etmekte ve Efendimiz’in Kur'an-ı Kerim'i okuma sünnetini ifa etmekteyiz. <br />
İnsanın Maddi ve manevi dünyasını yüce Allah'ın âlemlere ikram etmiş olduğu en büyük nimet olan Allah Kelamı ile buluşturması insana iki cihan saadeti için eşsiz bir fırsat sunarken, bu dünyada müstesna bir kazanç olacak, Ahiret aleminde ise insana Allah katında çok kıymetli bir makam kazandıracaktır. Ramazan ayı gibi vahyin kâinatı aydınlatmaya başladı rahmet ikliminde, Kur'an-ı Kerim'in bir geceyi bin Aydan daha hayırlı kıldığı müstesna bir zaman diliminde insanın zihin dünyasını, gönül, kalp ve yürek alemini müminler için maddi ve manevi şifa kaynağı olan Kur'an-ı Kerim ile buluşturması insan için bu dünyada elde edilecek en büyük kazanca, ahirette ise ulaşabileceği en büyük makama vesilesi olacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3.    Mukabele okuyan kişinin nelere dikkat etmesi gerekir?</span></span><br />
<br />
Mukabele okuyan kişinin niyeti Allah'a güzel bir kul olmak ve sadece Allah'ın rızasını kazanmak olmalı, ibadet niyetinin dışında hiçbir amaç güdülmemelidir. Mukabele mahza ibadet niyetiyle yapılacağı için mümkün mertebe abdestli okunmalıdır.<br />
<br />
Mukabele okuyan kişi takip eden dinleyicilerin durumunu göz önünde bulundurmalıdır. Mukabele takip edenlerin ve dinleyenlerin işitebileceği seviyede yorucu olamyan bir sesle okunmalıdır. Ayrıca takip edenlerin rahat takip edebileceği bir hız ve usul ile tilavet yapılmalı, aşırı hızlı okumaktan ve ibadetin ruhuna uygun olmayan tavırlardan kaçınılmalıdır. <br />
<br />
Mukabele tecvit kurallarına uygun, maharici hurufa ve sıfatı hurufa dikkat edilerek itina ve özen ile okunmalıdır. Mukabele okuyuşunda musiki ve makam tilavetin önüne geçmemeli, okuyuş ibadet ruhuna, kur'an-ı Kerim'in kutsiyetine muvafık bir usul ile icra edilmelidir. Mukabelen Hz. peygamber ve Cebrail aleyhisselamın sünneti olduğu bilinciyle okunmalıdır. Mukabele esnasında ibadet makamında olunduğu, dolayısıyla Kur'an tilavetinin arzı endam yeri değil arzuhal makamı olduğu unutulmamalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4.    Mukabeleyi takip eden kişinin dikkat etmesi gerekenler nelerdir?</span></span><br />
<br />
Mukabeleyi takip edenler ve dinleyenler bir ibadet halinde olduklarını gözden kaçırmadan ibadet şuuru ile ve abdesti bir şekilde tilaveti dinlemeliler. Mukabeleye katılan kişiler Kur'an-ı Kerim okumasını biliyor ve mukabeleyi yüzünden takip edebiliyorlarsa mümkün mertebe Kur'an-ı Kerim'i yüzünden takip etmeliler. Çünkü Kur'an-ı Kerim'le fiziki bir temas halinde okuyuşu takip etmek ibadetin kıymetini artıracak, elde Kur'an-ı Kerim'in olması kişinin manevi motivasyonunu artıracak mukabeleyi daha samimi ve ciddiyetle takip etmesine katkıda bulunacaktır. Dolayısıyla mukabeleyi takip edenler mümkün mertebe Kur'an-ı Kerim'den yüzüne bakarak takip etmeli, Kur'an okuyamıyorsa bile Kur'an-ı Kerim'i elinde veya önünde açık bir şekilde bulundurarak Kur'an ile fiziksel ve duygusal bir bağ halinde olmaya dikkat etmelidir. Dinleyiciler mukabele okuyan kişinin ve takip edenlerin dikkatini dağıtacak hallerden kaçınmalı yapılan ibadetin ruhuna uygun edep ve tavır ile mukabeleyi takip etmeliler.<br />
<br />
Mukabeleyi okuyanlar ve dinleyenler secde ayetleri okunduğunda secde ayetinin ardından veya cüz bittikten sonra tilavet secdesini yapmayı unutmamalı, unutulduğu taktirde ise aklına geldiğinde tapmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5.    Bilgisayar-Tv de sesli okunan Kur'an-ı Kerimi sadece dinleyerek hatim yapılmış olur mu?</span></span><br />
<br />
Kur’an’ı Kerim hatmi gerçek manada kişinin bizzat kendisinin okumasıyla gerçekleşmektedir. Elektronik ortamlarda okunan Kur'an-ı Kerimler iki şekilde takip edilebilir. Birincisi Camilerde okunan mukabelelerde olduğu gibi Kur'an-ı Kerim'i yüzünden bakarak dinleyebiliriz. Bu durum yüzünden takip ederek dinleme hatmi olur.  İkincisi ise hiç Kur'an-ı Kerim'e bakmadan sadece dinleyerek takip etmiş oluruz, buda sadece dinleme hatmi olmuş olur. Bu iki durumla, takip veya sadece dinleme hatimleri ile Kur'an-ı Kerim'i bizzat ve bilfiil yüzünden okumak gibi olmamakla birlikte elbette kıymetli birer ibadet ifa edilmiş olur. Ancak mukabelede veya Kur’an okumada öncelikli olan kişinin bizzat Kur'an-ı Kerim'i kendisinin okumasıdır. Bunun mümkün olmadığı durumlarda Kur'an-ı Kerim'i canlı bir sesle bizzat bir kişinin okuyuşundan yüzünden takip etmek tercih edilmelidir. Çünkü aslolan ibadetleri cemaatle yapmaktır. Bunun mümkün olmadığı durumlarda Kur'an-ı Kerim'i elektronik ortamda okuyan bir sesten kendimiz yüzünden takip ederek dinleyebiliriz. Kur'an-ı Kerim'i sadece dinleyerek, yüzünden takip etmeden dinleme hatmi ise en son alternatif olmalıdır. Bu durumda sadece dinleme hatmi yapmış oluruz. Bu durumların fazilet ve sevap açısından aralarında fark olmakla birlikte elbette her birisinin Allah katında kişinin durumu ve niyetine göre kıymeti vardır. Bu şekilde okuma hatmi, dinleyerek takip etme hatmi veya sadece dinleme hatmi yapmış oluruz.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6.    Tv-bilgisayar-telefondaki Kur'an-ı Kerim'i abdestsiz okumak caiz midir?</span></span><br />
<br />
Elektronik ortamdaki görseller fiziki birer cisim olmadıkları için Mushaf’a dokunmak gibi bir durum söz konusu değildir. Dolayısıyla elektronik ortamlardan abdestsiz şekilde Kur'an-ı Kerim okumak caizdir. Ancak mukabele gibi bizzat ibadet niyetiyle Kur'an-ı Kerim okuyacak isek ibadetin ruhuna uygun olan ve ibadetin faziletini ve kişiye katkısını artıracak olan abdestli okumaktır. Her durumda mümkünse Kur'an-ı Kerim'i abdestli okumak tercih edilmelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7.    Mukabele okumak ile hatim yapmak arasındaki fark nedir?</span></span><br />
<br />
Güncel anlamda “Mukabele” Kur'an-ı Kerim'in tamamını Ramazan ayı içerisinde okumayı ifade ederken; “Hatim” ise herhangi bir zamana bağlı kalmaksızın Kur'an-ı Kerim'in tamamını okumayı ifade etmektedir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8.    Mukabele kelimesinin anlamı nedir?</span></span><br />
<br />
“Mukabele” kelimesinin lügat anlamı “karşılıklı bir iş yapmak” demektir. Mukabele ile kastedilen asıl anlam ise, Kur'an-ı Kerim’in karşılıklı okunmasıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">9.    Mukabele abdestsiz dinlenir mi?</span></span><br />
<br />
Kur'an-ı Kerim’i abdestsiz dinlemek caizdir. Ancak mukabele gibi bizzat ibadet niyetiyle Kur'an-ı Kerim okuyacak veya dinleyecek isek Kur'an-ı Kerim’e bizzat fiziken temas etmesekte ibadetin ruhuna uygun olan ve ibadetin faziletini ve kişiye katkısını artıracak olan abdestli okumak veya dinlemektir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10.  Kadınlar Adetliyken mukabele okuyabilir mi ?</span></span><br />
<br />
Adet durumunda Kur'an-ı Kerim okumak ve Kur'an’a dokunmak caiz değildir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">11. Adetliyken dinlenilen cüzler mukabele için geçerli olur mu?</span></span><br />
<br />
Âdet durumunda yapılabilecek uygulamalar sadece Kur'an-ı Kerim'e dokunmaksızın ve okumaksızın Kur’an’a bakarak yüzünden takip etmek veya dinlemektir. Âdetli kişinin Kur'an-ı Kerim'i gözüyle takip etmesinde veya dinlemesinde bir mahsur yoktur. Ancak mukabele ibadet niyetiyle yapılan bir okuma veya dinleme olduğu için adet durumunda ertelenip, tilavetin takib edilmesi veya dinlemenin yapılması ibadet edebilecek bir durumdayken tercih edilmelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10.    Mukabeleye niyet etmek gerekir mi?</span></span><br />
<br />
Mukabeleye katılmak Fiili bir niyettir, ayrıca niyete gerek yoktur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">11.    Mukabele okunurken secde ayetleri gelince ne yapılır?</span></span><br />
<br />
Secde ayetleri okunduğunda uygun olan tilaveti bölmeden cüz bittikten sonra secdenin yapılamsıdır. Bireysel olarak okuyanların secdeyi unutması ihtimali durumunda ise hemen secde ayetinden sonra da secde yapılıp tilavete devem edilebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">12.    Mukabelede hızlı okumak caiz mi?</span></span><br />
<br />
Mukabele ibadet niyetiyle yapılan bir tilavettir, özen ve itina ile icra edilmelidir. Harflerin ve kelimelerin anlaşılır şekilde ifade edilmediği Kur'an-ı Kerim usulüne uygun olmayan hızlı ve özensiz okuyuşlar kişiyi manevi mesuliyet altına almaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">13.    Mukabele okumak-dinlemek sevap mıdır? </span></span><br />
<br />
Kur'an-ı Kerim okumak ve dinlemek başlıbaşına bir ibadettir. Bizzat Kur'an-ı Kerim’de ve hadislerde Kur'an’ın okunması ve dinlenilmesi ile ilgili birçok ayet ve hadis vardır.<br />
<br />
Kur'an-ı Kerim kainatın sahibi olan yüce Rabbimiz’in insanlığa gönderdiği mucizevî ve eşsiz bir rehberdir. Allah Kelamı Kur'an-ı Kerim’i okumak başlı başına bir ibadettir. Öncelikle farkında olmalıyız ki ki Kur'an-ı okumakla yüce Rabbimiz’in kainatı şereflendirdiği ve Hz. Peygamberin kalbine inen kelamıyla kendimizi şereflendirmiş olmaktayız. Ayrıca bu kitabın ilk muhatabı olan vahiy meleği Cebrail aleyhisselam başta olmak üzere âlemlere rahmet Hz. Peygamber efendimiz aleyhissalatu vesselam ve O’nun aziz dostları olan Ashâb’ı Kirâm ile Kur'an-ı Kerim'i okuma ve onu tilâvet etme anlamında ortak bir noktada buluşmanın ulvî duygusunu yaşarken onlarla aynı iklim ve atmosferi teneffüs etmekte ve Efendimiz’in Kur'an-ı Kerim'i okuma sünnetini ifa etmekteyiz. <br />
İnsanın Maddi ve manevi dünyasını yüce Allah'ın âlemlere ikram etmiş olduğu en büyük nimet olan Allah Kelamı ile buluşturması insana iki cihan saadeti için eşsiz bir fırsat sunarken, bu dünyada müstesna bir kazanç olacak, Ahiret aleminde ise insana Allah katında çok kıymetli bir makam kazandıracaktır. Ramazan ayı gibi vahyin kâinatı aydınlatmaya başladı rahmet ikliminde, Kur'an-ı Kerim'in bir geceyi bin Aydan daha hayırlı kıldığı müstesna bir zaman diliminde insanın zihin dünyasını, gönül, kalp ve yürek alemini müminler için maddi ve manevi şifa kaynağı olan Kur'an-ı Kerim ile buluşturması insan için bu dünyada elde edilecek en büyük kazanca, ahirette ise ulaşabileceği en büyük makama vesilesi olacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">14.    Tek başına Kur’an okunursa mukabele olur mu?</span></span><br />
<br />
Mukabelede aslolan Kur'an-ı Kerim’in Ramazan ayında cemaat ile beraber hatmedilmesidir. İbadetlerin cemaat halinde yapılaması teşvik edilmiştir, çünkü cemaatin ayrı bir bereketi ve hikmeti vardır. Ancak cemaatle mukabele okuma veya takip etme imkanı olmayanlar tek başına da mukabele niyetiyle Kur'an-ı Kerim'i hatmedebilirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Diyanet Haber</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://forum.bizdeblog.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=184505" target="_blank" title="">Mukabele ne demektir Nasıl yapılır Mukabele geleneğinin dinde önemi nedir.png</a> (Size: 969.08 KB / Downloads: 62)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mukabele ne demektir? Nasıl yapılır? Mukabele geleneğinin dinde önemi nedir? </span></span><br />
<br />
Mukabele ile ilgili merak edilenler<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1.    Mukabele ne demektir? Nasıl yapılır?</span></span><br />
<br />
“Mukabele” kelimesinin lügat anlamı “karşılıklı bir iş yapmak” demektir. Mukabele ile kastedilen asıl anlam ise Kur'an-ı Kerim'in karşılıklı okunmasıdır. Kur'an-ı Kerim’in karşılıklı okunması anlamında ilk mukabeleyi vahiy meleği Cebrail ile Peygamber efendimiz (sas) gerçekleştirmiştir. Her Ramazan ayında vahiy meleği Cebrail ile Peygamber efendimiz Kur'an ayetlerini karşılıklı okumuşlardır. Hz. Cebrail okumuş peygamber efendimiz dinlemiş, Peygamber efendimiz okumuş Cebrail aleyhisselam dinlemiş ve her Ramazan ayı içerisinde gelen bütün ayetler karşılıklı okunarak Kur'an-ı Kerim hatmedilmiştir. Yapılan bu uygulamayla Kur'an-ı Kerim’in karşılıklı hatmedilmesine Mukabele denilmektedir. Müslümanlar Peygamber efendimiz ile Cebrail aleyhisselamın bu sünnetinin yaşatılması ve ibadet niyetiyle Mukabele yöntemi veya bireysel olarak Ramazan aylarında Kur'an-ı Kerim okumaya daha çok ehemmiyet göstermektedirler. Bugün ise Kur'an-ı Kerim mukabelesi farklı şekillerde uygulanmaktadır. Genellikle camilerde her gün bir cüz olarak okunan mukabele usulünde hafız bir kişi Kur'an-ı Kerim’i ezberden sesli olarak okumakta ve diğerleri Kur'an-ı Kerim’den veya ezberden takip etmektedir. Cemaate katılıp buna imkan bulamayanlar ise Cebrail aleyhisselam ile Peygamber efendimizin bu mukabele sünnetini yaşatma ve bu sünnetin sevabını kazanma niyetiyle Kur'an-ı Kerim'i kendileri bireysel olarak okumaktadırlar ve buna da mukabele denilmektedir. Ancak bu gün  Mukabelenin yaygın anlamı, sesli olarak Kur'an okuyan birini Kur'an-ı Kerim’den yüzüne veya ezberden takip ederek Kur'an-ı hatmetmektir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2.    Mukabele geleneğinin dinde önemi nedir?</span></span><br />
<br />
Kur'an-ı Kerim kâinatın sahibi olan yüce Rabbimiz’in insanlığa gönderdiği mucizevî ve eşsiz bir rehberdir. Allah Kelamı Kur'an-ı Kerim’i okumak başlı başına bir ibadettir. Öncelikle farkında olmalıyız ki Kur'an-ı okumakla yüce Rabbimiz’in âlemleri şereflendirdiği ve Hz. Peygamberin kalbine inen kelamıyla kendimizi şereflendirmiş olmaktayız. Ayrıca bu kitabın ilk muhatabı olan vahiy meleği Cebrail aleyhisselam başta olmak üzere âlemlere rahmet Hz. Peygamber efendimiz aleyhissalatu vesselam ve O’nun aziz dostları olan Ashâb’ı Kirâm ile Kur'an-ı Kerim'i okuma ve onu tilâvet etme anlamında ortak bir noktada buluşmanın ulvî duygusunu yaşarken, onlarla aynı iklim ve atmosferi teneffüs etmekte ve Efendimiz’in Kur'an-ı Kerim'i okuma sünnetini ifa etmekteyiz. <br />
İnsanın Maddi ve manevi dünyasını yüce Allah'ın âlemlere ikram etmiş olduğu en büyük nimet olan Allah Kelamı ile buluşturması insana iki cihan saadeti için eşsiz bir fırsat sunarken, bu dünyada müstesna bir kazanç olacak, Ahiret aleminde ise insana Allah katında çok kıymetli bir makam kazandıracaktır. Ramazan ayı gibi vahyin kâinatı aydınlatmaya başladı rahmet ikliminde, Kur'an-ı Kerim'in bir geceyi bin Aydan daha hayırlı kıldığı müstesna bir zaman diliminde insanın zihin dünyasını, gönül, kalp ve yürek alemini müminler için maddi ve manevi şifa kaynağı olan Kur'an-ı Kerim ile buluşturması insan için bu dünyada elde edilecek en büyük kazanca, ahirette ise ulaşabileceği en büyük makama vesilesi olacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3.    Mukabele okuyan kişinin nelere dikkat etmesi gerekir?</span></span><br />
<br />
Mukabele okuyan kişinin niyeti Allah'a güzel bir kul olmak ve sadece Allah'ın rızasını kazanmak olmalı, ibadet niyetinin dışında hiçbir amaç güdülmemelidir. Mukabele mahza ibadet niyetiyle yapılacağı için mümkün mertebe abdestli okunmalıdır.<br />
<br />
Mukabele okuyan kişi takip eden dinleyicilerin durumunu göz önünde bulundurmalıdır. Mukabele takip edenlerin ve dinleyenlerin işitebileceği seviyede yorucu olamyan bir sesle okunmalıdır. Ayrıca takip edenlerin rahat takip edebileceği bir hız ve usul ile tilavet yapılmalı, aşırı hızlı okumaktan ve ibadetin ruhuna uygun olmayan tavırlardan kaçınılmalıdır. <br />
<br />
Mukabele tecvit kurallarına uygun, maharici hurufa ve sıfatı hurufa dikkat edilerek itina ve özen ile okunmalıdır. Mukabele okuyuşunda musiki ve makam tilavetin önüne geçmemeli, okuyuş ibadet ruhuna, kur'an-ı Kerim'in kutsiyetine muvafık bir usul ile icra edilmelidir. Mukabelen Hz. peygamber ve Cebrail aleyhisselamın sünneti olduğu bilinciyle okunmalıdır. Mukabele esnasında ibadet makamında olunduğu, dolayısıyla Kur'an tilavetinin arzı endam yeri değil arzuhal makamı olduğu unutulmamalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4.    Mukabeleyi takip eden kişinin dikkat etmesi gerekenler nelerdir?</span></span><br />
<br />
Mukabeleyi takip edenler ve dinleyenler bir ibadet halinde olduklarını gözden kaçırmadan ibadet şuuru ile ve abdesti bir şekilde tilaveti dinlemeliler. Mukabeleye katılan kişiler Kur'an-ı Kerim okumasını biliyor ve mukabeleyi yüzünden takip edebiliyorlarsa mümkün mertebe Kur'an-ı Kerim'i yüzünden takip etmeliler. Çünkü Kur'an-ı Kerim'le fiziki bir temas halinde okuyuşu takip etmek ibadetin kıymetini artıracak, elde Kur'an-ı Kerim'in olması kişinin manevi motivasyonunu artıracak mukabeleyi daha samimi ve ciddiyetle takip etmesine katkıda bulunacaktır. Dolayısıyla mukabeleyi takip edenler mümkün mertebe Kur'an-ı Kerim'den yüzüne bakarak takip etmeli, Kur'an okuyamıyorsa bile Kur'an-ı Kerim'i elinde veya önünde açık bir şekilde bulundurarak Kur'an ile fiziksel ve duygusal bir bağ halinde olmaya dikkat etmelidir. Dinleyiciler mukabele okuyan kişinin ve takip edenlerin dikkatini dağıtacak hallerden kaçınmalı yapılan ibadetin ruhuna uygun edep ve tavır ile mukabeleyi takip etmeliler.<br />
<br />
Mukabeleyi okuyanlar ve dinleyenler secde ayetleri okunduğunda secde ayetinin ardından veya cüz bittikten sonra tilavet secdesini yapmayı unutmamalı, unutulduğu taktirde ise aklına geldiğinde tapmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5.    Bilgisayar-Tv de sesli okunan Kur'an-ı Kerimi sadece dinleyerek hatim yapılmış olur mu?</span></span><br />
<br />
Kur’an’ı Kerim hatmi gerçek manada kişinin bizzat kendisinin okumasıyla gerçekleşmektedir. Elektronik ortamlarda okunan Kur'an-ı Kerimler iki şekilde takip edilebilir. Birincisi Camilerde okunan mukabelelerde olduğu gibi Kur'an-ı Kerim'i yüzünden bakarak dinleyebiliriz. Bu durum yüzünden takip ederek dinleme hatmi olur.  İkincisi ise hiç Kur'an-ı Kerim'e bakmadan sadece dinleyerek takip etmiş oluruz, buda sadece dinleme hatmi olmuş olur. Bu iki durumla, takip veya sadece dinleme hatimleri ile Kur'an-ı Kerim'i bizzat ve bilfiil yüzünden okumak gibi olmamakla birlikte elbette kıymetli birer ibadet ifa edilmiş olur. Ancak mukabelede veya Kur’an okumada öncelikli olan kişinin bizzat Kur'an-ı Kerim'i kendisinin okumasıdır. Bunun mümkün olmadığı durumlarda Kur'an-ı Kerim'i canlı bir sesle bizzat bir kişinin okuyuşundan yüzünden takip etmek tercih edilmelidir. Çünkü aslolan ibadetleri cemaatle yapmaktır. Bunun mümkün olmadığı durumlarda Kur'an-ı Kerim'i elektronik ortamda okuyan bir sesten kendimiz yüzünden takip ederek dinleyebiliriz. Kur'an-ı Kerim'i sadece dinleyerek, yüzünden takip etmeden dinleme hatmi ise en son alternatif olmalıdır. Bu durumda sadece dinleme hatmi yapmış oluruz. Bu durumların fazilet ve sevap açısından aralarında fark olmakla birlikte elbette her birisinin Allah katında kişinin durumu ve niyetine göre kıymeti vardır. Bu şekilde okuma hatmi, dinleyerek takip etme hatmi veya sadece dinleme hatmi yapmış oluruz.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6.    Tv-bilgisayar-telefondaki Kur'an-ı Kerim'i abdestsiz okumak caiz midir?</span></span><br />
<br />
Elektronik ortamdaki görseller fiziki birer cisim olmadıkları için Mushaf’a dokunmak gibi bir durum söz konusu değildir. Dolayısıyla elektronik ortamlardan abdestsiz şekilde Kur'an-ı Kerim okumak caizdir. Ancak mukabele gibi bizzat ibadet niyetiyle Kur'an-ı Kerim okuyacak isek ibadetin ruhuna uygun olan ve ibadetin faziletini ve kişiye katkısını artıracak olan abdestli okumaktır. Her durumda mümkünse Kur'an-ı Kerim'i abdestli okumak tercih edilmelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7.    Mukabele okumak ile hatim yapmak arasındaki fark nedir?</span></span><br />
<br />
Güncel anlamda “Mukabele” Kur'an-ı Kerim'in tamamını Ramazan ayı içerisinde okumayı ifade ederken; “Hatim” ise herhangi bir zamana bağlı kalmaksızın Kur'an-ı Kerim'in tamamını okumayı ifade etmektedir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8.    Mukabele kelimesinin anlamı nedir?</span></span><br />
<br />
“Mukabele” kelimesinin lügat anlamı “karşılıklı bir iş yapmak” demektir. Mukabele ile kastedilen asıl anlam ise, Kur'an-ı Kerim’in karşılıklı okunmasıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">9.    Mukabele abdestsiz dinlenir mi?</span></span><br />
<br />
Kur'an-ı Kerim’i abdestsiz dinlemek caizdir. Ancak mukabele gibi bizzat ibadet niyetiyle Kur'an-ı Kerim okuyacak veya dinleyecek isek Kur'an-ı Kerim’e bizzat fiziken temas etmesekte ibadetin ruhuna uygun olan ve ibadetin faziletini ve kişiye katkısını artıracak olan abdestli okumak veya dinlemektir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10.  Kadınlar Adetliyken mukabele okuyabilir mi ?</span></span><br />
<br />
Adet durumunda Kur'an-ı Kerim okumak ve Kur'an’a dokunmak caiz değildir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">11. Adetliyken dinlenilen cüzler mukabele için geçerli olur mu?</span></span><br />
<br />
Âdet durumunda yapılabilecek uygulamalar sadece Kur'an-ı Kerim'e dokunmaksızın ve okumaksızın Kur’an’a bakarak yüzünden takip etmek veya dinlemektir. Âdetli kişinin Kur'an-ı Kerim'i gözüyle takip etmesinde veya dinlemesinde bir mahsur yoktur. Ancak mukabele ibadet niyetiyle yapılan bir okuma veya dinleme olduğu için adet durumunda ertelenip, tilavetin takib edilmesi veya dinlemenin yapılması ibadet edebilecek bir durumdayken tercih edilmelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10.    Mukabeleye niyet etmek gerekir mi?</span></span><br />
<br />
Mukabeleye katılmak Fiili bir niyettir, ayrıca niyete gerek yoktur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">11.    Mukabele okunurken secde ayetleri gelince ne yapılır?</span></span><br />
<br />
Secde ayetleri okunduğunda uygun olan tilaveti bölmeden cüz bittikten sonra secdenin yapılamsıdır. Bireysel olarak okuyanların secdeyi unutması ihtimali durumunda ise hemen secde ayetinden sonra da secde yapılıp tilavete devem edilebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">12.    Mukabelede hızlı okumak caiz mi?</span></span><br />
<br />
Mukabele ibadet niyetiyle yapılan bir tilavettir, özen ve itina ile icra edilmelidir. Harflerin ve kelimelerin anlaşılır şekilde ifade edilmediği Kur'an-ı Kerim usulüne uygun olmayan hızlı ve özensiz okuyuşlar kişiyi manevi mesuliyet altına almaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">13.    Mukabele okumak-dinlemek sevap mıdır? </span></span><br />
<br />
Kur'an-ı Kerim okumak ve dinlemek başlıbaşına bir ibadettir. Bizzat Kur'an-ı Kerim’de ve hadislerde Kur'an’ın okunması ve dinlenilmesi ile ilgili birçok ayet ve hadis vardır.<br />
<br />
Kur'an-ı Kerim kainatın sahibi olan yüce Rabbimiz’in insanlığa gönderdiği mucizevî ve eşsiz bir rehberdir. Allah Kelamı Kur'an-ı Kerim’i okumak başlı başına bir ibadettir. Öncelikle farkında olmalıyız ki ki Kur'an-ı okumakla yüce Rabbimiz’in kainatı şereflendirdiği ve Hz. Peygamberin kalbine inen kelamıyla kendimizi şereflendirmiş olmaktayız. Ayrıca bu kitabın ilk muhatabı olan vahiy meleği Cebrail aleyhisselam başta olmak üzere âlemlere rahmet Hz. Peygamber efendimiz aleyhissalatu vesselam ve O’nun aziz dostları olan Ashâb’ı Kirâm ile Kur'an-ı Kerim'i okuma ve onu tilâvet etme anlamında ortak bir noktada buluşmanın ulvî duygusunu yaşarken onlarla aynı iklim ve atmosferi teneffüs etmekte ve Efendimiz’in Kur'an-ı Kerim'i okuma sünnetini ifa etmekteyiz. <br />
İnsanın Maddi ve manevi dünyasını yüce Allah'ın âlemlere ikram etmiş olduğu en büyük nimet olan Allah Kelamı ile buluşturması insana iki cihan saadeti için eşsiz bir fırsat sunarken, bu dünyada müstesna bir kazanç olacak, Ahiret aleminde ise insana Allah katında çok kıymetli bir makam kazandıracaktır. Ramazan ayı gibi vahyin kâinatı aydınlatmaya başladı rahmet ikliminde, Kur'an-ı Kerim'in bir geceyi bin Aydan daha hayırlı kıldığı müstesna bir zaman diliminde insanın zihin dünyasını, gönül, kalp ve yürek alemini müminler için maddi ve manevi şifa kaynağı olan Kur'an-ı Kerim ile buluşturması insan için bu dünyada elde edilecek en büyük kazanca, ahirette ise ulaşabileceği en büyük makama vesilesi olacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">14.    Tek başına Kur’an okunursa mukabele olur mu?</span></span><br />
<br />
Mukabelede aslolan Kur'an-ı Kerim’in Ramazan ayında cemaat ile beraber hatmedilmesidir. İbadetlerin cemaat halinde yapılaması teşvik edilmiştir, çünkü cemaatin ayrı bir bereketi ve hikmeti vardır. Ancak cemaatle mukabele okuma veya takip etme imkanı olmayanlar tek başına da mukabele niyetiyle Kur'an-ı Kerim'i hatmedebilirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Diyanet Haber</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Peygamber Efendimiz (sas) hastalar için nasıl dua ederdi? Şifa için tavsiyeleri neler]]></title>
			<link>https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=33616</link>
			<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 00:25:28 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.bizdeblog.com/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=33616</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz (sas) hastalar için nasıl dua ederdi? Şifa için Allah Resülü'nün tavsiyeleri nelerdi?</span></span><br />
<br />
İslâm’ın, titizlikle korunmasını istediği beş esastan birisi de hayat ve sıhhattir.<br />
<br />
Bu nedenle sağlığı korumak ve bunun için gerekli tedavi yollarına başvurmak dinî bir görevdir. Nitekim Peygamberimiz (sas) sahabeyi “Allah, hiçbir hastalık vermemiş ki onun şifasını da vermemiş olsun.” (Buhârî, Tıb, 1) buyurarak tedavi için teşvik etmiş, kendisi de günün imkânları içinde tedavi olmuştur. Peygamber Efendimiz (sas) bizlere şifayı Allah’ın vereceğini öğretmiştir. Zira Şâfî olan ve derdi de dermanını da yaratan O’dur. <br />
<br />
Maddî tedavi ile beraber manevî tedaviye de müracaat etmiş, bunun için dua ve âyetler okumuştur.<br />
<br />
Hz. İbrâhim’in şu duası Allah’ın verdiği nimetlerin farkında olarak yaşamanın güzel bir örneğidir: “O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir. O, beni yediren ve içirendir. Hastalandığımda da bana şifayı O verir. O, benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır. O, hesap gününde, hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni salihlerin arasına kat!” ( Şuarâ, 26/78-83)<br />
<br />
Uzun yıllar hastalık çeken Eyyûb (as), hastalığının iyileşmesi ve sıkıntısının giderilmesi için Allah’a şöyle dua eder:<br />
<br />
أَنّٖي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمٖينَ<br />
<br />
Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen merhametlilerin en merhametlisisin. (Enbiya, 21/83)<br />
Allah Resülü (sas) Şifa İçin Tavsiyeleri<br />
<br />
Bir ara Medine’ye doktor iki kardeş gelmişti. O sırada sahâbeden biri okla yaralanmıştı. Allah Resûlü (sas), yaralının yakınlarına, “Onu tedavi edecek birini bulun!” talimatını verdi. Bunun üzerine tabip iki kardeş getirildi. Hz. Peygamber, “Neşterle tedavi edin.” buyurdu. Tabipler, “Biz câhiliye döneminde bu tür tedavi yapardık; İslâm’da da aynı tedavi var mı?” diye merakla sordular. “Tedavi edin.” emrini verdi Hz. Peygamber (sav). Doktorlar hemen işe koyulup, okun battığı yeri yardılar. İlk müdahalenin ardından sağlığına kavuşuncaya kadar yaralı sahâbîyi tedaviye devam ettiler. (Heysemî, Mecmeu’z-zevâid, V, 168)<br />
<br />
İslâm’ı tebliğ ederken, “kalplerin tabibi” olarak insanların ebedî mutlulukları için çırpınan Allah Resûlü, onların beden sağlıkları için de ciddi gayret sarf etmiştir. İnsanın bütün hayatî faaliyetlerini etkileyen sağlık kadar hastalık da hayatın bir gerçeğidir. Hz. Peygamber (sas), ashâbına sağlığın kıymetini bilmelerini, sağlıklarını korumalarını ve hastalandıkları zaman tedavi olmalarını tavsiye etmiştir. Söz gelimi ashâbdan Üsâme b. Şerîk bu uyarılardan birine nasıl şahit olduğunu şöyle anlatır: “Peygamber’in (sas) yanına varmıştım. Ashâbı onun yanında sanki başlarının üzerinde bir kuş varmış gibi (saygı içinde, sessiz ve hareketsiz) durmaktaydılar. Selâm verip oturdum. Bu arada çeşitli bölgelerden bedevîler geldi. "Ey Allah’ın Resûlü, tedavi olabilir miyiz?" diye sordular. Hz. Peygamber de, "Tedavi olun. Çünkü Yüce Allah, her hastalıkla birlikte şifasını da yaratmıştır. Ancak bir hastalık müstesna; o da ihtiyarlıktır." buyurdu.”<br />
<br />
Hz. Aişe validemizin bildirdiğine göre Peygamberimiz (sas); aile fertlerinden biri hastalandığı zaman sağ eliyle hastayı sıvazlayıp;<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَأسَ رَبَّ النَّاسِ، اشْفِهِ أَنْتَ الشَّافِي، لَا شِفَاءَ إِلَّا شِفَاؤُكَ، شِفَاءً لَا يُغَادِرُ سَقَمًا.<br />
<br />
Ey insanların rabbi! Rahatsızlığı gider ve şifa ver. Şifayı veren ancak Sensin. Senin vereceğin şifadan başka şifa yoktur. Öyle şifa ver ki hiç hastalık izi kalmasın. (Müslim, Selâm, 47)<br />
<br />
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ<br />
<br />
Allah’ım! Senden dünya ve ahirette afiyet (sağlık) istiyorum. (Ebû Dâvûd, Edeb, 110)<br />
<br />
Hastalanan bir kimse, şifa vermesi için samimiyetle Allah’a yönelip dua etmeli, hastalığının tedavisi için tedavi yollarını aramalıdır. Kötü sözlerden sakınmalıdır.<br />
<br />
Nitekim Resûlullah (sav) bir gün, Ümmü Sâib veya Ümmü Müseyyeb künyesiyle anılan kadını ziyaret etmişti. Ona, “Ümmü Sâib! Sana ne oldu da böyle titriyorsun?” demişti. Kadın, “Sıtmaya tutuldum, Allah onu bereketsiz kılsın!” deyince Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu: “Sıtmaya sövme. Zira o, körüğün (yaktığı ateşin), demirin cürufunu giderdiği gibi âdemoğlunun hatalarını giderir.”  Böylece Allah Resûlü, bir yandan hastayı teselli ederken, bir yandan da çözümün hastalığa lânet okumak olmadığını ifade etmiştir.<br />
Hadis-i Şeriflerde Hasta Ziyaretinin Önemi<br />
<br />
Hastalığında ziyaret edilmeyi müminin mümin üzerindeki haklarından biri olarak nitelendiren Hz. Peygamber (sas), şiddetli veya hafif oluşuna bakmaksızın ashâbından hasta olanları ziyarete gitmiştir. Hatta rahatsızlığının uzun sürmesi durumunda onları tekrar tekrar ziyaret etmiştir. Meselâ ağır hasta olan Câbir b. Abdullah'ı evinde ziyarete gitmiş, kendinden geçmiş bir vaziyette bulduğu Câbir'i daha sonra Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer'le birlikte tekrar ziyaret etmiştir.<br />
<br />
Hastalandığında bir mümini ziyaret ederek gönlünü almaya çalışmak dinimizde büyük değeri olan bir davranıştır. Peygamberimiz (sas) birçok hadisinde hasta ziyaretinin önemine işaret etmiş, hasta için dua edilmesini, ona moral verecek iyi dilek ve temennilerde bulunulmasını tavsiye etmiştir: “Bir hastanın yanına girince, sağlık ve uzun ömür temennisiyle onu rahatlatın. Zira böyle yapmak –ondan bir şeyi uzaklaştırmaz ama– onun gönlünü hoş eder.” (Tirmizî, Tıbb, 35).<br />
<br />
لاَ بَأْسَ طَهُورٌ إِنْ شَاءَ اللّٰهُ<br />
<br />
Bir şey yok, iyi olur inşallah. (Buhârî, Merdâ, 10, 14)<br />
<br />
كَفَّارَةٌ وَطَهُورٌ<br />
<br />
Günahlarına keffâret ve temizlik olsun. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 21/223, No: 13616)<br />
<br />
أَسْأَلُ اللّٰهَ الْعَظٖيمَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظٖيمِ أَنْ يَشْفِيَكَ<br />
<br />
Arşın Rabbi olan yüce Allah’tan sana şifa vermesini istiyorum. (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 12)<br />
<br />
İbn Abbâs"tan nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmuştur: “Her kim eceli gelmemiş olan bir hastayı ziyaret eder de onun yanında iken yedi defa, "Büyük arşın Rabbi Yüce Allah'tan sana şifa vermesini dilerim." diye dua ederse, Allah o hastaya afiyet ihsan eder.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 8)<br />
<br />
Enes b. Mâlik"in naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Kim güzelce abdest alır ve sevabını Allah'tan umarak (hasta olan) Müslüman kardeşini ziyaret ederse, yürünerek yetmiş yılda kat edilecek bir mesafe kadar cehennemden uzaklaştırılır.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 3)<br />
<br />
Ömer b. Hattâb diyor ki, “Peygamber (sas) bana şöyle dedi: "Ziyaret için bir hastanın yanına girdiğinde ondan senin için dua etmesini iste. Zira onun duası, meleklerin duası gibidir." ” (İbn Mâce, Cenâiz, 1)<br />
<br />
 Hz. Peygamber (sas) şöyle cevap vermiştir: “Evet. Başına bir sıkıntı gelen hiçbir Müslüman yoktur ki Allah (bu sıkıntı sebebiyle) ağacın yapraklarının dökülmesi gibi onun günahlarını dökmesin.”  (Buhârî, Merdâ, 2)<br />
<br />
Resûlullah'ın sünnetine uygun bir yaklaşımla, hastalık nimete dönüştürülebilir. Hastaya verilecek moral, onun kendisini toparlayarak hastalığı yenmesini sağlayabilir. Dua edip iyileştiğinde yapabileceği hayırlı işleri ona hatırlatmak, sonraki hayatına yön verebilir. Ölümü temenni etmemesini tavsiye etmek suretiyle hastayı hayata tutunmaya özendirmek de çok önemlidir. Sahâbî Habbâb b. Eret, kendisini ziyarete gelen Hârise b. Mudarrib'e; “Hastalığım çok uzadı. Ben Resûlullah'ı (sas), "Ölümü istemeyin." derken duymasaydım, (kurtulmak için ölmeyi) isterdim.” demiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Diyanet Haber</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz (sas) hastalar için nasıl dua ederdi? Şifa için Allah Resülü'nün tavsiyeleri nelerdi?</span></span><br />
<br />
İslâm’ın, titizlikle korunmasını istediği beş esastan birisi de hayat ve sıhhattir.<br />
<br />
Bu nedenle sağlığı korumak ve bunun için gerekli tedavi yollarına başvurmak dinî bir görevdir. Nitekim Peygamberimiz (sas) sahabeyi “Allah, hiçbir hastalık vermemiş ki onun şifasını da vermemiş olsun.” (Buhârî, Tıb, 1) buyurarak tedavi için teşvik etmiş, kendisi de günün imkânları içinde tedavi olmuştur. Peygamber Efendimiz (sas) bizlere şifayı Allah’ın vereceğini öğretmiştir. Zira Şâfî olan ve derdi de dermanını da yaratan O’dur. <br />
<br />
Maddî tedavi ile beraber manevî tedaviye de müracaat etmiş, bunun için dua ve âyetler okumuştur.<br />
<br />
Hz. İbrâhim’in şu duası Allah’ın verdiği nimetlerin farkında olarak yaşamanın güzel bir örneğidir: “O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir. O, beni yediren ve içirendir. Hastalandığımda da bana şifayı O verir. O, benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır. O, hesap gününde, hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni salihlerin arasına kat!” ( Şuarâ, 26/78-83)<br />
<br />
Uzun yıllar hastalık çeken Eyyûb (as), hastalığının iyileşmesi ve sıkıntısının giderilmesi için Allah’a şöyle dua eder:<br />
<br />
أَنّٖي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمٖينَ<br />
<br />
Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen merhametlilerin en merhametlisisin. (Enbiya, 21/83)<br />
Allah Resülü (sas) Şifa İçin Tavsiyeleri<br />
<br />
Bir ara Medine’ye doktor iki kardeş gelmişti. O sırada sahâbeden biri okla yaralanmıştı. Allah Resûlü (sas), yaralının yakınlarına, “Onu tedavi edecek birini bulun!” talimatını verdi. Bunun üzerine tabip iki kardeş getirildi. Hz. Peygamber, “Neşterle tedavi edin.” buyurdu. Tabipler, “Biz câhiliye döneminde bu tür tedavi yapardık; İslâm’da da aynı tedavi var mı?” diye merakla sordular. “Tedavi edin.” emrini verdi Hz. Peygamber (sav). Doktorlar hemen işe koyulup, okun battığı yeri yardılar. İlk müdahalenin ardından sağlığına kavuşuncaya kadar yaralı sahâbîyi tedaviye devam ettiler. (Heysemî, Mecmeu’z-zevâid, V, 168)<br />
<br />
İslâm’ı tebliğ ederken, “kalplerin tabibi” olarak insanların ebedî mutlulukları için çırpınan Allah Resûlü, onların beden sağlıkları için de ciddi gayret sarf etmiştir. İnsanın bütün hayatî faaliyetlerini etkileyen sağlık kadar hastalık da hayatın bir gerçeğidir. Hz. Peygamber (sas), ashâbına sağlığın kıymetini bilmelerini, sağlıklarını korumalarını ve hastalandıkları zaman tedavi olmalarını tavsiye etmiştir. Söz gelimi ashâbdan Üsâme b. Şerîk bu uyarılardan birine nasıl şahit olduğunu şöyle anlatır: “Peygamber’in (sas) yanına varmıştım. Ashâbı onun yanında sanki başlarının üzerinde bir kuş varmış gibi (saygı içinde, sessiz ve hareketsiz) durmaktaydılar. Selâm verip oturdum. Bu arada çeşitli bölgelerden bedevîler geldi. "Ey Allah’ın Resûlü, tedavi olabilir miyiz?" diye sordular. Hz. Peygamber de, "Tedavi olun. Çünkü Yüce Allah, her hastalıkla birlikte şifasını da yaratmıştır. Ancak bir hastalık müstesna; o da ihtiyarlıktır." buyurdu.”<br />
<br />
Hz. Aişe validemizin bildirdiğine göre Peygamberimiz (sas); aile fertlerinden biri hastalandığı zaman sağ eliyle hastayı sıvazlayıp;<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَأسَ رَبَّ النَّاسِ، اشْفِهِ أَنْتَ الشَّافِي، لَا شِفَاءَ إِلَّا شِفَاؤُكَ، شِفَاءً لَا يُغَادِرُ سَقَمًا.<br />
<br />
Ey insanların rabbi! Rahatsızlığı gider ve şifa ver. Şifayı veren ancak Sensin. Senin vereceğin şifadan başka şifa yoktur. Öyle şifa ver ki hiç hastalık izi kalmasın. (Müslim, Selâm, 47)<br />
<br />
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ<br />
<br />
Allah’ım! Senden dünya ve ahirette afiyet (sağlık) istiyorum. (Ebû Dâvûd, Edeb, 110)<br />
<br />
Hastalanan bir kimse, şifa vermesi için samimiyetle Allah’a yönelip dua etmeli, hastalığının tedavisi için tedavi yollarını aramalıdır. Kötü sözlerden sakınmalıdır.<br />
<br />
Nitekim Resûlullah (sav) bir gün, Ümmü Sâib veya Ümmü Müseyyeb künyesiyle anılan kadını ziyaret etmişti. Ona, “Ümmü Sâib! Sana ne oldu da böyle titriyorsun?” demişti. Kadın, “Sıtmaya tutuldum, Allah onu bereketsiz kılsın!” deyince Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu: “Sıtmaya sövme. Zira o, körüğün (yaktığı ateşin), demirin cürufunu giderdiği gibi âdemoğlunun hatalarını giderir.”  Böylece Allah Resûlü, bir yandan hastayı teselli ederken, bir yandan da çözümün hastalığa lânet okumak olmadığını ifade etmiştir.<br />
Hadis-i Şeriflerde Hasta Ziyaretinin Önemi<br />
<br />
Hastalığında ziyaret edilmeyi müminin mümin üzerindeki haklarından biri olarak nitelendiren Hz. Peygamber (sas), şiddetli veya hafif oluşuna bakmaksızın ashâbından hasta olanları ziyarete gitmiştir. Hatta rahatsızlığının uzun sürmesi durumunda onları tekrar tekrar ziyaret etmiştir. Meselâ ağır hasta olan Câbir b. Abdullah'ı evinde ziyarete gitmiş, kendinden geçmiş bir vaziyette bulduğu Câbir'i daha sonra Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer'le birlikte tekrar ziyaret etmiştir.<br />
<br />
Hastalandığında bir mümini ziyaret ederek gönlünü almaya çalışmak dinimizde büyük değeri olan bir davranıştır. Peygamberimiz (sas) birçok hadisinde hasta ziyaretinin önemine işaret etmiş, hasta için dua edilmesini, ona moral verecek iyi dilek ve temennilerde bulunulmasını tavsiye etmiştir: “Bir hastanın yanına girince, sağlık ve uzun ömür temennisiyle onu rahatlatın. Zira böyle yapmak –ondan bir şeyi uzaklaştırmaz ama– onun gönlünü hoş eder.” (Tirmizî, Tıbb, 35).<br />
<br />
لاَ بَأْسَ طَهُورٌ إِنْ شَاءَ اللّٰهُ<br />
<br />
Bir şey yok, iyi olur inşallah. (Buhârî, Merdâ, 10, 14)<br />
<br />
كَفَّارَةٌ وَطَهُورٌ<br />
<br />
Günahlarına keffâret ve temizlik olsun. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 21/223, No: 13616)<br />
<br />
أَسْأَلُ اللّٰهَ الْعَظٖيمَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظٖيمِ أَنْ يَشْفِيَكَ<br />
<br />
Arşın Rabbi olan yüce Allah’tan sana şifa vermesini istiyorum. (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 12)<br />
<br />
İbn Abbâs"tan nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmuştur: “Her kim eceli gelmemiş olan bir hastayı ziyaret eder de onun yanında iken yedi defa, "Büyük arşın Rabbi Yüce Allah'tan sana şifa vermesini dilerim." diye dua ederse, Allah o hastaya afiyet ihsan eder.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 8)<br />
<br />
Enes b. Mâlik"in naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Kim güzelce abdest alır ve sevabını Allah'tan umarak (hasta olan) Müslüman kardeşini ziyaret ederse, yürünerek yetmiş yılda kat edilecek bir mesafe kadar cehennemden uzaklaştırılır.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 3)<br />
<br />
Ömer b. Hattâb diyor ki, “Peygamber (sas) bana şöyle dedi: "Ziyaret için bir hastanın yanına girdiğinde ondan senin için dua etmesini iste. Zira onun duası, meleklerin duası gibidir." ” (İbn Mâce, Cenâiz, 1)<br />
<br />
 Hz. Peygamber (sas) şöyle cevap vermiştir: “Evet. Başına bir sıkıntı gelen hiçbir Müslüman yoktur ki Allah (bu sıkıntı sebebiyle) ağacın yapraklarının dökülmesi gibi onun günahlarını dökmesin.”  (Buhârî, Merdâ, 2)<br />
<br />
Resûlullah'ın sünnetine uygun bir yaklaşımla, hastalık nimete dönüştürülebilir. Hastaya verilecek moral, onun kendisini toparlayarak hastalığı yenmesini sağlayabilir. Dua edip iyileştiğinde yapabileceği hayırlı işleri ona hatırlatmak, sonraki hayatına yön verebilir. Ölümü temenni etmemesini tavsiye etmek suretiyle hastayı hayata tutunmaya özendirmek de çok önemlidir. Sahâbî Habbâb b. Eret, kendisini ziyarete gelen Hârise b. Mudarrib'e; “Hastalığım çok uzadı. Ben Resûlullah'ı (sas), "Ölümü istemeyin." derken duymasaydım, (kurtulmak için ölmeyi) isterdim.” demiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Diyanet Haber</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ÖDÜNÇ ALIP-VERME]]></title>
			<link>https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=33595</link>
			<pubDate>Mon, 09 Dec 2024 23:07:18 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.bizdeblog.com/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=33595</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">IV. ÖDÜNÇ ALIP-VERME</span></span><br />
<br />
Ödünç, para veya bir malı, daha sonra aynısını geri almak üzere başkasına vermektir.<br />
<br />
Ayet ve hadislerde “borç alıp verme” teşvik edilmektedir. Bakara suresi 245, Mâide suresi 12, Müminûn suresi 20, Hadîd suresi 11 ve 18, Teğâbün suresi 17. ayetlerde “güzel borç vermek” (karz-ı hasen) ifadesi teşvik edilmektedir. Özellikle Bakara suresinin 282. ayetinde borç alışverişinde takip edilmesi öngörülen usûller detaylı bir şekilde dile getirilmektedir.<br />
<br />
Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
مَا مِنْ مُسْلِمٍ يُقْرِضُ مُسْلِمًا قَرْضًا مَرَّتَيْنِ إِلاَّ كَانَ كَصَدَقَتِهَا مَرَّةً<br />
<br />
“Bir Müslümana bir şeyi iki defa ödünç olarak veren kimse o şeyi bir defa sadaka olarak vermiş gibi sevab kazanır.”381<br />
<br />
“Mirac ettirildiğim gece cennetin kapısı üzerinde, “sadaka on misli sevabla karşılanır. Borç ise on sekiz misli sevab ile karşılanır” yazılı olduğunu gördüm.<br />
<br />
Cebrail’e,<br />
<br />
—Ödünç vermenin sadakadan üstün olmasının sebebi nedir, diye sordum. Cebrail,<br />
<br />
—Çünkü dilenci, yanında olduğu hâlde dilenir. Hâlbuki borç isteyen kimse ancak muhtaç olduğu için borçlanır, dedi.382<br />
<br />
Muhtaç olan bir kimsenin borçlanması mubah, ihtiyacı olana borç vermek ise mendubdur ve sadaka vermiş gibi sevabı vardır.<br />
<br />
Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Kim bir Müminin dünya üzüntülerinden birini giderip ferahlandırırsa, Allah da onun kıyamet gününe ait üzüntülerinden birini giderir.<br />
<br />
Kim, eli dar olan borçluya kolaylık gösterirse, Allah da dünya ve ahirette ona kolaylık gösterir.<br />
<br />
Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da dünya ve ahirette onun ayıbını örter.<br />
<br />
Bir kimse din kardeşine yardımda bulundukça Allah da ona yardım eder.”383<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">A) Ödünç Olarak Alınıp Verilebilen Mallar</span></span><br />
<br />
Ödünç alıp vermek, ölçülen ve tartılan eşya gibi misli (bir benzeri) olan şeylerde olur. Akar (gayr-i menkul) ve hayvan gibi misli olmayan birbirinden farklı şeylerde caiz değildir. Bunlar emanet olarak, misli değil aynı iade edilmek üzere alınıp verilir.<br />
<br />
Ödünç veren kimse bunu Allah rızası için yapmalı, bir şeye karşılık olmamalıdır. Ödünç verene, verdiği borç karşılığında sağladığı şartlı menfaat haramdır, çünkü faiz olur.<br />
<br />
Mesela, “Sana şu kadar borç veririm. Sen borcunu ödeyinceye kadar ben de senin evinde meccanen otururum” gibi veya “Sana yüz lira borç veririm. Sen bana yüz on lira olarak ödersin” gibi. Böyle verilen borçla sağlanan bu menfaat helal değildir.<br />
<br />
Ancak borç verilirken böyle bir şart koşulmaz ve o yörede böyle bir gelenek de olmaz ise borçlu kendisine yapılan iyiliğe karşılık olmak üzere, cins, tartı, ölçü veya miktar itibarıyla aldığından daha iyisini ve fazlasını verebilir, borç veren de bunu alabilir. Çünkü bu bir iyilikten ibarettir. Ancak her iki tarafın bunu şart koşmamış olmaları lazımdır. Nitekim Peygamberimiz,<br />
<br />
فَإِنَّ خَيْرَ عِبَادِ اللَّهِ أَحْسَنُهُمْ قَضَاءً<br />
<br />
“Allah’ın kullarının en hayırlısı, borcunu en iyi ödeyenleridir”384 buyurmuşlardır.<br />
<br />
Cabir (ra.) de,<br />
<br />
“Peygamberimizde alacağım vardı, bana onu ödedi ve fazla da verdi”385 demiştir.<br />
<br />
Borç olarak alınan ve değeri itibari olan kâğıt paranın zamanla değeri artar veya eksilirse Ebû Hanîfe’ye göre mislini ödemek yeterli olur.<br />
<br />
İmam Ebû Yûsuf’a göre ise borç verildiği zamanki kıymetini ödemesi gerekir.386<br />
<br />
Günümüzde bazı ülkelerde para eşya karşısında değer kaybetmekte ve gün geçtikçe satın alma gücü azalmaktadır. Bu sebeple bir kimseye borç olarak verdiğimiz yüz lirayı bize bir yıl sonra ödeyecek olsa ve bu bir yıl içinde para yüzde kırk değer kaybetse, verdiğimiz yüz lira satın alma gücünün yüzde kırkını kaybetmiş olarak bize iade edilmiş ve biz zarara uğramış oluyoruz. Hâlbuki dinimizde başkasına zarar vermek ve başkası yüzünden zarar görmek yoktur.<br />
<br />
Böyle olunca, hem borç alıp verme işini zorlaştırmamak ve hem de borç vererek iyilik yapmış olan kimseyi zarara uğratmamak için İmam Ebû Yûsuf’un içtihadına uyularak, borç ödenirken, paranın borçlanma zamanındaki değerinin (satın alma gücünün) dikkate alınması ve ayrıca tarafların helalleşmeleri uygun olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Diyanet islam ilmihali</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">IV. ÖDÜNÇ ALIP-VERME</span></span><br />
<br />
Ödünç, para veya bir malı, daha sonra aynısını geri almak üzere başkasına vermektir.<br />
<br />
Ayet ve hadislerde “borç alıp verme” teşvik edilmektedir. Bakara suresi 245, Mâide suresi 12, Müminûn suresi 20, Hadîd suresi 11 ve 18, Teğâbün suresi 17. ayetlerde “güzel borç vermek” (karz-ı hasen) ifadesi teşvik edilmektedir. Özellikle Bakara suresinin 282. ayetinde borç alışverişinde takip edilmesi öngörülen usûller detaylı bir şekilde dile getirilmektedir.<br />
<br />
Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
مَا مِنْ مُسْلِمٍ يُقْرِضُ مُسْلِمًا قَرْضًا مَرَّتَيْنِ إِلاَّ كَانَ كَصَدَقَتِهَا مَرَّةً<br />
<br />
“Bir Müslümana bir şeyi iki defa ödünç olarak veren kimse o şeyi bir defa sadaka olarak vermiş gibi sevab kazanır.”381<br />
<br />
“Mirac ettirildiğim gece cennetin kapısı üzerinde, “sadaka on misli sevabla karşılanır. Borç ise on sekiz misli sevab ile karşılanır” yazılı olduğunu gördüm.<br />
<br />
Cebrail’e,<br />
<br />
—Ödünç vermenin sadakadan üstün olmasının sebebi nedir, diye sordum. Cebrail,<br />
<br />
—Çünkü dilenci, yanında olduğu hâlde dilenir. Hâlbuki borç isteyen kimse ancak muhtaç olduğu için borçlanır, dedi.382<br />
<br />
Muhtaç olan bir kimsenin borçlanması mubah, ihtiyacı olana borç vermek ise mendubdur ve sadaka vermiş gibi sevabı vardır.<br />
<br />
Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Kim bir Müminin dünya üzüntülerinden birini giderip ferahlandırırsa, Allah da onun kıyamet gününe ait üzüntülerinden birini giderir.<br />
<br />
Kim, eli dar olan borçluya kolaylık gösterirse, Allah da dünya ve ahirette ona kolaylık gösterir.<br />
<br />
Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da dünya ve ahirette onun ayıbını örter.<br />
<br />
Bir kimse din kardeşine yardımda bulundukça Allah da ona yardım eder.”383<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">A) Ödünç Olarak Alınıp Verilebilen Mallar</span></span><br />
<br />
Ödünç alıp vermek, ölçülen ve tartılan eşya gibi misli (bir benzeri) olan şeylerde olur. Akar (gayr-i menkul) ve hayvan gibi misli olmayan birbirinden farklı şeylerde caiz değildir. Bunlar emanet olarak, misli değil aynı iade edilmek üzere alınıp verilir.<br />
<br />
Ödünç veren kimse bunu Allah rızası için yapmalı, bir şeye karşılık olmamalıdır. Ödünç verene, verdiği borç karşılığında sağladığı şartlı menfaat haramdır, çünkü faiz olur.<br />
<br />
Mesela, “Sana şu kadar borç veririm. Sen borcunu ödeyinceye kadar ben de senin evinde meccanen otururum” gibi veya “Sana yüz lira borç veririm. Sen bana yüz on lira olarak ödersin” gibi. Böyle verilen borçla sağlanan bu menfaat helal değildir.<br />
<br />
Ancak borç verilirken böyle bir şart koşulmaz ve o yörede böyle bir gelenek de olmaz ise borçlu kendisine yapılan iyiliğe karşılık olmak üzere, cins, tartı, ölçü veya miktar itibarıyla aldığından daha iyisini ve fazlasını verebilir, borç veren de bunu alabilir. Çünkü bu bir iyilikten ibarettir. Ancak her iki tarafın bunu şart koşmamış olmaları lazımdır. Nitekim Peygamberimiz,<br />
<br />
فَإِنَّ خَيْرَ عِبَادِ اللَّهِ أَحْسَنُهُمْ قَضَاءً<br />
<br />
“Allah’ın kullarının en hayırlısı, borcunu en iyi ödeyenleridir”384 buyurmuşlardır.<br />
<br />
Cabir (ra.) de,<br />
<br />
“Peygamberimizde alacağım vardı, bana onu ödedi ve fazla da verdi”385 demiştir.<br />
<br />
Borç olarak alınan ve değeri itibari olan kâğıt paranın zamanla değeri artar veya eksilirse Ebû Hanîfe’ye göre mislini ödemek yeterli olur.<br />
<br />
İmam Ebû Yûsuf’a göre ise borç verildiği zamanki kıymetini ödemesi gerekir.386<br />
<br />
Günümüzde bazı ülkelerde para eşya karşısında değer kaybetmekte ve gün geçtikçe satın alma gücü azalmaktadır. Bu sebeple bir kimseye borç olarak verdiğimiz yüz lirayı bize bir yıl sonra ödeyecek olsa ve bu bir yıl içinde para yüzde kırk değer kaybetse, verdiğimiz yüz lira satın alma gücünün yüzde kırkını kaybetmiş olarak bize iade edilmiş ve biz zarara uğramış oluyoruz. Hâlbuki dinimizde başkasına zarar vermek ve başkası yüzünden zarar görmek yoktur.<br />
<br />
Böyle olunca, hem borç alıp verme işini zorlaştırmamak ve hem de borç vererek iyilik yapmış olan kimseyi zarara uğratmamak için İmam Ebû Yûsuf’un içtihadına uyularak, borç ödenirken, paranın borçlanma zamanındaki değerinin (satın alma gücünün) dikkate alınması ve ayrıca tarafların helalleşmeleri uygun olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Diyanet islam ilmihali</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[HAYVAN KESİMİ]]></title>
			<link>https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=33594</link>
			<pubDate>Mon, 09 Dec 2024 23:05:50 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.bizdeblog.com/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=33594</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">II. HAYVAN KESİMİ</span></span><br />
<br />
Eti yenen kara hayvanlarının helal olmaları için, usûlüne uygun olarak kesilmeleri gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hayvan kesimi iki türlüdür</span></span><br />
<br />
a) Normal Kesim: Evcil bir hayvanı usûlüne uygun olarak boğazından kesmektir.<br />
<br />
b) Zorunlu Kesim: Normal kesimin mümkün olmadığı yerde zorunlu kesime başvurulur. Kaçmış bir evcil hayvan yakalanamıyor veya kuyuya düşüp oradan canlı çıkarılması mümkün olmuyorsa av aletiyle vurulur ve böylece kesilmiş sayılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">A) Hayvanı Kesmeye Ehil Olanlar</span></span><br />
<br />
Aşağıda yazılı nitelikleri taşıyan kimselerin kestiği helal olur:<br />
<br />
1. Müslüman olmak.<br />
<br />
2. Ehl-i kitap olmak. Ehl-i Kitap, Peygamberlerden ve semavi kitaplardan birine inanmış olan kimselere denir. Yahudi ve Hıristiyanlar gibi...<br />
<br />
Bunların zımni, yani bir İslam ülkesinde yaşamış olmalarıyla, kendi ülkelerinde olmaları arasında bir fark yoktur.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
“Kendilerine kitap verilen (Yahudi, Hıristiyan vb.’nin) yiyeceği (yani kestiği) size helaldir, sizin yiyeceğiniz (yani kestiğiniz) de onlara helaldir.”368<br />
<br />
Ancak, hayvanı keserken Hıristiyanların, Mesih’in, Yahudi’lerin de Üzeyir’in adını andıkları bilinirse, o takdirde kestikleri helal olmaz. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de Mâide suresinin üçüncü ayetinde eti haram kılınanlar sayılırken, “Allah’tan başkası adına boğazlanan” buyrulmuş, bunların etlerinin de haram olduğu bildirilmiştir.<br />
<br />
Putperestlerle ateşe tapan Mecusilerin ve besmeleyi kasten terk edenlerin kestikleri helal olmaz.<br />
<br />
3. Akıllı olmak: Ergenlik çağına gelmiş olma şart değildir. Mümeyyiz olan yani yaptığını ve söylediğini bilen çocuğun kestiği helaldir. Mümeyyiz olmayan çocuk ile delinin ve sarhoşun kestiği ise helal değildir.369<br />
<br />
Hayvan kesmeye ehil olanların erkekleri ile kadınları, temiz olanlarla cünüp veya hayız olanlar, gözü görenle âmâ olanlar arasında —kesimin caiz ve kesilen hayvan etinin helal olması açısından— bir fark yoktur. Yani hepsinin kestiği yenir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">B) Hayvanı Kesmenin Şartları</span></span><br />
<br />
1. Besmele çekmek, “بِسْمِ اللّٰهِ اَللّٰهُ اَكْبَرُ = Bismillahi Allâhu Ekber” deyip kesime başlamaktır. Besmele kasten terk edilirse kesilen hayvanın eti yenmez. Ancak besmelenin unutularak terk edilmesi zarar vermez.370<br />
<br />
2. Yemek ve nefes boruları ile iki şah damarının veya yemek ve nefes borularıyla iki şah damardan birinin kesilmesi.<br />
<br />
Bu dört organın yarısı veya daha azı, mesela yalnız şah damarları veya yalnız nefes borusu ile yemek borusu veya bunlardan yalnız birisi kesilirse helal olmaz.371<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">C) Hayvanı Kesmenin Sünnetleri</span></span><br />
<br />
1. Besmele ile birlikte tekbir getirmek, yani “Bismillahi Allâhu Ekber” demek.<br />
<br />
2. Hayvanın ve kesenin kıbleye dönmesi.<br />
<br />
3. Hayvanın kıbleye karşı sol tarafı üzerine incitilmeden yatırılması.<br />
4. Deveyi ayakta, boğazın göğse bitiştiği yerden, diğer hayvanları ise boğazın çeneye yakın yerinden kesmek.<br />
<br />
5. Yemek ve nefes boruları ile kan damarlarının tamamını kesmek.<br />
<br />
6. Önceden bıçağı bileyerek keskin hâle getirmek.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">D) Hayvan Kesmenin Mekruhları</span></span><br />
<br />
Hayvanı kıbleden çevirmek, başı vücuttan ayırmak, hayvanı kesileceği yere sürüyerek götürmek, hayvanı yatırdıktan sonra gözü önünde bıçağı bilemek, başka bir hayvanın gözü önünde kesmek, hayvanın canı iyice çıkmadan derisini yüzmeye başlamak, hayvanı boyun tarafından kesmek ve damarları kestikten sonra bıçağı kemik içindeki sinire ulaştırmak suretiyle hayvana eziyet etmek mekruhtur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">E) Hayvanı Kesmenin Usûlü</span></span><br />
<br />
Büyük ve keskin bir bıçak hazırlanır. Hayvan incitilmeden kesilecek yere götürülür. Devenin dışındakiler kıbleye karşı sol tarafları üzerine yatırılır. Kolaylık olması için üç ayağı da bağlanır. Sonra kesecek olan “بِسْمِ اللّٰهِ اَللّٰهُ اَكْبَرُ = Bismillahi Allâhu Ekber” der ve ara vermeden, yemek ve nefes borularıyla iki şah damarını keser. Canının iyice çıkması için bir süre bekler, sonra derisini yüzer.<br />
<br />
Kesim acısını duymasın diye elektro şokla bayıltıldıktan sonra kesilen hayvan, henüz ölmeden usûlüne uygun olarak kesilirse eti yenir, öldükten sonra kesilecek olursa yenmez.<br />
<br />
Başına tabanca sıkılarak kesilen hayvan da bunun gibidir. Başına tabanca sıkıldıktan sonra ölmeden önce kesilirse eti yenir, öldükten sonra kesilirse yenmez.<br />
<br />
Kesilen bir hayvanın karnından çıkan yavru,<br />
<br />
a) Ölü ise eti yenmez.<br />
<br />
b) Hayvan kesildikten sonra yavru canlı doğar ve ölmeden önce kesilecek olursa helal olur.<br />
<br />
c) Hayvan kesildikten sonra yavru ölmüş olarak bulunursa yenmez. Çünkü annesinin kesilmesiyle yavru kesilmiş sayılmaz. Kesilebilmesi için de canlı olması gerekir.372<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">F) Eti Yenen ve Yenmeyen Hayvanlar</span></span><br />
<br />
1. Yalnız Suda Yaşayan Hayvanlar<br />
<br />
Suda yaşayan hayvanlardan, yalnız balık türü helal, diğerleri ise haramdır. Hanefi dışındaki mezheplerde, yalnız suda yaşayan her türlü hayvan mubahtır. Ancak suda kendiliğinden ölüp su üzerinde sırt üstü ölü olarak yatmış bulunan balık yenmez.<br />
<br />
2. Yalnız Karada Yaşayan Hayvanlar<br />
<br />
Bunlar üç kısımdır:<br />
<br />
Birincisi: Çekirge, sinek, karınca, örümcek, arı, akrep ve zehirli diğer haşereler gibi, hiç kanı olmayan hayvanlar.<br />
<br />
Bunlardan çekirge hariç, diğerleri helal değildir. Çünkü bunlar insan tabiatının tiksindiği yaratıklardır.<br />
<br />
İkincisi: Yılan, keler, kene, bit ve fare gibi yer haşereleri, kirpi, yabani fare ve benzeri akıcı kanı olmayan hayvanlar.<br />
<br />
Bunlar, zehirli oldukları, insan tabiatının kendilerinden tiksinmesi ve Peygamberimiz tarafından öldürülmeleri emredildiği için yenmeleri haramdır. Nitekim Peygamberimiz,<br />
<br />
“Fasık olan beş şey vardır ki bunlar mikat dışında da Harem’de de öldürülürler: Yılan, alaca karga, fare, kuduz köpek ve çaylak.” buyurmuştur.373<br />
<br />
Üçüncüsü: Akıcı kanı olan hayvanlardır. Bunlar da evcil ve yabani olmak üzere iki kısımdır.<br />
<br />
Evcil olanlardan, deve, sığır, manda, koyun, keçi, tavuk, kaz, ördek, güvercin, helaldir.<br />
<br />
Katır ile eşeğin eti haramdır. Atın eti ise helal olmakla birlikte mekruhtur. Sebebi, bu hayvan binek vasıtası olduğu ve savaşta kullanıldığı içindir.374<br />
<br />
Köpek ve samurun eti haramdır.<br />
<br />
Yabani olanlara gelince, bunlardan,<br />
<br />
Kesici dişleri olan ve başkalarına saldıran yırtıcı hayvanlar, (aslan, kaplan, kurt, ayı, fil, maymun, pars ve çakal gibi.) Avlanmak için pençelerini kullanan kuşlar, (şahin, doğan, kartal, akbaba vb.) gibi hayvanların etleri haramdır.<br />
<br />
Kesici dişleri ve yırtıcı pençeleri olan bu hayvanların dışında kalan yabani hayvanlardan geyik, yabani sığır, yabani eşek gibi, bunların eti helaldir.<br />
<br />
Tavşanın eti helaldir. Bunun gibi, yabani kuşlardan yırtıcı pençeleri olmayan güvercin, bütün türleri ile serçeler, turna ve benzerleri de helaldir.<br />
<br />
3. Hem Suda Hem Karada Yaşayan Hayvanlar<br />
<br />
Kurbağa, kaplumbağa, yengeç, yılan, timsah, su köpeği ve benzeri hayvanlar ile yılan helal değildir.<br />
<br />
Eti yenen ve usûlüne göre kesilmesi gereken hayvanlardan,<br />
<br />
Boğularak ölen, bir âletle vurularak ölen, yüksek bir yerden düşerek ölen, başka bir hayvan tarafından boynuzlanarak öldürülen hayvanlar yenmez.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">G) Hayvanın Yenmeyen Organları</span></span><br />
<br />
Koyun ve sığır gibi eti yenen hayvanların yenmeyen organları şunlardır: Akan kanı, sidik torbası, tenasül organı, yumurtaları, öd kesesi, bezeleri.<br />
<br />
Usûlüne göre kesilen bir tavuk, tüylerini yolmak için bağırsakları çıkarılmadan kaynar suya atıldığı takdirde, kaynar su etin içine nüfuz edecek kadar tavuk suda kalırsa temiz olmaz. Eğer su, kaynama derecesinde değilse veya kaynar suyun harareti derinin yüzeyine varıp tüyleri kolayca çıkacak kadar az bir süre bırakılırsa tavuk <br />
eti üç defa yıkamakla temiz olur.<br />
<br />
Pislik yiyen hayvanların süt ve etlerini yemek mekruhtur. Bu durumda olan tavuk üç gün, koyun ve keçi dört gün, sığır ve deve on gün hapsedilerek yemlenirse kerahet kalkar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Diyanet islam ilmihali</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">II. HAYVAN KESİMİ</span></span><br />
<br />
Eti yenen kara hayvanlarının helal olmaları için, usûlüne uygun olarak kesilmeleri gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hayvan kesimi iki türlüdür</span></span><br />
<br />
a) Normal Kesim: Evcil bir hayvanı usûlüne uygun olarak boğazından kesmektir.<br />
<br />
b) Zorunlu Kesim: Normal kesimin mümkün olmadığı yerde zorunlu kesime başvurulur. Kaçmış bir evcil hayvan yakalanamıyor veya kuyuya düşüp oradan canlı çıkarılması mümkün olmuyorsa av aletiyle vurulur ve böylece kesilmiş sayılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">A) Hayvanı Kesmeye Ehil Olanlar</span></span><br />
<br />
Aşağıda yazılı nitelikleri taşıyan kimselerin kestiği helal olur:<br />
<br />
1. Müslüman olmak.<br />
<br />
2. Ehl-i kitap olmak. Ehl-i Kitap, Peygamberlerden ve semavi kitaplardan birine inanmış olan kimselere denir. Yahudi ve Hıristiyanlar gibi...<br />
<br />
Bunların zımni, yani bir İslam ülkesinde yaşamış olmalarıyla, kendi ülkelerinde olmaları arasında bir fark yoktur.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
“Kendilerine kitap verilen (Yahudi, Hıristiyan vb.’nin) yiyeceği (yani kestiği) size helaldir, sizin yiyeceğiniz (yani kestiğiniz) de onlara helaldir.”368<br />
<br />
Ancak, hayvanı keserken Hıristiyanların, Mesih’in, Yahudi’lerin de Üzeyir’in adını andıkları bilinirse, o takdirde kestikleri helal olmaz. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de Mâide suresinin üçüncü ayetinde eti haram kılınanlar sayılırken, “Allah’tan başkası adına boğazlanan” buyrulmuş, bunların etlerinin de haram olduğu bildirilmiştir.<br />
<br />
Putperestlerle ateşe tapan Mecusilerin ve besmeleyi kasten terk edenlerin kestikleri helal olmaz.<br />
<br />
3. Akıllı olmak: Ergenlik çağına gelmiş olma şart değildir. Mümeyyiz olan yani yaptığını ve söylediğini bilen çocuğun kestiği helaldir. Mümeyyiz olmayan çocuk ile delinin ve sarhoşun kestiği ise helal değildir.369<br />
<br />
Hayvan kesmeye ehil olanların erkekleri ile kadınları, temiz olanlarla cünüp veya hayız olanlar, gözü görenle âmâ olanlar arasında —kesimin caiz ve kesilen hayvan etinin helal olması açısından— bir fark yoktur. Yani hepsinin kestiği yenir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">B) Hayvanı Kesmenin Şartları</span></span><br />
<br />
1. Besmele çekmek, “بِسْمِ اللّٰهِ اَللّٰهُ اَكْبَرُ = Bismillahi Allâhu Ekber” deyip kesime başlamaktır. Besmele kasten terk edilirse kesilen hayvanın eti yenmez. Ancak besmelenin unutularak terk edilmesi zarar vermez.370<br />
<br />
2. Yemek ve nefes boruları ile iki şah damarının veya yemek ve nefes borularıyla iki şah damardan birinin kesilmesi.<br />
<br />
Bu dört organın yarısı veya daha azı, mesela yalnız şah damarları veya yalnız nefes borusu ile yemek borusu veya bunlardan yalnız birisi kesilirse helal olmaz.371<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">C) Hayvanı Kesmenin Sünnetleri</span></span><br />
<br />
1. Besmele ile birlikte tekbir getirmek, yani “Bismillahi Allâhu Ekber” demek.<br />
<br />
2. Hayvanın ve kesenin kıbleye dönmesi.<br />
<br />
3. Hayvanın kıbleye karşı sol tarafı üzerine incitilmeden yatırılması.<br />
4. Deveyi ayakta, boğazın göğse bitiştiği yerden, diğer hayvanları ise boğazın çeneye yakın yerinden kesmek.<br />
<br />
5. Yemek ve nefes boruları ile kan damarlarının tamamını kesmek.<br />
<br />
6. Önceden bıçağı bileyerek keskin hâle getirmek.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">D) Hayvan Kesmenin Mekruhları</span></span><br />
<br />
Hayvanı kıbleden çevirmek, başı vücuttan ayırmak, hayvanı kesileceği yere sürüyerek götürmek, hayvanı yatırdıktan sonra gözü önünde bıçağı bilemek, başka bir hayvanın gözü önünde kesmek, hayvanın canı iyice çıkmadan derisini yüzmeye başlamak, hayvanı boyun tarafından kesmek ve damarları kestikten sonra bıçağı kemik içindeki sinire ulaştırmak suretiyle hayvana eziyet etmek mekruhtur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">E) Hayvanı Kesmenin Usûlü</span></span><br />
<br />
Büyük ve keskin bir bıçak hazırlanır. Hayvan incitilmeden kesilecek yere götürülür. Devenin dışındakiler kıbleye karşı sol tarafları üzerine yatırılır. Kolaylık olması için üç ayağı da bağlanır. Sonra kesecek olan “بِسْمِ اللّٰهِ اَللّٰهُ اَكْبَرُ = Bismillahi Allâhu Ekber” der ve ara vermeden, yemek ve nefes borularıyla iki şah damarını keser. Canının iyice çıkması için bir süre bekler, sonra derisini yüzer.<br />
<br />
Kesim acısını duymasın diye elektro şokla bayıltıldıktan sonra kesilen hayvan, henüz ölmeden usûlüne uygun olarak kesilirse eti yenir, öldükten sonra kesilecek olursa yenmez.<br />
<br />
Başına tabanca sıkılarak kesilen hayvan da bunun gibidir. Başına tabanca sıkıldıktan sonra ölmeden önce kesilirse eti yenir, öldükten sonra kesilirse yenmez.<br />
<br />
Kesilen bir hayvanın karnından çıkan yavru,<br />
<br />
a) Ölü ise eti yenmez.<br />
<br />
b) Hayvan kesildikten sonra yavru canlı doğar ve ölmeden önce kesilecek olursa helal olur.<br />
<br />
c) Hayvan kesildikten sonra yavru ölmüş olarak bulunursa yenmez. Çünkü annesinin kesilmesiyle yavru kesilmiş sayılmaz. Kesilebilmesi için de canlı olması gerekir.372<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">F) Eti Yenen ve Yenmeyen Hayvanlar</span></span><br />
<br />
1. Yalnız Suda Yaşayan Hayvanlar<br />
<br />
Suda yaşayan hayvanlardan, yalnız balık türü helal, diğerleri ise haramdır. Hanefi dışındaki mezheplerde, yalnız suda yaşayan her türlü hayvan mubahtır. Ancak suda kendiliğinden ölüp su üzerinde sırt üstü ölü olarak yatmış bulunan balık yenmez.<br />
<br />
2. Yalnız Karada Yaşayan Hayvanlar<br />
<br />
Bunlar üç kısımdır:<br />
<br />
Birincisi: Çekirge, sinek, karınca, örümcek, arı, akrep ve zehirli diğer haşereler gibi, hiç kanı olmayan hayvanlar.<br />
<br />
Bunlardan çekirge hariç, diğerleri helal değildir. Çünkü bunlar insan tabiatının tiksindiği yaratıklardır.<br />
<br />
İkincisi: Yılan, keler, kene, bit ve fare gibi yer haşereleri, kirpi, yabani fare ve benzeri akıcı kanı olmayan hayvanlar.<br />
<br />
Bunlar, zehirli oldukları, insan tabiatının kendilerinden tiksinmesi ve Peygamberimiz tarafından öldürülmeleri emredildiği için yenmeleri haramdır. Nitekim Peygamberimiz,<br />
<br />
“Fasık olan beş şey vardır ki bunlar mikat dışında da Harem’de de öldürülürler: Yılan, alaca karga, fare, kuduz köpek ve çaylak.” buyurmuştur.373<br />
<br />
Üçüncüsü: Akıcı kanı olan hayvanlardır. Bunlar da evcil ve yabani olmak üzere iki kısımdır.<br />
<br />
Evcil olanlardan, deve, sığır, manda, koyun, keçi, tavuk, kaz, ördek, güvercin, helaldir.<br />
<br />
Katır ile eşeğin eti haramdır. Atın eti ise helal olmakla birlikte mekruhtur. Sebebi, bu hayvan binek vasıtası olduğu ve savaşta kullanıldığı içindir.374<br />
<br />
Köpek ve samurun eti haramdır.<br />
<br />
Yabani olanlara gelince, bunlardan,<br />
<br />
Kesici dişleri olan ve başkalarına saldıran yırtıcı hayvanlar, (aslan, kaplan, kurt, ayı, fil, maymun, pars ve çakal gibi.) Avlanmak için pençelerini kullanan kuşlar, (şahin, doğan, kartal, akbaba vb.) gibi hayvanların etleri haramdır.<br />
<br />
Kesici dişleri ve yırtıcı pençeleri olan bu hayvanların dışında kalan yabani hayvanlardan geyik, yabani sığır, yabani eşek gibi, bunların eti helaldir.<br />
<br />
Tavşanın eti helaldir. Bunun gibi, yabani kuşlardan yırtıcı pençeleri olmayan güvercin, bütün türleri ile serçeler, turna ve benzerleri de helaldir.<br />
<br />
3. Hem Suda Hem Karada Yaşayan Hayvanlar<br />
<br />
Kurbağa, kaplumbağa, yengeç, yılan, timsah, su köpeği ve benzeri hayvanlar ile yılan helal değildir.<br />
<br />
Eti yenen ve usûlüne göre kesilmesi gereken hayvanlardan,<br />
<br />
Boğularak ölen, bir âletle vurularak ölen, yüksek bir yerden düşerek ölen, başka bir hayvan tarafından boynuzlanarak öldürülen hayvanlar yenmez.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">G) Hayvanın Yenmeyen Organları</span></span><br />
<br />
Koyun ve sığır gibi eti yenen hayvanların yenmeyen organları şunlardır: Akan kanı, sidik torbası, tenasül organı, yumurtaları, öd kesesi, bezeleri.<br />
<br />
Usûlüne göre kesilen bir tavuk, tüylerini yolmak için bağırsakları çıkarılmadan kaynar suya atıldığı takdirde, kaynar su etin içine nüfuz edecek kadar tavuk suda kalırsa temiz olmaz. Eğer su, kaynama derecesinde değilse veya kaynar suyun harareti derinin yüzeyine varıp tüyleri kolayca çıkacak kadar az bir süre bırakılırsa tavuk <br />
eti üç defa yıkamakla temiz olur.<br />
<br />
Pislik yiyen hayvanların süt ve etlerini yemek mekruhtur. Bu durumda olan tavuk üç gün, koyun ve keçi dört gün, sığır ve deve on gün hapsedilerek yemlenirse kerahet kalkar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Diyanet islam ilmihali</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[HELALLER VE HARAMLAR]]></title>
			<link>https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=33593</link>
			<pubDate>Mon, 09 Dec 2024 23:02:48 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.bizdeblog.com/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=33593</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HELALLER ve HARAMLAR<br />
<br />
I. HELALLER VE HARAMLAR</span></span><br />
<br />
Helal: Dinen, yapılması ve yiyilip içilmesi yasak olmayan şey demektir.<br />
<br />
Haram: Dinen, yapılması ve yiyilip içilmesi kesin olarak yasaklanmış olan şeye denir.<br />
<br />
Buna göre bir şey helal ise haram değildir, haram ise helal olamaz.<br />
<br />
Allah Teala’nın yarattığı her şeyde asıl olan helal ve mubah olmaktır. Haram olduğu bildirilenlerden başka hiçbir şey haram değildir.<br />
<br />
Haram olan şeyler sayılı ve sınırlı olup bunun dışında kalanlar helaldir.<br />
<br />
Allah Teala, iyi, temiz ve insan sağlığına yararlı olan şeyleri helal, kötü, pis ve zararlı olan şeyleri de haram kılmıştır.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَآ اُحِلَّ لَهُمْۜ قُلْ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُ<br />
<br />
“Kendileri için nelerin helal kılındığını sana soruyorlar, de ki bütün iyi ve temiz şeyler size helal kılınmıştır.”316<br />
<br />
Allah’ın helal kıldıklarını helal, haram olarak bildirdiklerini de haram kabul etmek gerekir.<br />
<br />
Allah’ın helal kıldığı şeylere haram, haram olarak bildirdiklerini helal kabul etmek dinden çıkmaya sebeptir.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تُحَرِّمُوا طَيِّبَاتِ مَآ اَحَلَّ اللّٰهُ لَكُمْ وَلَا تَعْتَدُواۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدٖينَ<br />
<br />
“Ey Müminler, Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri haram kılmayın. Aşırı gitmeyin. Allah, aşırı gidenleri sevmez.”317<br />
<br />
وَلَا تَقُولُوا لِمَا تَصِفُ اَلْسِنَتُكُمُ الْكَذِبَ هٰذَا حَلَالٌ وَهٰذَا حَرَامٌ لِتَفْتَرُوا عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَۜ اِنَّ الَّذٖينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ لَا يُفْلِحُونَ<br />
<br />
“Dillerinizin yalan olarak nitelediği şeyler hakkında ‘Bu helaldir, bu da haramdır’ demeyin. Çünkü (böyle söylediğinizde) Allah’a karşı yalan uyduruyorsunuz. Kuşkusuz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.”318<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">A) Haramın Çeşitleri</span></span><br />
<br />
Aslı haram olan şeye “Haram liaynihi” denir. Domuz eti ve şarap gibi.<br />
<br />
Aslı itibariyle helal olup niteliği itibariyle haram olan şeye de “Haram ligayrihi” denir. Çalıntı mal gibi.<br />
<br />
Mesela: Çalınan bir koyun veya ekmek, aslında helaldir. Ancak başkasına ait oldukları ve sahibinin izni olmadan alındıkları için haram olmuşlardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Helal ve Haram Kılan Allah’tır</span></span><br />
<br />
Bir şeyi helal yapan da haram kılan da Allah’tır. O, hiç kimseye haram kılma yetkisi vermemiştir. Konunun önemine binaen İslam âlimleri haram olduğuna dair hakkında kesin delil olmayan hiçbir şeye haram dememiş, “hoş değil, çirkindir” gibi sözleri tercih etmişlerdir. Çünkü Allah Teala şöyle buyurmuştur:<br />
قُلْ مَنْ حَرَّمَ زٖينَةَ اللّٰهِ الَّتٖيٓ اَخْرَجَ لِعِبَادِهٖ وَالطَّيِّبَاتِ مِنَ الرِّزْقِۜ قُلْ هِيَ لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا خَالِصَةً يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ<br />
<br />
“De ki: Allah’ın kulları için çıkardığı (yarattığı) süsü ve güzel rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar dünya hayatında inananlarındır. Kıyamet gününde ise yalnız Müminlerindir. İşte bilenler için ayetleri böyle açıklıyoruz.”319<br />
<br />
قُلْ اَرَاَيْتُمْ مَآ اَنْزَلَ اللّٰهُ لَكُمْ مِنْ رِزْقٍ فَجَعَلْتُمْ مِنْهُ حَرَامًا وَحَلَالًاۜ قُلْ آٰللّٰهُ اَذِنَ لَكُمْ اَمْ عَلَى اللّٰهِ تَفْتَرُونَ<br />
<br />
“De ki: Allah’ın size indirdiği rızıktan bir kısmını helal, bir kısmını da haram kıldığınızı görmüyor musunuz? De ki: Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz.”320<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Zaruretler Haramları Mubah Kılar</span></span><br />
<br />
İslam dini kolaylık dinidir. Bir kimse elinde olmayan sebeplerle haram olan bir şeyi yemek ya da bir işi yapmak zorunda kalırsa, onu helal saymamak şartıyla zorunlu olan ihtiyacını giderecek kadar haram olan şeyden yararlanabilir, bunda günah yoktur.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
اِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةَ وَالدَّمَ وَلَحْمَ الْخِنْزٖيرِ وَمَآ اُهِلَّ بِهٖ لِغَيْرِ اللّٰهِ فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَلَآ اِثْمَ عَلَيْهِۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ<br />
<br />
“Allah, size ancak meyteyi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Her kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemesinde günah yoktur. Şüphe yok ki Allah çokça bağışlayan, çokça esirgeyendir.”321<br />
<br />
Zorunlu durumların dışında haram olan şeylerden sakınılması gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">B) Yiyecek ve İçeceklerde Helaller ve Haramlar</span></span><br />
<br />
1. Yiyeceklerde Haram Olanlar<br />
<br />
1. Meyte: Kendiliğinden ölmüş hayvan.<br />
<br />
Boğulmuş, taş, sopa ve benzeri bir şeyle vurularak öldürülmüş, yukardan yuvarlanarak veya bir başka hayvan tarafından boynuzlanarak ölmüş hayvanlar ile canavarların yiyip artırdığı hayvanlar da ölmüş hayvan hükmünde olup, yenmez. Ancak bunlar ölmeden önce kesilecek olursa yenir.<br />
<br />
2. Kan: Usûlüne göre kesilen hayvanın vücudundaki kanın büyük bir kısmı dışarıya akar. İşte bu akan kan, yenmez. Ancak dalak ve ciğer gibi organlarda kalan kan ise akmış sayılmadığından bunlarla birlikte yenir.<br />
<br />
3. Domuz Eti: Yukarda ifade ettiğimiz gibi Allah, pis ve zararlı şeyleri haram kılmıştır. Domuz da bunlardan birisidir.<br />
<br />
Domuz, pis olan gıdaları çok sevdiği için vücudunda fazla miktarda mikrop bulunur. Bu mikropların başında trişin ve tenya gelir. Bunlar insan sağlığı için çok tehlikelidir. Esasen modern tıp da domuz etinin her iklimde, özellikle sıcak bölgelerde insan sağlığı için çok zararlı olduğunu tespit etmiştir.<br />
<br />
Domuz etinin haram kılınması, bu ve benzeri bugüne kadar bildiğimiz sebeplerden ibaret değildir. Belki zamanla bileceğimiz birtakım sebepler daha vardır. Hatta bilemeyeceğimiz sebepler de olabilir. Ama kesin olarak bildiğimiz ve inandığımız bir şey vardır ki o da, Cenab-ı Hakk’ın haram kıldığı şeyin bizim için zararlı olduğudur.<br />
<br />
4. Allah’tan Başkası Adına Kesilen Hayvan<br />
<br />
Her canlıyı yaratan Allah olduğu gibi öldüren de O’dur. Hayvanları da insanların yararlanmaları için yaratmıştır. İnsan, etinden ve derisinden yararlanmak üzere hayvanı keserken yaratıcısından izin alması gerekir. Yaratıcısının adını anarak kesmek, O’ndan izin almak demektir. Ancak unutarak besmele çekmemiş olursa bu zarar vermez. Fakat hayvanı keserken Allah’tan başkasının adını anacak olursa işte bu hayvan yenmez.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
“Leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, boğulmuş, vurulup öldürülmüş, yukarıdan yuvarlanıp ölmüş, boynuzlanıp ölmüş, canavarların yediği hayvanlar —ölmeden yetişip kestikleriniz hariç—, dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılınmıştır...”322<br />
<br />
Yukarda yazılı olanların dışında yenmesi helal ve haram olan kara, deniz hayvanları ile kuşlar “Hayvan Kesimi” bölümünde sayılmıştır. Oraya bakılabilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
2. İçeceklerde Haram Olanlar<br />
</span></span><br />
a) İçki<br />
<br />
İçildiği zaman azı veya çoğu sarhoşluk veren içecektir.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوٓا اِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْاَنْصَابُ وَالْاَزْلَامُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ﴿٩٠﴾ اِنَّمَا يُرٖيدُ الشَّيْطَانُ اَنْ يُوقِعَ بَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَآءَ فِي الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ وَيَصُدَّكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَعَنِ الصَّلٰوةِ فَهَلْ اَنْتُمْ مُنْتَهُونَ ﴿٩١﴾<br />
<br />
“Ey iman edenler, şarap, kumar, dikili taşlar (putlar) fal ve (şans) okları birer şeytan işi pisliktir, bunlardan uzak durunuz ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan içkide ve kumarda ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?”323<br />
<br />
Her ne kadar ayette, yasaklanan şarap (hamr) ise de Peygamberimiz,<br />
<br />
كُلُّ مُسْكِرٍ خَمْرٌ وَكُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ<br />
<br />
“Sarhoşluk veren her şey şaraptır ve her şarap haramdır.”324 buyurmuş ve sarhoşluk veren her içkinin şarap gibi haram olduğunu bildirmiştir.<br />
<br />
Yine Peygamberimiz,<br />
<br />
مَا أَسْكَرَ كَثِيرُهُ فَقَلِيلُهُ حَرَامٌ<br />
“Çoğu sarhoş eden şeyin azı da haramdır.”325 buyurarak, sarhoşluk veren şeyin azı ile çoğu arasında haram olması bakımından bir fark olmadığını açıklamıştır.<br />
<br />
İçki haramdır. Çünkü içkinin pek çok zararları vardır.<br />
<br />
İçki, insanlar arasına düşmanlık ve kin sokar. Kur’an-ı Kerim’de içki ile kumarın zararlarından söz edilirken, “Şeytan içkide ve kumarda ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister.” buyrulur.<br />
<br />
İçki insanın aklını başından alır. İnsan sağlığını da olumsuz şekilde etkiler. Mide ve akciğer gibi iç organlarda yaptığı tahribat ile vücudun çalışma düzenini bozar.<br />
<br />
Büyük ölçüde can ve mal kaybına sebep olan ve pek çok kimsenin sakat kalması sonucunu doğuran trafik kazalarının bir kısmı alkollü araç kullanmaktan meydana gelir.<br />
<br />
İçki, sinir sistemini de bozarak cinayetlere varan kavgalara yol açar.<br />
<br />
İçki, aile hayatını da felce uğratır. Kişinin aile ve çocuklarını ihmal etmesine ve bu yüzden boşanmalara kadar varan aile huzursuzluklarına sebep olur.<br />
<br />
Bunun içindir ki Peygamberimiz,<br />
<br />
اِجْتَنِبُوا الْخَمْرَ فَاِنَّهَا اُمُّ الْخَبَائِثِ<br />
<br />
“İçkiden sakının. Çünkü o, bütün pisliklerin anasıdır.” buyurmuştur.326<br />
<br />
İçki ile Tedavi<br />
<br />
İslam âlimleri içkiyi ilaç olarak da kullanmanın haram olduğunu söylemişlerdir.<br />
<br />
Târık b. Süveyd el-Cûfî, Peygamberimize şarabın hükmünü sormuş, o da onu şaraptan menetmişti. Bunun üzerine Târık,<br />
<br />
—Ama ben onu sadece ilaç için yapıyorum, deyince, Peygamberimiz,<br />
<br />
—O ilaç değil, derttir,327 buyurmuştur.<br />
<br />
Ancak gerek içki, gerekse diğer haram olan şeylerin hastalığı tedavi edeceği kesin olarak bilinir ve başka ilaç da bulunmazsa, o takdirde haram olan bir şeyle tedavi caiz olur.<br />
<br />
Kolonya Kullanmak<br />
<br />
Sarhoşluk veren içkilerin haram olduğu yukarda açıklanmıştı.<br />
<br />
İçilmesi haram olan içkilerden şarabın azı da çoğu da kesin olarak haram olduğu gibi aynı zamanda da necistir, vücuda, elbiseye veya namaz kılınan yere bulaşması hâlinde temizlenmeden kılınan namaz sahih olmaz. Çünkü Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de şarabı “rics = pis” olarak nitelemektedir.328 Şaraptan başka sarhoşluk veren içkilerin içilmesi haram ise de, şarap gibi dinen necis oldukları ihtilaflıdır.<br />
<br />
İmam-ı A’zam, şarap ve üzümden yapılanların dışındaki içkilerden bir dirhemden fazlasının elbiseye bulaşması hâlinde bunun namaza mani olmayacağını söylemiştir.329<br />
<br />
Sonuç olarak: İspirto ve kolonyanın içilmeleri haramdır. Ancak kullanılmaları ve alınıp satılmaları caiz görülmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">b) Uyuşturucu Maddeler</span></span><br />
<br />
Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Kur’an-ı Kerim’de haram olan bütün içkiler sayılmamış, kötü, pis ve insan sağlığına zararlı olan her şey haram kılınmıştır. Peygamberimiz de bu konuda bir illetten söz etmiş, bu illet kendisinde bulunan içkilerin haram olduğunu bildirmiştir. Bu, “sarhoş etme ve uyuşturma” illetidir. Bunu taşıyan her şey haramdır. Esrar, afyon, eroin, kokain ve morfin gibi maddelerde de bu illet bulunduğu için bunlar da haramdır. Hatta bunlar alkollü içkilerin etkisini fazlasıyla taşımakta, zararları da etki ölçüsünde daha çok olmaktadır.<br />
<br />
Uyuşturucu maddelerin kullanılması haram olduğu gibi alınıp satılmaları da caiz değildir.330<br />
<br />
Yapılan tespitlere göre, bunların en önemli ve ortak özelliklerinden birisi çok az miktarda alınmaları hâlinde bile kısa zamanda alışkanlık yapmalarıdır.<br />
<br />
Mesela, bir defa eroin kullanan ve kendisinde iptila meydana gelen kimsenin bundan kurtulması çok zordur. Az miktarda alanlarda bağımlılık yapan esrar ise onu kullananda kısa zamanda saldırganlık hâllerinin ortaya çıkmasına sebep olmakta, kişiyi deliliğe, hatta ölümle sonuçlanan kötü bir akıbete sürüklemektedir.<br />
<br />
Bu maddeleri kullanan şahısta aynı tesiri göstermesi için miktarın devamlı artırılması icap eder. Bu ise o maddeye karşı devamlı bir talebin artmasına sebep olur ve böylece kişinin uyuşturucuya olan ihtiyacı sürekli artar. Parası yetmezse evdeki eşyaları satmaktan, para bulamayınca çalmaktan ve suç işlemekten bile çekinmez.<br />
<br />
Uyuşturucunun kötü bir sonucu da, ailevi ve sosyal ilişkilerin tamamen bozulmasıdır. Böylece kişi, ailesine ve çocuklarına karşı sorumluluğunu kaybeder. Aile fertleri onun için artık bir değer ifade etmez, tek aradığı şey, bağımlısı olduğu uyuşturucuyu bulabilmektir. Onun için artık istikbal diye bir şey kalmamıştır. Uyuşturucu kullananlar, aldıkları maddenin ekstra bir dozu ile ölüme mahkûm olurlar.331<br />
<br />
İnsanı ruhen ve bedenen çöküntüye ve korkunç bir ölüme götüren uyuşturucu tehlikesi karşısında son derece dikkatli olmak zorundayız.<br />
<br />
Hiç kimse ben alkolik olacağım diye içki içmeye, eroinman veya uyuşturucu müptelası olacağım düşüncesiyle uyuşturucu maddeleri kullanmaya başlamaz. Bu gibi zararlı şeylere bazı hevesler, acaba nasıl bir şeydir diye biraz merak veya aldanma sonucu olarak başlar. Sonunda da alkolik veya uyuşturucu bağımlısı olur ve dönüşü olmayan çok tehlikeli bir yola girmiş bulunur.<br />
<br />
Uyuşturucu kullanmak bir insanın bile bile kendisini tehlikeye atması demektir.<br />
<br />
Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de,<br />
<br />
“Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın.”332 buyurarak bizleri uyarmaktadır.<br />
<br />
“Uyuşturucu acaba nasıl bir şeydir?” veya “Bir defa kullanmakla bir şey olmaz” düşüncesiyle uyuşturucu kullanmaya başlayanların bir daha ondan kurtulması fevkalade zordur. Çünkü uyuşturucu kullanmak, zehri tecrübe etmek gibi çok tehlikeli bir iştir. “Zehir acaba öldürür mü?” diye bunu denemeye kalkışmanın acı sonucu ise herkesçe bilinen bir gerçektir.<br />
<br />
Bu sebeple insan vücudunu tahrip ederek onu maddi ve manevi çöküntüye sürükleyen ve insanlık için ciddi bir tehlike olan uyuşturucu maddelerin zararlarını en iyi şekilde anlatarak insanları bu felaketten kurtarmaya çalışmalıyız.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
C) Kazançta Haram Olanlar</span></span><br />
1. Kumar<br />
<br />
Ortaya para konularak oynanan şans oyunu demektir.<br />
<br />
Oyunun oynandığı alet ve metot önemli değildir. Oyun, taraflardan birine veya birkaçına kâr sağlıyor ya da zarar veriyorsa, bu oyun kumardır ve yasaktır. Bu yolla kazanılan para da haramdır.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
“Ey iman edenler, şarap, kumar, dikili taşlar (putlar) fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir, bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.”333 Peygamberimiz, arkadaşlarına, “gel kumar oynayalım” diyen kimsenin, bu sözüne keffaret olmak üzere sadaka vermesini tavsiye etmiştir.334<br />
<br />
Kumarın haram kılınmasının sebepleri üzerinde düşünürken aşağıdaki hususlar akla gelebilir:<br />
<br />
a) Çeşitli meşru kazanç yolları vardır. Bu yollardan birisiyle geçimin sağlanması yönüne gidilmeli, bunu şansa ve tesadüfe bırakmamalıdır.<br />
<br />
b) Kumar, kişinin çalışmasına, ailesi ve toplumu, hatta insanlık için yararlı hizmetler yapmasına ve Allah’a karşı olan ibadet görevlerini yerine getirmesine engel olur.<br />
<br />
c) Kumarın zararları oynayanda kalmaz, aile bireylerini ve toplumu da etkiler ve işsiz güçsüz kimselerin çoğalmasına ve böylece birtakım sosyal bunalımlara sebep olur.<br />
<br />
Kumar yüzünden işlenen cinayetler ve cana kıymaların küçümsenmeyecek boyutlarda olduğu ve bu yüzden nice mutlu aile yuvalarının söndüğü bir gerçektir.<br />
<br />
Daha pek çok zararları olan kumar, haramdır ve bu yolla elde edilen kazanç da meşru olmayan bir kazançtır.<br />
<br />
Yarışmalarda Alınan Ödüller Helaldir<br />
<br />
Vücudun gelişip kuvvetlenmesi ve savaş yeteneğinin geliştirilmesi maksadıyla yapılan koşu, silah atışı, at koşuları ve güreş müsabakaları caizdir.<br />
<br />
Peygamberimiz, binicilik ve atıcılığı teşvik etmiş ve at yarışları yaptırmıştır.335<br />
<br />
“Çocuklarınıza yüzücülük ve atıcılık, kadınlara da ip eğirmeyi öğretiniz.” mealindeki hadis-i şerifte erkek ve kız çocuklarının zamanın şartlarına göre eğitilmelerinin gereğine işaret etmektedir.336<br />
<br />
Peygamberimizin eşi Hz. Âişe (ra.) diyor ki:<br />
<br />
“Bir sefer esnasında peygamber ile yarıştım ve onu geçtim. Bir müddet sonra bir daha yarıştık —fakat kilo aldığım için— Resulullah beni geçti ve “Bu o yarışmanın karşılığıdır.”337 buyurdu.<br />
<br />
Hz. Ömer de Şam halkına yazdığı mektupta,<br />
<br />
“Çocuklarınıza yüzmeyi, atıcılık ve biniciliği öğretiniz.”338 diye tavsiye etmiştir.<br />
<br />
Yarışmalarda başarı gösteren yarışmacılara bir üçüncü şahıs veya kuruluş tarafından ödül vermek caiz olduğu gibi, verilen ödülü almak da mubahtır.<br />
<br />
İki kişinin, “eğer sen beni geçersen sana şu kadar para vereceğim, fakat ben seni geçersem bir şey almayacağım” diyerek şartlı yarışmaları caizdir. Böyle tek taraflı şart koşmak haram olmadığı için şarta göre galip gelen tarafın şart koşulan ödülü almasında da bir sakınca yoktur.339<br />
<br />
İlmî yarışmalar da böyledir. Yani iki kişi ilmî bir meselede tartışsalar ve bunlardan biri diğerine, “Mesele senin dediğin gibi ise ben sana şu kadar para vereceğim, ama benim dediğim gibi ise bir şey istemem” diye şart koşsa bu da caizdir.340<br />
<br />
Böyle tek taraflı şartlarda konulan parayı kazanan tarafın almasında bir sakınca yoktur.<br />
<br />
Yarışmada her iki taraf için de ödül şart koşulursa yani, yarışmacılardan biri diğerine,<br />
<br />
“Ben kazanırsam sen şu kadar para vereceksin, sen kazanırsan ben şu kadar para vereceğim” diye iki taraflı şart koşmaları kumardır ve haramdır.341<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kur’a Çekmek Caizdir</span></span><br />
<br />
Kur’a, herhangi bir konuda ilgililer arasında tercihi gerektiren bir sebep bulunmadığı hâllerde konunun çözümü için başvurulan meşru bir yoldur.<br />
<br />
Kur’a, Kitap ve Sünnetle sabittir. Kur’an-ı Kerim’de, geçmiş peygamberlerden bir kısmının da içinde bulunduğu bazı anlaşmazlıkların kur’a ile çözüme kavuşturulduğu bildirilmektedir.<br />
<br />
Anne ve babasının ölümünden sonra yetim kalan Hz. Meryem’in kimin yanında kalacağı hususunda akrabaları arasında anlaşmazlık çıkmıştı. Bu anlaşmazlığı çözmek üzere kuraya başvurulmuş, kur’a sonunda Hz. Meryem teyzesinin kocası Zekeriya’ya (as.) verilmişti.<br />
<br />
Bu husustaki kur’a çekiminden Âl-i İmrân suresinin 44’üncü ayet-i kerimesinde söz edilmektedir.<br />
<br />
Zekeriya’nın (as.) bu uygulaması bizim için de örnek teşkil etmekte ve gerektiğinde kuraya başvurulabileceği hususunda delil olmaktadır. Zaten kur’a Peygamberimiz tarafından da uygulanmış ve böylece sünnetle de sabit olmuştur.<br />
<br />
Peygamberimiz buyuruyor:<br />
<br />
لَوْ يَعْلَمُ النَّاسُ مَا فِي النِّدَاءِ وَالصَّفِّ الاَوَّلِ ثُمَّ لَمْ يَجِدُوا اِلاَّ اَنْ يَسْتَهِمُوا عَلَيْهِ لَاسْتَهَمُوا عَلَيْهِ<br />
<br />
“İnsanlar ezan okumanın ve ilk safta namaz kılmanın faziletini bilseler ve buna ulaşmak için kur’a çekmekten başka çare bulamasalardı, mutlaka aralarında kur’a çekerlerdi.”342<br />
<br />
Peygamberimizin Cennetle müjdelediği on kişiden biri olan Zübeyr b. el-Avvâm’ın (ra.) rivayet ettiğine göre bir hanım, Uhud savaşında şehit olan Hz. Hamza’ya sarılmak üzere iki gömlek getirmişti. Bu gömleklerden biri Hz. Hamza’ya biri de Ensardan başka bir şehide sarılacaktı. Yalnız gömleklerin biri büyük, diğeri küçüktü. Büyük gömleğin hangisine sarılacağı kur’a ile belirlenmiştir.343<br />
<br />
İslam fıkhında ve günlük hayatımızda da bunun örnekleri vardır.<br />
<br />
Bir toplum içinde görevli imam bulunmadığı ve birçok kişi imam olmak istediği takdirde öncelik sırasına göre daha bilgili, daha güzel okuyan, günahlardan daha çok sakınan, daha yaşlı, daha ahlaklı olan, yüzü, soyu, sesi, kıyafeti daha güzel olan tercih edilir. Bütün bu niteliklerde eşit olmaları hâlinde ise aralarında kur’a çekilir. Kur’a kime isabet ederse o imam olur.344<br />
<br />
Bir sefer esnasında ordu komutanı bulunan Sa’d b. Ebî Vakkâs (ra.), askerlerden ezan okumak isteyenler arasında kur’a çekmiş, böylece Müezzini belirleyerek anlaşmazlığa çözüm getirmiştir.345<br />
<br />
Günlük hayatımızda da pek çok konuda kur’a çekme usûlüne başvurulduğu bir gerçektir. Deve sığır gibi hayvanları ortaklaşa kurban edenler, etleri ortaklar arasında tartarak taksim ederler. Daha sonra da hangi parçanın kime ait olduğunu belirlemek için kur’a çeker ve helalleşirler. Bunun gibi varisler arasında miras taksim <br />
edildikten sonra herkesin payı, hoşnutsuzluğu önlemek için çoğu zaman kur’a ile belirlenmektedir.<br />
<br />
Bir defasında iki kişi bir mirasla ilgili olarak peygamberimize başvurmuşlardı. Ancak her ikisinin de iddialarını belgeleyecek delilleri yoktu. Peygamberimiz bunlara,<br />
<br />
—Bakın, ben de ancak bir insanım. Siz bana davalarınızı arz ediyorsunuz. Olabilir ki biriniz diğerine göre iddiasını daha iyi savunur. Ben de duyduğuma göre hüküm veririm. Şu var ki hak diğerine ait olduğu hâlde, benim lehine hükmettiğim kişinin elde edeceği mal, ancak cehennem ateşinden bir parçadır. Artık bu kişi o malı ister alsın, ister bıraksın, buyurdu. Bu sözleri dinleyen davacılar ağlayarak, birbirlerine,<br />
<br />
—Hakkım senin olsun, ben istemiyorum, dediklerinde Peygamberimiz,<br />
<br />
—O hâlde miras malını ikiye bölün. Sonra hangi parçanın kime ait olduğunu belirlemek için aranızda kur’a çekin ve helalleşin, buyurdu.346<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Rüşvet</span></span><br />
<br />
Yaptırılmak istenilen bir işte meşru olmayan bir kolaylık sağlaması için bir yetkiliye mal ya da para olarak sağlanan çıkardır.<br />
<br />
Böyle bir gaye için bir şey vermek de almak da aracı olmak da yasaktır, günahtır. Çünkü rüşvet, haklıyı haksız, haksızı da haklı yaparak adaletin ortaya çıkmasına engel olur.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
وَلَا تَاْكُلُوٓا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ وَتُدْلُوا بِهَآ اِلَى الْحُكَّامِ لِتَاْكُلُوا فَرٖيقًا مِنْ اَمْوَالِ النَّاسِ بِالْاِثْمِ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ<br />
<br />
“Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını yalan yemin ve şehadet ile yemeniz için o malları hâkimlere vermeyin.”347<br />
<br />
Rüşvet, kişiler için olduğu kadar toplumlar için de çok kötü sonuçlar doğurur. Rüşvetin yaygın olduğu yerde haksızlık çoğalır. Emniyet ve güven kalkar. Sosyal düzen bozulur. Bunun için Peygamberimiz,<br />
<br />
اَلرَّاشِي وَالْمُرْتَشِي فِي النَّارِ<br />
<br />
“Rüşvet alan da veren de Cehennemdedir.”348 buyurmuştur.<br />
<br />
Böylece rüşvet olarak elde edilen kazanç da haramdır. Bundan sakınmak lazımdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Faiz (Riba)</span></span><br />
<br />
Haram kazançlardan birisi de faizdir.<br />
<br />
Faiz, aynı cinsten olan iki malın birbiriyle değiştirilmesindeki sözleşmede bir taraf için kabul edilen —karşılığı olmayan— bir fazlalıktır. 10 gr. altını 11 gr. altın karşılığında satmak gibi. Bu 1 gram, karşılığı olmayan bir fazlalıktır. İşte bu faizdir.<br />
<br />
Faiz haramdır. Faizin haram oluşu Kitap, Sünnet ve İcma ile sabittir.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
َلَّذٖينَ يَاْكُلُونَ الرِّبٰوا لَا يَقُومُونَ اِلَّا كَمَا يَقُومُ الَّذٖي يَتَخَبَّطُهُ الشَّيْطَانُ مِنَ الْمَسِّۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُوٓا اِنَّمَا الْبَيْعُ مِثْلُ الرِّبٰواۢ وَاَحَلَّ اللّٰهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبٰوا<br />
<br />
“Faiz yiyen kimseler (kabirlerinden) tıpkı şeytan çarpmış kimseler gibi çarpılmış olarak kalkarlar. Onların bu hâli “alışveriş de faiz gibidir” demelerindendir. Oysaki Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır.”349<br />
<br />
يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَذَرُوا مَا بَقِيَ مِنَ الرِّبٰوٓا اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَ ﴿٢٧٨﴾ فَاِنْ لَمْ تَفْعَلُوا فَاْذَنُوا بِحَرْبٍ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِهٖ وَاِنْ تُبْتُمْ فَلَكُمْ رُؤُ۫سُ اَمْوَالِكُمْ لَا تَظْلِمُونَ وَلَا تُظْلَمُونَ ﴿٢٧٩﴾<br />
<br />
“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve gerçekten Mümin kimseler iseniz, faizden geriye kalanı bırakın. Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resulü ile savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tevbe edecek olursanız, anaparalarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.”350<br />
<br />
Peygamberimiz de şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
—Yedi helak edici şeyden sakının.<br />
<br />
—Bunlar nedir, ey Allah’ın Resulü, diye soranlara,<br />
<br />
—Allah’a ortak koşmak, efsun yapmak, (Allah’ın haram kıldığı kimseyi) haksız yere öldürmek, yetim malı yemek, faiz yemek, düşmana hücum anında savaştan kaçmak, iffetli kendi hâlinde Mümin kadınlara zina iftirası atmaktır,351 diye cevap verdi.<br />
<br />
Faiz iki çeşittir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">a) Vade Faizi (Nesie Ribası)</span></span><br />
<br />
Bir cinsten olan iki şeyin birini diğeri karşılığında veresiye satmak veya, cinsleri ayrı fakat ölçü birimleri aynı olan iki şeyden birini diğeri karşılığında veresiye olarak değiştirmektir.<br />
<br />
Bu değiştirmede miktarlarının aynı veya farklı olması arasında bir fark yoktur.<br />
<br />
Mesela: Bir kimseye bir yıl vade ile satılan 50 gr. altını vade sonunda 55 gr. olarak almak veya bir kimseye kışın satılan bir kile buğdayı yazın harman zamanında, bir buçuk kile buğday olarak almak gibi.<br />
<br />
Yine bunun gibi, bir kimseye kışın satılan bir kile buğday karşılığında yazın iki kile arpa veya kışın satılan iki kile arpa yerine yazın yine iki kile arpa almak da caiz değildir, faizdir.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de yasaklanan faiz, budur. Bunun haram olduğu hususunda İslam âlimleri görüş birliği etmişlerdir. Bu, tartışmasız olarak büyük günahlardandır.<br />
<br />
İslamiyet’ten önce cahiliye devrinde bilinen faiz bu idi. Biri diğerine altın veya gümüş, belli bir para borç verirdi. Aralarında kararlaştırdıkları vadeye göre geçen süre için belli bir miktar da fazladan ödeme yapılacağını önceden şart koşarlardı. Herhangi bir borçta vade geldiği zaman borçlu borcunu ödeyemeyecekse alacaklısına “veremeyeceğim artır” derdi. Yine buna bir miktar daha faiz eklenir ve böylece her vade yenilendikçe borcun miktarı da artardı. Öyle ki faiz ana paranın bir veya birkaç katını bulduğu olurdu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">b) Fazlalık Faizi (Ribe’l-Fadl)</span></span><br />
Ölçü birimleri aynı olan malları kendi cinsleriyle peşin olarak değiştirirken elde edilen fazlalıktır.<br />
<br />
Altın, gümüş, buğday, arpa, tuz ve hurma gibi maddeler, kendi cinsleriyle; mesela altın altın ile, gümüş gümüş ile, buğday buğday ile, arpa arpa ile, tuz tuz ile ve hurma hurma ile peşin olarak değiştirilirken miktarlarının eşit olması gerekir. Bunlardan birinin miktarı fazla olursa bu fazlalık, faiz olmuş olur. Ancak değiştirilen faiz ile ilgili malların cinsleri ayrı olursa, o takdirde faiz söz konusu olmaz. 10 gr. altının 100 gr. gümüş karşılığında peşin değiştirilmesi gibi. Bu örnekte her ne kadar ölçü birimleri aynı ise de cinsleri ayrı olduğu için fazlalık faiz olmuyor.<br />
<br />
Değiştirilen malların yenisiyle eskisi, kaliteli olan ile kalitesiz olanı arasında bir fark yoktur.<br />
<br />
Kaliteli bir buğday ile kalitesiz bir buğday değiştirilirken de eşit olmaları gerekir. Aksi takdirde fazlalık faiz olur.<br />
<br />
Altın ile altın ve gümüş ile gümüş de satıldığı takdirde bunlardaki sanata ve kaliteye itibar olunmaz ve bunlar için ayrıca bir kıymet takdir edilmez.<br />
<br />
Faizin bu çeşidi de haramdır. Bunun haram oluşu sünnetle sabittir.<br />
<br />
Peygamberimiz, beni Adiy el-Ensârî’nin kardeşini Hayber’e vali göndermişti. Bu zat Hayber’den Cenib denilen iyi cins bir hurma getirip Peygamberimize takdim etti. Peygamberimiz,<br />
<br />
—Hayber’in bütün hurmaları böyle midir, diye sordu.<br />
<br />
O zat,<br />
<br />
—Hayır, vallahi, ey Allah’ın Resulü, biz bunun bir ölçeğini iki ölçek ile iki ölçeğini de üç ölçek hurma ile alıyoruz, dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz,<br />
<br />
—Böyle yapma, adi hurmayı para ile sat, sonra bu para ile (istediğin kadar) iyi cins hurma al, buyurdu.352<br />
<br />
Yine Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
الذَّهَبُ بِالذَّهَبِ وَالْفِضَّةُ بِالْفِضَّةِ وَالْبُرُّ بِالْبُرِّ وَالشَّعِيرُ بِالشَّعِيرِ وَالتَّمْرُ بِالتَّمْرِ وَالْمِلْحُ بِالْمِلْحِ مِثْلاً بِمِثْلٍ سَوَاءً بِسَوَاءٍ يَدًا بِيَدٍ فَإِذَا اخْتَلَفَتْ هَذِهِ الأَصْنَافُ فَبِيعُوا كَيْفَ شِئْتُمْ إِذَا كَانَ يَدًا بِيَدٍ<br />
<br />
“Altın, altın ile gümüş, gümüş ile buğday, buğday ile arpa, arpa ile hurma, hurma ile ve tuz, tuz ile misli misline ve birbirine eşit olarak peşin satılırlar. Ama bunların cinsleri değişecek olursa istediğiniz gibi satın.”353<br />
<br />
Hadis-i Şerif’te sayılan altın, gümüş, buğday, arpa, hurma ve tuz gibi mallarda faiz işlemi olduğunda mezhep imamları söz birliği etmişlerdir. Bunlara kıyasla diğer mallarda da faiz işlemi olacağı konusunda ise —zahiriler hariç— dört mezhep imamı arasında görüş ayrılığı yoktur. Sadece ortak illet konusunda farklı görüşleri vardır.<br />
<br />
Hanefilere göre, bir malda faiz olabilmesi için iki illet (vasıf) bulunması şarttır: Cins ve ölçü birliği.<br />
<br />
Bu iki illet, hangi mallarda olursa olsun, bulunduğu zaman peşin olarak satışlarda fazlalık faiz olduğu gibi, fazlalık olmasa bile veresiye satış da caiz değildir.<br />
<br />
Mesela bir kile buğdayı peşin olarak bir buçuk kile buğday karşılığında satmak haram olduğu gibi, bir kile buğdayı yine bir kile buğday karşılığında vadeli satmak da haramdır.<br />
<br />
Çünkü Peygamberimiz, faiz ile ilgili malların eşit olarak ancak peşin satılabileceğini bildirmiştir.<br />
<br />
Diğer taraftan demir, bakır, kireç gibi değişimi tartı ile yapılan maddeleri de kendi cinsleriyle peşin olarak farklı ağırlıkta, veresiye olarak eşit veya farklı satmak da faizdir.354<br />
<br />
İki illetten (vasıftan) hiçbiri bulunmaz ise hem peşin satışta fazlalık, hem veresiye ve vadeli satış, ikisi de helal olur.<br />
<br />
Mesela ağırlık ölçüsüne bağlı altın, ölçek ölçüsüne bağlı buğday ile peşin veya veresiye olarak satışları —nasıl olursa olsun— caizdir. Çünkü hem cinsleri hem de ölçü birimleri aynı değildir.<br />
<br />
Eğer iki mal arasında iki illetten yalnız biri bulunursa peşin olarak satış caiz iken, veresiye satış helal olmaz.<br />
<br />
Mesela: Bir ölçek buğdayı iki ölçek arpa karşılığında peşin olarak satmak caizdir. Bunun gibi aynı ağırlıktaki bir altın, iki kat ağırlıktaki gümüş karşılığında peşin olarak satılabilir. Ancak bunların veresiye satışı caiz değildir. Bu iki örnekte de cinsleri ayrı olduğu hâlde ölçü birimleri aynıdır.<br />
<br />
Uzunluk ölçüleriyle ölçülen ve sayılan mallarda fazlalık faizi cereyan etmez.<br />
<br />
Mesela: On yumurta on beş yumurta ile beş metre kumaş yedi metre kumaş ile peşin olarak değiştirilebilir.<br />
<br />
Birbirine çok benzeyen Vade faizi (Nesie ribası) ile ödünç verme arasındaki fark, ödünçte vadenin bağlayıcı olmamasıdır. Yapılan anlaşma gereği, bedeli belli bir vade sonunda verilmek üzere satın alınan bir malın bedelini vadesinden önce alacaklının isteme hakkı olmadığı gibi, borçlu da ödeme mecburiyetinde değildir.<br />
<br />
Fakat ödünç öyle değil, alacaklı her an ödünç verdiği şeyi isteme hakkına sahip olduğu gibi, borçlu da her istendiği anda onu ödemek mecburiyetindedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Faizin Haram Olmasının Sebebi</span></span><br />
<br />
Faiz haramdır ve büyük günahlardandır.<br />
<br />
Şüphe yok ki Cenab-ı Hakk’ın haram kıldığı her şeyde bizim için birtakım zararlar vardır. Bu zararlardan korunmamız, Allah’ın yasakladığı şeylerden sakınmakla mümkündür.<br />
<br />
Faiz de, böyle birtakım zararları olan bir yasaktır. Bunlardan bazıları şunlardır:<br />
<br />
1. Faiz, karşılığı olmayan bir kazançtır. Verilen yüz gram altına karşılık, alınan yüz on gramda on gram, karşılıksız alınmış demektir. Oysa insanların malları, canları gibi dokunulmazdır. Başkasına ait olan bir malı karşılıksız almanın izahı yoktur.<br />
<br />
2. Faiz, fiyatları artırır.<br />
<br />
Faizli kredi kullananlar faizi de maliyete ekledikleri için fiyatların artmasına ve tüketicinin geçim darlığı çekmesine sebep olur.<br />
<br />
3. Faiz, insanları çalışıp kazanmak ve üretim ile meşgul olmaktan alıkoyar. Çünkü ellerinde bulunan sermayeyi faize vermek suretiyle artırıp geçinen kimseler ticaret ve sanatla uğraşma zahmetine katlanmak istemezler. Bu sebeple yüksek üretim yapmaya yetenekli olan birçok kimseden iş dünyası mahrum kalır. Hâlbuki toplum, ticaret ve sanat gibi faaliyetlerle refah düzeyine erişir.<br />
<br />
4. Faiz, insanları birbirlerine borç vermek suretiyle yardımlaşmalarına, birbirlerinin dert ve sıkıntıları ile ilgilenmelerine engel olur. Bu ise toplum bireyleri arasında birlik ve dayanışmanın zayıflamasına sebep olur.<br />
5. Faizin yaygın olduğu toplumlarda zengin ile fakir arasındaki refah farkı gittikçe büyür, zengin daha zengin, fakir de daha fakir olur. Bu ise birtakım sosyal dengesizliklerin doğmasına ve toplumu rahatsız eden gelişmelere sebep olur.<br />
<br />
6. Faizcilik yapmayanlar ellerindeki bu imkânı kullanmamak suretiyle zarar etmiş görülebilirler. Fakat bunlar, nefislerinin arzu ve isteklerine uymayarak, yüce yaratıcının emrini yerine getirmek için, O’nun ecir ve mükâfatına ererler. Bir taraftan da Cenab-ı Hak, onların faiz karışmayan ve içinden Allah hakkı verilen servetlerini bereketlendirir ve çoğaltır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
يَمْحَقُ اللّٰهُ الرِّبٰوا وَيُرْبِي الصَّدَقَاتِ<br />
<br />
“Allah, faizi mahveder (faiz karışan malın bereketini giderir), sadakaları çoğaltır (içinden sadaka verilen malları bereketlendirir.)...”355<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Alışverişte Vade Farkı</span></span><br />
<br />
Alışverişte vade farkını, faizle ilişkisi bulunup bulunmaması açısından incelemek üzere, bunu faiz bölümünün sonuna eklemeyi uygun bulduk.<br />
<br />
Önce alışverişin hükmünü açıklayalım:<br />
<br />
Alışveriş mubah ve meşru bir işlemdir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
“Allah, alışverişi helal, faizi ise haram kılmıştır.”356<br />
<br />
“Ey iman edenler, aranızda karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hâli müstesna, mallarınızı batıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda yemeyin ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah esirgeyendir.”357<br />
<br />
Peygamberimize,<br />
<br />
—Hangi kazanç daha temizdir, diye soruldu. Peygamberimiz,<br />
<br />
—Kişinin kendi elinin emeği ile hile ve hıyanetten uzak alışveriştir, buyurdu.358<br />
<br />
Alışveriş toplumun ihtiyacıdır. Bunu gidermeye çalışmak aynı zamanda bir hizmettir.<br />
<br />
Sonuç olarak alışveriş mubah ve meşru bir kazanç yoludur. Hatta Peygamberimiz, doğru sözlü ve kendisine güvenilir tacirin, kıyamet günü, Peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraber bulunma mutluluğuna ereceğini müjdelemiştir.359<br />
<br />
Bu kısa açıklamadan sonra asıl konuya gelelim:<br />
<br />
Peşin alışveriş yapmak caiz olduğu gibi veresiye alışveriş yapmak da caizdir. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de,<br />
<br />
يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوٓا اِذَا تَدَايَنْتُمْ بِدَيْنٍ اِلٰىٓ اَجَلٍ مُسَمًّى فَاكْتُبُوهُ<br />
<br />
“Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirlerinize borçlandığınız vakit onu yazın!”360 buyrulmuştur.<br />
<br />
Âlimlerin çoğu, bu ayet-i kerimenin hem veresiye satışa hem de ödünç vermeye müsaade ettiğini belirtmişlerdir.<br />
<br />
Bizzat Peygamberimizin, bir Yahudiden veresiye yiyecek aldığı ve demirden bir zırhını da rehin bıraktığı bilinmektedir.361<br />
<br />
Bu delillere dayanarak İslam âlimleri peşin alışveriş gibi veresiye alışverişin de caiz olduğunda söz birliği etmişlerdir.<br />
<br />
Veresiye, yani vadeli satış caiz olunca peşin satış kıymeti üzerine vade farkı eklenmesi konusu İslam âlimleri arasında farklı görüşlerin doğmasına sebep olmuştur.<br />
<br />
Konu ile ilgili olarak Hanefilerin en muteber kaynak fıkıh kitaplarından olan el-Mebsût’ta şöyle denilmektedir:<br />
<br />
“Bir kimse şu kadar süre için şu fiyata, peşin olarak da şu fiyata satış sözleşmesi yapsa yahut bir ay vade ile şu fiyata, iki ay vade ile şu fiyata dese, bu satış fasittir, çünkü belli bir fiyat ve bedel karşılığında alışveriş yapılmamış, bedel kesinleşmemiştir. Ve Peygamberimiz bir satış içinde iki şartı yasaklamıştır. Bir satışta iki şart bu demektir. Şer’î sözleşmelerde böyle mutlak yasaklama sözleşmenin fasit olduğunu gerektirir. Bu, satıcı ile alıcı bu şekilde (hangi bedel üzerinde anlaştıklarını kararlaştırmadan) ayrıldıkları takdirde böyledir. Eğer aralarında anlaşır ve tek fiyat üzerine sözleşmeyi bitirirlerse, bu caizdir. Çünkü bu takdirde sözleşmenin sahih olmasının şartını yerine getirmeden ayrılmamış olurlar.”362<br />
<br />
Bundan anlaşılan şudur:<br />
<br />
Sahih olmayan sözleşme, satılan malın peşin fiyatıyla veresiye fiyatını satıcı müşteriye söyledikten sonra, alıcının bu fiyatlardan hangisini kabul ettiğini açıkça belirtmeden sadece kabul ettiğini söylemekle yetinmesidir.<br />
<br />
Satıcının söylediği fiyatlardan birini alıcının kabul etmesi hâlinde, satış sözleşmesi sahih ve bu satışın caiz olması gerekir.<br />
<br />
Esasen satıcı sattığı malın peşin ve veresiye fiyatını söyledikten sonra alıcının “kabul ettim” demesi hâlinde şüphesiz satıcı hangi fiyatı kabul ettiğini soracak ve alacağı cevaba göre satış sözleşmesi kesinlik kazanacaktır.<br />
<br />
Sonuç olarak, bir malı peşin fiyatına oranla farklı bir fiyat ile vadeli satmak caizdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. Karaborsacılık (İhtikâr)</span></span><br />
<br />
İhtikâr, “yiyecek maddeleri satın alıp fiyatları yükselsin diye saklamak” demektir.<br />
<br />
İmam Ebû Yûsuf’a göre, sadece yiyeceklerde değil, bütün ihtiyaç maddelerinde ihtikâr geçerlidir.<br />
<br />
İhtikâr, tahrimen mekruh olup bunu yapan kimse Allah katında sorumludur. Karaborsacılık haksız bir kazanç yoludur. İhtikârda kırk günlük süre belirtilmesi, dünyada yapılacak işlem itibariyledir. Yoksa halkın ihtiyacı olan malı, az bir müddet olsa bile, saklayıp halka zarar veren kimse günah işlemiş ve ahirette azabı hak etmiş olur.<br />
<br />
Karaborsacılık yapan, kendi menfaati için başkalarını zarara ve sıkıntıya sokan, içinde yaşadığı topluma zulüm ve haksızlık eden kimsedir.<br />
Dürüstlükle ve ahlaki değerlerle bağdaşmayan, din kardeşliği anlayışına ters düşen karaborsacılık ve vurgunculuk, Müslümana asla yakışmayan çirkin bir iş, kötü bir davranıştır.<br />
<br />
Kendi menfaati için başkalarının zarara uğramasını beklemek, biraz daha fazla kazanmak için toplumun sıkıntıya düşmesini arzu etmek ne fena huydur.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, bunların iç yüzünü şöyle açıklıyor:<br />
<br />
“Karaborsacı ne kötü insandır! Ucuzluk olunca üzülür, pahalılık olunca sevinir.”363<br />
<br />
Bir hadis-i şeriflerinde de, “Malı piyasaya süren kazanır, saklayıp biriktiren lanetlenir.” buyurmuştur.364<br />
<br />
Peygamberimizin şu uyarılarına da dikkat edelim.<br />
<br />
Buyuruyor ki:<br />
<br />
“Kin karaborsacılık yaparsa, o, asidir, günahkârdır.”365<br />
<br />
“Her kim, Müslümanların yiyecekleri üzerine karaborsacılık yaparsa, Allah onu cüzzam hastalığına müptela kılar ve onu iflas ettirir.”366<br />
<br />
“Kırk gün ümmetimin yiyecek maddelerinde karaborsacılık yapan kimse, sonra bu kazancını sadaka olarak dağıtsa onun bu sadakası kabul edilmez.”367<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">D) Haramdan Temizlenmek</span></span><br />
<br />
Rüşvet, kumar, hırsızlık, hile ve haksızlık gibi meşru olmayan yollarla haram kazanç sağlamış olan kimse, pişman olur ve zimmetine geçirdiği haram malın günahından arınmak isterse iki şey yapması gerekir:<br />
<br />
Birincisi, haram olan kazancı zimmetinden çıkarmak,<br />
<br />
İkincisi de tevbe edip rahmeti ve mağfireti sonsuz olan Allah’tan af dilemektir.<br />
<br />
Haram olan kazancı zimmetten çıkarmak için yapılacak şey —biliniyorsa— onu sahiplerine —sahipleri ölmüş ise varislerine— vermektir. Bilinmiyor ve bulunması da mümkün değilse onu, fakirlere hak sahipleri adına sadaka olarak dağıtmaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Diyanet islam ilmihali</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HELALLER ve HARAMLAR<br />
<br />
I. HELALLER VE HARAMLAR</span></span><br />
<br />
Helal: Dinen, yapılması ve yiyilip içilmesi yasak olmayan şey demektir.<br />
<br />
Haram: Dinen, yapılması ve yiyilip içilmesi kesin olarak yasaklanmış olan şeye denir.<br />
<br />
Buna göre bir şey helal ise haram değildir, haram ise helal olamaz.<br />
<br />
Allah Teala’nın yarattığı her şeyde asıl olan helal ve mubah olmaktır. Haram olduğu bildirilenlerden başka hiçbir şey haram değildir.<br />
<br />
Haram olan şeyler sayılı ve sınırlı olup bunun dışında kalanlar helaldir.<br />
<br />
Allah Teala, iyi, temiz ve insan sağlığına yararlı olan şeyleri helal, kötü, pis ve zararlı olan şeyleri de haram kılmıştır.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَآ اُحِلَّ لَهُمْۜ قُلْ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُ<br />
<br />
“Kendileri için nelerin helal kılındığını sana soruyorlar, de ki bütün iyi ve temiz şeyler size helal kılınmıştır.”316<br />
<br />
Allah’ın helal kıldıklarını helal, haram olarak bildirdiklerini de haram kabul etmek gerekir.<br />
<br />
Allah’ın helal kıldığı şeylere haram, haram olarak bildirdiklerini helal kabul etmek dinden çıkmaya sebeptir.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تُحَرِّمُوا طَيِّبَاتِ مَآ اَحَلَّ اللّٰهُ لَكُمْ وَلَا تَعْتَدُواۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدٖينَ<br />
<br />
“Ey Müminler, Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri haram kılmayın. Aşırı gitmeyin. Allah, aşırı gidenleri sevmez.”317<br />
<br />
وَلَا تَقُولُوا لِمَا تَصِفُ اَلْسِنَتُكُمُ الْكَذِبَ هٰذَا حَلَالٌ وَهٰذَا حَرَامٌ لِتَفْتَرُوا عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَۜ اِنَّ الَّذٖينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ لَا يُفْلِحُونَ<br />
<br />
“Dillerinizin yalan olarak nitelediği şeyler hakkında ‘Bu helaldir, bu da haramdır’ demeyin. Çünkü (böyle söylediğinizde) Allah’a karşı yalan uyduruyorsunuz. Kuşkusuz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.”318<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">A) Haramın Çeşitleri</span></span><br />
<br />
Aslı haram olan şeye “Haram liaynihi” denir. Domuz eti ve şarap gibi.<br />
<br />
Aslı itibariyle helal olup niteliği itibariyle haram olan şeye de “Haram ligayrihi” denir. Çalıntı mal gibi.<br />
<br />
Mesela: Çalınan bir koyun veya ekmek, aslında helaldir. Ancak başkasına ait oldukları ve sahibinin izni olmadan alındıkları için haram olmuşlardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Helal ve Haram Kılan Allah’tır</span></span><br />
<br />
Bir şeyi helal yapan da haram kılan da Allah’tır. O, hiç kimseye haram kılma yetkisi vermemiştir. Konunun önemine binaen İslam âlimleri haram olduğuna dair hakkında kesin delil olmayan hiçbir şeye haram dememiş, “hoş değil, çirkindir” gibi sözleri tercih etmişlerdir. Çünkü Allah Teala şöyle buyurmuştur:<br />
قُلْ مَنْ حَرَّمَ زٖينَةَ اللّٰهِ الَّتٖيٓ اَخْرَجَ لِعِبَادِهٖ وَالطَّيِّبَاتِ مِنَ الرِّزْقِۜ قُلْ هِيَ لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا خَالِصَةً يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ<br />
<br />
“De ki: Allah’ın kulları için çıkardığı (yarattığı) süsü ve güzel rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar dünya hayatında inananlarındır. Kıyamet gününde ise yalnız Müminlerindir. İşte bilenler için ayetleri böyle açıklıyoruz.”319<br />
<br />
قُلْ اَرَاَيْتُمْ مَآ اَنْزَلَ اللّٰهُ لَكُمْ مِنْ رِزْقٍ فَجَعَلْتُمْ مِنْهُ حَرَامًا وَحَلَالًاۜ قُلْ آٰللّٰهُ اَذِنَ لَكُمْ اَمْ عَلَى اللّٰهِ تَفْتَرُونَ<br />
<br />
“De ki: Allah’ın size indirdiği rızıktan bir kısmını helal, bir kısmını da haram kıldığınızı görmüyor musunuz? De ki: Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz.”320<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Zaruretler Haramları Mubah Kılar</span></span><br />
<br />
İslam dini kolaylık dinidir. Bir kimse elinde olmayan sebeplerle haram olan bir şeyi yemek ya da bir işi yapmak zorunda kalırsa, onu helal saymamak şartıyla zorunlu olan ihtiyacını giderecek kadar haram olan şeyden yararlanabilir, bunda günah yoktur.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
اِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةَ وَالدَّمَ وَلَحْمَ الْخِنْزٖيرِ وَمَآ اُهِلَّ بِهٖ لِغَيْرِ اللّٰهِ فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَلَآ اِثْمَ عَلَيْهِۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ<br />
<br />
“Allah, size ancak meyteyi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Her kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemesinde günah yoktur. Şüphe yok ki Allah çokça bağışlayan, çokça esirgeyendir.”321<br />
<br />
Zorunlu durumların dışında haram olan şeylerden sakınılması gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">B) Yiyecek ve İçeceklerde Helaller ve Haramlar</span></span><br />
<br />
1. Yiyeceklerde Haram Olanlar<br />
<br />
1. Meyte: Kendiliğinden ölmüş hayvan.<br />
<br />
Boğulmuş, taş, sopa ve benzeri bir şeyle vurularak öldürülmüş, yukardan yuvarlanarak veya bir başka hayvan tarafından boynuzlanarak ölmüş hayvanlar ile canavarların yiyip artırdığı hayvanlar da ölmüş hayvan hükmünde olup, yenmez. Ancak bunlar ölmeden önce kesilecek olursa yenir.<br />
<br />
2. Kan: Usûlüne göre kesilen hayvanın vücudundaki kanın büyük bir kısmı dışarıya akar. İşte bu akan kan, yenmez. Ancak dalak ve ciğer gibi organlarda kalan kan ise akmış sayılmadığından bunlarla birlikte yenir.<br />
<br />
3. Domuz Eti: Yukarda ifade ettiğimiz gibi Allah, pis ve zararlı şeyleri haram kılmıştır. Domuz da bunlardan birisidir.<br />
<br />
Domuz, pis olan gıdaları çok sevdiği için vücudunda fazla miktarda mikrop bulunur. Bu mikropların başında trişin ve tenya gelir. Bunlar insan sağlığı için çok tehlikelidir. Esasen modern tıp da domuz etinin her iklimde, özellikle sıcak bölgelerde insan sağlığı için çok zararlı olduğunu tespit etmiştir.<br />
<br />
Domuz etinin haram kılınması, bu ve benzeri bugüne kadar bildiğimiz sebeplerden ibaret değildir. Belki zamanla bileceğimiz birtakım sebepler daha vardır. Hatta bilemeyeceğimiz sebepler de olabilir. Ama kesin olarak bildiğimiz ve inandığımız bir şey vardır ki o da, Cenab-ı Hakk’ın haram kıldığı şeyin bizim için zararlı olduğudur.<br />
<br />
4. Allah’tan Başkası Adına Kesilen Hayvan<br />
<br />
Her canlıyı yaratan Allah olduğu gibi öldüren de O’dur. Hayvanları da insanların yararlanmaları için yaratmıştır. İnsan, etinden ve derisinden yararlanmak üzere hayvanı keserken yaratıcısından izin alması gerekir. Yaratıcısının adını anarak kesmek, O’ndan izin almak demektir. Ancak unutarak besmele çekmemiş olursa bu zarar vermez. Fakat hayvanı keserken Allah’tan başkasının adını anacak olursa işte bu hayvan yenmez.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
“Leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, boğulmuş, vurulup öldürülmüş, yukarıdan yuvarlanıp ölmüş, boynuzlanıp ölmüş, canavarların yediği hayvanlar —ölmeden yetişip kestikleriniz hariç—, dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılınmıştır...”322<br />
<br />
Yukarda yazılı olanların dışında yenmesi helal ve haram olan kara, deniz hayvanları ile kuşlar “Hayvan Kesimi” bölümünde sayılmıştır. Oraya bakılabilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
2. İçeceklerde Haram Olanlar<br />
</span></span><br />
a) İçki<br />
<br />
İçildiği zaman azı veya çoğu sarhoşluk veren içecektir.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوٓا اِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْاَنْصَابُ وَالْاَزْلَامُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ﴿٩٠﴾ اِنَّمَا يُرٖيدُ الشَّيْطَانُ اَنْ يُوقِعَ بَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَآءَ فِي الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ وَيَصُدَّكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَعَنِ الصَّلٰوةِ فَهَلْ اَنْتُمْ مُنْتَهُونَ ﴿٩١﴾<br />
<br />
“Ey iman edenler, şarap, kumar, dikili taşlar (putlar) fal ve (şans) okları birer şeytan işi pisliktir, bunlardan uzak durunuz ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan içkide ve kumarda ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?”323<br />
<br />
Her ne kadar ayette, yasaklanan şarap (hamr) ise de Peygamberimiz,<br />
<br />
كُلُّ مُسْكِرٍ خَمْرٌ وَكُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ<br />
<br />
“Sarhoşluk veren her şey şaraptır ve her şarap haramdır.”324 buyurmuş ve sarhoşluk veren her içkinin şarap gibi haram olduğunu bildirmiştir.<br />
<br />
Yine Peygamberimiz,<br />
<br />
مَا أَسْكَرَ كَثِيرُهُ فَقَلِيلُهُ حَرَامٌ<br />
“Çoğu sarhoş eden şeyin azı da haramdır.”325 buyurarak, sarhoşluk veren şeyin azı ile çoğu arasında haram olması bakımından bir fark olmadığını açıklamıştır.<br />
<br />
İçki haramdır. Çünkü içkinin pek çok zararları vardır.<br />
<br />
İçki, insanlar arasına düşmanlık ve kin sokar. Kur’an-ı Kerim’de içki ile kumarın zararlarından söz edilirken, “Şeytan içkide ve kumarda ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister.” buyrulur.<br />
<br />
İçki insanın aklını başından alır. İnsan sağlığını da olumsuz şekilde etkiler. Mide ve akciğer gibi iç organlarda yaptığı tahribat ile vücudun çalışma düzenini bozar.<br />
<br />
Büyük ölçüde can ve mal kaybına sebep olan ve pek çok kimsenin sakat kalması sonucunu doğuran trafik kazalarının bir kısmı alkollü araç kullanmaktan meydana gelir.<br />
<br />
İçki, sinir sistemini de bozarak cinayetlere varan kavgalara yol açar.<br />
<br />
İçki, aile hayatını da felce uğratır. Kişinin aile ve çocuklarını ihmal etmesine ve bu yüzden boşanmalara kadar varan aile huzursuzluklarına sebep olur.<br />
<br />
Bunun içindir ki Peygamberimiz,<br />
<br />
اِجْتَنِبُوا الْخَمْرَ فَاِنَّهَا اُمُّ الْخَبَائِثِ<br />
<br />
“İçkiden sakının. Çünkü o, bütün pisliklerin anasıdır.” buyurmuştur.326<br />
<br />
İçki ile Tedavi<br />
<br />
İslam âlimleri içkiyi ilaç olarak da kullanmanın haram olduğunu söylemişlerdir.<br />
<br />
Târık b. Süveyd el-Cûfî, Peygamberimize şarabın hükmünü sormuş, o da onu şaraptan menetmişti. Bunun üzerine Târık,<br />
<br />
—Ama ben onu sadece ilaç için yapıyorum, deyince, Peygamberimiz,<br />
<br />
—O ilaç değil, derttir,327 buyurmuştur.<br />
<br />
Ancak gerek içki, gerekse diğer haram olan şeylerin hastalığı tedavi edeceği kesin olarak bilinir ve başka ilaç da bulunmazsa, o takdirde haram olan bir şeyle tedavi caiz olur.<br />
<br />
Kolonya Kullanmak<br />
<br />
Sarhoşluk veren içkilerin haram olduğu yukarda açıklanmıştı.<br />
<br />
İçilmesi haram olan içkilerden şarabın azı da çoğu da kesin olarak haram olduğu gibi aynı zamanda da necistir, vücuda, elbiseye veya namaz kılınan yere bulaşması hâlinde temizlenmeden kılınan namaz sahih olmaz. Çünkü Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de şarabı “rics = pis” olarak nitelemektedir.328 Şaraptan başka sarhoşluk veren içkilerin içilmesi haram ise de, şarap gibi dinen necis oldukları ihtilaflıdır.<br />
<br />
İmam-ı A’zam, şarap ve üzümden yapılanların dışındaki içkilerden bir dirhemden fazlasının elbiseye bulaşması hâlinde bunun namaza mani olmayacağını söylemiştir.329<br />
<br />
Sonuç olarak: İspirto ve kolonyanın içilmeleri haramdır. Ancak kullanılmaları ve alınıp satılmaları caiz görülmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">b) Uyuşturucu Maddeler</span></span><br />
<br />
Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Kur’an-ı Kerim’de haram olan bütün içkiler sayılmamış, kötü, pis ve insan sağlığına zararlı olan her şey haram kılınmıştır. Peygamberimiz de bu konuda bir illetten söz etmiş, bu illet kendisinde bulunan içkilerin haram olduğunu bildirmiştir. Bu, “sarhoş etme ve uyuşturma” illetidir. Bunu taşıyan her şey haramdır. Esrar, afyon, eroin, kokain ve morfin gibi maddelerde de bu illet bulunduğu için bunlar da haramdır. Hatta bunlar alkollü içkilerin etkisini fazlasıyla taşımakta, zararları da etki ölçüsünde daha çok olmaktadır.<br />
<br />
Uyuşturucu maddelerin kullanılması haram olduğu gibi alınıp satılmaları da caiz değildir.330<br />
<br />
Yapılan tespitlere göre, bunların en önemli ve ortak özelliklerinden birisi çok az miktarda alınmaları hâlinde bile kısa zamanda alışkanlık yapmalarıdır.<br />
<br />
Mesela, bir defa eroin kullanan ve kendisinde iptila meydana gelen kimsenin bundan kurtulması çok zordur. Az miktarda alanlarda bağımlılık yapan esrar ise onu kullananda kısa zamanda saldırganlık hâllerinin ortaya çıkmasına sebep olmakta, kişiyi deliliğe, hatta ölümle sonuçlanan kötü bir akıbete sürüklemektedir.<br />
<br />
Bu maddeleri kullanan şahısta aynı tesiri göstermesi için miktarın devamlı artırılması icap eder. Bu ise o maddeye karşı devamlı bir talebin artmasına sebep olur ve böylece kişinin uyuşturucuya olan ihtiyacı sürekli artar. Parası yetmezse evdeki eşyaları satmaktan, para bulamayınca çalmaktan ve suç işlemekten bile çekinmez.<br />
<br />
Uyuşturucunun kötü bir sonucu da, ailevi ve sosyal ilişkilerin tamamen bozulmasıdır. Böylece kişi, ailesine ve çocuklarına karşı sorumluluğunu kaybeder. Aile fertleri onun için artık bir değer ifade etmez, tek aradığı şey, bağımlısı olduğu uyuşturucuyu bulabilmektir. Onun için artık istikbal diye bir şey kalmamıştır. Uyuşturucu kullananlar, aldıkları maddenin ekstra bir dozu ile ölüme mahkûm olurlar.331<br />
<br />
İnsanı ruhen ve bedenen çöküntüye ve korkunç bir ölüme götüren uyuşturucu tehlikesi karşısında son derece dikkatli olmak zorundayız.<br />
<br />
Hiç kimse ben alkolik olacağım diye içki içmeye, eroinman veya uyuşturucu müptelası olacağım düşüncesiyle uyuşturucu maddeleri kullanmaya başlamaz. Bu gibi zararlı şeylere bazı hevesler, acaba nasıl bir şeydir diye biraz merak veya aldanma sonucu olarak başlar. Sonunda da alkolik veya uyuşturucu bağımlısı olur ve dönüşü olmayan çok tehlikeli bir yola girmiş bulunur.<br />
<br />
Uyuşturucu kullanmak bir insanın bile bile kendisini tehlikeye atması demektir.<br />
<br />
Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de,<br />
<br />
“Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın.”332 buyurarak bizleri uyarmaktadır.<br />
<br />
“Uyuşturucu acaba nasıl bir şeydir?” veya “Bir defa kullanmakla bir şey olmaz” düşüncesiyle uyuşturucu kullanmaya başlayanların bir daha ondan kurtulması fevkalade zordur. Çünkü uyuşturucu kullanmak, zehri tecrübe etmek gibi çok tehlikeli bir iştir. “Zehir acaba öldürür mü?” diye bunu denemeye kalkışmanın acı sonucu ise herkesçe bilinen bir gerçektir.<br />
<br />
Bu sebeple insan vücudunu tahrip ederek onu maddi ve manevi çöküntüye sürükleyen ve insanlık için ciddi bir tehlike olan uyuşturucu maddelerin zararlarını en iyi şekilde anlatarak insanları bu felaketten kurtarmaya çalışmalıyız.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
C) Kazançta Haram Olanlar</span></span><br />
1. Kumar<br />
<br />
Ortaya para konularak oynanan şans oyunu demektir.<br />
<br />
Oyunun oynandığı alet ve metot önemli değildir. Oyun, taraflardan birine veya birkaçına kâr sağlıyor ya da zarar veriyorsa, bu oyun kumardır ve yasaktır. Bu yolla kazanılan para da haramdır.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
“Ey iman edenler, şarap, kumar, dikili taşlar (putlar) fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir, bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.”333 Peygamberimiz, arkadaşlarına, “gel kumar oynayalım” diyen kimsenin, bu sözüne keffaret olmak üzere sadaka vermesini tavsiye etmiştir.334<br />
<br />
Kumarın haram kılınmasının sebepleri üzerinde düşünürken aşağıdaki hususlar akla gelebilir:<br />
<br />
a) Çeşitli meşru kazanç yolları vardır. Bu yollardan birisiyle geçimin sağlanması yönüne gidilmeli, bunu şansa ve tesadüfe bırakmamalıdır.<br />
<br />
b) Kumar, kişinin çalışmasına, ailesi ve toplumu, hatta insanlık için yararlı hizmetler yapmasına ve Allah’a karşı olan ibadet görevlerini yerine getirmesine engel olur.<br />
<br />
c) Kumarın zararları oynayanda kalmaz, aile bireylerini ve toplumu da etkiler ve işsiz güçsüz kimselerin çoğalmasına ve böylece birtakım sosyal bunalımlara sebep olur.<br />
<br />
Kumar yüzünden işlenen cinayetler ve cana kıymaların küçümsenmeyecek boyutlarda olduğu ve bu yüzden nice mutlu aile yuvalarının söndüğü bir gerçektir.<br />
<br />
Daha pek çok zararları olan kumar, haramdır ve bu yolla elde edilen kazanç da meşru olmayan bir kazançtır.<br />
<br />
Yarışmalarda Alınan Ödüller Helaldir<br />
<br />
Vücudun gelişip kuvvetlenmesi ve savaş yeteneğinin geliştirilmesi maksadıyla yapılan koşu, silah atışı, at koşuları ve güreş müsabakaları caizdir.<br />
<br />
Peygamberimiz, binicilik ve atıcılığı teşvik etmiş ve at yarışları yaptırmıştır.335<br />
<br />
“Çocuklarınıza yüzücülük ve atıcılık, kadınlara da ip eğirmeyi öğretiniz.” mealindeki hadis-i şerifte erkek ve kız çocuklarının zamanın şartlarına göre eğitilmelerinin gereğine işaret etmektedir.336<br />
<br />
Peygamberimizin eşi Hz. Âişe (ra.) diyor ki:<br />
<br />
“Bir sefer esnasında peygamber ile yarıştım ve onu geçtim. Bir müddet sonra bir daha yarıştık —fakat kilo aldığım için— Resulullah beni geçti ve “Bu o yarışmanın karşılığıdır.”337 buyurdu.<br />
<br />
Hz. Ömer de Şam halkına yazdığı mektupta,<br />
<br />
“Çocuklarınıza yüzmeyi, atıcılık ve biniciliği öğretiniz.”338 diye tavsiye etmiştir.<br />
<br />
Yarışmalarda başarı gösteren yarışmacılara bir üçüncü şahıs veya kuruluş tarafından ödül vermek caiz olduğu gibi, verilen ödülü almak da mubahtır.<br />
<br />
İki kişinin, “eğer sen beni geçersen sana şu kadar para vereceğim, fakat ben seni geçersem bir şey almayacağım” diyerek şartlı yarışmaları caizdir. Böyle tek taraflı şart koşmak haram olmadığı için şarta göre galip gelen tarafın şart koşulan ödülü almasında da bir sakınca yoktur.339<br />
<br />
İlmî yarışmalar da böyledir. Yani iki kişi ilmî bir meselede tartışsalar ve bunlardan biri diğerine, “Mesele senin dediğin gibi ise ben sana şu kadar para vereceğim, ama benim dediğim gibi ise bir şey istemem” diye şart koşsa bu da caizdir.340<br />
<br />
Böyle tek taraflı şartlarda konulan parayı kazanan tarafın almasında bir sakınca yoktur.<br />
<br />
Yarışmada her iki taraf için de ödül şart koşulursa yani, yarışmacılardan biri diğerine,<br />
<br />
“Ben kazanırsam sen şu kadar para vereceksin, sen kazanırsan ben şu kadar para vereceğim” diye iki taraflı şart koşmaları kumardır ve haramdır.341<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kur’a Çekmek Caizdir</span></span><br />
<br />
Kur’a, herhangi bir konuda ilgililer arasında tercihi gerektiren bir sebep bulunmadığı hâllerde konunun çözümü için başvurulan meşru bir yoldur.<br />
<br />
Kur’a, Kitap ve Sünnetle sabittir. Kur’an-ı Kerim’de, geçmiş peygamberlerden bir kısmının da içinde bulunduğu bazı anlaşmazlıkların kur’a ile çözüme kavuşturulduğu bildirilmektedir.<br />
<br />
Anne ve babasının ölümünden sonra yetim kalan Hz. Meryem’in kimin yanında kalacağı hususunda akrabaları arasında anlaşmazlık çıkmıştı. Bu anlaşmazlığı çözmek üzere kuraya başvurulmuş, kur’a sonunda Hz. Meryem teyzesinin kocası Zekeriya’ya (as.) verilmişti.<br />
<br />
Bu husustaki kur’a çekiminden Âl-i İmrân suresinin 44’üncü ayet-i kerimesinde söz edilmektedir.<br />
<br />
Zekeriya’nın (as.) bu uygulaması bizim için de örnek teşkil etmekte ve gerektiğinde kuraya başvurulabileceği hususunda delil olmaktadır. Zaten kur’a Peygamberimiz tarafından da uygulanmış ve böylece sünnetle de sabit olmuştur.<br />
<br />
Peygamberimiz buyuruyor:<br />
<br />
لَوْ يَعْلَمُ النَّاسُ مَا فِي النِّدَاءِ وَالصَّفِّ الاَوَّلِ ثُمَّ لَمْ يَجِدُوا اِلاَّ اَنْ يَسْتَهِمُوا عَلَيْهِ لَاسْتَهَمُوا عَلَيْهِ<br />
<br />
“İnsanlar ezan okumanın ve ilk safta namaz kılmanın faziletini bilseler ve buna ulaşmak için kur’a çekmekten başka çare bulamasalardı, mutlaka aralarında kur’a çekerlerdi.”342<br />
<br />
Peygamberimizin Cennetle müjdelediği on kişiden biri olan Zübeyr b. el-Avvâm’ın (ra.) rivayet ettiğine göre bir hanım, Uhud savaşında şehit olan Hz. Hamza’ya sarılmak üzere iki gömlek getirmişti. Bu gömleklerden biri Hz. Hamza’ya biri de Ensardan başka bir şehide sarılacaktı. Yalnız gömleklerin biri büyük, diğeri küçüktü. Büyük gömleğin hangisine sarılacağı kur’a ile belirlenmiştir.343<br />
<br />
İslam fıkhında ve günlük hayatımızda da bunun örnekleri vardır.<br />
<br />
Bir toplum içinde görevli imam bulunmadığı ve birçok kişi imam olmak istediği takdirde öncelik sırasına göre daha bilgili, daha güzel okuyan, günahlardan daha çok sakınan, daha yaşlı, daha ahlaklı olan, yüzü, soyu, sesi, kıyafeti daha güzel olan tercih edilir. Bütün bu niteliklerde eşit olmaları hâlinde ise aralarında kur’a çekilir. Kur’a kime isabet ederse o imam olur.344<br />
<br />
Bir sefer esnasında ordu komutanı bulunan Sa’d b. Ebî Vakkâs (ra.), askerlerden ezan okumak isteyenler arasında kur’a çekmiş, böylece Müezzini belirleyerek anlaşmazlığa çözüm getirmiştir.345<br />
<br />
Günlük hayatımızda da pek çok konuda kur’a çekme usûlüne başvurulduğu bir gerçektir. Deve sığır gibi hayvanları ortaklaşa kurban edenler, etleri ortaklar arasında tartarak taksim ederler. Daha sonra da hangi parçanın kime ait olduğunu belirlemek için kur’a çeker ve helalleşirler. Bunun gibi varisler arasında miras taksim <br />
edildikten sonra herkesin payı, hoşnutsuzluğu önlemek için çoğu zaman kur’a ile belirlenmektedir.<br />
<br />
Bir defasında iki kişi bir mirasla ilgili olarak peygamberimize başvurmuşlardı. Ancak her ikisinin de iddialarını belgeleyecek delilleri yoktu. Peygamberimiz bunlara,<br />
<br />
—Bakın, ben de ancak bir insanım. Siz bana davalarınızı arz ediyorsunuz. Olabilir ki biriniz diğerine göre iddiasını daha iyi savunur. Ben de duyduğuma göre hüküm veririm. Şu var ki hak diğerine ait olduğu hâlde, benim lehine hükmettiğim kişinin elde edeceği mal, ancak cehennem ateşinden bir parçadır. Artık bu kişi o malı ister alsın, ister bıraksın, buyurdu. Bu sözleri dinleyen davacılar ağlayarak, birbirlerine,<br />
<br />
—Hakkım senin olsun, ben istemiyorum, dediklerinde Peygamberimiz,<br />
<br />
—O hâlde miras malını ikiye bölün. Sonra hangi parçanın kime ait olduğunu belirlemek için aranızda kur’a çekin ve helalleşin, buyurdu.346<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Rüşvet</span></span><br />
<br />
Yaptırılmak istenilen bir işte meşru olmayan bir kolaylık sağlaması için bir yetkiliye mal ya da para olarak sağlanan çıkardır.<br />
<br />
Böyle bir gaye için bir şey vermek de almak da aracı olmak da yasaktır, günahtır. Çünkü rüşvet, haklıyı haksız, haksızı da haklı yaparak adaletin ortaya çıkmasına engel olur.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
وَلَا تَاْكُلُوٓا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ وَتُدْلُوا بِهَآ اِلَى الْحُكَّامِ لِتَاْكُلُوا فَرٖيقًا مِنْ اَمْوَالِ النَّاسِ بِالْاِثْمِ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ<br />
<br />
“Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını yalan yemin ve şehadet ile yemeniz için o malları hâkimlere vermeyin.”347<br />
<br />
Rüşvet, kişiler için olduğu kadar toplumlar için de çok kötü sonuçlar doğurur. Rüşvetin yaygın olduğu yerde haksızlık çoğalır. Emniyet ve güven kalkar. Sosyal düzen bozulur. Bunun için Peygamberimiz,<br />
<br />
اَلرَّاشِي وَالْمُرْتَشِي فِي النَّارِ<br />
<br />
“Rüşvet alan da veren de Cehennemdedir.”348 buyurmuştur.<br />
<br />
Böylece rüşvet olarak elde edilen kazanç da haramdır. Bundan sakınmak lazımdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Faiz (Riba)</span></span><br />
<br />
Haram kazançlardan birisi de faizdir.<br />
<br />
Faiz, aynı cinsten olan iki malın birbiriyle değiştirilmesindeki sözleşmede bir taraf için kabul edilen —karşılığı olmayan— bir fazlalıktır. 10 gr. altını 11 gr. altın karşılığında satmak gibi. Bu 1 gram, karşılığı olmayan bir fazlalıktır. İşte bu faizdir.<br />
<br />
Faiz haramdır. Faizin haram oluşu Kitap, Sünnet ve İcma ile sabittir.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
َلَّذٖينَ يَاْكُلُونَ الرِّبٰوا لَا يَقُومُونَ اِلَّا كَمَا يَقُومُ الَّذٖي يَتَخَبَّطُهُ الشَّيْطَانُ مِنَ الْمَسِّۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُوٓا اِنَّمَا الْبَيْعُ مِثْلُ الرِّبٰواۢ وَاَحَلَّ اللّٰهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبٰوا<br />
<br />
“Faiz yiyen kimseler (kabirlerinden) tıpkı şeytan çarpmış kimseler gibi çarpılmış olarak kalkarlar. Onların bu hâli “alışveriş de faiz gibidir” demelerindendir. Oysaki Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır.”349<br />
<br />
يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَذَرُوا مَا بَقِيَ مِنَ الرِّبٰوٓا اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَ ﴿٢٧٨﴾ فَاِنْ لَمْ تَفْعَلُوا فَاْذَنُوا بِحَرْبٍ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِهٖ وَاِنْ تُبْتُمْ فَلَكُمْ رُؤُ۫سُ اَمْوَالِكُمْ لَا تَظْلِمُونَ وَلَا تُظْلَمُونَ ﴿٢٧٩﴾<br />
<br />
“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve gerçekten Mümin kimseler iseniz, faizden geriye kalanı bırakın. Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resulü ile savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tevbe edecek olursanız, anaparalarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.”350<br />
<br />
Peygamberimiz de şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
—Yedi helak edici şeyden sakının.<br />
<br />
—Bunlar nedir, ey Allah’ın Resulü, diye soranlara,<br />
<br />
—Allah’a ortak koşmak, efsun yapmak, (Allah’ın haram kıldığı kimseyi) haksız yere öldürmek, yetim malı yemek, faiz yemek, düşmana hücum anında savaştan kaçmak, iffetli kendi hâlinde Mümin kadınlara zina iftirası atmaktır,351 diye cevap verdi.<br />
<br />
Faiz iki çeşittir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">a) Vade Faizi (Nesie Ribası)</span></span><br />
<br />
Bir cinsten olan iki şeyin birini diğeri karşılığında veresiye satmak veya, cinsleri ayrı fakat ölçü birimleri aynı olan iki şeyden birini diğeri karşılığında veresiye olarak değiştirmektir.<br />
<br />
Bu değiştirmede miktarlarının aynı veya farklı olması arasında bir fark yoktur.<br />
<br />
Mesela: Bir kimseye bir yıl vade ile satılan 50 gr. altını vade sonunda 55 gr. olarak almak veya bir kimseye kışın satılan bir kile buğdayı yazın harman zamanında, bir buçuk kile buğday olarak almak gibi.<br />
<br />
Yine bunun gibi, bir kimseye kışın satılan bir kile buğday karşılığında yazın iki kile arpa veya kışın satılan iki kile arpa yerine yazın yine iki kile arpa almak da caiz değildir, faizdir.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de yasaklanan faiz, budur. Bunun haram olduğu hususunda İslam âlimleri görüş birliği etmişlerdir. Bu, tartışmasız olarak büyük günahlardandır.<br />
<br />
İslamiyet’ten önce cahiliye devrinde bilinen faiz bu idi. Biri diğerine altın veya gümüş, belli bir para borç verirdi. Aralarında kararlaştırdıkları vadeye göre geçen süre için belli bir miktar da fazladan ödeme yapılacağını önceden şart koşarlardı. Herhangi bir borçta vade geldiği zaman borçlu borcunu ödeyemeyecekse alacaklısına “veremeyeceğim artır” derdi. Yine buna bir miktar daha faiz eklenir ve böylece her vade yenilendikçe borcun miktarı da artardı. Öyle ki faiz ana paranın bir veya birkaç katını bulduğu olurdu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">b) Fazlalık Faizi (Ribe’l-Fadl)</span></span><br />
Ölçü birimleri aynı olan malları kendi cinsleriyle peşin olarak değiştirirken elde edilen fazlalıktır.<br />
<br />
Altın, gümüş, buğday, arpa, tuz ve hurma gibi maddeler, kendi cinsleriyle; mesela altın altın ile, gümüş gümüş ile, buğday buğday ile, arpa arpa ile, tuz tuz ile ve hurma hurma ile peşin olarak değiştirilirken miktarlarının eşit olması gerekir. Bunlardan birinin miktarı fazla olursa bu fazlalık, faiz olmuş olur. Ancak değiştirilen faiz ile ilgili malların cinsleri ayrı olursa, o takdirde faiz söz konusu olmaz. 10 gr. altının 100 gr. gümüş karşılığında peşin değiştirilmesi gibi. Bu örnekte her ne kadar ölçü birimleri aynı ise de cinsleri ayrı olduğu için fazlalık faiz olmuyor.<br />
<br />
Değiştirilen malların yenisiyle eskisi, kaliteli olan ile kalitesiz olanı arasında bir fark yoktur.<br />
<br />
Kaliteli bir buğday ile kalitesiz bir buğday değiştirilirken de eşit olmaları gerekir. Aksi takdirde fazlalık faiz olur.<br />
<br />
Altın ile altın ve gümüş ile gümüş de satıldığı takdirde bunlardaki sanata ve kaliteye itibar olunmaz ve bunlar için ayrıca bir kıymet takdir edilmez.<br />
<br />
Faizin bu çeşidi de haramdır. Bunun haram oluşu sünnetle sabittir.<br />
<br />
Peygamberimiz, beni Adiy el-Ensârî’nin kardeşini Hayber’e vali göndermişti. Bu zat Hayber’den Cenib denilen iyi cins bir hurma getirip Peygamberimize takdim etti. Peygamberimiz,<br />
<br />
—Hayber’in bütün hurmaları böyle midir, diye sordu.<br />
<br />
O zat,<br />
<br />
—Hayır, vallahi, ey Allah’ın Resulü, biz bunun bir ölçeğini iki ölçek ile iki ölçeğini de üç ölçek hurma ile alıyoruz, dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz,<br />
<br />
—Böyle yapma, adi hurmayı para ile sat, sonra bu para ile (istediğin kadar) iyi cins hurma al, buyurdu.352<br />
<br />
Yine Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
الذَّهَبُ بِالذَّهَبِ وَالْفِضَّةُ بِالْفِضَّةِ وَالْبُرُّ بِالْبُرِّ وَالشَّعِيرُ بِالشَّعِيرِ وَالتَّمْرُ بِالتَّمْرِ وَالْمِلْحُ بِالْمِلْحِ مِثْلاً بِمِثْلٍ سَوَاءً بِسَوَاءٍ يَدًا بِيَدٍ فَإِذَا اخْتَلَفَتْ هَذِهِ الأَصْنَافُ فَبِيعُوا كَيْفَ شِئْتُمْ إِذَا كَانَ يَدًا بِيَدٍ<br />
<br />
“Altın, altın ile gümüş, gümüş ile buğday, buğday ile arpa, arpa ile hurma, hurma ile ve tuz, tuz ile misli misline ve birbirine eşit olarak peşin satılırlar. Ama bunların cinsleri değişecek olursa istediğiniz gibi satın.”353<br />
<br />
Hadis-i Şerif’te sayılan altın, gümüş, buğday, arpa, hurma ve tuz gibi mallarda faiz işlemi olduğunda mezhep imamları söz birliği etmişlerdir. Bunlara kıyasla diğer mallarda da faiz işlemi olacağı konusunda ise —zahiriler hariç— dört mezhep imamı arasında görüş ayrılığı yoktur. Sadece ortak illet konusunda farklı görüşleri vardır.<br />
<br />
Hanefilere göre, bir malda faiz olabilmesi için iki illet (vasıf) bulunması şarttır: Cins ve ölçü birliği.<br />
<br />
Bu iki illet, hangi mallarda olursa olsun, bulunduğu zaman peşin olarak satışlarda fazlalık faiz olduğu gibi, fazlalık olmasa bile veresiye satış da caiz değildir.<br />
<br />
Mesela bir kile buğdayı peşin olarak bir buçuk kile buğday karşılığında satmak haram olduğu gibi, bir kile buğdayı yine bir kile buğday karşılığında vadeli satmak da haramdır.<br />
<br />
Çünkü Peygamberimiz, faiz ile ilgili malların eşit olarak ancak peşin satılabileceğini bildirmiştir.<br />
<br />
Diğer taraftan demir, bakır, kireç gibi değişimi tartı ile yapılan maddeleri de kendi cinsleriyle peşin olarak farklı ağırlıkta, veresiye olarak eşit veya farklı satmak da faizdir.354<br />
<br />
İki illetten (vasıftan) hiçbiri bulunmaz ise hem peşin satışta fazlalık, hem veresiye ve vadeli satış, ikisi de helal olur.<br />
<br />
Mesela ağırlık ölçüsüne bağlı altın, ölçek ölçüsüne bağlı buğday ile peşin veya veresiye olarak satışları —nasıl olursa olsun— caizdir. Çünkü hem cinsleri hem de ölçü birimleri aynı değildir.<br />
<br />
Eğer iki mal arasında iki illetten yalnız biri bulunursa peşin olarak satış caiz iken, veresiye satış helal olmaz.<br />
<br />
Mesela: Bir ölçek buğdayı iki ölçek arpa karşılığında peşin olarak satmak caizdir. Bunun gibi aynı ağırlıktaki bir altın, iki kat ağırlıktaki gümüş karşılığında peşin olarak satılabilir. Ancak bunların veresiye satışı caiz değildir. Bu iki örnekte de cinsleri ayrı olduğu hâlde ölçü birimleri aynıdır.<br />
<br />
Uzunluk ölçüleriyle ölçülen ve sayılan mallarda fazlalık faizi cereyan etmez.<br />
<br />
Mesela: On yumurta on beş yumurta ile beş metre kumaş yedi metre kumaş ile peşin olarak değiştirilebilir.<br />
<br />
Birbirine çok benzeyen Vade faizi (Nesie ribası) ile ödünç verme arasındaki fark, ödünçte vadenin bağlayıcı olmamasıdır. Yapılan anlaşma gereği, bedeli belli bir vade sonunda verilmek üzere satın alınan bir malın bedelini vadesinden önce alacaklının isteme hakkı olmadığı gibi, borçlu da ödeme mecburiyetinde değildir.<br />
<br />
Fakat ödünç öyle değil, alacaklı her an ödünç verdiği şeyi isteme hakkına sahip olduğu gibi, borçlu da her istendiği anda onu ödemek mecburiyetindedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Faizin Haram Olmasının Sebebi</span></span><br />
<br />
Faiz haramdır ve büyük günahlardandır.<br />
<br />
Şüphe yok ki Cenab-ı Hakk’ın haram kıldığı her şeyde bizim için birtakım zararlar vardır. Bu zararlardan korunmamız, Allah’ın yasakladığı şeylerden sakınmakla mümkündür.<br />
<br />
Faiz de, böyle birtakım zararları olan bir yasaktır. Bunlardan bazıları şunlardır:<br />
<br />
1. Faiz, karşılığı olmayan bir kazançtır. Verilen yüz gram altına karşılık, alınan yüz on gramda on gram, karşılıksız alınmış demektir. Oysa insanların malları, canları gibi dokunulmazdır. Başkasına ait olan bir malı karşılıksız almanın izahı yoktur.<br />
<br />
2. Faiz, fiyatları artırır.<br />
<br />
Faizli kredi kullananlar faizi de maliyete ekledikleri için fiyatların artmasına ve tüketicinin geçim darlığı çekmesine sebep olur.<br />
<br />
3. Faiz, insanları çalışıp kazanmak ve üretim ile meşgul olmaktan alıkoyar. Çünkü ellerinde bulunan sermayeyi faize vermek suretiyle artırıp geçinen kimseler ticaret ve sanatla uğraşma zahmetine katlanmak istemezler. Bu sebeple yüksek üretim yapmaya yetenekli olan birçok kimseden iş dünyası mahrum kalır. Hâlbuki toplum, ticaret ve sanat gibi faaliyetlerle refah düzeyine erişir.<br />
<br />
4. Faiz, insanları birbirlerine borç vermek suretiyle yardımlaşmalarına, birbirlerinin dert ve sıkıntıları ile ilgilenmelerine engel olur. Bu ise toplum bireyleri arasında birlik ve dayanışmanın zayıflamasına sebep olur.<br />
5. Faizin yaygın olduğu toplumlarda zengin ile fakir arasındaki refah farkı gittikçe büyür, zengin daha zengin, fakir de daha fakir olur. Bu ise birtakım sosyal dengesizliklerin doğmasına ve toplumu rahatsız eden gelişmelere sebep olur.<br />
<br />
6. Faizcilik yapmayanlar ellerindeki bu imkânı kullanmamak suretiyle zarar etmiş görülebilirler. Fakat bunlar, nefislerinin arzu ve isteklerine uymayarak, yüce yaratıcının emrini yerine getirmek için, O’nun ecir ve mükâfatına ererler. Bir taraftan da Cenab-ı Hak, onların faiz karışmayan ve içinden Allah hakkı verilen servetlerini bereketlendirir ve çoğaltır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
يَمْحَقُ اللّٰهُ الرِّبٰوا وَيُرْبِي الصَّدَقَاتِ<br />
<br />
“Allah, faizi mahveder (faiz karışan malın bereketini giderir), sadakaları çoğaltır (içinden sadaka verilen malları bereketlendirir.)...”355<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Alışverişte Vade Farkı</span></span><br />
<br />
Alışverişte vade farkını, faizle ilişkisi bulunup bulunmaması açısından incelemek üzere, bunu faiz bölümünün sonuna eklemeyi uygun bulduk.<br />
<br />
Önce alışverişin hükmünü açıklayalım:<br />
<br />
Alışveriş mubah ve meşru bir işlemdir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:<br />
<br />
“Allah, alışverişi helal, faizi ise haram kılmıştır.”356<br />
<br />
“Ey iman edenler, aranızda karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hâli müstesna, mallarınızı batıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda yemeyin ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah esirgeyendir.”357<br />
<br />
Peygamberimize,<br />
<br />
—Hangi kazanç daha temizdir, diye soruldu. Peygamberimiz,<br />
<br />
—Kişinin kendi elinin emeği ile hile ve hıyanetten uzak alışveriştir, buyurdu.358<br />
<br />
Alışveriş toplumun ihtiyacıdır. Bunu gidermeye çalışmak aynı zamanda bir hizmettir.<br />
<br />
Sonuç olarak alışveriş mubah ve meşru bir kazanç yoludur. Hatta Peygamberimiz, doğru sözlü ve kendisine güvenilir tacirin, kıyamet günü, Peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraber bulunma mutluluğuna ereceğini müjdelemiştir.359<br />
<br />
Bu kısa açıklamadan sonra asıl konuya gelelim:<br />
<br />
Peşin alışveriş yapmak caiz olduğu gibi veresiye alışveriş yapmak da caizdir. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de,<br />
<br />
يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوٓا اِذَا تَدَايَنْتُمْ بِدَيْنٍ اِلٰىٓ اَجَلٍ مُسَمًّى فَاكْتُبُوهُ<br />
<br />
“Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirlerinize borçlandığınız vakit onu yazın!”360 buyrulmuştur.<br />
<br />
Âlimlerin çoğu, bu ayet-i kerimenin hem veresiye satışa hem de ödünç vermeye müsaade ettiğini belirtmişlerdir.<br />
<br />
Bizzat Peygamberimizin, bir Yahudiden veresiye yiyecek aldığı ve demirden bir zırhını da rehin bıraktığı bilinmektedir.361<br />
<br />
Bu delillere dayanarak İslam âlimleri peşin alışveriş gibi veresiye alışverişin de caiz olduğunda söz birliği etmişlerdir.<br />
<br />
Veresiye, yani vadeli satış caiz olunca peşin satış kıymeti üzerine vade farkı eklenmesi konusu İslam âlimleri arasında farklı görüşlerin doğmasına sebep olmuştur.<br />
<br />
Konu ile ilgili olarak Hanefilerin en muteber kaynak fıkıh kitaplarından olan el-Mebsût’ta şöyle denilmektedir:<br />
<br />
“Bir kimse şu kadar süre için şu fiyata, peşin olarak da şu fiyata satış sözleşmesi yapsa yahut bir ay vade ile şu fiyata, iki ay vade ile şu fiyata dese, bu satış fasittir, çünkü belli bir fiyat ve bedel karşılığında alışveriş yapılmamış, bedel kesinleşmemiştir. Ve Peygamberimiz bir satış içinde iki şartı yasaklamıştır. Bir satışta iki şart bu demektir. Şer’î sözleşmelerde böyle mutlak yasaklama sözleşmenin fasit olduğunu gerektirir. Bu, satıcı ile alıcı bu şekilde (hangi bedel üzerinde anlaştıklarını kararlaştırmadan) ayrıldıkları takdirde böyledir. Eğer aralarında anlaşır ve tek fiyat üzerine sözleşmeyi bitirirlerse, bu caizdir. Çünkü bu takdirde sözleşmenin sahih olmasının şartını yerine getirmeden ayrılmamış olurlar.”362<br />
<br />
Bundan anlaşılan şudur:<br />
<br />
Sahih olmayan sözleşme, satılan malın peşin fiyatıyla veresiye fiyatını satıcı müşteriye söyledikten sonra, alıcının bu fiyatlardan hangisini kabul ettiğini açıkça belirtmeden sadece kabul ettiğini söylemekle yetinmesidir.<br />
<br />
Satıcının söylediği fiyatlardan birini alıcının kabul etmesi hâlinde, satış sözleşmesi sahih ve bu satışın caiz olması gerekir.<br />
<br />
Esasen satıcı sattığı malın peşin ve veresiye fiyatını söyledikten sonra alıcının “kabul ettim” demesi hâlinde şüphesiz satıcı hangi fiyatı kabul ettiğini soracak ve alacağı cevaba göre satış sözleşmesi kesinlik kazanacaktır.<br />
<br />
Sonuç olarak, bir malı peşin fiyatına oranla farklı bir fiyat ile vadeli satmak caizdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. Karaborsacılık (İhtikâr)</span></span><br />
<br />
İhtikâr, “yiyecek maddeleri satın alıp fiyatları yükselsin diye saklamak” demektir.<br />
<br />
İmam Ebû Yûsuf’a göre, sadece yiyeceklerde değil, bütün ihtiyaç maddelerinde ihtikâr geçerlidir.<br />
<br />
İhtikâr, tahrimen mekruh olup bunu yapan kimse Allah katında sorumludur. Karaborsacılık haksız bir kazanç yoludur. İhtikârda kırk günlük süre belirtilmesi, dünyada yapılacak işlem itibariyledir. Yoksa halkın ihtiyacı olan malı, az bir müddet olsa bile, saklayıp halka zarar veren kimse günah işlemiş ve ahirette azabı hak etmiş olur.<br />
<br />
Karaborsacılık yapan, kendi menfaati için başkalarını zarara ve sıkıntıya sokan, içinde yaşadığı topluma zulüm ve haksızlık eden kimsedir.<br />
Dürüstlükle ve ahlaki değerlerle bağdaşmayan, din kardeşliği anlayışına ters düşen karaborsacılık ve vurgunculuk, Müslümana asla yakışmayan çirkin bir iş, kötü bir davranıştır.<br />
<br />
Kendi menfaati için başkalarının zarara uğramasını beklemek, biraz daha fazla kazanmak için toplumun sıkıntıya düşmesini arzu etmek ne fena huydur.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, bunların iç yüzünü şöyle açıklıyor:<br />
<br />
“Karaborsacı ne kötü insandır! Ucuzluk olunca üzülür, pahalılık olunca sevinir.”363<br />
<br />
Bir hadis-i şeriflerinde de, “Malı piyasaya süren kazanır, saklayıp biriktiren lanetlenir.” buyurmuştur.364<br />
<br />
Peygamberimizin şu uyarılarına da dikkat edelim.<br />
<br />
Buyuruyor ki:<br />
<br />
“Kin karaborsacılık yaparsa, o, asidir, günahkârdır.”365<br />
<br />
“Her kim, Müslümanların yiyecekleri üzerine karaborsacılık yaparsa, Allah onu cüzzam hastalığına müptela kılar ve onu iflas ettirir.”366<br />
<br />
“Kırk gün ümmetimin yiyecek maddelerinde karaborsacılık yapan kimse, sonra bu kazancını sadaka olarak dağıtsa onun bu sadakası kabul edilmez.”367<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">D) Haramdan Temizlenmek</span></span><br />
<br />
Rüşvet, kumar, hırsızlık, hile ve haksızlık gibi meşru olmayan yollarla haram kazanç sağlamış olan kimse, pişman olur ve zimmetine geçirdiği haram malın günahından arınmak isterse iki şey yapması gerekir:<br />
<br />
Birincisi, haram olan kazancı zimmetinden çıkarmak,<br />
<br />
İkincisi de tevbe edip rahmeti ve mağfireti sonsuz olan Allah’tan af dilemektir.<br />
<br />
Haram olan kazancı zimmetten çıkarmak için yapılacak şey —biliniyorsa— onu sahiplerine —sahipleri ölmüş ise varislerine— vermektir. Bilinmiyor ve bulunması da mümkün değilse onu, fakirlere hak sahipleri adına sadaka olarak dağıtmaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Diyanet islam ilmihali</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[islamda Yemin - Yeminin Çeşitleri - Yemin Keffareti]]></title>
			<link>https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=33592</link>
			<pubDate>Mon, 09 Dec 2024 22:56:36 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.bizdeblog.com/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=33592</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">islamda Yemin - Yeminin Çeşitleri - Yemin Keffareti</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">XIV. YEMİN</span></span><br />
<br />
Yemin sözlükte, “kuvvet ve sağ el” demektir. Dinî terim olarak, “sözü, Allah’ın adını anarak kuvvetlendirmek”tir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">A) Yeminin Çeşitleri</span></span><br />
<br />
Yemin üç çeşittir:<br />
<br />
1. Yemin-i Gamûs: Geçmiş veya şimdiki zamana ait bir iş üzerine bilerek yalan yere yemin etmektir. Bu yemin, sahibini günaha daldırdığı için bu adı almıştır. Böyle bir yemin büyük günahtır.<br />
<br />
Bu çeşit yemin için keffaret yoktur. Çünkü bunun günahı keffaretle affolunmaz. Tevbe ve istiğfar edilmesi gerekir. Şayet bu yemin ile bir başkasının hakkı elinden alınmış ise bu hak sahibine geri verildikten ve ondan helallik alındıktan sonra Allah’tan af dilemek gerekir.<br />
<br />
2. Yemin-i Mun’akide: Geleceğe ait bir şeyi yapmak veya yapmamak üzere yapılan yemindir. “Vallahi şu işi yapmayacağım” veya “Vallahi şu işi yapacağım” gibi. Bu çeşit yemin, yerine getirilmezse keffaret gerekir. Yapılması veya yapılmaması yemin edilen işin, farz, vacib, günah veya mübah olması arasında, keffaret ödenmesi açısından bir fark yoktur.<br />
<br />
Ancak, “Vallahi bugün öğle namazını kılacağım” gibi farz olan bir işi yapmaya veya, “vallahi bundan böyle içki içmeyeceğim” gibi haram olan bir şeyi yapmamaya yemin eden kimsenin bu yeminini bozmaması gerekir. Nitekim Peygamberimiz,<br />
<br />
مَنْ نَذَرَ أَنْ يُطِيعَ اللَّهَ فَلْيُطِعْهُ، وَمَنْ نَذَرَ أَنْ يَعْصِيَ اللَّهَ فَلاَ يَعْصِهِ<br />
<br />
“Kim Allah’a itaat etmeyi nezrederse (adayacak olursa, sözünde dursun ve) Allah’a itaat etsin.” “Kim de, Allah’a karşı gelmeyi adarsa ona karşı gelmesin.”303 buyurmuştur.<br />
<br />
Şayet “Vallahi Ramazan ayında oruç tutmayacağım”, veya “vallahi içki içeceğim” gibi dinen yapılması gerekli bir görevi terk etmeye veya günah olan bir işi yapmaya yemin ederse, hemen yeminini bozup keffaret vermesi gerekir. Çünkü böyle yemin yapmak günahtır. Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
<br />
مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا فَلْيُكَفِّرْ عَنْ يَمِينِهِ وَلْيَفْعَلْ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ<br />
<br />
“Her kim bir şeye yemin eder de başkasını ondan daha hayırlı görürse, hemen o hayırlı işi yapsın, yeminini bozduğu için de keffaret versin.”304<br />
<br />
Eğer, “Vallahi nafile namaz kılmayacağım, vallahi hasta ziyaretine gitmeyeceğim” gibi mendub olan bir işi yapmamaya veya “namaz kılarken sağa sola bakacağım” gibi mekruh olan işi yapmaya yemin ederse, uygun olan mendub olan işi yapması ve mekruh olan işi yapmamak suretiyle yeminini bozup keffaret vermesidir.<br />
<br />
Şayet, “Vallahi şu eve girmeyeceğim. Vallahi şu yemeği yemeyeceğim” gibi mubah olan bir işi yapmamaya yemin ederse, uygun olan, bu yemini bozmamasıdır.<br />
<br />
Yeminde keffaretin gerekmesi için bilerek, hata ederek, unutarak veya baskı altında yeminin bozulması arasında bir fark yoktur.305<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">B) Yeminin Şartları</span></span><br />
<br />
Yeminin sahih olması için, yemin edene, yemin edilene ve yapılan yemine ait olmak üzere, birtakım şartlar vardır.<br />
<br />
1. Yemin Edene Ait Şartlar<br />
<br />
Yemin eden kimsede, yaptığı yeminin sahih olması için, iki şartın bulunması gereklidir:<br />
<br />
Birincisi, yemin edenin, akıllı, ergenlik çağına gelmiş ve bu sözü ile yemin kast etmiş olması lazımdır. Buna göre çocuğun, delinin ve uyuyanın yaptığı yemin sahih değildir.<br />
<br />
İkincisi, yemin edenin Müslüman olmasıdır. Kâfirin yemini sahih değildir. Çünkü yemin keffareti, ibadettir. Kâfir ise ibadet ile yükümlü değildir.306<br />
<br />
2. Yemin Edilen Şeyle İlgili Şartlar<br />
<br />
Yemin edilen şeyle ilgili bir şart vardır, o da, yemin edilen şeyin yemin esnasında ve yeminin devamı hâlinde mevcut olmasıdır. Yemin esnasında var olmayan şeye yapılan yemin geçerli değildir. Testide su olmadığı hâlde, “vallahi bu testide olan suyu içmeyeceğim” diye yemin etmek gibi.<br />
<br />
3. Yemin Sözü ile ilgili Şartlar<br />
<br />
Yeminde geçerli olan sözler şunlardır:<br />
<br />
a) Allah’ın isimlerinden bir isim ile yemin etmek.<br />
<br />
Mubah olan yemin “Allah” sözü ile olan yemindir. İslam âlimleri Allah’ın isimleriyle yemin etmenin mubah olduğunda ittifak etmişlerdir. Bu ismin, “Allah” ve “Rahman” sözleri gibi özel bir isim olması ile “Alîm, Hakîm, Kerîm, Halîm vs.” gibi müşterek isim olması arasında fark yoktur. Her ne kadar bu ortak isimler yaratıklara verilirse de yemin esnasında bundan yaratan anlaşılır. Çünkü Allah’tan başkasına yemin caiz değildir.<br />
<br />
Yemin harfleri “B”, “V” ve “T”dir. Vallahi, billahi, tallahi gibi.<br />
<br />
b) Allah’ın Sıfatlarından bir sıfatla yemin etmek.<br />
<br />
Allah’ın sıfatları üç kısımdır:<br />
<br />
1. Örfte bu sıfat ancak Allah için kullanılır (Allah’ın izzeti, azameti, celali ve kibriyası hakkı için gibi). Bu sıfatlarla yapılan yemin muteberdir.<br />
<br />
2. Allah ile Allah’tan başkaları hakkında da kullanılan sıfatları (Allah’ın kudreti, kuvveti, iradesi, rızası, hakkı için gibi.). Bu sıfatlarla da yapılan yemin muteberdir.<br />
<br />
3. Allah ile Allah’tan başkaları arasında ortak olan ve fakat daha çok Allah’tan başkaları hakkında kullanılan sıfatlardır. Bunlar ile yemin olmaz. Allah’ın ilmi hakkı için, Allah’ın rahmeti hakkı için gibi.<br />
<br />
Allah ile sıfatlarından başka şeylere yemin edilemez. Peygamber hakkı için, Kâbe hakkı için, Kur’an hakkı için gibi.307<br />
<br />
Yalnız “Allah hakkı için” demek yemindir. Çünkü “Hak” Allah’ın isimlerinden bir isimdir veya bununla Allah’ın bir sıfatı kast edilmektedir.308<br />
<br />
“Yemin ederim” yahut “Allah’a yemin ederim”, “Andiçerim” yahut “Allah’a andiçerim”, “Şahitlik ederim” yahut “Allah’a şahitlik ederim”, demek de yemindir.<br />
<br />
Bir insan İslam’dan çıkmakla yemin ederse, mesela, şöyle yaparsam Yahudi, Hıristiyan olayım yahut İslam’dan, Allah’ın Resulünden veya Kur’an’dan uzak olayım veya kâfir olayım, derse bunlar da yemindir.309<br />
<br />
Eğer “şöyle yaparsam bu bana haram olsun” veya “bunu yaparsam helal olan şey bana haram olsun” der ve sonra da yaparsa, serbesttir, dilerse kendisine haram kıldığı şeyi terk eder, dilerse keffaret verir.310<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">c) Yemin-i Lağv</span></span><br />
<br />
Geçmiş veya şimdiki zamana ait bir iş üzerine öyle olduğunu sanarak yapılan yemindir. Ahmed ile konuştuğu hâlde konuşmadığını zannederek “Vallahi Ahmed ile konuşmadım” diye yapılan yemin gibi.<br />
<br />
İslam âlimleri böyle bir yemin için keffaret gerekmediğinde görüş birliği içindedir. Bu yemini yapanın herhangi bir kastı olmadığı için Allah’ın kendisini bağışlayacağı umulur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">C) Yemin Keffareti</span></span><br />
<br />
Yemin-i munakide bozulduğu zaman keffaret vermek gerekir.<br />
<br />
Yemin ve keffareti ile ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyruluyor:<br />
<br />
لَا يُؤَاخِذُكُمُ اللّٰهُ بِاللَّغْوِ فٖيٓ اَيْمَانِكُمْ وَلٰكِنْ يُؤَاخِذُكُمْ بِمَا عَقَّدْتُمُ الْاَيْمَانَ فَكَفَّارَتُهُٓ اِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَاكٖينَ مِنْ اَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ اَهْلٖيكُمْ اَوْ كِسْوَتُهُمْ اَوْ تَحْرٖيرُ رَقَبَةٍۜ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلٰثَةِ اَيَّامٍۜ ذٰلِكَ كَفَّارَةُ اَيْمَانِكُمْ اِذَا حَلَفْتُمْۜ وَاحْفَظُوٓا اَيْمَانَكُمْۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِهٖ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ<br />
<br />
“Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorguya çeker. Bunun da keffareti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek yahut onları giydirmek yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerin keffareti işte budur. Yeminlerinizi koruyun. Allah size ayetlerini açıklıyor. Umulur ki şükredersiniz.”311<br />
<br />
Ayet-i kerime gereğince yemin keffareti köle azat etmek, on fakiri akşamlı— sabahlı orta derecede yedirmek veya tepeden tırnağa elbise giydirmektir. Bunları yapamayan kimse peş peşe üç gün oruç tutar.<br />
<br />
Keffaret, yemin bozulduktan sonra verilir. Keffareti, yemin bozulmadan önce vermek yeterli değildir.<br />
<br />
Keffaret için belirli bir vakit yoktur. Yemin bozulduktan itibaren ilk fırsatta ödenmelidir.<br />
<br />
Keffaret için hâli vakti iyi olan kimse yukarda yazılı üç şıktan hangisini isterse onu yapar. Bunlardan her üçünü de yapmaya gücü yetmediği takdirde, ara vermeden üç gün oruç tutar.<br />
<br />
On fakiri doyurmak yerine onlara birer fıtra vermek de mümkündür.<br />
<br />
Bir fakiri on gün akşam ve sabah doyurmak veya bir fakire on gün olmak üzere her gün birer fıtra da verilebilir.<br />
<br />
Elbiseye gelince, bunun en azının bütün vücudu örtmesi gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Diyanet islam ilmihali</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">islamda Yemin - Yeminin Çeşitleri - Yemin Keffareti</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">XIV. YEMİN</span></span><br />
<br />
Yemin sözlükte, “kuvvet ve sağ el” demektir. Dinî terim olarak, “sözü, Allah’ın adını anarak kuvvetlendirmek”tir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">A) Yeminin Çeşitleri</span></span><br />
<br />
Yemin üç çeşittir:<br />
<br />
1. Yemin-i Gamûs: Geçmiş veya şimdiki zamana ait bir iş üzerine bilerek yalan yere yemin etmektir. Bu yemin, sahibini günaha daldırdığı için bu adı almıştır. Böyle bir yemin büyük günahtır.<br />
<br />
Bu çeşit yemin için keffaret yoktur. Çünkü bunun günahı keffaretle affolunmaz. Tevbe ve istiğfar edilmesi gerekir. Şayet bu yemin ile bir başkasının hakkı elinden alınmış ise bu hak sahibine geri verildikten ve ondan helallik alındıktan sonra Allah’tan af dilemek gerekir.<br />
<br />
2. Yemin-i Mun’akide: Geleceğe ait bir şeyi yapmak veya yapmamak üzere yapılan yemindir. “Vallahi şu işi yapmayacağım” veya “Vallahi şu işi yapacağım” gibi. Bu çeşit yemin, yerine getirilmezse keffaret gerekir. Yapılması veya yapılmaması yemin edilen işin, farz, vacib, günah veya mübah olması arasında, keffaret ödenmesi açısından bir fark yoktur.<br />
<br />
Ancak, “Vallahi bugün öğle namazını kılacağım” gibi farz olan bir işi yapmaya veya, “vallahi bundan böyle içki içmeyeceğim” gibi haram olan bir şeyi yapmamaya yemin eden kimsenin bu yeminini bozmaması gerekir. Nitekim Peygamberimiz,<br />
<br />
مَنْ نَذَرَ أَنْ يُطِيعَ اللَّهَ فَلْيُطِعْهُ، وَمَنْ نَذَرَ أَنْ يَعْصِيَ اللَّهَ فَلاَ يَعْصِهِ<br />
<br />
“Kim Allah’a itaat etmeyi nezrederse (adayacak olursa, sözünde dursun ve) Allah’a itaat etsin.” “Kim de, Allah’a karşı gelmeyi adarsa ona karşı gelmesin.”303 buyurmuştur.<br />
<br />
Şayet “Vallahi Ramazan ayında oruç tutmayacağım”, veya “vallahi içki içeceğim” gibi dinen yapılması gerekli bir görevi terk etmeye veya günah olan bir işi yapmaya yemin ederse, hemen yeminini bozup keffaret vermesi gerekir. Çünkü böyle yemin yapmak günahtır. Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
<br />
مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا فَلْيُكَفِّرْ عَنْ يَمِينِهِ وَلْيَفْعَلْ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ<br />
<br />
“Her kim bir şeye yemin eder de başkasını ondan daha hayırlı görürse, hemen o hayırlı işi yapsın, yeminini bozduğu için de keffaret versin.”304<br />
<br />
Eğer, “Vallahi nafile namaz kılmayacağım, vallahi hasta ziyaretine gitmeyeceğim” gibi mendub olan bir işi yapmamaya veya “namaz kılarken sağa sola bakacağım” gibi mekruh olan işi yapmaya yemin ederse, uygun olan mendub olan işi yapması ve mekruh olan işi yapmamak suretiyle yeminini bozup keffaret vermesidir.<br />
<br />
Şayet, “Vallahi şu eve girmeyeceğim. Vallahi şu yemeği yemeyeceğim” gibi mubah olan bir işi yapmamaya yemin ederse, uygun olan, bu yemini bozmamasıdır.<br />
<br />
Yeminde keffaretin gerekmesi için bilerek, hata ederek, unutarak veya baskı altında yeminin bozulması arasında bir fark yoktur.305<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">B) Yeminin Şartları</span></span><br />
<br />
Yeminin sahih olması için, yemin edene, yemin edilene ve yapılan yemine ait olmak üzere, birtakım şartlar vardır.<br />
<br />
1. Yemin Edene Ait Şartlar<br />
<br />
Yemin eden kimsede, yaptığı yeminin sahih olması için, iki şartın bulunması gereklidir:<br />
<br />
Birincisi, yemin edenin, akıllı, ergenlik çağına gelmiş ve bu sözü ile yemin kast etmiş olması lazımdır. Buna göre çocuğun, delinin ve uyuyanın yaptığı yemin sahih değildir.<br />
<br />
İkincisi, yemin edenin Müslüman olmasıdır. Kâfirin yemini sahih değildir. Çünkü yemin keffareti, ibadettir. Kâfir ise ibadet ile yükümlü değildir.306<br />
<br />
2. Yemin Edilen Şeyle İlgili Şartlar<br />
<br />
Yemin edilen şeyle ilgili bir şart vardır, o da, yemin edilen şeyin yemin esnasında ve yeminin devamı hâlinde mevcut olmasıdır. Yemin esnasında var olmayan şeye yapılan yemin geçerli değildir. Testide su olmadığı hâlde, “vallahi bu testide olan suyu içmeyeceğim” diye yemin etmek gibi.<br />
<br />
3. Yemin Sözü ile ilgili Şartlar<br />
<br />
Yeminde geçerli olan sözler şunlardır:<br />
<br />
a) Allah’ın isimlerinden bir isim ile yemin etmek.<br />
<br />
Mubah olan yemin “Allah” sözü ile olan yemindir. İslam âlimleri Allah’ın isimleriyle yemin etmenin mubah olduğunda ittifak etmişlerdir. Bu ismin, “Allah” ve “Rahman” sözleri gibi özel bir isim olması ile “Alîm, Hakîm, Kerîm, Halîm vs.” gibi müşterek isim olması arasında fark yoktur. Her ne kadar bu ortak isimler yaratıklara verilirse de yemin esnasında bundan yaratan anlaşılır. Çünkü Allah’tan başkasına yemin caiz değildir.<br />
<br />
Yemin harfleri “B”, “V” ve “T”dir. Vallahi, billahi, tallahi gibi.<br />
<br />
b) Allah’ın Sıfatlarından bir sıfatla yemin etmek.<br />
<br />
Allah’ın sıfatları üç kısımdır:<br />
<br />
1. Örfte bu sıfat ancak Allah için kullanılır (Allah’ın izzeti, azameti, celali ve kibriyası hakkı için gibi). Bu sıfatlarla yapılan yemin muteberdir.<br />
<br />
2. Allah ile Allah’tan başkaları hakkında da kullanılan sıfatları (Allah’ın kudreti, kuvveti, iradesi, rızası, hakkı için gibi.). Bu sıfatlarla da yapılan yemin muteberdir.<br />
<br />
3. Allah ile Allah’tan başkaları arasında ortak olan ve fakat daha çok Allah’tan başkaları hakkında kullanılan sıfatlardır. Bunlar ile yemin olmaz. Allah’ın ilmi hakkı için, Allah’ın rahmeti hakkı için gibi.<br />
<br />
Allah ile sıfatlarından başka şeylere yemin edilemez. Peygamber hakkı için, Kâbe hakkı için, Kur’an hakkı için gibi.307<br />
<br />
Yalnız “Allah hakkı için” demek yemindir. Çünkü “Hak” Allah’ın isimlerinden bir isimdir veya bununla Allah’ın bir sıfatı kast edilmektedir.308<br />
<br />
“Yemin ederim” yahut “Allah’a yemin ederim”, “Andiçerim” yahut “Allah’a andiçerim”, “Şahitlik ederim” yahut “Allah’a şahitlik ederim”, demek de yemindir.<br />
<br />
Bir insan İslam’dan çıkmakla yemin ederse, mesela, şöyle yaparsam Yahudi, Hıristiyan olayım yahut İslam’dan, Allah’ın Resulünden veya Kur’an’dan uzak olayım veya kâfir olayım, derse bunlar da yemindir.309<br />
<br />
Eğer “şöyle yaparsam bu bana haram olsun” veya “bunu yaparsam helal olan şey bana haram olsun” der ve sonra da yaparsa, serbesttir, dilerse kendisine haram kıldığı şeyi terk eder, dilerse keffaret verir.310<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">c) Yemin-i Lağv</span></span><br />
<br />
Geçmiş veya şimdiki zamana ait bir iş üzerine öyle olduğunu sanarak yapılan yemindir. Ahmed ile konuştuğu hâlde konuşmadığını zannederek “Vallahi Ahmed ile konuşmadım” diye yapılan yemin gibi.<br />
<br />
İslam âlimleri böyle bir yemin için keffaret gerekmediğinde görüş birliği içindedir. Bu yemini yapanın herhangi bir kastı olmadığı için Allah’ın kendisini bağışlayacağı umulur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">C) Yemin Keffareti</span></span><br />
<br />
Yemin-i munakide bozulduğu zaman keffaret vermek gerekir.<br />
<br />
Yemin ve keffareti ile ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyruluyor:<br />
<br />
لَا يُؤَاخِذُكُمُ اللّٰهُ بِاللَّغْوِ فٖيٓ اَيْمَانِكُمْ وَلٰكِنْ يُؤَاخِذُكُمْ بِمَا عَقَّدْتُمُ الْاَيْمَانَ فَكَفَّارَتُهُٓ اِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَاكٖينَ مِنْ اَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ اَهْلٖيكُمْ اَوْ كِسْوَتُهُمْ اَوْ تَحْرٖيرُ رَقَبَةٍۜ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلٰثَةِ اَيَّامٍۜ ذٰلِكَ كَفَّارَةُ اَيْمَانِكُمْ اِذَا حَلَفْتُمْۜ وَاحْفَظُوٓا اَيْمَانَكُمْۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِهٖ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ<br />
<br />
“Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorguya çeker. Bunun da keffareti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek yahut onları giydirmek yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerin keffareti işte budur. Yeminlerinizi koruyun. Allah size ayetlerini açıklıyor. Umulur ki şükredersiniz.”311<br />
<br />
Ayet-i kerime gereğince yemin keffareti köle azat etmek, on fakiri akşamlı— sabahlı orta derecede yedirmek veya tepeden tırnağa elbise giydirmektir. Bunları yapamayan kimse peş peşe üç gün oruç tutar.<br />
<br />
Keffaret, yemin bozulduktan sonra verilir. Keffareti, yemin bozulmadan önce vermek yeterli değildir.<br />
<br />
Keffaret için belirli bir vakit yoktur. Yemin bozulduktan itibaren ilk fırsatta ödenmelidir.<br />
<br />
Keffaret için hâli vakti iyi olan kimse yukarda yazılı üç şıktan hangisini isterse onu yapar. Bunlardan her üçünü de yapmaya gücü yetmediği takdirde, ara vermeden üç gün oruç tutar.<br />
<br />
On fakiri doyurmak yerine onlara birer fıtra vermek de mümkündür.<br />
<br />
Bir fakiri on gün akşam ve sabah doyurmak veya bir fakire on gün olmak üzere her gün birer fıtra da verilebilir.<br />
<br />
Elbiseye gelince, bunun en azının bütün vücudu örtmesi gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Diyanet islam ilmihali</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[VAAZ HAZIRLAMA VE SUNMA TEKNİKLERİ]]></title>
			<link>https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=33567</link>
			<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:46:11 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.bizdeblog.com/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=33567</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">VAAZ HAZIRLAMA VE SUNMA TEKNİKLERİ</span></span><br />
<br />
Müslümanlara çeşitli zamanlarda ve mekânlarda çeşitli şekillerde nasihatlerde bulunup, onları iyiliğe, güzelliğe teşvik etmek, kötülüklere karşı ikaz etmek, Allahın nimetleri karşısında onlardaki şükür duygusunu geliştirmektir.<br />
<br />
VAİZ;<br />
Topluca ibadet edilen yerlerde ve özelliklerde Camilerde cemaati dini  yönden aydınlatmak amacıyla, ibadet öncesi ve sonrasında kürsüden öğütler veren Din Görevlisidir.<br />
<br />
 <br />
<br />
ادْعُ إِلِى سَبِيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَجَادِلْهُم بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِين<br />
<br />
فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَعِظْهُمْ وَقُل لَّهُمْ فِي أَنفُسِهِمْ قَوْلاً بَلِيغًا<br />
<br />
Beliğ müessir söz söyle<br />
<br />
Zikr (hatırlamak), Tekvir27,<br />
<br />
Zikra (Uyarı), Müddessir 31,<br />
<br />
Tezkire (İkaz, öğüt), Tâhâ 2-3, Gâşiye 21-22, Zâriyât 55,<br />
<br />
Nasihat (Öğüt, dürüst samimi)<br />
<br />
Tavsiye (birini hayırlı bir iş yapmaya teşvik)<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">VAAZ HAZIRLAMADA TEMEL İLKE</span></span><br />
<br />
1.Bilgilendirmeyi ve bilinçlendirmeyi amaçlamak<br />
<br />
2. Hikmet yanlısı olmak (Nahl 16/125)<br />
<br />
3. Öğütle inandırmaya ve yönlendirmeye çalışmak<br />
<br />
4. Konularda çeşitliliğe önem vermek (iman, ibadet, ahlâk ve sosyal ilişkiler)<br />
<br />
5. Gerektiği yerde aşırıya kaçmadan duygulandırmak, heyecanlandırmak<br />
<br />
6. Şefkat ve merhamet duygusunu güçlendirmeye çalışmak (Tevbe 9/128)<br />
<br />
7. Toplumda birlik, beraberlik, sevgi, saygı ve hoşgörü duygularını pekiştirmeyi amaçlamak<br />
<br />
8. Vahye bağlı kalarak gelişime açık olmak<br />
<br />
9. Güncelliği gözetmek<br />
<br />
10. Kolaylaştırıcı ve özendirici fikirlere öncelik vermek,<br />
<br />
11. Müjdeleme ve uyarma arasındaki dengeyi gözetmek<br />
<br />
12. Konuyla ilgili kaynaklarda seçiciliğe ve çeşitliliğe önem vermek<br />
<br />
13. Toplumun dinî ve sosyo-kültürel yapısını gözetme<br />
<br />
14. Dinî konuları diğer bilimlerle ilişkilendirmek<br />
<br />
15. Kur’an ve sünnet ışığında değer üretmek<br />
<br />
16. Süreye riayet etmek<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">VAAZ HAZIRLAMA AŞAMALARI</span></span><br />
<br />
Konu seçimi<br />
<br />
Plan<br />
<br />
Bilgi toplama<br />
<br />
Bilgileri düzenleyip harmanlama<br />
<br />
Hazırlama<br />
<br />
Kontrol etme<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">VAAZIN YAPILDIĞI YER</span></span><br />
<br />
- Cuma vaazı<br />
<br />
-Bayram vaazı<br />
<br />
-Kandil günleri<br />
<br />
-Hafta sonu<br />
<br />
-Nişan, düğün, taziye vb. anlar<br />
<br />
-İlçe pazarı günü<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">VAAZ PLANI</span></span><br />
<br />
 <br />
<br />
Dua<br />
<br />
Konunun takdimi (Konunun önemini vurgulayacak birkaç cümle)<br />
<br />
    Giriş<br />
<br />
 Konuyla ilgili ayet, hadis, olay, gazete veya televizyon haberi, nüzul sebebi veya vürud sebebi vb.<br />
<br />
 <br />
<br />
    Gelişme<br />
<br />
Ayet ve Hadis yorumları, açıklayıcı bilgiler, şiirler, hikayeler, örnek olaylar, güncellemeler, cemaate soru ve cevaplar, hatıra ve gözlemler vs.<br />
<br />
 <br />
<br />
    Sonuç<br />
<br />
Kısa özet, ana mesaj, öğütler, dua ve temenniler, bitiriş, Fatiha..<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">VAZIN HAZIRLANIŞI</span></span><br />
<br />
Konu saha önceden tesbit edilmelidir.<br />
<br />
1. Kaynakları belirleme<br />
<br />
- Konuyla ilgili ayet ve hadisleri bulmak için mu’cemler, internet arama siteleri<br />
<br />
- Tefsir ve hadis kitapları<br />
<br />
- Siyer kitapları<br />
<br />
- İlgili başka kaynaklar<br />
<br />
- İslam ansk. Maddesi<br />
<br />
- makaleler<br />
<br />
2. Kaynaklardan not alma (fişleme)<br />
<br />
3. Kompozisyon<br />
<br />
4. Kontrol ve egzersiz yapma<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İYİ HAZIRLANMIŞ BİR VAAZ</span></span><br />
<br />
Konu günceldir.<br />
<br />
Eğitici mesajlar içerir.<br />
<br />
Dil ve üslup yönünden akıcı ve anlaşılabilirdir.<br />
<br />
Sunuş irticalidir.<br />
<br />
Hatip gösterişten uzak ve mütevazidir.<br />
<br />
Hatip güvenilir ve söylenen fikirler delillere dayalıdır.<br />
<br />
Göz iletişimi ve cemaat hâkimiyeti vardır.<br />
<br />
Ayet ve hadisler, mealleriyle birlikte düzgün okunur<br />
<br />
Üslup ikna edici, sevdirici ve yumuşaktır. (Nahl 16/125; Al-i İmran 3/159)<br />
<br />
Hatip kolaylaştırıcı ve yapıcıdır.<br />
<br />
Seçilen örnekler uygulanabilir ve günceldir.<br />
<br />
Konu bütünlüğü korunmuştur.<br />
<br />
Üslup akıcıdır.<br />
<br />
Fikirler ayırıcı ve bölücü değil, birleştiricidir.<br />
<br />
Hakaret ve aşağılama söz konusu değildir.<br />
<br />
Cemaatin eğitim ve kültür düzeyine uygundur.<br />
<br />
Süreye riayet edilir.<br />
<br />
Bidat, hurafe ve israiliyat olmamalıdır.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">VAAZ HAZIRLAMA VE SUNMA TEKNİKLERİ</span></span><br />
<br />
Müslümanlara çeşitli zamanlarda ve mekânlarda çeşitli şekillerde nasihatlerde bulunup, onları iyiliğe, güzelliğe teşvik etmek, kötülüklere karşı ikaz etmek, Allahın nimetleri karşısında onlardaki şükür duygusunu geliştirmektir.<br />
<br />
VAİZ;<br />
Topluca ibadet edilen yerlerde ve özelliklerde Camilerde cemaati dini  yönden aydınlatmak amacıyla, ibadet öncesi ve sonrasında kürsüden öğütler veren Din Görevlisidir.<br />
<br />
 <br />
<br />
ادْعُ إِلِى سَبِيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَجَادِلْهُم بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِين<br />
<br />
فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَعِظْهُمْ وَقُل لَّهُمْ فِي أَنفُسِهِمْ قَوْلاً بَلِيغًا<br />
<br />
Beliğ müessir söz söyle<br />
<br />
Zikr (hatırlamak), Tekvir27,<br />
<br />
Zikra (Uyarı), Müddessir 31,<br />
<br />
Tezkire (İkaz, öğüt), Tâhâ 2-3, Gâşiye 21-22, Zâriyât 55,<br />
<br />
Nasihat (Öğüt, dürüst samimi)<br />
<br />
Tavsiye (birini hayırlı bir iş yapmaya teşvik)<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">VAAZ HAZIRLAMADA TEMEL İLKE</span></span><br />
<br />
1.Bilgilendirmeyi ve bilinçlendirmeyi amaçlamak<br />
<br />
2. Hikmet yanlısı olmak (Nahl 16/125)<br />
<br />
3. Öğütle inandırmaya ve yönlendirmeye çalışmak<br />
<br />
4. Konularda çeşitliliğe önem vermek (iman, ibadet, ahlâk ve sosyal ilişkiler)<br />
<br />
5. Gerektiği yerde aşırıya kaçmadan duygulandırmak, heyecanlandırmak<br />
<br />
6. Şefkat ve merhamet duygusunu güçlendirmeye çalışmak (Tevbe 9/128)<br />
<br />
7. Toplumda birlik, beraberlik, sevgi, saygı ve hoşgörü duygularını pekiştirmeyi amaçlamak<br />
<br />
8. Vahye bağlı kalarak gelişime açık olmak<br />
<br />
9. Güncelliği gözetmek<br />
<br />
10. Kolaylaştırıcı ve özendirici fikirlere öncelik vermek,<br />
<br />
11. Müjdeleme ve uyarma arasındaki dengeyi gözetmek<br />
<br />
12. Konuyla ilgili kaynaklarda seçiciliğe ve çeşitliliğe önem vermek<br />
<br />
13. Toplumun dinî ve sosyo-kültürel yapısını gözetme<br />
<br />
14. Dinî konuları diğer bilimlerle ilişkilendirmek<br />
<br />
15. Kur’an ve sünnet ışığında değer üretmek<br />
<br />
16. Süreye riayet etmek<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">VAAZ HAZIRLAMA AŞAMALARI</span></span><br />
<br />
Konu seçimi<br />
<br />
Plan<br />
<br />
Bilgi toplama<br />
<br />
Bilgileri düzenleyip harmanlama<br />
<br />
Hazırlama<br />
<br />
Kontrol etme<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">VAAZIN YAPILDIĞI YER</span></span><br />
<br />
- Cuma vaazı<br />
<br />
-Bayram vaazı<br />
<br />
-Kandil günleri<br />
<br />
-Hafta sonu<br />
<br />
-Nişan, düğün, taziye vb. anlar<br />
<br />
-İlçe pazarı günü<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">VAAZ PLANI</span></span><br />
<br />
 <br />
<br />
Dua<br />
<br />
Konunun takdimi (Konunun önemini vurgulayacak birkaç cümle)<br />
<br />
    Giriş<br />
<br />
 Konuyla ilgili ayet, hadis, olay, gazete veya televizyon haberi, nüzul sebebi veya vürud sebebi vb.<br />
<br />
 <br />
<br />
    Gelişme<br />
<br />
Ayet ve Hadis yorumları, açıklayıcı bilgiler, şiirler, hikayeler, örnek olaylar, güncellemeler, cemaate soru ve cevaplar, hatıra ve gözlemler vs.<br />
<br />
 <br />
<br />
    Sonuç<br />
<br />
Kısa özet, ana mesaj, öğütler, dua ve temenniler, bitiriş, Fatiha..<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">VAZIN HAZIRLANIŞI</span></span><br />
<br />
Konu saha önceden tesbit edilmelidir.<br />
<br />
1. Kaynakları belirleme<br />
<br />
- Konuyla ilgili ayet ve hadisleri bulmak için mu’cemler, internet arama siteleri<br />
<br />
- Tefsir ve hadis kitapları<br />
<br />
- Siyer kitapları<br />
<br />
- İlgili başka kaynaklar<br />
<br />
- İslam ansk. Maddesi<br />
<br />
- makaleler<br />
<br />
2. Kaynaklardan not alma (fişleme)<br />
<br />
3. Kompozisyon<br />
<br />
4. Kontrol ve egzersiz yapma<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İYİ HAZIRLANMIŞ BİR VAAZ</span></span><br />
<br />
Konu günceldir.<br />
<br />
Eğitici mesajlar içerir.<br />
<br />
Dil ve üslup yönünden akıcı ve anlaşılabilirdir.<br />
<br />
Sunuş irticalidir.<br />
<br />
Hatip gösterişten uzak ve mütevazidir.<br />
<br />
Hatip güvenilir ve söylenen fikirler delillere dayalıdır.<br />
<br />
Göz iletişimi ve cemaat hâkimiyeti vardır.<br />
<br />
Ayet ve hadisler, mealleriyle birlikte düzgün okunur<br />
<br />
Üslup ikna edici, sevdirici ve yumuşaktır. (Nahl 16/125; Al-i İmran 3/159)<br />
<br />
Hatip kolaylaştırıcı ve yapıcıdır.<br />
<br />
Seçilen örnekler uygulanabilir ve günceldir.<br />
<br />
Konu bütünlüğü korunmuştur.<br />
<br />
Üslup akıcıdır.<br />
<br />
Fikirler ayırıcı ve bölücü değil, birleştiricidir.<br />
<br />
Hakaret ve aşağılama söz konusu değildir.<br />
<br />
Cemaatin eğitim ve kültür düzeyine uygundur.<br />
<br />
Süreye riayet edilir.<br />
<br />
Bidat, hurafe ve israiliyat olmamalıdır.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Besmele Çekmenin Önemi: İslami Bir Perspektif]]></title>
			<link>https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=32635</link>
			<pubDate>Thu, 14 Nov 2024 19:56:11 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.bizdeblog.com/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=32635</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://forum.bizdeblog.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=175862" target="_blank" title="">Ahşap Oyma Besmele YazısıV150120240906-N1.jpg</a> (Size: 858.33 KB / Downloads: 148)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele Çekmenin Önemi: İslami Bir Perspektif</span></span><br />
<br />
Besmele (Bismillâhirrahmânirrahîm), "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla" anlamına gelir ve İslam dininde her türlü işin başında okunan bir duadır. Peygamber Efendimiz (sav), besmele ile başlanmayan işin bereketsiz kalacağını belirtmiştir. Bu hadis-i şerif, besmele çekmenin önemini vurgulayan en güçlü delillerden biridir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele Çekmenin Faydaları</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'ı Zikretme:</span></span> Besmele çekmek, Allah'ı zikretmek ve O'nu her an hatırlamaktır. Bu da kul ile Rabb arasındaki bağı güçlendirir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bereket:</span></span> Peygamber Efendimizin (sav) hadisiyle sabit olduğu üzere, besmele ile başlanan işlerin bereketli olacağına inanılır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Korunma:</span></span> Besmele, şeytanın şerrinden korunmak için bir siper görevi görür.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Niyetin Saflaşması:</span></span> Herhangi bir işe başlamadan önce besmele çekmek, niyetin Allah rızası için olduğunu belirtir ve işi daha anlamlı kılar.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Huşu ve Saygı:</span></span> Besmele çekmek, Allah huzurunda olduğunun bilinciyle hareket etmeye vesile olur ve insanı daha saygılı bir hale getirir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sünnete Uyum:</span></span> Besmele çekmek, Peygamber Efendimizin (sav) sünnetine uymaktır. Sünnete uymak ise Müslümanlar için önemli bir ibadettir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmelenin Hayatımızdaki Yeri</span></span><br />
<br />
Besmele, sadece ibadetlerimizde değil, günlük hayatımızın her alanında okunması gereken bir duadır. Yemek yemeden önce, bir işe başlamadan önce, okumaya başlamadan önce, eve girerken, evden çıkarken kısacası her hayırlı işin başında besmele çekmek sünnettir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele Çekmenin Psikolojik Faydaları</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Stres Azaltma:</span></span> Besmele çekmek, kişinin kendini güvende hissetmesini sağlar ve stresi azaltır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Odaklanma:</span></span> Besmele çekmek, yapılacak işe odaklanmayı sağlar ve daha verimli çalışmaya yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Motivasyon:</span></span> Besmele çekmek, kişinin moralini yükseltir ve yaptığı işe karşı daha istekli olmasını sağlar.<br />
<br />
Sonuç olarak, besmele çekmek sadece dini bir ibadet değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal faydaları olan önemli bir davranıştır. Besmele, Müslümanların hayatının her alanında yer alması gereken bir duadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu bilgiler genel bir çerçeve sunmaktadır. Daha detaylı bilgi için bir İslam alimine danışabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Her İşle Allah'ı Hatırlamak: Manevi Temizliğin Anahtarı</span></span><br />
<br />
Çok güzel bir tespit! Her işte Allah'ı hatırlamak, yani besmele çekmek, sadece dini bir uygulama olmakla kalmaz, aynı zamanda derin bir manevi temizlenme ve korunma yöntemidir. İşte bu konuya dair daha detaylı bir bakış:<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şeytan ve Nefsin Vesveselerinden Korunma:</span></span> İnsan, fıtrat gereği hatalara meyillidir ve şeytan sürekli olarak kötülüğe yöneltmeye çalışır. Besmele çekerek Allah'ı zikretmek, bu kötü vesveselerin etkisini azaltır ve kişinin daha doğru kararlar vermesine yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kalbin İyileşmesi:</span></span> Allah'ı hatırlamak, kalbi yumuşatır, kin ve nefretten arındırır. Bu sayede insan, daha merhametli, daha sabırlı ve daha hoşgörülü hale gelir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hayatın Anlam Bulması:</span></span> Her işin Allah rızası için yapılması, hayata bir anlam ve amaç kazandırır. Bu da kişinin daha mutlu ve huzurlu olmasını sağlar.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bereketin Artması:</span></span> İslam alimleri, besmele ile başlanan işlerin bereketli olacağına inanırlar. Bu sadece maddi anlamda değil, manevi anlamda da geçerlidir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sorumluluk Bilinci:</span></span> Her işin Allah katında bir karşılığı olduğunu bilmek, insanı daha sorumlu davranmaya teşvik eder.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele Çekmenin Psikolojik Faydaları</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Stres Azaltma:</span></span> Allah'ı zikretmek, kişinin kendini güvende hissetmesini sağlar ve stresi azaltır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Odaklanma:</span></span> Besmele çekmek, yapılacak işe odaklanmayı sağlar ve daha verimli çalışmaya yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Motivasyon:</span></span> Allah rızası için yapılan her iş, kişiye büyük bir motivasyon sağlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günlük Hayatta Besmele</span></span><br />
<br />
Besmele sadece namaz gibi belirli ibadetlerde değil, günlük hayatın her anında okunabilir. Yemek yemeden önce, okumaya başlamadan önce, bir işe başlamadan önce, eve girerken, evden çıkarken kısacası her hayırlı işin başında besmele çekmek sünnettir.<br />
<br />
Sonuç olarak, besmele çekmek, sadece bir dini uygulama değil, aynı zamanda insanın iç dünyasını zenginleştiren, hayatına anlam katan ve onu kötü düşüncelerden koruyan bir zikirdir. Bu nedenle, besmele çekmeyi hayatımızın bir parçası haline getirmek büyük önem taşımaktadır.<br />
<br />
Unutmayın, besmele çekmek sadece bir başlangıçtır. Asıl önemli olan, Allah'ın emirlerine uymak ve O'nun razı olduğu şekilde yaşamaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele'nin Anlamı</span></span><br />
<br />
Besmele, "Bismillâhirrahmanirrahim" olarak okunan ve "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla" anlamına gelen bir duadır. Bu dua, İslam dininde her türlü hayırlı işe başlamadan önce okunur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele'nin İçerdiği Anlamlar</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'ın Adını Anma:</span></span> Besmele, her işin Allah'ın adıyla başladığını ve O'nun izniyle yapıldığını ifade eder.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'ın Rahmeti:</span></span> "Rahman" ve "Rahim" isimleri, Allah'ın sonsuz merhametini ve bağışlayıcılığını ifade eder. Besmele, Allah'ın rahmetine sığınma anlamı taşır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Koruma ve Bereket:</span></span> Besmele, işin bereketli ve hayırlı olmasını sağlar. Ayrıca, şeytanın şerrinden korunmak için de okunur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Niyetin Saflaşması:</span></span> Besmele, yapılan işin niyetinin Allah rızası olduğunu ifade eder.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele'nin Önemi</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbadetlerin Kabulü:</span></span> İbadetlerin kabul edilmesi için besmele ile başlanması önemlidir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günlük Hayattaki Kullanımı:</span></span> Yemek yemeden önce, okumaya başlamadan önce, bir işe başlamadan önce ve benzeri durumlarda besmele çekilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ruhsal Temizlik:</span></span> Besmele, kalbi temizler ve Allah'a yaklaştırır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şeytanın Şerrinden Korunma:</span></span> Besmele, şeytanın vesveselerinden korunmak için güçlü bir silahtır.<br />
<br />
Sonuç olarak, besmele, İslam kültüründe önemli bir yere sahiptir. Her türlü hayırlı işe başlamadan önce okunan besmele, kişinin Allah'a yakınlaşmasına, işlerinin bereketlenmesine ve korunmasına vesile olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele'nin Kur'an-ı Kerim'deki Yeri</span></span><br />
<br />
Besmele, yani "Bismillâhirrahmanirrahim" ifadesi, Kur'an-ı Kerim'de farklı şekillerde ve anlamlarda yer alır. İşte besmelenin Kuran'daki önemi ve yerleri hakkında daha detaylı bilgiler:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Sûrelerin Başında:</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Genel Kural:</span></span> Kur'an-ı Kerim'deki hemen hemen tüm sûrelerin başında besmele yer alır. Bu, surenin Allah'ın adıyla başladığını ve O'nun izniyle indirildiğini gösterir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tevbe Sûresi İstisnası:</span></span> Tevbe sûresi, Mekke döneminin sonlarında indirilmiş olup, münafıklarla ilgili hükümler içerir. Bu nedenle, diğer sûreler gibi başında besmele bulunmaz. Bunun sebebi, münafıkların Allah'ın adını anmaya layık görülmemesidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Neml Sûresinde:</span></span><br />
<br />
    Hz. Süleyman'ın Mektubu: Neml sûresinin 30. ayetinde, Hz. Süleyman'ın Belkıs'a gönderdiği mektupta besmele geçer. Bu, besmelenin sadece Kur'an'a özgü değil, aynı zamanda diğer yazışmalarda da kullanıldığını gösterir.<br />
    Bütün Belgelerde Besmele: Bu ayet, İslam'ın başlangıcından itibaren bütün belgelerin yazımına besmele ile başlanılması kaidesini ortaya koymuştur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Fatiha Sûresinde:</span></span><br />
<br />
    Duânın Başlangıcı: Fatiha sûresi, her namazda okunan ve Kur'an'ın özü kabul edilen bir duadır. Bu duanın başında yer alan besmele, duanın Allah'a yöneltildiğini ve O'nun adıyla başladığını gösterir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmelenin Anlamı ve Önemi</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'a İthaf:</span></span> Besmele, yapılan her işin Allah'a ithaf edildiğini gösterir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Koruma ve Bereket:</span></span> Besmele, yapılan işin bereketli olmasını sağlar ve şerlerden korur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Niyetin Saflaşması:</span></span> Besmele, yapılan işin niyetinin Allah rızası olduğunu ifade eder.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sünnete Uyum:</span></span> Besmele çekmek, Peygamber Efendimizin (sav) sünnetine uymaktır.<br />
<br />
Sonuç olarak, besmele, Kur'an-ı Kerim'de önemli bir yere sahiptir. Hem sûrelerin başında yer alması hem de Hz. Süleyman'ın mektubunda geçmesi, besmelenin İslam'ın temel inanç ve uygulamalarında ne kadar önemli olduğunu gösterir. Besmele, Müslümanların hayatının her alanında yer alması gereken bir duadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele ile İlgili Hadisler</span></span><br />
<br />
Besmele, İslam dininde büyük öneme sahip bir duadır. Peygamber Efendimiz (sav), besmele ile ilgili birçok hadis söylemiş ve bu duanın önemini vurgulamıştır. İşte besmele ile ilgili bazı hadisler:<br />
<br />
    Her Hayırlı İşin Anahtarı: "Bismillâhirrahmanirrahîm ile başlanmayan her anlamlı iş, bereketsiz ve sonuçsuzdur." Bu hadis, besmelenin her hayırlı işin başlangıcı olduğunu ve bereketin anahtarı olduğunu gösterir.<br />
    Şeytanın Uzaklaşması: "Biriniz yemek yemeye besmele ile başlarsa şeytan 'bize burada yiyecek bir şey yok' der." Bu hadis, besmelenin şeytanı uzaklaştırdığını ve yemeğin bereketini artırdığını ifade eder.<br />
    Evden Çıkarken ve Girerken: "Evine girdiğin zaman besmele çekerek kapını kapa. Çünkü şeytan (besmeleyle) kapanan bir kapıyı açamaz. Besmele çekerek lambanı söndür." Bu hadis, evden çıkarken ve girerken besmele çekmenin önemini vurgular ve şeytanın şerrinden korunmanın bir yolu olduğunu gösterir.  <br />
<br />
    Uyurken ve Uyanırken: "Herhangi biriniz yatağa girdiği zaman şöyle desin: 'Allahım, senin adını anarak uyurum ve senin adını anarak uyanırım.'" Bu hadis, uykuya dalmadan ve uyanırken besmele çekmenin önemini vurgular.<br />
<br />
İlk yazılan, Besmeledir. Âdem aleyhisselama ilk gelen, Besmeledir. Müminler, Besmele yardımıyla Sırattan geçer. Cennet davetiyesinin imzası Besmele’dir.<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Hoca çocuğa Besmele okur, çocuk da söyleyince, Allahü teâlâ, çocuğun ve anasının ve babasının ve hocasının Cehenneme girmemesi için senet yazdırır.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Seadet-i Ebediyye]</span><br />
<br />
(Kur'an-ı kerimin anahtarı, Besmeledir) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Seadet-i Ebediyye]</span><br />
<br />
(Besmele her kitabın anahtarıdır.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Hatîb]</span><br />
<br />
(Besmeleyle yenen yemek bereketli olur.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[İbni Mace]</span><br />
<br />
(Besmeleyle başlanmayan her önemli iş noksan kalır.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Beyheki]</span><br />
<br />
(Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkân yok” der, dönüp gider.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Tibyan]</span><br />
<br />
(Amel defterinde 700 Besmele bulunanı Allahü teâlâ Cehennemden çıkarır.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Tergib-us-salat]</span><br />
<br />
(Besmeleyle yazı yazanın haceti kolaylaşır, Allahü teâlâ da razı olur.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Deylemi]</span><br />
<br />
(Besmeleyle işe başlayanın günahları af olur.)<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [İ. Rafii]</span><br />
<br />
(Yemeği Besmeleyle yiyip, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları affolur.)<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [Taberanî]</span><br />
<br />
(Sıkıntıya düşen, “Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm” derse, her türlü sıkıntıdan kurtulur.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Deylemi]</span><br />
<br />
(Bin kere Besmele okuyanın dört bin büyük günahı af olur.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Tergib-us-salat]</span><br />
<br />
(Besmele yazılı bir kâğıdı yerden kaldıran, sıddıklardan yazılır.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Tergib-us-salat]</span><br />
<br />
(Besmelesiz koku sürünen, şeytanlara da koku sürmüş olur.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[İbni Sünni]</span><br />
<br />
(Şeytandan korunmak için, yemeğe Besmeleyle başlayın!) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Taberanî]</span><br />
<br />
(Su içerken Besmele çek, bitince de Elhamdülillah de ve üç nefeste için!) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[İbni Sünni]</span><br />
<br />
(Yemeğe başlarken Allahü teâlânın adını anın, yani Besmele çekin! Başında Besmele çekmeyi unutan, hatırladığı zaman, “Bismillahi alâ evvelihi ve ahirihi” desin!)<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [Ebu Davud, Tirmizi, Hâkim]</span><br />
<br />
(Yemeğe başlayan kimse, Bismillahi desin. Bismillah demeyi unutursa hatırlayınca, “Bismillahi evvelehü ve âhirehü” desin.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[İbni Mace]</span><br />
<br />
(Şeytandan korunmak için yemek yerken, istirahat ederken ve gece yatarken Besmele çekin!) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Taberanî]</span><br />
<br />
(Helaya girerken çekilen Besmele, cinlerin gözüne perde olur, avret yerini göremezler.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Tirmizî]</span><br />
<br />
(Kapısını besmeleyle kapatan şeytandan korunur. Bir çubukla da olsa kapları Besmeleyle örtün!) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[İ. Hibban]</span><br />
<br />
(Şeytan, Besmele çekilmemiş yemeği kendine helâl görür.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Müslim]</span><br />
<br />
(Şeytandan korunmak için, eve girerken selam verin ve yemeği besmeleyle yiyin!) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Taberanî]</span><br />
<br />
(Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkân yok” der, dönüp gider.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Tibyan]</span><br />
<br />
(Evden çıkarken “Bismillahi, tevekkeltü alallah, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah” diyen, tehlikelerden korunur ve şeytan ondan uzaklaşır.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Tirmizi]</span><br />
<br />
(Ya Resulallah, çok yediğimiz halde doymuyoruz, yemeğin bereketi olmuyor) dediler. Resulullah, (Yemeği ayrı değil beraber yiyip Besmele çekilirse, bereketli olur) buyurdu. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İbni Mace)</span><br />
<br />
Resulullah efendimiz, Besmele çekip suyu üç nefeste içer, bitince Elhamdülillâh derdi. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İ. Sünnî)</span><br />
<br />
İşlere başlarken kısaca besmele okumak yetişir mi?</span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Besmele okumak, (Bismillahirrahmanirrahim) demek yetişir.<br />
<br />
Besmele ile başlanılan iş bitince de, (Elhamdülillah) demeli, yani Allahü teâlâya şükretmelidir!<br />
<br />
İbrahim suresinin, (Şükrederseniz elbette nimetimi artırırım) mealindeki 7.âyet-i kerimesi ile (Az-çok bir nimete kavuşan "Elhamdülillah" derse, Allahü teâlâ, o kimseye bu nimetten daha iyisini verir) ve (Yiyip içtikten sonra "Elhamdülillah" diyenden Allahü teâlâ razı olur) hadis-i şerifleri, nimete şükredince, hem eldeki nimetin yok olmaktan kurtulacağını, hem de yeni nimetlerin ele geçmesine sebep olacağını bildirmektedir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(T.Gafilin)</span><br />
<br />
Bismillahillezî lâ yedurru ma’asmihî şey’ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüvessemî’ul alîm. Bu duada, karada, denizde, havada, yani nerede olursa olsun, bir mümin, başladığı herhangi bir işte Besmele çekerse, ona bir zarar gelmeyeceği bildiriliyor. Herhangi bir vasıtaya [uçağa, gemiye, otobüse] binerken Besmele çeken hiç korkmasın! O halde, her işe başlarken Besmele çekmeyi ihmal etmemelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bu hadislerden anlaşıldığı üzere, besmele çekmek:</span></span><br />
<br />
    Her türlü hayırlı işe başlamanın anahtarıdır.<br />
    Şeytanın şerrinden korunmanın bir yoludur.<br />
    İşlerin bereketlenmesini sağlar.<br />
    Kalbi temizler ve Allah'a yaklaştırır.<br />
    Sünnete uymanın bir göstergesidir.<br />
<br />
<br />
Besmele’yle yenen lokmalar vücuda şifadır, Besmele’siz yenenler ise vücutta hastalık yapar. Besmele söyleyerek yiyip içenin vücuduna, şeytan giremez. Besmele’siz yenilen ve içilen gıdalarla beraber, şeytan da vücuda girer. Büyük zatlar, her yudumda, her lokmada Besmele çekerler.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BESMELE iLE iLGiLi KISSALAR</span></span><br />
<br />
İki tane şeytan yola çıkıp bir beldeye gelirler. Biri diğerine, (Sen şu eve, ben bu eve! Bir ay sonra burada görüşelim) der. Diğeri de tamam diyerek, ayrılırlar. Bir ay sonra buluşurlar. Bir tanesi çok zayıflar, ip gibi olur, diğeri ise aşırı şişmanlar. Şişman olan, zayıf olana, bu ne hâl diye sorunca, o da, (Mahvoldum, ne yeseler, ne iş yapsalar Besmele çekiyorlar, bir yere giremedim, bir şey yapamadım. Açlıktan ölecek hale geldim) der. Şişman güler, (Benim gittiğim evdekilerin gâfilliklerinden dolayı, hiçbir işte Besmele hatırlarına gelmiyor) der.<br />
<br />
Yeni evlenen bir kadın, bir şey alırken, bir yere bir şey koyarken, her işinde hep Besmele çekermiş. Kocası, (Bu kadarı da çok) diye onun bu haline kızarmış. Bir gün, ona bir oyun oynamak istemiş. Bir kese altın verip, (Bunu sakla, ihtiyaç olunca senden alırım) demiş. Hanımı keseyi alıp, Besmele çekerek sandığa koymuş. Kocası da gizliden onu takip etmiş. Bir gün hanımı yokken, keseyi oradan alıp bahçedeki kuyuya atmış. Sonra da, hanım, ihtiyaç oldu, keseyi getir demiş. Kadın, Besmeleyle sandığı açmış, Besmeleyle elini sandığa uzatıp, keseyi çıkarmış. Bir de bakmış, keseden sular damlıyor. Çok şaşırmış, (Hayret, bu nasıl ıslandı?) demiş. Bunu takip eden kocası ise, daha çok şaşırmış ve çok utanmış. Meğer Besmele’nin hürmetine, melekler oradan alıp getirmiş.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele'nin günlük hayattaki önemi:</span></span><br />
<br />
Besmele sadece ibadetlerimizde değil, günlük hayatımızın her alanında okunması gereken bir duadır. Yemek yemeden önce, okumaya başlamadan önce, bir işe başlamadan önce, eve girerken, evden çıkarken kısacası her hayırlı işin başında besmele çekmek sünnettir.<br />
<br />
Sonuç olarak, besmele, İslam dininde büyük öneme sahip bir duadır. Peygamber Efendimizin (sav) hadisleri, besmelenin birçok faydasını ve önemini ortaya koymaktadır. Besmele çekmek, Müslümanların hayatının her alanında yer alması gereken bir ibadettir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele'nin Farklı Kültürlerdeki Karşılıkları</span></span><br />
<br />
Besmele (Bismillâhirrahmanirrahim), İslam dininde her türlü hayırlı işe başlamadan önce okunan bir duadır. "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla" anlamına gelen bu dua, sadece İslam dünyasında değil, farklı kültürlerde de benzer anlamlara gelen ve farklı şekillerde ifade edilen inançsal ifadelere karşılık gelir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Farklı Din ve Kültürlerdeki Benzerlikleri</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kutsal İsimlerin Kullanımı:</span></span> Birçok dinde, bir işe başlamadan önce kutsal isimler veya dualar okunur. Bu, işin bereketli geçmesi, kötü güçlerden korunma ve kutsal varlıklara saygı gösterme gibi ortak amaçları içerir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Koruma ve Bereket Dileği:</span></span> Besmele gibi, diğer dinlerde de yapılan işlerin başarılı olması ve kötü etkilerden korunması için dualar edilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kutsal Varlığa İthaf:</span></span> İnsanlar, yaptıkları işleri bir üstün güce ithaf ederek, o gücün yardımını ve bereketini dilerler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Örnekler</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hinduizm:</span></span> Hinduizm'de, bir işe başlamadan önce "Om" mantrası okunur. Om, evrenin sesini temsil eder ve tüm kutsal metinlerin başında yer alır. Besmele gibi, Om da bir işe başlamadan önce zihinleri odaklamak ve kutsal bir enerjiye bağlanmak için kullanılır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Budizm:</span></span> Budizm'de, meditasyon seanslarına veya önemli bir işe başlamadan önce "Buddham saranam gacchami, dhammam saranam gacchami, sangham saranam gacchami" (Sığınırım Buddhaya, sığınırım Dharma'ya, sığınırım Sangha'ya) gibi üç sığınak formülü okunur. Bu formül, Buda, öğretileri ve topluluğa sığınma anlamına gelir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yahudilik:</span></span> Yahudilikte, bir işe başlamadan önce "Baruh Hashem" (Rab yüceltilsin) denir. Bu ifade, Tanrı'ya övgü ve şükran anlamına gelir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hristiyanlık:</span></span> Hristiyanlıkta, haç işareti yaparak "İsa Mesih adıyla" denir veya "Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına" şeklinde dua edilir. Bu, işin İsa Mesih'in adına yapıldığını ve O'nun kutsamasına layık görüldüğünü ifade eder.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ortak Noktalar ve Farklılıklar</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amaç Birliği:</span></span> Tüm bu örneklerde ortak nokta, bir işe başlamadan önce kutsal bir güce başvurmak ve onun yardımını istemektir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İfade Biçimleri:</span></span> Farklı dinlerde bu ifade biçimi, kullanılan kelimeler, ritüeller ve inanç sistemlerine göre değişiklik gösterir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kültürel Etkiler:</span></span> Bir toplumun kültürel yapısı, inanç sistemini ve bu tür ritüelleri şekillendirir.<br />
<br />
Sonuç olarak, besmele, farklı din ve kültürlerde benzer anlamlara gelen ve farklı şekillerde ifade edilen inançsal ifadelerden biridir. Bu durum, insanlığın ortak bir arayışı olan anlam arayışı, korunma ihtiyacı ve kutsal bir güce inanma duygusunu göstermektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Autor</span></span><br />
<br />
Google Gemini ve Raşit Tunca<br />
<br />
14.11.2024<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://forum.bizdeblog.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=175862" target="_blank" title="">Ahşap Oyma Besmele YazısıV150120240906-N1.jpg</a> (Size: 858.33 KB / Downloads: 148)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele Çekmenin Önemi: İslami Bir Perspektif</span></span><br />
<br />
Besmele (Bismillâhirrahmânirrahîm), "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla" anlamına gelir ve İslam dininde her türlü işin başında okunan bir duadır. Peygamber Efendimiz (sav), besmele ile başlanmayan işin bereketsiz kalacağını belirtmiştir. Bu hadis-i şerif, besmele çekmenin önemini vurgulayan en güçlü delillerden biridir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele Çekmenin Faydaları</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'ı Zikretme:</span></span> Besmele çekmek, Allah'ı zikretmek ve O'nu her an hatırlamaktır. Bu da kul ile Rabb arasındaki bağı güçlendirir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bereket:</span></span> Peygamber Efendimizin (sav) hadisiyle sabit olduğu üzere, besmele ile başlanan işlerin bereketli olacağına inanılır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Korunma:</span></span> Besmele, şeytanın şerrinden korunmak için bir siper görevi görür.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Niyetin Saflaşması:</span></span> Herhangi bir işe başlamadan önce besmele çekmek, niyetin Allah rızası için olduğunu belirtir ve işi daha anlamlı kılar.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Huşu ve Saygı:</span></span> Besmele çekmek, Allah huzurunda olduğunun bilinciyle hareket etmeye vesile olur ve insanı daha saygılı bir hale getirir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sünnete Uyum:</span></span> Besmele çekmek, Peygamber Efendimizin (sav) sünnetine uymaktır. Sünnete uymak ise Müslümanlar için önemli bir ibadettir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmelenin Hayatımızdaki Yeri</span></span><br />
<br />
Besmele, sadece ibadetlerimizde değil, günlük hayatımızın her alanında okunması gereken bir duadır. Yemek yemeden önce, bir işe başlamadan önce, okumaya başlamadan önce, eve girerken, evden çıkarken kısacası her hayırlı işin başında besmele çekmek sünnettir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele Çekmenin Psikolojik Faydaları</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Stres Azaltma:</span></span> Besmele çekmek, kişinin kendini güvende hissetmesini sağlar ve stresi azaltır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Odaklanma:</span></span> Besmele çekmek, yapılacak işe odaklanmayı sağlar ve daha verimli çalışmaya yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Motivasyon:</span></span> Besmele çekmek, kişinin moralini yükseltir ve yaptığı işe karşı daha istekli olmasını sağlar.<br />
<br />
Sonuç olarak, besmele çekmek sadece dini bir ibadet değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal faydaları olan önemli bir davranıştır. Besmele, Müslümanların hayatının her alanında yer alması gereken bir duadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu bilgiler genel bir çerçeve sunmaktadır. Daha detaylı bilgi için bir İslam alimine danışabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Her İşle Allah'ı Hatırlamak: Manevi Temizliğin Anahtarı</span></span><br />
<br />
Çok güzel bir tespit! Her işte Allah'ı hatırlamak, yani besmele çekmek, sadece dini bir uygulama olmakla kalmaz, aynı zamanda derin bir manevi temizlenme ve korunma yöntemidir. İşte bu konuya dair daha detaylı bir bakış:<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şeytan ve Nefsin Vesveselerinden Korunma:</span></span> İnsan, fıtrat gereği hatalara meyillidir ve şeytan sürekli olarak kötülüğe yöneltmeye çalışır. Besmele çekerek Allah'ı zikretmek, bu kötü vesveselerin etkisini azaltır ve kişinin daha doğru kararlar vermesine yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kalbin İyileşmesi:</span></span> Allah'ı hatırlamak, kalbi yumuşatır, kin ve nefretten arındırır. Bu sayede insan, daha merhametli, daha sabırlı ve daha hoşgörülü hale gelir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hayatın Anlam Bulması:</span></span> Her işin Allah rızası için yapılması, hayata bir anlam ve amaç kazandırır. Bu da kişinin daha mutlu ve huzurlu olmasını sağlar.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bereketin Artması:</span></span> İslam alimleri, besmele ile başlanan işlerin bereketli olacağına inanırlar. Bu sadece maddi anlamda değil, manevi anlamda da geçerlidir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sorumluluk Bilinci:</span></span> Her işin Allah katında bir karşılığı olduğunu bilmek, insanı daha sorumlu davranmaya teşvik eder.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele Çekmenin Psikolojik Faydaları</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Stres Azaltma:</span></span> Allah'ı zikretmek, kişinin kendini güvende hissetmesini sağlar ve stresi azaltır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Odaklanma:</span></span> Besmele çekmek, yapılacak işe odaklanmayı sağlar ve daha verimli çalışmaya yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Motivasyon:</span></span> Allah rızası için yapılan her iş, kişiye büyük bir motivasyon sağlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günlük Hayatta Besmele</span></span><br />
<br />
Besmele sadece namaz gibi belirli ibadetlerde değil, günlük hayatın her anında okunabilir. Yemek yemeden önce, okumaya başlamadan önce, bir işe başlamadan önce, eve girerken, evden çıkarken kısacası her hayırlı işin başında besmele çekmek sünnettir.<br />
<br />
Sonuç olarak, besmele çekmek, sadece bir dini uygulama değil, aynı zamanda insanın iç dünyasını zenginleştiren, hayatına anlam katan ve onu kötü düşüncelerden koruyan bir zikirdir. Bu nedenle, besmele çekmeyi hayatımızın bir parçası haline getirmek büyük önem taşımaktadır.<br />
<br />
Unutmayın, besmele çekmek sadece bir başlangıçtır. Asıl önemli olan, Allah'ın emirlerine uymak ve O'nun razı olduğu şekilde yaşamaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele'nin Anlamı</span></span><br />
<br />
Besmele, "Bismillâhirrahmanirrahim" olarak okunan ve "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla" anlamına gelen bir duadır. Bu dua, İslam dininde her türlü hayırlı işe başlamadan önce okunur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele'nin İçerdiği Anlamlar</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'ın Adını Anma:</span></span> Besmele, her işin Allah'ın adıyla başladığını ve O'nun izniyle yapıldığını ifade eder.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'ın Rahmeti:</span></span> "Rahman" ve "Rahim" isimleri, Allah'ın sonsuz merhametini ve bağışlayıcılığını ifade eder. Besmele, Allah'ın rahmetine sığınma anlamı taşır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Koruma ve Bereket:</span></span> Besmele, işin bereketli ve hayırlı olmasını sağlar. Ayrıca, şeytanın şerrinden korunmak için de okunur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Niyetin Saflaşması:</span></span> Besmele, yapılan işin niyetinin Allah rızası olduğunu ifade eder.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele'nin Önemi</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbadetlerin Kabulü:</span></span> İbadetlerin kabul edilmesi için besmele ile başlanması önemlidir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günlük Hayattaki Kullanımı:</span></span> Yemek yemeden önce, okumaya başlamadan önce, bir işe başlamadan önce ve benzeri durumlarda besmele çekilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ruhsal Temizlik:</span></span> Besmele, kalbi temizler ve Allah'a yaklaştırır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şeytanın Şerrinden Korunma:</span></span> Besmele, şeytanın vesveselerinden korunmak için güçlü bir silahtır.<br />
<br />
Sonuç olarak, besmele, İslam kültüründe önemli bir yere sahiptir. Her türlü hayırlı işe başlamadan önce okunan besmele, kişinin Allah'a yakınlaşmasına, işlerinin bereketlenmesine ve korunmasına vesile olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele'nin Kur'an-ı Kerim'deki Yeri</span></span><br />
<br />
Besmele, yani "Bismillâhirrahmanirrahim" ifadesi, Kur'an-ı Kerim'de farklı şekillerde ve anlamlarda yer alır. İşte besmelenin Kuran'daki önemi ve yerleri hakkında daha detaylı bilgiler:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Sûrelerin Başında:</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Genel Kural:</span></span> Kur'an-ı Kerim'deki hemen hemen tüm sûrelerin başında besmele yer alır. Bu, surenin Allah'ın adıyla başladığını ve O'nun izniyle indirildiğini gösterir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tevbe Sûresi İstisnası:</span></span> Tevbe sûresi, Mekke döneminin sonlarında indirilmiş olup, münafıklarla ilgili hükümler içerir. Bu nedenle, diğer sûreler gibi başında besmele bulunmaz. Bunun sebebi, münafıkların Allah'ın adını anmaya layık görülmemesidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Neml Sûresinde:</span></span><br />
<br />
    Hz. Süleyman'ın Mektubu: Neml sûresinin 30. ayetinde, Hz. Süleyman'ın Belkıs'a gönderdiği mektupta besmele geçer. Bu, besmelenin sadece Kur'an'a özgü değil, aynı zamanda diğer yazışmalarda da kullanıldığını gösterir.<br />
    Bütün Belgelerde Besmele: Bu ayet, İslam'ın başlangıcından itibaren bütün belgelerin yazımına besmele ile başlanılması kaidesini ortaya koymuştur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Fatiha Sûresinde:</span></span><br />
<br />
    Duânın Başlangıcı: Fatiha sûresi, her namazda okunan ve Kur'an'ın özü kabul edilen bir duadır. Bu duanın başında yer alan besmele, duanın Allah'a yöneltildiğini ve O'nun adıyla başladığını gösterir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmelenin Anlamı ve Önemi</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'a İthaf:</span></span> Besmele, yapılan her işin Allah'a ithaf edildiğini gösterir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Koruma ve Bereket:</span></span> Besmele, yapılan işin bereketli olmasını sağlar ve şerlerden korur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Niyetin Saflaşması:</span></span> Besmele, yapılan işin niyetinin Allah rızası olduğunu ifade eder.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sünnete Uyum:</span></span> Besmele çekmek, Peygamber Efendimizin (sav) sünnetine uymaktır.<br />
<br />
Sonuç olarak, besmele, Kur'an-ı Kerim'de önemli bir yere sahiptir. Hem sûrelerin başında yer alması hem de Hz. Süleyman'ın mektubunda geçmesi, besmelenin İslam'ın temel inanç ve uygulamalarında ne kadar önemli olduğunu gösterir. Besmele, Müslümanların hayatının her alanında yer alması gereken bir duadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele ile İlgili Hadisler</span></span><br />
<br />
Besmele, İslam dininde büyük öneme sahip bir duadır. Peygamber Efendimiz (sav), besmele ile ilgili birçok hadis söylemiş ve bu duanın önemini vurgulamıştır. İşte besmele ile ilgili bazı hadisler:<br />
<br />
    Her Hayırlı İşin Anahtarı: "Bismillâhirrahmanirrahîm ile başlanmayan her anlamlı iş, bereketsiz ve sonuçsuzdur." Bu hadis, besmelenin her hayırlı işin başlangıcı olduğunu ve bereketin anahtarı olduğunu gösterir.<br />
    Şeytanın Uzaklaşması: "Biriniz yemek yemeye besmele ile başlarsa şeytan 'bize burada yiyecek bir şey yok' der." Bu hadis, besmelenin şeytanı uzaklaştırdığını ve yemeğin bereketini artırdığını ifade eder.<br />
    Evden Çıkarken ve Girerken: "Evine girdiğin zaman besmele çekerek kapını kapa. Çünkü şeytan (besmeleyle) kapanan bir kapıyı açamaz. Besmele çekerek lambanı söndür." Bu hadis, evden çıkarken ve girerken besmele çekmenin önemini vurgular ve şeytanın şerrinden korunmanın bir yolu olduğunu gösterir.  <br />
<br />
    Uyurken ve Uyanırken: "Herhangi biriniz yatağa girdiği zaman şöyle desin: 'Allahım, senin adını anarak uyurum ve senin adını anarak uyanırım.'" Bu hadis, uykuya dalmadan ve uyanırken besmele çekmenin önemini vurgular.<br />
<br />
İlk yazılan, Besmeledir. Âdem aleyhisselama ilk gelen, Besmeledir. Müminler, Besmele yardımıyla Sırattan geçer. Cennet davetiyesinin imzası Besmele’dir.<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Hoca çocuğa Besmele okur, çocuk da söyleyince, Allahü teâlâ, çocuğun ve anasının ve babasının ve hocasının Cehenneme girmemesi için senet yazdırır.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Seadet-i Ebediyye]</span><br />
<br />
(Kur'an-ı kerimin anahtarı, Besmeledir) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Seadet-i Ebediyye]</span><br />
<br />
(Besmele her kitabın anahtarıdır.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Hatîb]</span><br />
<br />
(Besmeleyle yenen yemek bereketli olur.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[İbni Mace]</span><br />
<br />
(Besmeleyle başlanmayan her önemli iş noksan kalır.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Beyheki]</span><br />
<br />
(Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkân yok” der, dönüp gider.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Tibyan]</span><br />
<br />
(Amel defterinde 700 Besmele bulunanı Allahü teâlâ Cehennemden çıkarır.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Tergib-us-salat]</span><br />
<br />
(Besmeleyle yazı yazanın haceti kolaylaşır, Allahü teâlâ da razı olur.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Deylemi]</span><br />
<br />
(Besmeleyle işe başlayanın günahları af olur.)<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [İ. Rafii]</span><br />
<br />
(Yemeği Besmeleyle yiyip, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları affolur.)<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [Taberanî]</span><br />
<br />
(Sıkıntıya düşen, “Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm” derse, her türlü sıkıntıdan kurtulur.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Deylemi]</span><br />
<br />
(Bin kere Besmele okuyanın dört bin büyük günahı af olur.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Tergib-us-salat]</span><br />
<br />
(Besmele yazılı bir kâğıdı yerden kaldıran, sıddıklardan yazılır.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Tergib-us-salat]</span><br />
<br />
(Besmelesiz koku sürünen, şeytanlara da koku sürmüş olur.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[İbni Sünni]</span><br />
<br />
(Şeytandan korunmak için, yemeğe Besmeleyle başlayın!) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Taberanî]</span><br />
<br />
(Su içerken Besmele çek, bitince de Elhamdülillah de ve üç nefeste için!) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[İbni Sünni]</span><br />
<br />
(Yemeğe başlarken Allahü teâlânın adını anın, yani Besmele çekin! Başında Besmele çekmeyi unutan, hatırladığı zaman, “Bismillahi alâ evvelihi ve ahirihi” desin!)<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [Ebu Davud, Tirmizi, Hâkim]</span><br />
<br />
(Yemeğe başlayan kimse, Bismillahi desin. Bismillah demeyi unutursa hatırlayınca, “Bismillahi evvelehü ve âhirehü” desin.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[İbni Mace]</span><br />
<br />
(Şeytandan korunmak için yemek yerken, istirahat ederken ve gece yatarken Besmele çekin!) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Taberanî]</span><br />
<br />
(Helaya girerken çekilen Besmele, cinlerin gözüne perde olur, avret yerini göremezler.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Tirmizî]</span><br />
<br />
(Kapısını besmeleyle kapatan şeytandan korunur. Bir çubukla da olsa kapları Besmeleyle örtün!) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[İ. Hibban]</span><br />
<br />
(Şeytan, Besmele çekilmemiş yemeği kendine helâl görür.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Müslim]</span><br />
<br />
(Şeytandan korunmak için, eve girerken selam verin ve yemeği besmeleyle yiyin!) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Taberanî]</span><br />
<br />
(Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkân yok” der, dönüp gider.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Tibyan]</span><br />
<br />
(Evden çıkarken “Bismillahi, tevekkeltü alallah, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah” diyen, tehlikelerden korunur ve şeytan ondan uzaklaşır.) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[Tirmizi]</span><br />
<br />
(Ya Resulallah, çok yediğimiz halde doymuyoruz, yemeğin bereketi olmuyor) dediler. Resulullah, (Yemeği ayrı değil beraber yiyip Besmele çekilirse, bereketli olur) buyurdu. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İbni Mace)</span><br />
<br />
Resulullah efendimiz, Besmele çekip suyu üç nefeste içer, bitince Elhamdülillâh derdi. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İ. Sünnî)</span><br />
<br />
İşlere başlarken kısaca besmele okumak yetişir mi?</span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Besmele okumak, (Bismillahirrahmanirrahim) demek yetişir.<br />
<br />
Besmele ile başlanılan iş bitince de, (Elhamdülillah) demeli, yani Allahü teâlâya şükretmelidir!<br />
<br />
İbrahim suresinin, (Şükrederseniz elbette nimetimi artırırım) mealindeki 7.âyet-i kerimesi ile (Az-çok bir nimete kavuşan "Elhamdülillah" derse, Allahü teâlâ, o kimseye bu nimetten daha iyisini verir) ve (Yiyip içtikten sonra "Elhamdülillah" diyenden Allahü teâlâ razı olur) hadis-i şerifleri, nimete şükredince, hem eldeki nimetin yok olmaktan kurtulacağını, hem de yeni nimetlerin ele geçmesine sebep olacağını bildirmektedir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(T.Gafilin)</span><br />
<br />
Bismillahillezî lâ yedurru ma’asmihî şey’ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüvessemî’ul alîm. Bu duada, karada, denizde, havada, yani nerede olursa olsun, bir mümin, başladığı herhangi bir işte Besmele çekerse, ona bir zarar gelmeyeceği bildiriliyor. Herhangi bir vasıtaya [uçağa, gemiye, otobüse] binerken Besmele çeken hiç korkmasın! O halde, her işe başlarken Besmele çekmeyi ihmal etmemelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bu hadislerden anlaşıldığı üzere, besmele çekmek:</span></span><br />
<br />
    Her türlü hayırlı işe başlamanın anahtarıdır.<br />
    Şeytanın şerrinden korunmanın bir yoludur.<br />
    İşlerin bereketlenmesini sağlar.<br />
    Kalbi temizler ve Allah'a yaklaştırır.<br />
    Sünnete uymanın bir göstergesidir.<br />
<br />
<br />
Besmele’yle yenen lokmalar vücuda şifadır, Besmele’siz yenenler ise vücutta hastalık yapar. Besmele söyleyerek yiyip içenin vücuduna, şeytan giremez. Besmele’siz yenilen ve içilen gıdalarla beraber, şeytan da vücuda girer. Büyük zatlar, her yudumda, her lokmada Besmele çekerler.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BESMELE iLE iLGiLi KISSALAR</span></span><br />
<br />
İki tane şeytan yola çıkıp bir beldeye gelirler. Biri diğerine, (Sen şu eve, ben bu eve! Bir ay sonra burada görüşelim) der. Diğeri de tamam diyerek, ayrılırlar. Bir ay sonra buluşurlar. Bir tanesi çok zayıflar, ip gibi olur, diğeri ise aşırı şişmanlar. Şişman olan, zayıf olana, bu ne hâl diye sorunca, o da, (Mahvoldum, ne yeseler, ne iş yapsalar Besmele çekiyorlar, bir yere giremedim, bir şey yapamadım. Açlıktan ölecek hale geldim) der. Şişman güler, (Benim gittiğim evdekilerin gâfilliklerinden dolayı, hiçbir işte Besmele hatırlarına gelmiyor) der.<br />
<br />
Yeni evlenen bir kadın, bir şey alırken, bir yere bir şey koyarken, her işinde hep Besmele çekermiş. Kocası, (Bu kadarı da çok) diye onun bu haline kızarmış. Bir gün, ona bir oyun oynamak istemiş. Bir kese altın verip, (Bunu sakla, ihtiyaç olunca senden alırım) demiş. Hanımı keseyi alıp, Besmele çekerek sandığa koymuş. Kocası da gizliden onu takip etmiş. Bir gün hanımı yokken, keseyi oradan alıp bahçedeki kuyuya atmış. Sonra da, hanım, ihtiyaç oldu, keseyi getir demiş. Kadın, Besmeleyle sandığı açmış, Besmeleyle elini sandığa uzatıp, keseyi çıkarmış. Bir de bakmış, keseden sular damlıyor. Çok şaşırmış, (Hayret, bu nasıl ıslandı?) demiş. Bunu takip eden kocası ise, daha çok şaşırmış ve çok utanmış. Meğer Besmele’nin hürmetine, melekler oradan alıp getirmiş.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele'nin günlük hayattaki önemi:</span></span><br />
<br />
Besmele sadece ibadetlerimizde değil, günlük hayatımızın her alanında okunması gereken bir duadır. Yemek yemeden önce, okumaya başlamadan önce, bir işe başlamadan önce, eve girerken, evden çıkarken kısacası her hayırlı işin başında besmele çekmek sünnettir.<br />
<br />
Sonuç olarak, besmele, İslam dininde büyük öneme sahip bir duadır. Peygamber Efendimizin (sav) hadisleri, besmelenin birçok faydasını ve önemini ortaya koymaktadır. Besmele çekmek, Müslümanların hayatının her alanında yer alması gereken bir ibadettir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besmele'nin Farklı Kültürlerdeki Karşılıkları</span></span><br />
<br />
Besmele (Bismillâhirrahmanirrahim), İslam dininde her türlü hayırlı işe başlamadan önce okunan bir duadır. "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla" anlamına gelen bu dua, sadece İslam dünyasında değil, farklı kültürlerde de benzer anlamlara gelen ve farklı şekillerde ifade edilen inançsal ifadelere karşılık gelir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Farklı Din ve Kültürlerdeki Benzerlikleri</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kutsal İsimlerin Kullanımı:</span></span> Birçok dinde, bir işe başlamadan önce kutsal isimler veya dualar okunur. Bu, işin bereketli geçmesi, kötü güçlerden korunma ve kutsal varlıklara saygı gösterme gibi ortak amaçları içerir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Koruma ve Bereket Dileği:</span></span> Besmele gibi, diğer dinlerde de yapılan işlerin başarılı olması ve kötü etkilerden korunması için dualar edilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kutsal Varlığa İthaf:</span></span> İnsanlar, yaptıkları işleri bir üstün güce ithaf ederek, o gücün yardımını ve bereketini dilerler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Örnekler</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hinduizm:</span></span> Hinduizm'de, bir işe başlamadan önce "Om" mantrası okunur. Om, evrenin sesini temsil eder ve tüm kutsal metinlerin başında yer alır. Besmele gibi, Om da bir işe başlamadan önce zihinleri odaklamak ve kutsal bir enerjiye bağlanmak için kullanılır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Budizm:</span></span> Budizm'de, meditasyon seanslarına veya önemli bir işe başlamadan önce "Buddham saranam gacchami, dhammam saranam gacchami, sangham saranam gacchami" (Sığınırım Buddhaya, sığınırım Dharma'ya, sığınırım Sangha'ya) gibi üç sığınak formülü okunur. Bu formül, Buda, öğretileri ve topluluğa sığınma anlamına gelir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yahudilik:</span></span> Yahudilikte, bir işe başlamadan önce "Baruh Hashem" (Rab yüceltilsin) denir. Bu ifade, Tanrı'ya övgü ve şükran anlamına gelir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hristiyanlık:</span></span> Hristiyanlıkta, haç işareti yaparak "İsa Mesih adıyla" denir veya "Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına" şeklinde dua edilir. Bu, işin İsa Mesih'in adına yapıldığını ve O'nun kutsamasına layık görüldüğünü ifade eder.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ortak Noktalar ve Farklılıklar</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amaç Birliği:</span></span> Tüm bu örneklerde ortak nokta, bir işe başlamadan önce kutsal bir güce başvurmak ve onun yardımını istemektir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İfade Biçimleri:</span></span> Farklı dinlerde bu ifade biçimi, kullanılan kelimeler, ritüeller ve inanç sistemlerine göre değişiklik gösterir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kültürel Etkiler:</span></span> Bir toplumun kültürel yapısı, inanç sistemini ve bu tür ritüelleri şekillendirir.<br />
<br />
Sonuç olarak, besmele, farklı din ve kültürlerde benzer anlamlara gelen ve farklı şekillerde ifade edilen inançsal ifadelerden biridir. Bu durum, insanlığın ortak bir arayışı olan anlam arayışı, korunma ihtiyacı ve kutsal bir güce inanma duygusunu göstermektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Autor</span></span><br />
<br />
Google Gemini ve Raşit Tunca<br />
<br />
14.11.2024<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Helal ve Haram Gıdaların İnsan Psikolojisi ve İbadete Etkileri]]></title>
			<link>https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=32632</link>
			<pubDate>Thu, 14 Nov 2024 09:47:11 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.bizdeblog.com/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.bizdeblog.com/showthread.php?tid=32632</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://forum.bizdeblog.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=175859" target="_blank" title="">Helal ve Haram Gıdaların İnsan Psikolojisi ve İbadete Etkileri-2.jpg</a> (Size: 241.73 KB / Downloads: 95)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal ve Haram Gıdaların İnsan Psikolojisi ve İbadete Etkileri</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Giriş</span></span><br />
<br />
İslam dininde helal ve haram kavramları, sadece beslenmeyle sınırlı kalmayan, hayatın her alanını kapsayan geniş bir çerçevedir. Helal gıdalar, Allah'ın izin verdiği ve tüketilmesinde sakınca bulunmayan gıdalardır. Haram gıdalar ise Allah'ın yasakladığı ve tüketilmesi günah olan gıdalardır. Bu çalışmada, helal ve haram gıdaların insan psikolojisi ve ibadete etkileri üzerinde durulacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Gıdaların İnsan Psikolojisi ve İbadete Etkileri</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ruhsal Sağlık:</span></span> Helal gıdaların tüketimi, kişinin bedensel ve ruhsal sağlığını olumlu etkiler. Temiz ve helal beslenme, vücuttaki enerji dengesini sağlar, sindirim sistemini düzenler ve ruhsal olarak daha iyi hissetmeyi sağlar. Bu durum, ibadetlere karşı daha istekli olmayı ve huşu içinde ibadet etmeyi kolaylaştırır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vicdan Rahatlığı:</span></span> Helal gıdalar tüketerek kişi, Allah’ın emirlerine uyduğunun bilinciyle vicdan rahatlığı yaşar. Bu durum, ibadetlerin kabul olma umudunu artırır ve kişinin maneviyatını güçlendirir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Odaklanma ve Konsantrasyon:</span></span> Helal gıdalar, vücuttaki toksinlerin atılmasını sağlayarak beyin fonksiyonlarını destekler. Bu sayede kişi, ibadet sırasında daha iyi odaklanabilir ve zihni daha açık bir şekilde ibadete verebilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sabır ve İrade Gücü:</span></span> Helal gıdalara riayet etmek, kişinin sabır ve irade gücünü geliştirir. Bu durum, ibadetlerde karşılaşılan zorlukları aşmada önemli bir rol oynar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haram Gıdaların İbadet ve Tefekkür Kuvvetini Azaltması</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vicdan Azabı:</span></span> Haram gıdaların tüketilmesi, kişinin vicdanında rahatsızlık yaratır ve ibadetlerde huzursuzluk yaşamasına neden olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Odaklanma Zorluğu:</span></span> Haram gıdaların vücuttaki olumsuz etkileri, kişinin zihinsel olarak yorulmasına ve ibadet sırasında odaklanamamasına yol açabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Manevi Duyguların Zayıflaması:</span></span> Haram gıdaların tüketimi, kişinin Allah’a olan bağını zayıflatır ve manevi duygularını köreltir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbadetlere Karşı Soğuma:</span></span> Haram gıdalar, ibadetlere karşı bir soğukluk yaratabilir ve kişinin ibadetlerden uzaklaşmasına neden olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç</span></span><br />
<br />
Helal ve haram gıdaların insan psikolojisi ve ibadete etkileri incelendiğinde, helal gıdaların kişinin hem bedensel hem de ruhsal sağlığına olumlu katkıları olduğu görülmektedir. Haram gıdalar ise kişinin ibadet hayatını olumsuz etkileyerek, maneviyatını zayıflatmaktadır. Bu nedenle, Müslümanlar için helal gıdalara dikkat etmek, ibadetlerin kabul olması ve kişinin manevi yönden gelişmesi açısından büyük önem taşımaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Özetle:</span></span><br />
<br />
    Helal gıdalar, ruhsal sağlığı güçlendirir, vicdan rahatlığı sağlar ve ibadetlere karşı istekliliği artırır.<br />
    Haram gıdalar, vicdan azabı yaratır, odaklanmayı zorlaştırır ve manevi duyguları zayıflatır.<br />
    Helal gıdalara riayet etmek, kişinin ibadet hayatını olumlu yönde etkiler.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Gıdaların Beyin Üzerindeki Etkileri</span></span><br />
<br />
Helal gıdaların sadece dini bir gereklilik değil, aynı zamanda insan sağlığı için de önemli bir boyut taşıdığı bilinmektedir. Özellikle beyin sağlığı üzerindeki etkileri, günümüzde yapılan bilimsel araştırmalarla daha iyi anlaşılmaya başlanmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Gıdaların Beyni Nasıl Etkiliyor?</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bağırsak-Beyin Bağlantısı:</span></span> Helal gıdalar, genellikle doğal ve işlenmemiş olmaları nedeniyle bağırsak sağlığını olumlu etkiler. Bağırsaklar ise "ikinci beyin" olarak adlandırılır, çünkü sindirim sistemi ile beyin arasında güçlü bir bağlantı vardır. Sağlıklı bir bağırsak, beyin sağlığı için de elzemdir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besin Öğeleri:</span></span> Helal gıdalar, genellikle B vitamini, omega-3 yağ asitleri gibi beyin fonksiyonları için önemli olan besin öğeleri açısından zengindir. Bu besinler, sinir hücrelerinin sağlıklı çalışmasını destekler, hafızayı güçlendirir ve öğrenme yeteneğini artırır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Antioksidanlar:</span></span> Helal gıdalarda bulunan antioksidanlar, beyni serbest radikallerin zararlı etkilerinden korur. Bu sayede, beyin hücreleri hasar görmez ve bilişsel fonksiyonlar korunur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Stres Azaltıcı Etki:</span></span> Helal gıdalarla beslenen kişilerin genellikle daha az stresli olduğu gözlemlenir. Stres, beyin sağlığı için zararlı bir faktördür. Helal gıdaların bu konuda olumlu etkisi, kişinin genel ruh halini de olumlu yönde etkiler.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Uyku Kalitesi:</span></span> Helal gıdalar, uyku düzenini düzenleyerek daha kaliteli bir uyku çekmeye yardımcı olur. Uyku, beyin sağlığı için çok önemlidir, çünkü beyin uyku sırasında kendini yeniler ve onarır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Gıdaların Beyin Sağlığına Katkıları</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hafıza Güçlendirme:</span></span> Özellikle omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan balık gibi helal gıdalar, hafıza güçlendirmeye ve öğrenme yeteneğini artırmaya yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Konsantrasyon Artışı:</span></span> Helal gıdalar, beyin fonksiyonlarını destekleyerek dikkat dağınıklığını azaltır ve konsantrasyonu artırır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Depresyon Riskini Azaltma:</span></span> Helal gıdaların içeriğindeki bazı bileşenler, depresyon gibi ruhsal rahatsızlıkların riskini azaltmaya yardımcı olabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Alzheimer Hastalığına Karşı Koruma:</span></span> Bazı araştırmalar, helal gıdaların Alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı koruyucu etkisi olabileceğini göstermektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç</span></span><br />
<br />
Helal gıdalar, sadece dini bir gereklilik değil, aynı zamanda beyin sağlığı için de önemli bir beslenme şeklidir. Helal gıdaların içeriğindeki besin öğeleri, beyin fonksiyonlarını destekleyerek hafıza, öğrenme, dikkat ve konsantrasyon gibi zihinsel süreçleri olumlu etkiler. Bu nedenle, hem dini inançları hem de sağlıklı bir yaşam sürdürmek isteyen kişiler için helal gıdalar önemli bir tercih olmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu bilgiler genel bir çerçeve sunmaktadır. Daha detaylı bilgi almak için bir uzmana danışmanız önerilir.<br />
<br />
Bu konuyla ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz, aşağıdaki anahtar kelimelerle arama yapabilirsiniz:<br />
<br />
    Helal gıda ve beyin sağlığı<br />
    Beslenme ve beyin<br />
    Omega-3 yağ asitleri ve beyin<br />
    Bağırsak-beyin bağı<br />
    Antioksidanlar ve beyin<br />
<br />
Ek olarak, bu konuda yapılmış bilimsel çalışmaları inceleyerek daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haram Gıdaların Bağımlılık Yapma Mekanizmaları</span></span><br />
<br />
Haram kılınan birçok gıdanın, özellikle işlenmiş ve yapay katkı maddeleri içerenlerin, bağımlılık yapıcı özellikleri bulunmaktadır. Bu durum, hem fiziksel hem de psikolojik bir bağımlılığa dönüşebilir. İşte haram gıdaların bağımlılık yapma mekanizmalarına dair bazı önemli noktalar:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Beyindeki Ödül Sisteminin Aktivasyonu:</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dopamin Salınımı:</span></span> Haram gıdalarda bulunan şeker, yağ ve tuz gibi maddeler, beyinde dopamin adı verilen bir nörotransmiterin salınımını tetikler. Dopamin, zevk ve haz alma duygusuyla ilişkilidir ve bağımlılığın temel mekanizmalarından biridir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bağımlılık Döngüsü:</span></span> Tekrarlayan tüketimle birlikte, beyin bu yüksek dopamin seviyesine alışır ve daha fazla uyarı için daha fazla miktarda haram gıdaya ihtiyaç duyar. Bu durum, bir bağımlılık döngüsünün oluşmasına neden olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Psikolojik Etkiler:</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Stres ve Anksiyete Yönetimi:</span></span> Bazı insanlar, stresli veya endişeli olduklarında haram gıdalara başvurarak geçici bir rahatlama sağlarlar. Bu durum, uzun vadede bir bağımlılık haline gelebilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Otoriteye Karşı Gelme:</span></span> Haram gıdaların yasak olması, bazı kişilerde bir isyan duygusu uyandırabilir ve bu durum, bağımlılık riskini artırabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sosyal Etkiler:</span></span> Çevre, arkadaş çevresi ve kültürel faktörler, haram gıdalara olan bağımlılığı tetikleyebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Fizyolojik Etkiler:</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kan Şekeri Dengesizlikleri:</span></span> Yüksek şekerli ve işlenmiş gıdalar, kan şekerinde ani yükselmelere ve düşüşlere neden olur. Bu durum, enerji düşüklüğü, halsizlik ve daha fazla yeme isteği gibi belirtilere yol açarak bağımlılığı güçlendirir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bağırsak Sağlığı:</span></span> Haram gıdaların bazıları, bağırsak florasını bozarak sindirim sorunlarına ve besin emilim bozukluklarına neden olabilir. Bu durum, vücudun daha fazla besin ihtiyacı hissetmesine ve dolayısıyla daha fazla yeme isteğine yol açabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Gıda Katkı Maddeleri:</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yapay Tatlandırıcılar:</span></span> Aspartam gibi yapay tatlandırıcılar, beyindeki ödül sistemini etkileyerek bağımlılık yapabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Renklendirici ve Koruyucular:</span></span> Bu maddeler, bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara ve bağımlılık yapıcı davranışlara neden olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haram Gıdalardan Kurtulmak İçin Ne Yapılabilir?</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Profesyonel Yardım Almak:</span></span> Bağımlılığın şiddetine bağlı olarak, bir psikolog veya diyetisyenden destek almak faydalı olabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yavaş Yavaş Değişim:</span></span> Birdenbire tüm haram gıdalardan vazgeçmek yerine, yavaş yavaş ve kontrollü bir şekilde tüketimini azaltmak daha sürdürülebilir bir yaklaşım olabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sağlıklı Alternatifler:</span></span> Haram gıdaların yerine, meyve, sebze, tam tahıllar gibi sağlıklı alternatifler tüketmek bağımlılığı kırmaya yardımcı olabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Düzenli Egzersiz:</span></span> Egzersiz, hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı iyileştirerek bağımlılıkla mücadelede etkili olabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Stres Yönetimi Teknikleri:</span></span> Meditasyon, yoga veya derin nefes alma gibi teknikler, stresle başa çıkmaya ve bağımlılıktan kurtulmaya yardımcı olabilir.<br />
<br />
Özetle, haram gıdaların bağımlılık yapma mekanizmaları karmaşık bir yapıya sahiptir ve hem fiziksel hem de psikolojik faktörlerden etkilenir. Bağımlılıktan kurtulmak için profesyonel destek almak, sağlıklı beslenmeye özen göstermek ve stres yönetimi tekniklerini uygulamak önemlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haram ve Yasak Maddelerin İbadetlere Etkisi: Tembellik ve İmani Zayıflama</span></span><br />
<br />
İslam dininde helal ve haram kavramları, sadece beslenmeyle sınırlı kalmayıp, insanın bütün hayatını kapsayan geniş bir çerçevedir. Haram ve yasak maddeler, insanın hem bedensel hem de ruhsal sağlığını olumsuz etkileyerek ibadet hayatını da olumsuz yönde etkiler. Bu makalede, haram ve yasak maddelerin insanlarda tembellik meydana getirmesi, imanı zayıflatması ve ibadetlerden alınan zevki yok etmesi gibi konulara değinilecektir.<br />
Haram ve Yasak Maddelerin İnsan Psikolojisine Etkileri<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Beyin Kimyası:</span></span> Haram ve yasak maddeler, beyindeki ödül sistemini etkileyerek bağımlılık yapar. Bu durum, kişinin zevk alma duygusunu bu maddelere bağımlı hale getirir ve diğer zevkli faaliyetlerden, örneğin ibadetten zevk almasını zorlaştırır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Enerji Düşüklüğü:</span></span> Haram ve yasak maddeler, vücuttaki enerji dengesini bozarak halsizlik, yorgunluk ve isteksizlik gibi durumlar yaratır. Bu durum, ibadetlere karşı isteksizliğe neden olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vicdan Azabı:</span></span> Haram bir şeyi tüketmek, kişinin vicdanında rahatsızlık yaratır. Bu durum, ibadet sırasında kişinin zihninin dağılmasına ve huzursuzluk yaşamasına neden olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Motivasyon Kaybı:</span></span> Haram ve yasak maddeler, kişinin hayata karşı olan motivasyonunu düşürür. Bu durum, ibadetlere karşı da bir kayıtsızlık yaratır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haram ve Yasak Maddelerin İbadetlere Etkisi</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbadetlerden Alınan Zevkin Yok Olması:</span></span> Haram ve yasak maddeler, beyindeki ödül sistemini meşgul ederek ibadetlerden alınan zevki azaltır veya yok eder.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbadetlere Karşı İsteksizlik:</span></span> Haram ve yasak maddelerin yarattığı halsizlik, yorgunluk ve isteksizlik, kişinin ibadetlere karşı isteksizleşmesine neden olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Konsantrasyon Bozukluğu:</span></span> Haram ve yasak maddeler, kişinin konsantrasyonunu bozarak ibadet sırasında zihnin dağılmasına neden olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sabırsızlık:</span></span> Haram ve yasak maddeler, kişinin sabırsızlanmasına neden olur. Bu durum, ibadetlerin uzun süreli ve düzenli olarak yapılması gereken bir ibadet olduğu düşünüldüğünde, ibadetleri aksatmasına neden olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbadetlerin Haram ve Yasak Maddelere Karşı Koruyucu Rolü</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vicdanın Temizlenmesi:</span></span> İbadetler, kişinin vicdanını temizleyerek ruh sağlığını korur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sabır ve Kararlılık Kazandırır:</span></span> İbadetler, kişiye sabır ve kararlılık kazandırır. Bu sayede kişi, haram ve yasak maddelere karşı daha dirençli hale gelir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'a Yakınlaştırır:</span></span> İbadetler, kişiyi Allah'a yaklaştırarak O'nun sevgisini kazanmasına yardımcı olur. Bu sayede kişi, haram ve yasak şeylerden uzak durmak için daha fazla istekli olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hayata Anlam Katar:</span></span> İbadetler, hayata bir anlam katarak kişinin boşluk hissetmesini engeller. Bu sayede kişi, haram ve yasak maddelere başvurma ihtiyacı duymaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç</span></span><br />
<br />
Haram ve yasak maddeler, insanın hem bedensel hem de ruhsal sağlığını olumsuz etkileyerek ibadet hayatını da olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle Müslümanlar için helal ve haram kavramlarına dikkat etmek, ibadetlerini daha verimli bir şekilde yapabilmeleri için oldukça önemlidir. İbadetler, hem dünya hayatı hem de ahiret hayatı için insanı kurtuluş yoluna ulaştıran en önemli araçlardan biridir.<br />
<br />
Umarım bu makale, haram ve yasak maddelerin ibadetlere etkisi hakkında size daha fazla bilgi vermiştir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günümüzde helal gıda bilincinin artırılması için yapılabilecekler</span></span><br />
<br />
Günümüzde helal gıda bilincinin artırılması, hem Müslüman tüketicilerin haklarını koruma hem de küresel gıda pazarında helal gıdaların daha fazla yer almasını sağlamak açısından büyük önem taşımaktadır. Bu amaçla yapılabilecek bazı önemli çalışmalar şunlardır:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Eğitim ve Bilinçlendirme</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okullarda ve Üniversitelerde Dersler:</span></span> Müfredata helal gıda bilgileri eklenerek, gelecek nesillere küçük yaştan itibaren doğru bilgiler verilebilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Seminerler ve Atölyeler:</span></span> Tüketicilere yönelik düzenlenecek seminerler ve atölyelerle helal gıda hakkında detaylı bilgiler verilebilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Medya Kampanyaları:</span></span> Televizyon, radyo ve sosyal medya gibi platformlarda helal gıda bilinçlendirme kampanyaları düzenlenebilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Din Adamlarının Rolü:</span></span> Din adamları, cemaatlerine helal gıda konusunda bilgi vererek bilinçlendirme çalışmalarına öncülük edebilirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Standartlaşma ve Sertifikasyon</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Uluslararası Standartların Geliştirilmesi:</span></span> Helal gıda standartlarının uluslararası alanda daha da geliştirilmesi ve uyumlaştırılması, tüketicilerin güvenini artıracaktır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sertifika Süreçlerinin Şeffaflaştırılması:</span></span> Helal sertifika veren kuruluşların süreçlerinin daha şeffaf hale getirilmesi, tüketicilerin sertifikalara olan güvenini artıracaktır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sertifika Denetimi Mekanizmalarının Güçlendirilmesi:</span></span> Sertifikalı ürünlerin sürekli olarak denetlenmesi, tüketicileri yanıltıcı uygulamalardan koruyacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Pazarlama ve Tanıtım</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Gıda Markalarının Desteklenmesi:</span></span> Helal gıda üreten markaların tanıtımı ve desteklenmesi, pazarın büyümesine katkı sağlayacaktır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Gıda Fuarları:</span></span> Helal gıda üreticileri ve tüketicileri bir araya getirecek fuarlar düzenlenebilir.<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Sosyal Medya Kullanımı:</span></span> Sosyal medya platformları, helal gıda hakkında bilgi paylaşımı ve tüketicilerle etkileşim için etkin bir araçtır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mevzuat ve Yasal Düzenlemeler</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Gıda Mevzuatının Güncellenmesi:</span></span> Mevcut mevzuatın güncellenerek helal gıda üretimi ve ticaretinin daha iyi düzenlenmesi sağlanabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Gıda Güvenliği Yönetmeliklerinin Geliştirilmesi:</span></span> Helal gıda güvenliği yönetmeliklerinin geliştirilmesi, tüketici sağlığını koruyacaktır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Destekleyici Politikalar:</span></span> Hükümetler, helal gıda sektörünü destekleyici politikalar geliştirebilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
İş Birliği ve Koordinasyon</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kamu, Özel Sektör ve Sivil Toplum Kuruluşları Arası İş Birliği:</span></span> Bu kurumların ortak çalışmasıyla daha etkili sonuçlar alınabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Uluslararası İş Birliği:</span></span> Helal gıda konusunda uluslararası iş birliği yaparak, küresel pazarda daha güçlü bir konum elde edilebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tüketici Bilincinin Artırılması</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Eğitim Programları:</span></span> Tüketicilere yönelik eğitim programları düzenlenerek, helal gıda hakkında doğru bilgiye ulaşmaları sağlanabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Gıda Etiketlerinin Anlaşılır Olması:</span></span> Ürün etiketlerinin daha anlaşılır hale getirilerek, tüketicilerin ürünler hakkında daha bilinçli kararlar vermeleri desteklenebilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Gıda Derneklerinin Rolü:</span></span> Helal gıda dernekleri, tüketicileri bilgilendirme ve haklarını koruma konusunda önemli bir role sahiptir.<br />
<br />
Bu sayede, helal gıda bilinci artırılarak, hem Müslüman tüketicilerin talepleri karşılanabilir hem de Türkiye helal gıda sektöründe daha güçlü bir konuma gelebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek olarak, aşağıdaki konulara da dikkat etmek önemlidir:</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Lojistik:</span></span> Üretimden tüketiciye kadar tüm süreçte helal standartların korunması için lojistik altyapının güçlendirilmesi.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Araştırma ve Geliştirme:</span></span> Helal gıda sektöründe Ar-Ge çalışmalarına destek verilerek yeni ürünler geliştirilmesi.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Turizm:</span></span> Helal gıda ve turizmi birleştirerek yeni pazarlar yaratılması.<br />
<br />
Bu önerilerle birlikte, helal gıda bilincinin artırılması ve sektörün daha da gelişmesi mümkün olacaktır.<br />
<br />
Umarım bu makale, helal ve haram gıdaların insan psikolojisi ve ibadete etkileri hakkında size daha fazla bilgi vermiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu makalede genel bilgiler verilmiştir. Daha detaylı bilgi için ilgili alan uzmanlarına başvurulmalıdır.<br />
<br />
Geri bildirimleriniz, bu makaleyi geliştirmemde bana yardımcı olacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anahtar Kelimeler:</span></span> Helal gıda, haram gıda, ibadet, psikoloji, ruh sağlığı, vicdan, odaklanma, maneviyat<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Autor</span></span><br />
<br />
Google Gemini ve Raşit Tunca</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://forum.bizdeblog.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=175859" target="_blank" title="">Helal ve Haram Gıdaların İnsan Psikolojisi ve İbadete Etkileri-2.jpg</a> (Size: 241.73 KB / Downloads: 95)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal ve Haram Gıdaların İnsan Psikolojisi ve İbadete Etkileri</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Giriş</span></span><br />
<br />
İslam dininde helal ve haram kavramları, sadece beslenmeyle sınırlı kalmayan, hayatın her alanını kapsayan geniş bir çerçevedir. Helal gıdalar, Allah'ın izin verdiği ve tüketilmesinde sakınca bulunmayan gıdalardır. Haram gıdalar ise Allah'ın yasakladığı ve tüketilmesi günah olan gıdalardır. Bu çalışmada, helal ve haram gıdaların insan psikolojisi ve ibadete etkileri üzerinde durulacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Gıdaların İnsan Psikolojisi ve İbadete Etkileri</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ruhsal Sağlık:</span></span> Helal gıdaların tüketimi, kişinin bedensel ve ruhsal sağlığını olumlu etkiler. Temiz ve helal beslenme, vücuttaki enerji dengesini sağlar, sindirim sistemini düzenler ve ruhsal olarak daha iyi hissetmeyi sağlar. Bu durum, ibadetlere karşı daha istekli olmayı ve huşu içinde ibadet etmeyi kolaylaştırır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vicdan Rahatlığı:</span></span> Helal gıdalar tüketerek kişi, Allah’ın emirlerine uyduğunun bilinciyle vicdan rahatlığı yaşar. Bu durum, ibadetlerin kabul olma umudunu artırır ve kişinin maneviyatını güçlendirir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Odaklanma ve Konsantrasyon:</span></span> Helal gıdalar, vücuttaki toksinlerin atılmasını sağlayarak beyin fonksiyonlarını destekler. Bu sayede kişi, ibadet sırasında daha iyi odaklanabilir ve zihni daha açık bir şekilde ibadete verebilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sabır ve İrade Gücü:</span></span> Helal gıdalara riayet etmek, kişinin sabır ve irade gücünü geliştirir. Bu durum, ibadetlerde karşılaşılan zorlukları aşmada önemli bir rol oynar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haram Gıdaların İbadet ve Tefekkür Kuvvetini Azaltması</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vicdan Azabı:</span></span> Haram gıdaların tüketilmesi, kişinin vicdanında rahatsızlık yaratır ve ibadetlerde huzursuzluk yaşamasına neden olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Odaklanma Zorluğu:</span></span> Haram gıdaların vücuttaki olumsuz etkileri, kişinin zihinsel olarak yorulmasına ve ibadet sırasında odaklanamamasına yol açabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Manevi Duyguların Zayıflaması:</span></span> Haram gıdaların tüketimi, kişinin Allah’a olan bağını zayıflatır ve manevi duygularını köreltir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbadetlere Karşı Soğuma:</span></span> Haram gıdalar, ibadetlere karşı bir soğukluk yaratabilir ve kişinin ibadetlerden uzaklaşmasına neden olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç</span></span><br />
<br />
Helal ve haram gıdaların insan psikolojisi ve ibadete etkileri incelendiğinde, helal gıdaların kişinin hem bedensel hem de ruhsal sağlığına olumlu katkıları olduğu görülmektedir. Haram gıdalar ise kişinin ibadet hayatını olumsuz etkileyerek, maneviyatını zayıflatmaktadır. Bu nedenle, Müslümanlar için helal gıdalara dikkat etmek, ibadetlerin kabul olması ve kişinin manevi yönden gelişmesi açısından büyük önem taşımaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Özetle:</span></span><br />
<br />
    Helal gıdalar, ruhsal sağlığı güçlendirir, vicdan rahatlığı sağlar ve ibadetlere karşı istekliliği artırır.<br />
    Haram gıdalar, vicdan azabı yaratır, odaklanmayı zorlaştırır ve manevi duyguları zayıflatır.<br />
    Helal gıdalara riayet etmek, kişinin ibadet hayatını olumlu yönde etkiler.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Gıdaların Beyin Üzerindeki Etkileri</span></span><br />
<br />
Helal gıdaların sadece dini bir gereklilik değil, aynı zamanda insan sağlığı için de önemli bir boyut taşıdığı bilinmektedir. Özellikle beyin sağlığı üzerindeki etkileri, günümüzde yapılan bilimsel araştırmalarla daha iyi anlaşılmaya başlanmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Gıdaların Beyni Nasıl Etkiliyor?</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bağırsak-Beyin Bağlantısı:</span></span> Helal gıdalar, genellikle doğal ve işlenmemiş olmaları nedeniyle bağırsak sağlığını olumlu etkiler. Bağırsaklar ise "ikinci beyin" olarak adlandırılır, çünkü sindirim sistemi ile beyin arasında güçlü bir bağlantı vardır. Sağlıklı bir bağırsak, beyin sağlığı için de elzemdir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besin Öğeleri:</span></span> Helal gıdalar, genellikle B vitamini, omega-3 yağ asitleri gibi beyin fonksiyonları için önemli olan besin öğeleri açısından zengindir. Bu besinler, sinir hücrelerinin sağlıklı çalışmasını destekler, hafızayı güçlendirir ve öğrenme yeteneğini artırır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Antioksidanlar:</span></span> Helal gıdalarda bulunan antioksidanlar, beyni serbest radikallerin zararlı etkilerinden korur. Bu sayede, beyin hücreleri hasar görmez ve bilişsel fonksiyonlar korunur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Stres Azaltıcı Etki:</span></span> Helal gıdalarla beslenen kişilerin genellikle daha az stresli olduğu gözlemlenir. Stres, beyin sağlığı için zararlı bir faktördür. Helal gıdaların bu konuda olumlu etkisi, kişinin genel ruh halini de olumlu yönde etkiler.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Uyku Kalitesi:</span></span> Helal gıdalar, uyku düzenini düzenleyerek daha kaliteli bir uyku çekmeye yardımcı olur. Uyku, beyin sağlığı için çok önemlidir, çünkü beyin uyku sırasında kendini yeniler ve onarır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Gıdaların Beyin Sağlığına Katkıları</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hafıza Güçlendirme:</span></span> Özellikle omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan balık gibi helal gıdalar, hafıza güçlendirmeye ve öğrenme yeteneğini artırmaya yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Konsantrasyon Artışı:</span></span> Helal gıdalar, beyin fonksiyonlarını destekleyerek dikkat dağınıklığını azaltır ve konsantrasyonu artırır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Depresyon Riskini Azaltma:</span></span> Helal gıdaların içeriğindeki bazı bileşenler, depresyon gibi ruhsal rahatsızlıkların riskini azaltmaya yardımcı olabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Alzheimer Hastalığına Karşı Koruma:</span></span> Bazı araştırmalar, helal gıdaların Alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı koruyucu etkisi olabileceğini göstermektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç</span></span><br />
<br />
Helal gıdalar, sadece dini bir gereklilik değil, aynı zamanda beyin sağlığı için de önemli bir beslenme şeklidir. Helal gıdaların içeriğindeki besin öğeleri, beyin fonksiyonlarını destekleyerek hafıza, öğrenme, dikkat ve konsantrasyon gibi zihinsel süreçleri olumlu etkiler. Bu nedenle, hem dini inançları hem de sağlıklı bir yaşam sürdürmek isteyen kişiler için helal gıdalar önemli bir tercih olmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu bilgiler genel bir çerçeve sunmaktadır. Daha detaylı bilgi almak için bir uzmana danışmanız önerilir.<br />
<br />
Bu konuyla ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz, aşağıdaki anahtar kelimelerle arama yapabilirsiniz:<br />
<br />
    Helal gıda ve beyin sağlığı<br />
    Beslenme ve beyin<br />
    Omega-3 yağ asitleri ve beyin<br />
    Bağırsak-beyin bağı<br />
    Antioksidanlar ve beyin<br />
<br />
Ek olarak, bu konuda yapılmış bilimsel çalışmaları inceleyerek daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haram Gıdaların Bağımlılık Yapma Mekanizmaları</span></span><br />
<br />
Haram kılınan birçok gıdanın, özellikle işlenmiş ve yapay katkı maddeleri içerenlerin, bağımlılık yapıcı özellikleri bulunmaktadır. Bu durum, hem fiziksel hem de psikolojik bir bağımlılığa dönüşebilir. İşte haram gıdaların bağımlılık yapma mekanizmalarına dair bazı önemli noktalar:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Beyindeki Ödül Sisteminin Aktivasyonu:</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dopamin Salınımı:</span></span> Haram gıdalarda bulunan şeker, yağ ve tuz gibi maddeler, beyinde dopamin adı verilen bir nörotransmiterin salınımını tetikler. Dopamin, zevk ve haz alma duygusuyla ilişkilidir ve bağımlılığın temel mekanizmalarından biridir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bağımlılık Döngüsü:</span></span> Tekrarlayan tüketimle birlikte, beyin bu yüksek dopamin seviyesine alışır ve daha fazla uyarı için daha fazla miktarda haram gıdaya ihtiyaç duyar. Bu durum, bir bağımlılık döngüsünün oluşmasına neden olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Psikolojik Etkiler:</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Stres ve Anksiyete Yönetimi:</span></span> Bazı insanlar, stresli veya endişeli olduklarında haram gıdalara başvurarak geçici bir rahatlama sağlarlar. Bu durum, uzun vadede bir bağımlılık haline gelebilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Otoriteye Karşı Gelme:</span></span> Haram gıdaların yasak olması, bazı kişilerde bir isyan duygusu uyandırabilir ve bu durum, bağımlılık riskini artırabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sosyal Etkiler:</span></span> Çevre, arkadaş çevresi ve kültürel faktörler, haram gıdalara olan bağımlılığı tetikleyebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Fizyolojik Etkiler:</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kan Şekeri Dengesizlikleri:</span></span> Yüksek şekerli ve işlenmiş gıdalar, kan şekerinde ani yükselmelere ve düşüşlere neden olur. Bu durum, enerji düşüklüğü, halsizlik ve daha fazla yeme isteği gibi belirtilere yol açarak bağımlılığı güçlendirir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bağırsak Sağlığı:</span></span> Haram gıdaların bazıları, bağırsak florasını bozarak sindirim sorunlarına ve besin emilim bozukluklarına neden olabilir. Bu durum, vücudun daha fazla besin ihtiyacı hissetmesine ve dolayısıyla daha fazla yeme isteğine yol açabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Gıda Katkı Maddeleri:</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yapay Tatlandırıcılar:</span></span> Aspartam gibi yapay tatlandırıcılar, beyindeki ödül sistemini etkileyerek bağımlılık yapabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Renklendirici ve Koruyucular:</span></span> Bu maddeler, bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara ve bağımlılık yapıcı davranışlara neden olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haram Gıdalardan Kurtulmak İçin Ne Yapılabilir?</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Profesyonel Yardım Almak:</span></span> Bağımlılığın şiddetine bağlı olarak, bir psikolog veya diyetisyenden destek almak faydalı olabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yavaş Yavaş Değişim:</span></span> Birdenbire tüm haram gıdalardan vazgeçmek yerine, yavaş yavaş ve kontrollü bir şekilde tüketimini azaltmak daha sürdürülebilir bir yaklaşım olabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sağlıklı Alternatifler:</span></span> Haram gıdaların yerine, meyve, sebze, tam tahıllar gibi sağlıklı alternatifler tüketmek bağımlılığı kırmaya yardımcı olabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Düzenli Egzersiz:</span></span> Egzersiz, hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı iyileştirerek bağımlılıkla mücadelede etkili olabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Stres Yönetimi Teknikleri:</span></span> Meditasyon, yoga veya derin nefes alma gibi teknikler, stresle başa çıkmaya ve bağımlılıktan kurtulmaya yardımcı olabilir.<br />
<br />
Özetle, haram gıdaların bağımlılık yapma mekanizmaları karmaşık bir yapıya sahiptir ve hem fiziksel hem de psikolojik faktörlerden etkilenir. Bağımlılıktan kurtulmak için profesyonel destek almak, sağlıklı beslenmeye özen göstermek ve stres yönetimi tekniklerini uygulamak önemlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haram ve Yasak Maddelerin İbadetlere Etkisi: Tembellik ve İmani Zayıflama</span></span><br />
<br />
İslam dininde helal ve haram kavramları, sadece beslenmeyle sınırlı kalmayıp, insanın bütün hayatını kapsayan geniş bir çerçevedir. Haram ve yasak maddeler, insanın hem bedensel hem de ruhsal sağlığını olumsuz etkileyerek ibadet hayatını da olumsuz yönde etkiler. Bu makalede, haram ve yasak maddelerin insanlarda tembellik meydana getirmesi, imanı zayıflatması ve ibadetlerden alınan zevki yok etmesi gibi konulara değinilecektir.<br />
Haram ve Yasak Maddelerin İnsan Psikolojisine Etkileri<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Beyin Kimyası:</span></span> Haram ve yasak maddeler, beyindeki ödül sistemini etkileyerek bağımlılık yapar. Bu durum, kişinin zevk alma duygusunu bu maddelere bağımlı hale getirir ve diğer zevkli faaliyetlerden, örneğin ibadetten zevk almasını zorlaştırır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Enerji Düşüklüğü:</span></span> Haram ve yasak maddeler, vücuttaki enerji dengesini bozarak halsizlik, yorgunluk ve isteksizlik gibi durumlar yaratır. Bu durum, ibadetlere karşı isteksizliğe neden olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vicdan Azabı:</span></span> Haram bir şeyi tüketmek, kişinin vicdanında rahatsızlık yaratır. Bu durum, ibadet sırasında kişinin zihninin dağılmasına ve huzursuzluk yaşamasına neden olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Motivasyon Kaybı:</span></span> Haram ve yasak maddeler, kişinin hayata karşı olan motivasyonunu düşürür. Bu durum, ibadetlere karşı da bir kayıtsızlık yaratır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haram ve Yasak Maddelerin İbadetlere Etkisi</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbadetlerden Alınan Zevkin Yok Olması:</span></span> Haram ve yasak maddeler, beyindeki ödül sistemini meşgul ederek ibadetlerden alınan zevki azaltır veya yok eder.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbadetlere Karşı İsteksizlik:</span></span> Haram ve yasak maddelerin yarattığı halsizlik, yorgunluk ve isteksizlik, kişinin ibadetlere karşı isteksizleşmesine neden olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Konsantrasyon Bozukluğu:</span></span> Haram ve yasak maddeler, kişinin konsantrasyonunu bozarak ibadet sırasında zihnin dağılmasına neden olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sabırsızlık:</span></span> Haram ve yasak maddeler, kişinin sabırsızlanmasına neden olur. Bu durum, ibadetlerin uzun süreli ve düzenli olarak yapılması gereken bir ibadet olduğu düşünüldüğünde, ibadetleri aksatmasına neden olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbadetlerin Haram ve Yasak Maddelere Karşı Koruyucu Rolü</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vicdanın Temizlenmesi:</span></span> İbadetler, kişinin vicdanını temizleyerek ruh sağlığını korur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sabır ve Kararlılık Kazandırır:</span></span> İbadetler, kişiye sabır ve kararlılık kazandırır. Bu sayede kişi, haram ve yasak maddelere karşı daha dirençli hale gelir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'a Yakınlaştırır:</span></span> İbadetler, kişiyi Allah'a yaklaştırarak O'nun sevgisini kazanmasına yardımcı olur. Bu sayede kişi, haram ve yasak şeylerden uzak durmak için daha fazla istekli olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hayata Anlam Katar:</span></span> İbadetler, hayata bir anlam katarak kişinin boşluk hissetmesini engeller. Bu sayede kişi, haram ve yasak maddelere başvurma ihtiyacı duymaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç</span></span><br />
<br />
Haram ve yasak maddeler, insanın hem bedensel hem de ruhsal sağlığını olumsuz etkileyerek ibadet hayatını da olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle Müslümanlar için helal ve haram kavramlarına dikkat etmek, ibadetlerini daha verimli bir şekilde yapabilmeleri için oldukça önemlidir. İbadetler, hem dünya hayatı hem de ahiret hayatı için insanı kurtuluş yoluna ulaştıran en önemli araçlardan biridir.<br />
<br />
Umarım bu makale, haram ve yasak maddelerin ibadetlere etkisi hakkında size daha fazla bilgi vermiştir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günümüzde helal gıda bilincinin artırılması için yapılabilecekler</span></span><br />
<br />
Günümüzde helal gıda bilincinin artırılması, hem Müslüman tüketicilerin haklarını koruma hem de küresel gıda pazarında helal gıdaların daha fazla yer almasını sağlamak açısından büyük önem taşımaktadır. Bu amaçla yapılabilecek bazı önemli çalışmalar şunlardır:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Eğitim ve Bilinçlendirme</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okullarda ve Üniversitelerde Dersler:</span></span> Müfredata helal gıda bilgileri eklenerek, gelecek nesillere küçük yaştan itibaren doğru bilgiler verilebilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Seminerler ve Atölyeler:</span></span> Tüketicilere yönelik düzenlenecek seminerler ve atölyelerle helal gıda hakkında detaylı bilgiler verilebilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Medya Kampanyaları:</span></span> Televizyon, radyo ve sosyal medya gibi platformlarda helal gıda bilinçlendirme kampanyaları düzenlenebilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Din Adamlarının Rolü:</span></span> Din adamları, cemaatlerine helal gıda konusunda bilgi vererek bilinçlendirme çalışmalarına öncülük edebilirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Standartlaşma ve Sertifikasyon</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Uluslararası Standartların Geliştirilmesi:</span></span> Helal gıda standartlarının uluslararası alanda daha da geliştirilmesi ve uyumlaştırılması, tüketicilerin güvenini artıracaktır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sertifika Süreçlerinin Şeffaflaştırılması:</span></span> Helal sertifika veren kuruluşların süreçlerinin daha şeffaf hale getirilmesi, tüketicilerin sertifikalara olan güvenini artıracaktır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sertifika Denetimi Mekanizmalarının Güçlendirilmesi:</span></span> Sertifikalı ürünlerin sürekli olarak denetlenmesi, tüketicileri yanıltıcı uygulamalardan koruyacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Pazarlama ve Tanıtım</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Gıda Markalarının Desteklenmesi:</span></span> Helal gıda üreten markaların tanıtımı ve desteklenmesi, pazarın büyümesine katkı sağlayacaktır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Gıda Fuarları:</span></span> Helal gıda üreticileri ve tüketicileri bir araya getirecek fuarlar düzenlenebilir.<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Sosyal Medya Kullanımı:</span></span> Sosyal medya platformları, helal gıda hakkında bilgi paylaşımı ve tüketicilerle etkileşim için etkin bir araçtır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mevzuat ve Yasal Düzenlemeler</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Gıda Mevzuatının Güncellenmesi:</span></span> Mevcut mevzuatın güncellenerek helal gıda üretimi ve ticaretinin daha iyi düzenlenmesi sağlanabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Gıda Güvenliği Yönetmeliklerinin Geliştirilmesi:</span></span> Helal gıda güvenliği yönetmeliklerinin geliştirilmesi, tüketici sağlığını koruyacaktır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Destekleyici Politikalar:</span></span> Hükümetler, helal gıda sektörünü destekleyici politikalar geliştirebilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
İş Birliği ve Koordinasyon</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kamu, Özel Sektör ve Sivil Toplum Kuruluşları Arası İş Birliği:</span></span> Bu kurumların ortak çalışmasıyla daha etkili sonuçlar alınabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Uluslararası İş Birliği:</span></span> Helal gıda konusunda uluslararası iş birliği yaparak, küresel pazarda daha güçlü bir konum elde edilebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tüketici Bilincinin Artırılması</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Eğitim Programları:</span></span> Tüketicilere yönelik eğitim programları düzenlenerek, helal gıda hakkında doğru bilgiye ulaşmaları sağlanabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Gıda Etiketlerinin Anlaşılır Olması:</span></span> Ürün etiketlerinin daha anlaşılır hale getirilerek, tüketicilerin ürünler hakkında daha bilinçli kararlar vermeleri desteklenebilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Gıda Derneklerinin Rolü:</span></span> Helal gıda dernekleri, tüketicileri bilgilendirme ve haklarını koruma konusunda önemli bir role sahiptir.<br />
<br />
Bu sayede, helal gıda bilinci artırılarak, hem Müslüman tüketicilerin talepleri karşılanabilir hem de Türkiye helal gıda sektöründe daha güçlü bir konuma gelebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek olarak, aşağıdaki konulara da dikkat etmek önemlidir:</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Lojistik:</span></span> Üretimden tüketiciye kadar tüm süreçte helal standartların korunması için lojistik altyapının güçlendirilmesi.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Araştırma ve Geliştirme:</span></span> Helal gıda sektöründe Ar-Ge çalışmalarına destek verilerek yeni ürünler geliştirilmesi.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Helal Turizm:</span></span> Helal gıda ve turizmi birleştirerek yeni pazarlar yaratılması.<br />
<br />
Bu önerilerle birlikte, helal gıda bilincinin artırılması ve sektörün daha da gelişmesi mümkün olacaktır.<br />
<br />
Umarım bu makale, helal ve haram gıdaların insan psikolojisi ve ibadete etkileri hakkında size daha fazla bilgi vermiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu makalede genel bilgiler verilmiştir. Daha detaylı bilgi için ilgili alan uzmanlarına başvurulmalıdır.<br />
<br />
Geri bildirimleriniz, bu makaleyi geliştirmemde bana yardımcı olacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anahtar Kelimeler:</span></span> Helal gıda, haram gıda, ibadet, psikoloji, ruh sağlığı, vicdan, odaklanma, maneviyat<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Autor</span></span><br />
<br />
Google Gemini ve Raşit Tunca</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>